Perşembe, Kasım 04, 2010

CRP ile başımız dert de

sonuç

Küçük adamımın pazartesi öğleden beri ateşi var.Birkaç gün öncesinden huzurluk ve iştahsızlık başlamıştı zaten.Pazartesi öğlen aradı babaannesi ateşi çıktı Erayın dedi. İbufen ve calpol dönüşümlü olarak vermeye başladık.

Kelimelerimizin arasına yeni bir kelime daha eklendi. Çıp(çöp).

-Eray yemek yer misin oğlum,bak ne güzel pişirmiş babaannen
-öğğğğ öğğğ çıpö çıpö at
-Eray bak muz sen çok seversin
-öğğğğ öğğğ çıpö çıpö at

Ne verirsek verelim öğğğğ öğğğ çıpö çıpö at diyor ağzına bir lokma koymuyor. 3-4 günde bir çocuk bu kadar mu süzülür, moralimiz çok bozuk.

Salı günü aferin vermeye başladık (hafif bir soğuk algınlığı ise iyi gelir düşüncesiyle) 8 saat arayla. Gündüz daha iyi ama gece ateşi çok çıkıyordu bizde dün doktorumuza gittik. Öncesinde aradım tüm randevular pazartesi gününe kadar dolu dediler asistanıyla görüştük randevulu hastalar bitince sizi alırız dedi bizde 16,00 gittik hastaneye.

O da ne birde randevusuz hasta sırası var ki oyy ki oyyy. Asistanı 6. sıradasınız dedi ama bu arada Erayın ilaç etkisini kaybedince ateşi tekrar çıkmaya başladı .Ateşini ölçtüler 38,5 .Doktora sorarak ateş düşürücü verdiler . Biz bekliyoruz ama Şükrü bey bize mutlaka kan tahlili verir acaba yaptırsak mı dedim asistanına.Yerinden kalkıp sormaya bile tenezzül etmeden aaa olur mu doktor bey önce görecek dedi. Ama 17,00 çıkacak ve yarın gelmeyecek diyorsunuz sonuçlar yetişmez ki dedim. Dediğim gibi önce doktor bey görecek dedi. Doktor bey ara ara çıkıp müşaade odasına gidiyor 15 dakika gelmiyor doğal olarak sıra hiç ilerlemiyor herkes iyice sabırsızlanıyor. 45 dakika sonra asistanı herkesin içinde dedi ki

-erayı müşaade odasına alalım
-yok biz böyle iyiyiz saolun
-yok yok biz erayı müşaadeye alalım
-hııı aslında gerek yok , neyse gidelim

 meğersem Eray ateşli diye kimseninde tepkisini almamak için acil hastaları tek tek müşaade odasına çekip doktor bey kontrol ediyormuş.Çünkü konferansı var ve 20,00 deki uçağa yetişmek için adam odadan odaya koşup duruyor.Sonra Erayı muayene etti.

-Annesi telaşlanacak birşey yok boğazı hafif kızarık
-ama ateşi hiç düşmüyor
-erayın crp ile geçmişini biliyordunuz keşke bir kan tahlili yaptırsaydınız gelir gelmez
-ama asistanınıza dedim önce doktorumuz görecek dedi
-sonuçta siz biliyorsunuz crp ile geçmişini ve tahlil vereceğimi içeri gelip bana sordursaydınız keşke, neyse sonuçlar çıkınca hemen bana telefon açın bence hiçç antibiyotik kullanmaya bile gerek olmayacak, sonuçlarında da birşey çıkacağını zannetmiyorum
-inşallah öyledir, bence yine crp delirdi ,çünkü ateş ilaç kullanmayınca düşmüyor, hatta kullansak bile az da olsa ateşimiz oluyor.

tahiller yapıldı, o kadar hastayı bırakıp çıkamadığı için tahlillerimiz yetişti, mutlaka antibiyotik kullanmak şart dedi, çünkü crp değerimiz yüksek çıktı, cuma günü sabah erkenden bekliyorum dedi.
alfasid(antibiyotik)
iburamin(ateş düşürü, ağrı kesici)
immuzinc(bağışıklık güçlendirici) verdi

Eray beş günlükken bugüne kadar tüm kontrollerini yaptırdığımız doktorumuz Eray PFAPA değil diyor üstüne basa basa. Ama Memorialdeki prof ise eraya PFAPA teşhisi koydu. Ateşi çıkınca çok düşündük kime gideceğimizi şaşırdık. Eşim ısrarla bence bir kere daha kendi doktorumuza götürelim dedi. Eğer antibiyotiği bitirdikten sonraki bir hafta 10 gün içinde ateşlenirse demek ki PFAPA kesin diyebileceğiz çünkü antibiyotik PFAPA da işe yaramıyor,işe yaramadığı içinde bir süre sonra ateş tekrar yeniliyor.Bakalım cuma gününki tahlillerde ne çıkacak, antibiyotik işe yarayacak mı, kafamız çok karışık, moralimiz ise çok bozuk. Bugünlerimize de şükürler olsun,Allah bugünlerimizi aratmasın.

sonuç1

Çarşamba, Kasım 03, 2010

rüya olmadığına o kadar da emindim ki aslında

deprem72

tontalağım hasta ateş düşürücü verdim, ateşin düşmesini beklerken uyku ile uyanıklık arasında bir yerlerdeydim.Birden gözlerimi açtım ve eşimi kaldırdım erol kalk deprem oldu, dedim.O kadar ağırdır ki uykusu birkaç dakika uyandırmak için uğraştım.
-ne depremi yanılıyorsun ben birşey hissetmedim
-sen top patlasa kulağının dibinde hissetmezsin ki depremi nasıl hissedeceksin, cep telefonundan girer misin internete bakalım merkez üstü neresiymiş, bu arada saat kaç
-04,58,

 internette de birşey yazmıyor sabah oldu koştum açtım televizyonu haberlerde birşey yok, işe gelirken radyoda haberleri dinledim birşey yok. Eşime sürekli gerçek olduğuna yemin bile edebilirim, sallandığımızı hissettim dedim durdum.İşyerine geldim arkadaş dedi ki seni rüyamda gördüm. Bende sallandığımızı hissettim galiba deprem olduğunu gördüm rüyamda halbuki rüya olmadığına o kadar emindim ki, o kadar gerçekte ki...

09,15 saat eşim msn den link göndermiş http://www.ntvmsnbc.com/id/25147516/ biliyordum rüya olmadığını dedim kendi kendime, neyse geçmiş olsun herkese.İnşallah Allahım daha büyük depremlerden korur hepimizi.

Pazartesi, Kasım 01, 2010

alooo dede

Kuaför

Cuma sabahı küçük bir el dürttü beni
 -anne galk, anne galk
-efendimm oğlum
-anne galk ,deden
-sabah sabah ne dedeni, bak bugün evdeyim oğlum gel yatalım
-ıııı (başını sallıyor)
anne deden
-hem dedene nasıl gideceğiz gel yatalım
-bırrrnnn bırrnnn
-ha demek arabayla bak hiç aklıma gelmemişti
-anne dedennnn, bırn bırnnnnn

Her gün sabahın köründe kalkmaya ve yollara düşmeye o kadar alışık ki resmi tatil ve haftasonu dedesine gitmeyeceğimizi anlatana kadar dilimizde tüy bitiyor.Sabahın köründe kaldırılmanın ve tatlı uykusunu bölmemizin acısını tatil günlerinde çok fena bizden çıkartıyor.

kuaför1

Hastalığı sebebiyle saçları üç numara yapılınca çok şekilsiz uzamaya başlamıştı(fotoğrafta görüldüğü gibi)kaç gündür o kadar gözümü tırmalıyordu ki cumartesi günü akşama doğru saç kestirmeye gittik.İlk önce malesef bugünlük bu kadar dedi kuaför Zeki abisi ama sonra dayanamadı aldı bizide. Sırada bir kişi vardı onu beklerken oyuncaklarla oynadı.Hemen hemen oradaki oyuncaklar evde var,çok merak ediyorum evde elini sürmez iken başka yerde bu oyuncaklar nasıl bu kadar kıymetli oluyorlar.

kuaför2

Bir ara orada oynayan çocuklardan biri kendi halinde oynayan Eray'ın yanına gelip dayılandı bizimki bilmez öyle şeyleri derim ama aynı şekilde harekete cevap vererek beni şaşırttı.

kuaför3

İki dakika sonra da kuzu kuzu oynamaya başladılar, Eray oyuncağın nasıl çalıştığını arkadaşa güzel güzel anlattı:)

Not:Pazar günü annesi -babası otomotiv sektöründe olduğu için auto showa gitmesi Eray için kaçınılmazdı. Fakat gece uyumadığı için bangır bangır çalan müzik ortamında 1,5 saat uyuyarak herşeyi kaçırdı(çıkmamıza çok az kala uyandı Allahtan bir kaç bırnn bırnnn gördü

Çarşamba, Ekim 27, 2010

miyavvv

kedi_karikatr

Baba ve anne sohbet ederler
Baba: Cuma günü kediyi(okudunduğu gibi yazıldı)muayene götüreceğim
Anne : Ok
Tontalak: baba miyav baba miyav
Baba : hı! (bir an duraklar) yok oğlum o kedi değil hadi anlat bakalım caddy nin dedesinin arabasının modeli olduğunu:)
............................................................................................................................

Babaanne ve anne derin bir sohbete dalmıştır, tontalak bey annesinin yanında kamyonu ile oynamaktadır ve kamyonun kasası yere düşer.Annesinden yerden almasını ister, anneside kendisinin alabileceğini söyler ama inat eder ve annede der ki
-Eray sen kaç yaşındasın oğlum(kinaye)
-elini 2 yaparak ki(iki) der(pişkinlik)
-he demek ki bende otuzki çabuk in aşağıya

oyuncağını al tıpış tıpış inerek oyuncağını alır. .................................................................................................................................

Babaannesinin yeni bulaşık makinesini getirirler
adam: Abla doğru getirdik dimi, senin makine
babaanne: evet evet
tontalak: başını sallar ıı ıııııı(hayır değil) sonra göğsüne vurarak menim der.

Evdeki ,hatta annane-babaannedeki hatta dünyadaki herşey tontalağındır

Salı, Ekim 26, 2010

2 yaş krizi bahane, çıldırmak şahane

cocuk diskosu1

Dün akşam herzaman ki gibi babaannemizden tontalağımızı aldık, yola çıktık. Eve gelmeye yakın uyudu,pijamalarını giydirirken uyandı .Sonra başladı akşam ki maceramız. Salonda babasıyla oynarken bende ütüleri yaparım diyerek başladım ütüye ama sürekli aşağıdan çığlık sesleri geliyor,apar topar ütüyü bitirip indim aşağıya. Bende oturdum yanına oyun oynamak için ama çok agresif herşeye bir isyan hali vardı. Önce pijamasını ve çoraplarını çıkardı uzun bir müddet giymedi.Pijamasını giydirmek istediğimde kendini yerden yere atarak beni şaşırttı biraz sonra yeniden denedim anne öğğ anne öğğğ diyerek tekrar karşı çıktı. Kendisi huylu bir çocuk olduğu için pijamayı kontrol ettim bir yerinde leke, ıslaklık var mı diye, yok oğlum tertemiz dediysemde giydiremedim. Başka pijamalar getirerek değişik alternatifler sundum sırf inatlaşmamak adına. Yine itiraz etsede en azından diretmeden giydi.

Kendi kemerini getirdi anne dak anne dak diye bana verdi. Kendi beline takmak için uzandığımda ııı dedi beni gösterdi yani kendine tak. Ama bu bana olmaz ki oğlum dedim yok dak dak diye tutturdu.Belime sardım kemeri ama yok ilikleşeyeceksin diye tutturdu olmuyor işte dediğimde kendini yerlere attı, ağladı. Hemen koşup hayvanlarla eşleşme kartonları var onu getirdim dikkatini dağıtayım diye .Ağlamayı kesti bu sefer seçtiği hayvan başka hayvanın yerine oturmuyor diye isyan etti. Bana verdi oraya koy diye ama oğlum bunun yeri burası dediğimde yine kendini yerlerden yerlere atarak beni daha çoşaşırttı.Evet huysuzlukları ,ağlamaları çok oldu ama kendini atmazdı yerlere.

Hadi gel tuvalate gidelim çişin geldi mi dedim, elini hayır anlamına gelerek yok dedi. Peki o zaman bezini değiştirelim baksana çok dolmuş dedim yine yok dedi. Uzun bir süre bezini aldırmadı bezini almak için her yaklaştığımda bana vurdu Sürekli birşeyler istedi, verilecek şeyleri verdim ama bu seferde aldığı şeyleri fırlatmaya, çığlık atmaya başladı, sanki çıldırmış gibiydi.

Eşime hadi arabayla gezelim öyle uyur hem sesi kısalacak belki sakinleşir saat kaç oldu, uyuyamadıkça iyice kötü oluyor dedim.Ağlamaktan çok terlemişti ,üstünü çıkaralım gezmeye gideceğiz dedim tontalağa yine çığlık atmaya, bağırmaya ,vurmaya başladı .Mecburen zorla üstünü çıkardık, üstüme bir hırka alarak gece 12 de pijamalarla attım kendimi sokağa.

Sakinleşmek bir yana arabayla gezmek yeni bir krizin kapısını araladı. Marketleri gördükçe(hepsi kapalı bu arada) mama istedi maksat yemek değil markete girip karıştırmak .Başka şeyle oyalayıp unutturdum bu seferde araba koltuğundan kalkıp babasının yanına yani direksiyon başına geçmek istedi. Kucağıma aldım o kadar zor zaptettim ki hemen eve döndük. Saat yarıma geliyor bu seferde sokak ortasında ağlıyor kıyameti koparıyor eve girmek istemiyor. Eve girince de çığlıklar katlanarak devam etti, süt istedi. Vermek istemedim çünkü arsızlıktan istiyordu , yine pes edip verdim. Sütü içtikten sonra anne dedi eray yatak odasına geçmiştik öğğ öğğ dedi midesi bulanıyordu ,erol çocuğa birşey oluyor dememe kalmadan istifrar etti hemde ne etmek.

Tontalak ile babası geçti salona bende gece 01,00 de başladım yatak odasını temizlemeye. İşim geç bitti, salona girmek istediğimde birde ne göreyim salon kapısı eray yanıma gelmesin diye kilitli. İnşallah erol uyumamıştır dedim zira kendililerin uykusu çok ağır ama nafile çoktan uyumuş ses soluk yok.Önce usul usul çağırmaya sonra kapıyı hafif hafif tıklatmaya, sonra sesimi yükseltmeye en sonda kapıyı yumruklarak açtırmayı başardım.Ama kendisine sorarsanız bir kere kapıyı tıklatmışım o da hemencecik duyup açmış.Neyse gece huzursuzluk yapmadan uyudu Allah şükür.

cocuk diskosu

Sabah babaanneye gitmek için çok zor uyandı, keyfi yerindeydi, sanki dün akşam için özür diler gibi yola çıkmadan annen dedi sarıldı öptü.Normalde babasının kucağında aşağıya iner bende çantaları alır kapıyı kitler peşlerinden giderim. Babası hadi eray gel kucağıma çıkıyoruz dedi ama babasının kucağına gitmek istemedi.Hadi gel oğlum geç kalacağız ama diyor ıı dedi beni gösterdi annen dedi( annemle gideceğim diyor) Tamam inat etme çantaları sen al ben alırım kucağıma dedim, hem annen diyor hemde sarılıp öpüyor beni ,dün geceki ruh halimden eser bırakmadı o tatlı diliyle. Neden mi eray babasıyla inmedi aşağıya, çünkü eray bana vururken dün akşam babasıda eraya karşı çok sesini yükseltti o da babasına gönül koydu.

Pazartesi, Ekim 25, 2010

büyük buluşma-çetelerin savaşı

cete1

En sonunda ahretliğimin kuzuları ile benim minik kuşum haftasonu buluştu.Bu anı uzun zamandır bekliyordum ve sürekli merak ediyordum acaba anlaşabilecekler mi diye. Erayın gece 01,30 da yatıp sabaha sabah ağlayıp(bir yeri ağrır gibi) 08,00 de ayakta olmasıyla aslında nasıl geçeceğinin sinyallerini veriyordu.Normalde tontalağım çok misafirperverdir, eve birilerinin gelmesine bayılır ,oyuncaklarını paylaşır pek sorun çıkarmazdı ama uykusuzluk onu çok huysuz yaptı, arkadaşlarıyla oyuncaklarını paylaşmak istemedi:( Evdeki herşey kriz sebebi idi.Aralarında gizli bir anlaşma yapmışcasına biri uslu dururken diğeri başladı, huzursuzluk yapan sakinleyince, sakin duran başladı. Araba, kamyon hatta aynı tabağı herkes aynı anda isteyince krizi çökmek annelere kaldı.Eray öğlen yatınca bir ara eve bir huzur geldi o ara türk kahvesi ve minik kurabiyeler eşliğinde iki çift lafın belini kırdık ahretliğim ile.Eray kalktığında ise eski misafirperver lokum gibi bir çocuk döndü özellikle abisi ile(mete) çok güzel anlaştı. Öğleden önce

çete4

ve öğleden sonra:)

 çete15

Eşim gelince ancak doğru dürüst yemek yiyebildik ,zaten o ara çocuklar sakinleşmişti, eşim göz kulak oldu çocuklara bizde yemeklere yumulduk .Sonra yola çıktık bu seferde öğlen uykusu atlayan kuzular akşam çok huzursuz oldular, eve zor yetiştirdik.Eray geri dönüşte yol boyu çok ağladı abası için(fulya teyzesi).Eray Fulya teyzesini abla gibi hissettirdiği için (sürekli aba aba abaa diye peşindeydi) pek bir mutlu etti:) İnşallah ileride anneleri gibi iyi anlaşan gerçek dost olurlar.

Cuma, Ekim 22, 2010

artık bundan sonra sana şeker yok

kayseri gezisi

Doktor randevumuzu bugün 12,00 deydi tam zamanında gittik, kayıt işlemlerini yaptırdık. Bizi herzaman ki gibi kontrol odasına aldılar boyuna,kilosuna, ateşine vs bakmak için.Ateşine bakarken dursun diye hemşire hopppp eline bir lolipop sıkıştırdı ben öyle şeyler vermiyoruz dememe kalmadan bizimkide havada kaptı,sesimi çıkarmadım. Babannesine aç aç aç dedi bizde açtık önce dilini değdirdi (daha önce hiç yemediği için)sonra başladı afiyetle yemeye. O ara doktorun yanına aldılar bizi, uzun bir süre telefonla konuşmasını bekledik,erayda lolipopu çok sevmiş olmalı ki kucağımda sesini çıkarmadan oturdu. Annemden büyükçe bir doktor teyze şikayetimizi sordu.Bende Erayın ifadesi ile bi biii bii anlattım. Parmağını gösterdim ,tırnak kesin düşecek ona yapılacak bir şey yok, iltihap olabilir ama olma ihtimali var diye çocuğa antibiyotik veremem. İltihap olunca geleceksiniz bana, yalnız iltihap olmasın diye iki krem yazacağım ama bu kremleri kullandınız diye de iltihap olmayacak birşeyde yok dedi.

Bilgisayardan boyuna,kilosuna baktı.
Boy :92,5
Kilo :16,600
ateş :36,3 hımmm dedi,

eray 25 aylık. Masasının üstündeki boy-kilo oranlarını gösteren grafiğe baktı,bana döndü dedi ki

-boyuna göre kilosu çok fazla buraya göre olması gereken 13,600 epey bir fazlalığı var.(elindeki şekeri göstererek) annesi artık şeker falan vermeyin eline, kilosuna dikkat etmeniz gerekiyor
-yok zaten şeker falan verdiğimiz yok buradaki hemşire elimize tutuşturdu
-o zaman kalorili şeyler yedirmeyin verdiğiniz porsiyon miktarına dikkat edin
-aslında dikkat ediyoruz ama o zaman muz gibi vs meyveleri vermeyiz ya da dememe kalmadan
-ayyy çoçuğa birde muz mu yediriyorsunuz
-ara sıra evet, yedirmeyelim mi
-tabiki muz,patates, havuç hayatınızdan çıkarın
o ara eray doktorun yanına gitti abla dedi oyuncağı gösterdi oyuncağı istedi

-al ama çok ses çıkarmadan oyna(ses çıkaran bir oyuncak ile nasıl sessiz oynanacak bilemedik şimdi)he ne diyordum artık kilosuna çok dikkat edin. eray yine gitti doktorun masasına lolipopları gösterdi
-abla mama ,abla mama
-yok sana şeker veremem
-abla bi tane, bi tane
-hayır artık bundan sonra sana şeker yok dedi
-bi tane, bi tane
-hayır şeker kavanozunu hızlıca erayın yanından çekti.

Bizde reçetimiz aldık çıktık.Takside kayınvalime söylendim durdum. Ses çıkarmadan nasıl oynacaksa çocuk, birde muz mu veriyorsunuz ne demek yani tabiki veriyoruz, ayy ne kadar yapmacıktı gördün mü, nasıl çekti kavanozu diye diye hemencecik yol bitmiş.Kendi doktorumuzdan bin kere razı olsun bir kere daha kıymetini anladım.Olsun gittiğimiz yine de iyi oldu içim rahatladı.Allahım daha büyük hastalıklar, kazalar vermesin.

Not: Fotoğraf Erayın kapadokya gezisinden 11/10/2009.

Perşembe, Ekim 21, 2010

kapının ettiğine bak

eray tırnak

dün oburiksimin sesini duymak için aradığımda ağlıyordu, babaanneside biraz önce elini kapıya sıkıştırdı sonra konuşalım diyerek telefonu kapadı.Sonra aradığımda panik olacağımı bildiği için birazcık morardı önemli birşey yok dedi. Akşam eve gittiğimde zaten eve girer girmez kendi gösterdi elini anne üff dedi.Sonra kapıyı göstererek eh eh diye dövmemizi istedi. Şu yazımdaki sebeplerden ötürü eşyaları inatla vurmayız ama elini öyle görünce o kadar kötü olduk ki babası hemen kapıya birazcık eh yaptı ama öyle çok fazla değil.

Gece eli ağrı yaptı galiba ağladı, huzursuzluk yaptı. Eşime gece doktora götürmemekle yanlış mı yaptık acaba dedim.Sabah pijamalarını çıkartıp eşofmanlarını giydirirken sağ kolunu giydirdim ama canı çok acıyor olmalı ki sol eline dokundurtmadı,giymek istemedi,çok ağladı , arabada neşesi yerine geldi. Arabada parmağının resimlerini çektim doktorumuza mail atıp bir ilaç isteyecektim ama aksilik bu ya izne çıkmış. İçimizin rahat etmesi için başka doktordan randevu aldık öğlen gideceğiz. Bu arada aşağıdaki fotoğrafı çekerken beni yine şaşırttı. Eraycığım elini yüzüne getirip poz verebilir misin parmağının resmini çekmem gerekiyor, işte aynen şöyle poz ver dediğimde lafımı ikiletmeden poz verdi.Çok laf dinler benim oğlum çok

eray tırnak1

Not:Şu tarih işini bir türlü çözemedim bugün cuma ama yarım gün geriden takip ediyorum sabah eklersem bir yazı dünün tarihini atıyor, öğlen eklersem o günün tarihini atıyor oburiksimin tabiriyla Allah allah ya.

Çarşamba, Ekim 20, 2010

aktivite niyetine

Anne ve baba herzaman ki saatinde küçük adamı almaya babaanneye gider, kapı açılır

-iyi akşamlar, ne yapıyorsunuz
-hiç ne yapalım patatesli bazlama yapıyoruz

yapıyoruzda ki çoğul eki annenin dikkatini çeker ama herhalde dili sürçtü diyerek konuşmaya devam eder.

-erayla nasıl yapıyorsun ki, yaptırmaz çünkü
-yok yok birlikte yapınca yaptırıyor,yaramazlık yapmıyor ,biraz mutfak battı o kadar

merakla mutfağa gidilir manzara karşısında gülme krizine girilir, koşarak makine alınır acele ile birkaç poz çekilir. Babaanne ocakta pişiriyor, eray açıyor:)

hamur

hamur1

Oğlum diye demiyorum ama elinden her iş gelir

hamur2

Salı, Ekim 19, 2010

son dakika

karısık

Hoş son dakikanın üstünden çok dakikalar geçti ama olsun bir yerlere not almalı, bu durum unutulmamalı. Acaba bu anekdotlar ileride küçük adamımın ne kadar hoşuna gidecek bu da merak konusu.İnanmıyorum sana anne bunu da mı yazdın deme yüzdesi çok yüksek ,olsun ben bir yerlere yazayımda. Dün babaannesi aradı hadi hayırlı olsun ilk çişini yaptırdım tuvalete dedi,şimdilik çişi geldiği zaman söylemiyor:) ama her götürdüğümüzde itiraz etmeden yapıyor.Anasına, babasına(özellikle babasına sürekli soruyor biz artık ne zaman bez almayacağız diye)ve memleketime hayırlı uğurlu olsun. 18/10/2010:)

Pazartesi, Ekim 18, 2010

sabah sabah yol hallerimiz

araba

Annanemizin işleri olması sebebiyle on beş gün babaannemiz bakacak, o yüzden yine düştük bu sabah yollara.Üstünü değiştirirken uyandı ellerini havaya kaldırdı aggaa(atta) diye çığlıklar attı.

araba4

Ben hamileyken sorarlardı oğlunun kime benzemesini (fiziksel anlamda)istersin.Bu soruya önce sağlıklı olsunda kime benzerse benzesin diye cevaplardım sonra ısrar ederlerdi bende o zaman durun sıralayım derdim.

Şurası teyzesine, burası babasına, orası halasına, burası babama diye sıralardım ki ee sana hiç benzemesin mi derlerdi. Bende durun durun onu en son söyleyeceğim huyu, suyu,tabiatı bana çeksin yeter der herkesi güldürürdüm.

Bunları niye mi anlatıyorum galiba bu sözlerim dua yerine geçti tontalağımın bazı huyları var ki bana çok benziyor.Mesela annesi gibi sabahları çok neşeli kalkıyor(hoş benim uzun zamandır bu durum yorgunluktan sebep değişti)Babası ise tersidir sabahları tek kelime etmez, kaşlar çatıktır ve batsın bu dünya modunda gezer açılana kadar.Tontalağımın sabah yol hallerinden bir kesit sunuyorum sizlere. Annesi gibi sabahları bıcır bıcır konuşur, sorular sorar ,birşeyleri gösterir onun hakkında konuşuruz.

 araba2

market,bakkal,çakkal es geçmez her gördüğü yerden mama ister

araba9

radyoda çalan şarkılara tempo tutar

araba6

Şarkı söyler, hatta sözleri kendine ait bir şarkısı bile var. Buraya yazacağım ama çalınır diye korkarım.Neyse yazayım dede, anne, baba, tiyze, mama, süt yani bildiği kelimelerle bir şarkı oluşturdu.İlk duyduğumuzda çok şaşırmıştık çok

araba8

Her cami gördüğünde ellerine açar içinden dua ediyormuş gibi dudakları kımıldatır sonrada amin der.Sonra bize döner anne baba amin diyerek bizimde dua etmemizi ister. Bir gün yine cami gördü anne amin dedi ellerimi açtım amin oğlum dedim.Sonra babasına döndü baba amin dedi, babası da tek eli direksiyonda olduğu için tek elini açtı evet oğlum amin dedi. Iııı yani öyle değil diyerek iki elini açtı babasına gösterdi iki elini açmadığı için tüm yolu babasıyla mücadele ile geçti.

araba3

böyle bir ortamda pazartesi sendorumu nasıl olabilir ki sizce. (hoş ben pazartesi sendorumu yaşamayanlardanım ya o ayrı bir mesele)

araba5

araba7

her daim kırk kere kırmızı ışığı yakalanan biz foto çekilecek ya bir kere yakalanmadık zıp zıplarken foto çekmek zorunda kaldım,bir daha elimde makine ile çıkacağım yola

Cumartesi, Ekim 16, 2010

ne yaparsa yapsın şaşırmayacağım diyorum ama

eray park

Perşembe sabahı bir sebepten ağlıyorum işte. öyle höyküre höyküre ortalığı yaygaraya vererek değil, bir köşede sessizce. Gözyaşlarım ise hiç sakin değil, bir acelesi varmış gibi yanağıma bile değmeden dökülüyor patır patır. Bunu gören küçük adamım koşarak geliyor yanıma 'Annen' diyor sarılıyor öpüyor, öpüyor, öpüyor... sonra üçlü koltuğa geçiyor oturuyor,anne diye beni yanına çağırıyor gidiyorum dizini gösteriyor, dizine vuruyor yatmam için yatıyorum ve üzerime kapaklanıyor'Annen diyor başımdan öpüyor o dakikadan sonra ne dert kalıyor ne de tasa

eray park1

o öpülesi başlara ertesi akşam oyuncakla vuruluyor o çok ayrı bir mesele:)Allahıma her gün şükürler olsun böyle duygulu, düşünceli küçük bir beyefendiye sahip olduğum için.

Perşembe, Ekim 14, 2010

Çarşamba, Ekim 13, 2010

iki küçük kutlama

pasta

13 Ekim yani eşimin doğum günü. Aynı işyerinde çalıştığımız için mini bir süpriz doğum günü hazırladık takım arkadaşlarıyla.Tek başıma çalıştığım için minicik bir odam var işyerinde, herkes çaktırmadan tek tek oraya geldi(işyerinde 120 kişiyiz sadece birlikte çalıştığı arkadaşları geldi) ,hatta bir ara nefes alamayacağım sandım:) Hadi dedi herkes bir bahane ile Erolu çağır .İyi de ben çağırırsam gelmez ki yine eften püften bir sebepten çağırıyorsundur kesin çok işim var ayla der biliyorum başkası çağırsın dedim.Yok yok biz senin odana çağırırsak anlar dediler açtım telefon tam isabet Allah bilir ne için çağırıyorsundur sebebini söylemeden gelmem demez mi.Erol önemli diyorum iş ile ilgili bir şeyi yapamadım lütfen çık yukarıya ,(iç ses diyor ki ah beni rezil ettin bak gör akşama başına neler gelecek) yok sonra gelirim işim çok bugün diyor.(bu arada da millet kikirdiyor,bir adamı yukarıya getirtemedin diye)İki kere daha söyledikten sonra lütfetti beyefendi yukarıya çıktı:) Odaya girince yapılan süprizi görünce mutlu oldu.

doğumgünü

İşten eve dönerken yolda kayınvalidemden telefon geldi, akşam evde iseniz uğrayacağız dediler gelirken pasta almışlar bir küçük kutlamada evde oldu tabi. Işıklar sönünce pasta ile içeri girdiğimde tontalak süprizin kendisine yapıldığını sandı çok sevindi, bizde durumu çaktırmadık:)Mumları tek tek söndürdü,acaba ne dilek diledi

doğumgünü13ekim

Pazartesi, Ekim 11, 2010

hayat aynı akışında devam ediyor

clock

Sabahın köründe eşim saatler gece geri alınmıyordu di mi dediğinde birkaç saniye devrelerim karıştı.Sonra dedim ki,

varan 1; genelde saatler ay sonunda geri-ileri alınıyor
varan 2; baksana okul servisleri var heryerde, biz zaten okul servisleriyle aynı saatlerde yollarda oluyoruz varan 3; erken yada geç çıksaydık eğer şu fabrikaya bak(su medeniyetleri müzesinin karşısı),çalışanları yine aynı börekçide(seyyar)uzun kuyruk oluşturmazdı
varan4; trafik aynı akışında ,erken çıksaydık yollar bomboş olurdu

yani kısaca bence saatlar geri alınmadı diyerek adamı soru sorduğuna pişman ettim mi evet ettim. Zaten kendimi bildiğimden beri sorulan sorulara evet ,hayır,bilmem diye cevaplayamam.Mutlaka ya geçmişe ya geleceğe ya da illa biryerlere giderim sonra en başta söyleyeceğimi en sonda söylerim:) Öğlen gazetelere bakarken internette yaz saati uygulaması 31 ekimde sona eriyor yazısını okuyunca gülümsedim,bu dialog aklıma geldi.Bizim gibi sabah sabah devrelerinizin karışmaması için yazayım dedim. 31 Ekimde saatler 1 saat geri alınıyor haberiniz olsun.

Cuma, Ekim 08, 2010

bom bom

agresif tontalak
babaannemiz 11,30 da arar,
-oğlun hiç peşimi bırakmıyor
-hayırdır huysuz mu çok
-gökgürültüsünden korkuyor ,kucağımdan inmiyor dur vereyim konuş
-anneee bomm bommmm
-yağmur bom bommm mu yapıyor
-bomm bomm
-eray yağmur nasıl yağıyor
-pıtıı pıtııı (el haretini görünce daha güzel oluyor tabii)

bir aydır ışıkları kapattırmadan uykuya dalıyor,doğal olarak çok zor uykuya dalıyor uyuduktan sonra gece çok korkuyor.Işığı kapatırsanız yüzündeki korku ifadesi anne anne demesi canımı çok acıtıyor. Gökgürültüsünden aslında korkmazdı demek artık ondan da korkuyor .Ne oldu ki bu çocuk böyle değişti kafamı çok kurcalıyor,ne yapacağımı çok şaşırdım, çok üzülüyorum

Perşembe, Ekim 07, 2010

fobofobik olacağız nerdeyse

Dün eşim, ben,babam izinliydik evi temizlemek için.Babam ve eşim koltukları sildi makine ile sonra babam balık yaptı. Bizde(annemle-ben) diğer işlerle ilgilendik,sonra babam 15,00 gibi ayrıldı yanımızdan.Eşim 15,30 gibi koşarak geldi yanımıza anne sakın korkma dedi, annemle biz sadece buz kestik son birkaç aydır yaşadıklarımızdan ötürü. Babamın arabasına arkadan tır çarpmış ama babam çok iyiymiş ben yanına gidiyorum, sadece araba da hasar varmış o kadar.Annem çok korktu sadece doğru söyle diyebildi, sonra babamı aradı sesini duydu rahatladı.

Bu aralar bize 'sakın korkmayın' lafı o kadar söylendi ki nerdeyse ailecek fobofobik olduk(korkmaktan korkma fobisi) Allaha şükürler olsun bugünümüze.

eve dönüş
Erayım tarihine bir not:evde ıhlamur bitince babaannesi kuşburnu kaynatmış huysuz torununa.Bir çay bardağı içmiş ,afiyet şeker bal olsun kuzuma.07/10/2010 ilk kuşburnu:)

Salı, Ekim 05, 2010

sizce bu adamlar nereye bakıyor

bu adamlar nereye bakıyor

Nereye baktıklarını ben biliyorum, yağma yok hemen söylemem,siz tahmin edin.