Küçük Adamım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Küçük Adamım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mayıs 08, 2014

Kampanya

Bir dönem Eray'ı televizyondan uzak tutacağım diye ant içtim. Aslında çok televizyon izleyen bir çocuk hiçbir zaman olmadı çünkü vakti yoktu. Hafta sonu hep dışarıda , hafta içi  16,30 kadar okulda olduğu için zamanı kalmıyordu. Lakin okul çıkışın da izliyordu. Bu zamanı da ortadan kaldırmaktı niyetim. Sonra bir kampanya başlattım.

Kampanya adı  : Televizyona Hayır
Kampanya Amacı : Çocuğumuzla kaliteli zaman geçirmek
Hedef Kitle : Tontalak
Kampanyada Kullanılacak İletişim Etkinlikleri ve Araçları : Make' N break, Puzzle, Hafıza Kartı, geleneksel oyunlar, duygu oyun parkurum vs.
Kampanyaya destek veren gönüllüler :Teyze, anneanne, babaanne ve dedeler (bizleri saymıyorum zaten bu bizim görevimiz)

Efendim ilk önce Eray'ın en sevdiği oyun olan Hafıza kartı. Şimşek Mcqueen'li 32 çift kart aldım. Eray bu kartlara bayıldı bayıldı. İlk etapta 18 çift ile başladık, tontalak herkesi darmaduman etti. Ne kavgalar çıktı. Özellikle dedesi(babasının babası) sürekli yenildiği için oynamama kararı aldı. Teyze ise hırs yaptı lakin sonuç hep hüsran oldu. Eray'ı hafıza kartında zorlayan tek kişi bendim ayıptır söylemesi. Hatta Erol bile dedi bunlar ana-oğul aşmış.32 çift karta geçtiğimizden beri artık Eray için zorlu bir rakip değilim çünkü o kadar kartı tutamıyorum aklımda Eray ise bu işten pek memnun:)

Teyze ile hafıza kartı oyunu
 
İkinci oyunumuzun adı Make'n Break. Bu oyunu hep annemlerde oynadık Allahtan. Bizde oynasak var ya komşular kapıya dayanmıştı. Genelde dört kişi oynadık şunu söyleyeyim herkes pek bir mızıkçı olmuş.
 
Anneanne ile Make'n Break
Oyun kısaca şöyle; zar atıyorsun zarda hangi sayı yazarsa saati o dakikaya kuruyorsun en fazla 3 dk. var zaten. Sonra oyun kartlarındaki şekillere göre blokları diziyorsun. Oyun kartlarındaki puanları oyun sonunda topluyorsun ve birinci belli oluyor. Bu oyunun en başarısızı benim. Anlamıyorum zar hep 1 gelir mi :)
 
 
Eray'ın en sevmediği şeylerden biridir Puzzle. Mızıldana mızıldana oynar.Ve genellikle puzzle babasıyla yapar.
 
 
Duygu Oyun parkurum. Bunun gibi çok oyun var elimizde. Tebdili mekanda ferahlık vardır diyerek bazen dışarıda oynarız. O da genelde Kahve dünyası olur.
 
 
İpad ile oyunlarda oynarız. Yüklediğimiz oyunlar genelde Eray'a fayda sağlayacağını düşündüğümüz şeyler olur. Matematik kralı gibi, TEB gibi, satranç gibi. He diğer oyunlarda yok mu var elbet ara sıra nefsi körlemek de gerek. Yalnız her oyun yüklendiğinde bir oyun silinir bilgisayardan tontalağın seçimini ona göre yapması gerek. Eray matematik kralına bayılır. Bu program sayesinden basit kesir işlemlerini bile yapıyor.
 
 
Geleneksel oyunlarımızı da oynuyoruz elbet. Artık saklambaçtan böğğğ geldi. İçimden hiç gelmiyor ne yalan diyeyim. Baba-oğul Eray'ın deyimiyle küreş (güreş) yapar. Adil olsun diye Eray babasının ellerini arkadan bağlattırır :)
 
 
Uzun bir dönem bu kampanyayı çok güzel yürüttük. Lakin bu aralar çok boşladık. O yüzden bir silkelenmek gerek. Eray'ın bir dialogu ile bu postu bitirelim
 
- Babacım küreş yapmaya ne dersin?
- Olur yapalım
- Yağlı küreş yapacağız ama
- Sıvı yağ ile cıvık cıvık oluruz
- Biz de tereyağ süreriz o zaman, nüften babacım tereyağlı küreş yapalım... 
 
 

Salı, Şubat 25, 2014

Çizimler

Tontalağımın en büyük tutkusudur çizmek. Nereye ve ne ile çizdiğinin bir önemi yok yeter ki çizsin. Not kağıdı, resim defteri, eli...Tükenmez kalem, kurşun kalem, pastel boya, tebeşir. Evimizde envai çeşit boya ve boy boy kağıtlar var tontalağımın tutkusuna hizmet etmek için.

Öğretmeni çizmeyi o kadar çok seviyor ki servisten iner inmez boya kalemlerinin yanına gidiyor dediğinde o da bir şey mi gözünü açar açmaz masasına koşup bir kaç sayfa birşey çizmeden servise binmiyor dedim.Yeteneği var mı tartışılır lakin tartışılmaz tek şey var ki çizerek kendini ifade ediyor ve bu onu çok mutlu ediyor.O yüzden bugün tontalağımın resimlerinden bir kaç kare ekleyeceğim.


22 Ekim 2013-Kalp sistemi:) Kalbe giden borular varmış.Bu borulardan sular (bazen kan)geçermiş. Su bittiğinde alarm çalmaya başlarmış.Alarmın dalgaları çok hoşuma gitti.Okulda teneffüste yapmış eve geldiğinde annecim biliyor musun dek(tek) başıma yaptım dedi..

 
23 Kasım 2013-Atatürk'ün evi:Uzun zamandır Atatürk ve hayatı ile ilgili şeyleri çizmeyi çok seviyor.Resimlerine bazen dialoglarda ekliyor.Yazıları ben yazıyorum onun dışında fikirlerde, çizimlerde Eray'a ait. Burası bilindiği üzere Selanik. Bu evde Atatürk'ün annesi Zübeyla(Zübeyda) hanım oğluna sesleniyor.
 
'Oğlum Atatürk gel buraya yemek hazır.Aç aç savaşa gitme sana çok besleyici yemekler hazirladim'. Görüldüğü üzere sadece çizimler yok öğretici mesajlar da veriyor tontalak:)
 

 
10 Ocak 2013:Atatürk'ün resmi: Hiç de fena olmamış di mi..Çizerken bilgiler de vermeyi ihmal etmez hiç.Kırmızılar savaşan askerlerin kanıymış, Türk bayrağı da bu şekilde oluşmuş.
 

 
Osmanlı Askeri: Ata biraz ters binmiş ama olsun düz herkes biner zaten:) Cumhuriyetten önce Osmanlılar varmış tontalak öyle der...

 
Bu serbest çalışmalarından biri:) Bu tür resimler çizmeyi de çok sever.

 
Eray'dan insan manzaraları: Evden çıkacağız vakit yok adam illa birşeyler çizdirmem lazım diyor yani sigara tiryakisinin sigara krizine girmesi gibi.İki dakika da insanın haliyet-i ruhiyesini çizdi. Favorim dil çıkaran;)

 
Gelecekte olmak istediği meslek: Aslında bu bir ödevdi.Öğretmeni olmak istediği mesleği çizip getirin demiş.Eray'cım sen ne olmak istersin dediğimde komutan demesi beni biraz şoka uğrattı. Ressam, çevre bakanı,dağcı gibi şeyler söyleyen çocuğun asker demesi beni haliyle şaşırttı.Sonra işin rengi anlaşıldı.Öğretmeni Atatürk ile ilgili dergi çalışmasında Eray çok etkilendi,çok ilgilendi komutan olmak istiyor dediğinde anladım:) Ne seçerse seçsin mutlu olsunda...Eray burada komutan olmuş gögsündeki yıldızlara dikkatinizi çekerim.Burada benim tek katkım istersen ağaç çiz askeriyelerde yeşillik çok olur demem:)
 
 
Hava durumu: Bu çizimde havanız nasıl olursa olsun sizin havanız güzel olsun dedirtten cinsten.
 
 Efendim son resim benim resmim.Hazır mısınız bu güzellik karşısında:)) Ta ta tatammmm karşınızda hanımiğnesi...
 
 
Okulda çizmiş ve şekilli delgeçle şekillendirmiş.İtiraf ediyorum biraz trip attım.Ben bu kadar kilolu muyum dedim.Annecim kilo aldın ya sen diyerek pot üzerine pot kırdı:) İnci gibi dişlerimin ve kırmızı rujumun hatırına affettim.Anne yüreği işte. 
 
Ha bu arada Mona Lisa da kimmiş bu duruş karşısında...
 
 
 
 

Salı, Aralık 04, 2012

Sticker



45-50 yaşlarında ki resim öğretmeni zili duyar sınıftan çıkmaya hazırlanırken sınıfın haylazı tontalak resim öğretmenine yaklaşır sarılır,öper ve seni seviyorum öğretmenim diyerek yanağına dokunur.. Resim öğretmeni çok yorulmuştur ee kolay değildir 5 yaş sınıfına insan potresi yaptırmak..Hızlı adımlarla odasına giderken bir tuhaflık hisseder..Herkesin kendisine sebebini anlamadığı bir şekilde güldüğünü görür..Her adımda gülücükler katlanır..Aynaya baktığında ise sebebini anlar..Sınıfın haylazı tontalak öğretmeninin yanağına dokunduğu sırada kalp şeklinde bir sticker yapıştırmıştır:)

Bu yazıyı yazan haylaz çocuğun annesi der ki; hababam sınıfı öğrencisi ayarındaki oğlumla hangi okullara gidem...

Not:Fotoğraf Motorlu Kuş adlı çocuk oyununda çekildi.Tontalak yine çok eğlendi...Tiyatrodan çıkışta dedi ki 'annecim şimdi hangi tiyatroya gidiyoruz'..

Motorlu Kuş Çocuk Oyunu
02.12.2012 11.00 Göktürk Kültür Merkezi.

Cuma, Kasım 30, 2012

Anne Ben Büyüyorum


Fotoğrafı bilgisayara aktardığım günden beri dönüp dönüp bakıyorum.Bu fotoğrafta beni bu kadar çeken ne?

Dış mekan yok,iç mekan desen hiç yok,fotoğrafta bir action ya da canlılık yok.Eee peki.

Galiba sadece bir bakış beni bu fotoğrafa hapseden.Yooo yooo sadece bir bakış da değil aslında.İfade ve duruş sanki şöyle bağırıyor...ANNE BEN BÜYÜYORUM,KENDİMİ KURTARIYORUM..

Salı, Ekim 23, 2012

Sihirli Torba ve Jurassic Land


Cumartesi sabahı biri sanki bize şöyle diyor: Yerine geç, hazırlan ve başla... Uzun bir maraton bu..Bir başlıyoruz koşmaya..Pazar akşamı başladığımız yerde yani evde son buluyor bu koşturma.

Cumartesi sabah kalk anneannenin mükellef kahvaltısına konuk ol sonra Eray’ı  10.00 da okula bırak Mad Science kursuna katılsın biz iki saat volta atalım orada burada.. Sonra babanın Eray için programına katıl.İşte bu Uzay sergisi olur,oyuncak fuarı olur artık sihirli torbadan ne çıkarsa bahtına..Bu hafta Jurassic Land çıktı torbadan..

Bu arada tontalak efendiyi mad science klübüne yazdırdık zorlamak istemediğimizden ücreti ödemeden bir hafta götürdüm çok çok hoşuna gitti onay verdi ve yazdırdık ama bu hafta demez mi bana tamam büün gitmeyeceğim daha sonra giderim..Gel de çıldırma.Ne zaman gidip ne zaman gitmeyeceğini kendi belirlemek istiyor yani herzaman ki gibi tontalak efendi.

Jurassic land Avrupanın en büyük tema parkları arasında yer alıyor ve 10 bin metrekarelik bir alana kurulmuş.Çocukların hayal gücünü geliştirmek,eğlendirirken eğitmek,nesli milyonlarca yıl önce tükenen dinazorlar  konusunda ziyaretçileri bilgilendirmek amacıyla gerçekleştirilen bir projeymiş bu..
 
Geziye ilk olarak müzeden başlanıyor müzeden bir kaç fotoğraf..
 


 
Müzeden sonra buyrun sinemaya dediler koştuk haliyle..İçeri girer girmez anladık ki sinema dedikleri 4 boyutlu bir simülasyon..Görevli sizi Juracoptere bindireceğiz ve dinazorların dünyasına gideceğiz aracı görünce sizden hoşlanmayacaklar dediği an bir an tereddüt ettim Eray ya korkarsa...Görevli sanki gözlerimden tereddütümü görmüş gibi çocuklar korkarsa elinizi kaldırın hemen simülasyonu sonlandırırız dedi..Üç boyutlu gözlüklerimizi taktık dinazorların dünyasına dalış yaptık hay yapmaz olaydık bizleri görür görmez saldırmaya başladılar alçak köfteler.Neyse ki tontalak efendi korkmadı..

Sonra laboratuvar bölümüne geçtik orada çekim yasak olduğu için fotoğraflayamadım..Kuluçka ünitesi,yeni doğan ve veteriner üniteleri vardı.Bu bölüm ilginçti görevli tek tek anlattı..Dinazor yavrularını da gördükten sonra Uysal ve vahşi dinazorların ünitesine geçtik bazı dinazorların aç kaldıklarında yavruları yediklerini öğrendik:( Bu bölümde süprizler de vardı mesela bir dinazor birden hareketlenerek yüzümüze tükürdü işte o andan sonra asla Eray dinazorlara yaklaşmadı beni de yaklaştırmadı..Annecim yaklaşma sakın diye sürekli beni uyardı:) Bu bölümden sonra terasa çıkıp gezimiz sonlandı..

Teras

Geziyi bitirdik sonra hep sorarım Eray'a gördüğü ,duyduğu şeyleri yorumlayabilsin diye.Yine sordum her zaman ki gibi önce babaya

-Erol sence dinazorlar nasıldı
-ben çok beğendim bence çok güzel bir yer burası
-peki Eray'cım sen nasıl buldun
-Ben hiç biyenmedim annecim
-neden
-dinazorlar çok çirkinler bir de hep yüzümüze tükürdüler:)

 Erol'u mu dinlersiniz yoksa Eray'ı mı artık karar sizin:)Ha biyenmedim diyen çocuktan pozlar



 
Yer:Forum İstanbul
Tarih:20 Ekim 2012
 
Not:19 Ekim cuma günü Eray'ın okulunda dünya göz hastanesi tarafından göz taraması yapıldı ve sonuç eve gönderildi..Çocuğunuz yapılan göz taramasında herhangi bir kırma kusuru tespit edilmemiştir yazılmış.Bence çok güzel bir uyguluma bu..

Cumartesi, Eylül 08, 2012

Delil niyetine


Bu hafta resmen pert oldum ben.Hem tüm evi baştan aşağıya elden geçir yani perdeler, halılar, koltuklar,camlar artık evde ne var ne yoksa dök,temizle,derle ,topla hem de tontalağa okul ara.İşten ayrılınca eve yakın bir okula veririz tontalağı dedik nasılsa bu yıl anne evde.
 
Aklımızda bir okul vardı ya işi ağırdan aldık,kontenjan diye bir kelime yoktu hayatımızda.Erol okulla görüşme için randevu almak için aradığında kontenjanımız doldu kayıt almıyoruz demişler.Telefon açtı bana Ayla atla git okula belki bir sınıf daha açarlar yüzyüze görüşmede bakalım ne diyecekler dedi.Bizde işleri olduğu gibi bırakıp tontalak ile resmen uçtuk okula.Malesef sonuç değişmedi düşündüğümüz okul gözümüzün önünde buhar olup gitti başladık tontalak ile başka okul aramaya..

Birkaç okula gittik o gün.Bir okulun kapısından daha girer girmez tontalak demez mi annecim bu okul gözüme biraz küçük geldi diye.Güvenlik güldü haliyle..Olur mu Eray'cım bu okul senin okuldan çok çok büyük dediğimde annecim zaten birazcık küçük geldi birazcık da büyük geldi diyerek başladı yan çizmeye..
 
Bazı okullar içimize sinmedi bazısı içimize sindi fakat fiyatları almış başını gitmiş oluğundan bir yer bulamadık önce. Tontalak her gittiği okula kazık çaktı çünkü okula gitmeyi çok özlemiş.Bir hafta on gündür zaten diyordu artık okula hazırım, okula gidebilirim annecim diye:) Neyse yine bir okul görüşmesinde işimiz bitti çıkacağız tontalak yine gelmiyor ben burada kalacağım diye kıyameti koparıyor.Sonra bir uçağı alarak okul müdürünü dedi ki

-Bunu alabiler miyim
-hayır malesef alamazsın o okulun, okulun oyuncağı okulda evin oyuncağı evde kalır
-söz veriyorum tikatli (dikkatli)olurum
-hayır malesef veremem
-ama benim hiç uyuncağım yok (küçük emrah bakışı halt etmiş yanında)

İki kişi konuşurken prensip olarak söze karışmayı sevmeyen ben hiç uyuncağım yok dediğinde şaşkın bir halde 'Eray'cım senin hiç oyuncak yok mu diye bir haykırdım çocuğum aynı şekilde bana karşılık verdi  ' benim uyuncağım var mı annecim:)) Sustum yeminle.Çocuğumla laf yarışına girilmeyeceğini çok iyi bildiğimden okul müdürüne en sevimli halimle tebessüm ettim zor bela ikna ederek çıktık okuldan.


Aslında Eray'ın okulundan memnunduk fakat mesafe çok olduğundan servis yok.Diğer şubesine gittik orayı çok istemiyordum ilkokul öğrencileri var diye.Okulu görünce içim rahatladı çünkü anaokul sınıfları ve alanları okul içinde resmen ayrı bir cumhuriyet.
 
İlk kat anaokul sınıflarının.Bahçeye çıkış saatleri ve kapıları ayrı, yemekhane de yemek yedikleri bölümler ayrı..Erol hem seneye Eray ana sınıfına gidecek okul değiştirmemiş olur dediğinde kafama yattı fakat tek sorun mesafe.
 
Servisçilerle görüştük bizim semte gelecek yedi öğrenci olduğu için okuldan alıp hiçbir yere dolanmadan eve bırakacak en fazla 25 dakika sürer dedi, zaten mesafe az olduğunda da şehir içinde dolandıkları için aynı sürede evde oluyorlar dediğinde korksam da kafama yattı. Diğer bir neden de iş bulursam zırt pırt okul mu değiştireceğiz anneanneye yürüme beş dakika mesafede.Anne koş okula git desem beş dakika değil annemin torunu söz konusu ise iki dakika da okul bahçesinde olur dedik girdik kayıt bürosuna.

Nakil işleri yapılacak ya diğer şube ile fiyat farkını söyledi ayıp olmasın diye çüş diyemedim.Diğer şubede sadece anaokulu vardı burası bir ilköğretim olduğundan fiyat farkı var haliyle.Üstüne birde yıllık servis ücreti eklendi müdürün yanında oyy oyy diyemeden edemedim.Erol hallederiz dedi herzaman ki repliği ile ve kayıt yaptırdık inşallah çocuğum için hayırlı olur.


Eray tüm okulları zevkle gezse de benim okulum(eski) daha güzel, orayı çok seviyom oraya gideceğim,Yermin(Nermin) öğretmenime gideceğim şeklinde cümleler kurunca çok üzülüyorum.
 
Dün veli tanışma toplantısına gittik Duygu öğretmeni ile tanıştık gözleri hep Yermin öğretmeni aradı. Yermin öğretmen neden yok annecim dedi durdu.Sürekli anlatıyorum ona Nermin öğretmeninin minicik bir bebeği oldu ona bakması gerekiyor diyorum tamam diyor on dakika sonra Yermin öğretmeni çok seviyom o gelsin diye tutturuyor. Galiba bir süre hep birlikte üzüleceğiz:(  
 
Yeni öğretmenini ben çok sevdim,Eray beyde tanımak için azcık fırsat verse kadına eminim o da çok sevecek lakin tontalak da bir hava bir hava var ki sormayın.


Pazartesi okul açılıyor miniğim için, ilk hafta yarım gün bende gideceğim yanında.Servisine bineceğim yoksa biliyorum o mesafede rahat etmez içim,inşallah tüm kuzular için mutlu ve hayırlı bir yıl olur.

Ha bu fotoğraflar mı? Bu fotoğraflarda Eray'ın odasından delil niyetine...Bir gün sizede benim hiç uyuncağım yok dediğinde hadeee ordan be diyesiniz diye...


Not:Son resmi tontalak yaptı.Evde benimle kalınca resmen çocuğu kendime benzettim çocuğum aile resmi yaptı yani ilk defa.Kırmızı, bol pencereli ve beş tekerli olan bir araba, bunlar bir sonraki yılın modellerinden yani görmemeniz çok normal.Yeşil olan evimiz bacasındaki çizgi ise evimizin tüten dumanı.O üç kişi mi kim,aile resmi ya onlar bizmişiz.En baştaki koca kafalı,pörtlek gözlü,çırpı bacaklı olan benim,resme bakıp yahu ben bu kadar güzel miyim demeden edemedim:) Ortadaki filinta gibi adam benim kocam ahhh ne kadar yakışıklı di mi? Tatatatammm son kişi ise koca kafasıyla annesine çekmiş tontalak efendi,resme bakıp kuzummmm diyemeden edemedim. Bugün ki mutluluğum tabiki bu resim

Perşembe, Ağustos 16, 2012

İki günün bilançosu


Yeni yeni kelimeler duyuyorum tontalağımdan bazen güldürüyor bazen şaşırtıyor bazen de hoppola nereden duydun ki dedirtiyor.Geçen akşam oturuyoruz Erol tontalağın balonuyla oynuyordu bunu gören tontalak çok kızdı.Elimi tutup 'annecim hemen babama kızmalıyız' dedi

-Kızmak mı Eray'cım neden babana kızmalıyız
-balonumla oynuyor
-Oynasın babanda kocaman bir çocuk sayılır
-hayır annecim babam cocuk değil o YETiŞKEN ENSAN(yetişkin insan) hadi babama gızmalıyız
-neden kızmalıyız ki
-çünkü balonumu izinsiz aldı
-tamam anladım bence babanı eşyalarını izinsiz almaması konusunda uyarmalıyız, kızmamalıyız
-hayır gızmalıyız
-bir şeyi kızmadan da anlatabiliriz hem kızarsak üzülebilir

dedim sonra Erol'u tontalağın eşyalarını ve oyuncaklarını izinsiz almaması konusunda uyardık, güzelce anlattık.Babası da bir daha yapmayacağına dair söz verdi konu bir kriz çıkmadan tatlıya bağlandı.

Dedesi aradı pazar günü müsaitseniz tontalağa bayramlık almaya gidelim dedi.Bayramlık mı dedim nasılda aklımdan uçup gitmiş,dedesi hatırlatmasa unutacaktım.Evdeki giysilerinden giydirirdim eminim tontalak bu işe çok sevinirdi.Çünkü beyefendi yeni kıyafet sevmiyor,giymiyor..Mağazaya girdik dedesi dedi ki

-Tosunum gel sana kıyafet alacağım
-GEREK YOK

Balonu balık şeklinde, dün akşam gel annecim oyun oynayalım dedi.Balığı keser gibi yapıp

-Kaç paralık balık istiyorsun BAYIM
-(bir an şaşırdıktan sonra )Eray'cım erkekler Bay olur kadınlar ise Bayan olur
-öyle mi?  Kaç paralık balık istiyorsun BAYAN:)

O saatten sonra oldu adım bayan.

Artık salonda değil yatağında yatması konusunda konuşma yaptık Erayla..Sıcaklarda anneannesiyle birlikte salonda yatmasına izin verdik lakin şükür ki havalar biraz düzeldi yatağına dönmelisin dedim

-Ya röya görersem annecim
-sen rüya görmek istemiyor musun Eray'cım
-Röya neden görmek istemeyeyim CANIM:))

İki gündür evdeyim ya neler gelmedi ki başıma,mesela

Tehdit edildim!!!!

-Evimi bozarsan evini bozarım (koltuk minderlerinden ev yapmış kendine)
-Eray sen beni tehdit mi ediyorsun
-bu bir TARTIŞMA

Şebeğe döndüm!!!

-Ben davul çalcam sende oynayacaksın

Şımartıldım!!!

-ben sana şarkı yaptım biliyor musun?
-öyle mi?peki dinleyebilir miyim?
annem güzel annem sen çok güzelsin
yağmurlar yağdı 
bulutlar kırıldı
kamyonlar geldi
annem çok güzelsin:))

Serdar Ortaç şarkılarından neyi eksik bu bestenin

Yeni bilgiler öğrendim!!!

Eray'cım armut getireyim mi?(babaannesinin bahçesinden)
-yerim, armudu kabuğuyla yicem
-aaa öyle mi(şaşırıyorum çünü tontalak kabuklardan hoşlanmaz)
-teteminler kabukta biliyoorrr musun?
-tetemin Eray'cım vitamin mi demek
-evet teteminleri yersek hastalanmayız biliyoorr musun?

Sonra armudu kabuğa ile yemeğe başladı,armuda bakıp dedi ki; neden ben teteminleri göremiyom annecim:))

Not: Tontalak evdeki kuralları belirledi,elime kitap aldım kitabı elimden çekti titap okumak yok dedi. Bilgisayarı açtım,bilgisayarı kapayıp bilgisayar saati bitti dedi.Bakalım bu kurallara daha ne kadar dayanacağım:))

Perşembe, Ağustos 09, 2012

Gülme komşuna gelmesin başına


Geçen hafta iki blogda okumuştum ne yalan söyleyeyim oturduğum yerde kikir kikir güldüm.Allahım zamane çocukları neler neler yapıyor dedim. Allahtan tontalak bunları yapmak için daha küçük diyerek arkama yaslandım.Herzaman ki gibi yanıldım.Ve herzaman ki gibi söylediğimi yaladım.

İki akşam önce bize çok sinirlendi tontalak efendi kapıyı sertçe kapayıp odadan çıktı.Peşinden gitmedik, ilgilenmedik beş dakika sonra odaya geldi.Lakin görüntüsü biraz daha farklıydı. Başında şapkası, sırtında çantası kapıyı açtı ‘ben gidiyom’ dedi.Ahh evladım gittiğini haber verecek kadarda ince yapılı.Önce herkes birbirine baktı.Şaşkınlıktan ne ne ne yapıyorsun diyebildim sadece.BU evden gidiyom dedi...

Bu ev= Sığınağımız
Bu ev=Limanımız
Bu ev=Bir arada olabildiğimiz çatımız
Bu ev=Yuvamız

Bu ev var ya bu ev herşeyimiz,nefes alabildiğimiz köşelerimiz..Nasıl da tontalak o kelimeyi ağzını yüzünü buruşturarak söyledi.Kapıyı sertçe kapadı bu sefer ilgilendim eteklerim tutuşmuş gibi peşinden gittim.

-Nereye gidiyorsun Eray’cım
-Halama gidiyom(benim halama gidiyor onu çok sever)
-Halana mı?
-Eray’cım nasıl gidersin oralara halanın evi çok uzak
-Daksiyle(taksi) giderim
-O zaman bende gelirim peşinden
-Tamirciye giderim dizin arabanızı bozar
-Sorunlarımızı konuşarak halledebiliriz,evden ayrılmana gerek yok
-Var,ben dizinle gonuşmuyom
-Eray’cım gidersen ben seni özlerim,gidersen üzülürüm( anne sihirli kelimeleri iyi biliyor tabii)
-Döz veriyorum annecim yarın gelirim:)

Ya işte böyle...Gülme komşuna gelir başına dememişler boşuna.Bakalım bu minik ergen daha neler yaşatacak annesine,babasına ve tüm soyuna..

Bir de son zamanlarda ne dersem diyeyim kendisi kontrol ediyor söylediklerimi.Eray’cım zımbanın içinde tel yok...İnanmaz içine bakar gerçekten de zımba teli yoktur

HAKLISIN annecim ucu yokmuş içinde

Ha birde son zamanlarda her lafın içinde.Geçenlerde her yıl olduğu gibi babacım bizi iftara götürdü dışarıya yalnız tek bir eksikle.Ablacım yoktu yanımızda.Önce bir tuhaf olduk ama ne yalan söyleyeyim ezanla birlikte yemekleri görünce yumulduk.Neyse ne diyordum evden çıkmadan evvel otopark sorunu çok yaşarız Erol arabayı evde bırakalım,taksiyle döneriz dedim.Bizim sazan zıpladı

-Olmass annecim daksi çok pahalıdır:)

Dün akşam birşeyler yiyor tontalak ama öyle özensiz yiyor ki hep üstüne döküyor.

-Eray’cım biraz daha dikkatli yer misin lütfen baksana hep üstüne döküyorsun
-Boşverrrr annecim değiştiririm

Tabi köle İsaura’dan hallice bir anne var ya evde..Boşverinnnn

NoT:Bu sıcaklarda o kadar çok su tüketiyor ki tontalak.Geçen gün su içti şöyle bir replik dökülüverdi ağzından....Ohhh çok rahatattım(rahatladım)

Çarşamba, Ağustos 08, 2012

Neden Sevmeyeyim

Arabanın kapısını kapadım sinirle. Beni hayal kırıklığına uğrattın Eray lafı ağzımdan birden çıkıverdi.Hiçbir lafın altında kalmadığı gibi bunun da altında kalmadı.Bana öyle baktı ki sonra da ekledi SENDE BENİ dedi.Ne yani hiç tanımadığım kadının yanına gidip affedersiniz ama oğlum sizinle arkadaş olup aynı masada oturmamızı istiyor demediğim için mi seni hayal kırıklığına uğrattım dedim.Hiç ses etmedi,benimle muhatap olmadı bile.

Yine kahve dünyasındayız azcık hava alalım azcık kahve içelim diye bir akşam gidiverdik. Eray dondurmasını yedi biz kahvemizi içtik Huşu içinde otururken yan masadaki çocuk geldi anne işte bu arabadan istiyorum dedi.Annesine Eray’ın oyuncağını gösterdiği an Eray hareketlendi çocuğun peşinden gitti.Bir iki dakika sonra anne arkakaşımın masasına gel, sandalye boş dedi.Gitmedim tabi..Yeni arkadaşının annesiyle arkadaş olmayınca o kadar insanın içinde bana kızdı,ağladı,sinirlendi,tepindi....Of ama ya sosyalliğinde bir sınırı olmalı. Mesela konuşmaları duyan arkadaşının annesi,babası ve masadaki birkaç kişinin suratları mahkeme duvarı gibiyse, küçücük bir çocuğa bir yarım tebessümü esirgiyorsa..... Aslında normal şartlarda yabancılarla iletişimde sorun yaşamayan küçük çocuk bile bu negatif elektriği hissettiyse o yüzden arkakaşıyla oynayabilmek için annesini de o masaya dahil etmek istiyorsa...İşte o insanlarla sosyalleşemezsin evladım demek istedim amma demedim tabi....Bir de yolunu gösteriyor tontalak bana meyaba deyip tanışacak mışım? Varsın bu nedenden ötürü hayal kırıklığına uğratayım onu eminim büyünce anlayacaktır beni:)

Bu aralar Tontalak ile olimpiyatlara takılıyoruz ve çok eğleniyoruz.Uzun atlama yarışlarını seyrederken dedim ki

-Sende atlamak ister miydim Eray’cım
-Ya düşürsem annecim ya üstüm kirlenirse

Anladım ben anlayacağımı çocuğumda sporcu ruhu yok.Başka bir gün kadınlar kategorisinde sırıkla atlama görüntülerini izliyoruz.Dedi ki bana

-Annecim sen de atla
-Yok Eray’cım ben atlayamam,yapamam
-Başarabilirsin annecim
-Yok Eray nasıl başarayım,yapamam
-Denemelisin annecim,bir kere dene
-Eray’cım yapamam
-Sende gızsın(kızsın) başarabilirsin:) (kadınlar kategorisi olduğu için sadece kızların sırıkla atlattığını zannetti tontalak)

Bu aralar aklı fikri hinlikte..Dün öğlen seramik,ufak bir vazo kırmış tontalak.Resim tahtasının önüne koyardım onu, boya kalemlerini de içine atardım derli toplu dursun diye. Neyse annem görmemiş olayı kırılmış bir şekilde işte.Ağlamaya başlamış hemen anneannesine babacım bana çok kızacak demiş. Annem yanlışlıkla olduysa baban kızmaz dediyse de inandıramamış tontalağı.Yatak odasına gidip bir süre oturmuş sonra anneannesine bir fikrim var anneannecim diyerek planını açıklamış

-Anneannecim bana karton,yapıştırıcı ver
-ne yapacaksın onlarla
-Kutu(vazo) yapcam birde sulu boya ile boyarsak tamam:)

Akşam babasından yaptığı hareketlerinin sorumluluğu alırsa, yalan söylemeyip dürüst olursa,bla bla bla..... Uzun bir nutuk dinledik tontalak sayesinde.

Bu aralar ise oyuncaklarını toplamamak için inanılmaz direniyor ve sen topla annecim diyor. Nedenini sordum..Bana çok yorgunum dedi. Yorgun musun ne yaptın da yoruldun Eray’cım..

-Oyuncaklarımla çok oynadım,çok yoruldum annecim

Ha bu arada sorulara soru ile karşılık vermeyi de öğrendi.Babasının haftasonu nöbeti olduğu gün işyerine getirdim tontalağı.İş arkadaşımız Eray’ı görünce çok sevindi ve bir soru sordu,hay sormaz olaydı

-Babanı seviyor musun Eray
-Babamı neden sevmeyeyim:)

Not:Bu aralar  yeni gelen kişiye işleri öğretiyorum.O yüzden bloguma yazamıyorum, blogları okuyamıyorum:(

Çarşamba, Ağustos 01, 2012

Ayar


Bir gün arkadaşlar bize ziyarete geldi bebek istiyorlardı ve bu konuda çok heyecanlıydılar. Erkek olan arkadaş dedi ki çocuk ile birlikte hayatınız,düzeniniz değişti mi? Erol’la önce birbirimize baktık ve o kadar çok gülmüşüz ki şaşırdılar.Derin bir nefes aldım önce soruyu çocuk olduktan sonra hayatınızda değişmeyen bir şey var mı diye sorarsanız daha basit bir şekilde cevaplayabilirim dedim.Galiba çok korktular:)

Uyku düzenimizden tutunda seyrettiğimiz programlara kadar yemeklerde kullandığım yağdan tutunda tatile gitme zamanlarımıza kadar dışarıda yemek yerken seçeceğimiz mekandan içtiğimiz suya kadar herşey değişti. Evet evet içtiğimiz su.Eray doğar doğmaz bıraktık damacana ile su almayı.Hoş anne sütü aldığı için suya ihtiyacı yoktu ama sanki otomatiğe bağlanmıştık en iyisi bizce hangisi ise onu yapmaya başladık.Cam şişelerde içtik sonra büyüyünce camı fırlatmasın diye tek kullanımlık plastik şişelere döndük.Biz eve 5 lt su aldık.O yüzden eve bolca stoklarız.

Dün akşam su şişeleri ile elim kolum dolu halde eve geldiğimde annem Ayla bu kadar su ne olacak dedi.Bu konuda küçük bir filden farksız olan Eray’a dönerek çocuğum içsin diye aldım dedim.Bana çocuğum deme dedi.Ne diyeyim peki diye sorduğumda beni dumura uğratacak bir cevap verdi.Bana tötü(kötü) adam de... Ben tötü adam olcam ve ensanların(insanların) eşyalarını alcam..Daha da şaşırtıcı olanı Erol taş gibi hahahaa diye kötü bir gülüş fırlattı.Çocuğumun ay pardon kötü adamımın kariyer planlamasını sabırla dinledim..

Annem karşısındakinin çocuk olduğunu unutup abartılı tepkiler verebilir...Vay başımıza gelen, bu çocuk ne olacak böyle, oyy oyy biz nerede hata yaptık nerelere gidelim komşular, yetişin a dostlar, nerde bu devlet nerde bu pedagog.... Konuşmamıza müdahale etmesin diye anneme kafamı salladım. Bilmem birileri farketti mi hala kapıdayım. Hadi gel kötü adam seninle biraz konuşalım diyerek salona geçtik..Ha bu arada bir kez daha asla asla demiyeceğim dedim.Arkadaşıma geçen gün asla çocuğumun meslek seçimine karışmam demiştim....Ama ne bilim bwn böyle bir şey söyleyeceğini...Kötü adam neden olmak istiyordu öğrenmek lazımdı bu arada.

-Peki neden kötü adam olmak istiyorsun
-Çünkü kötü adam olmak çok ejcenceli annecim

Eğlenceliymiş o sebepten kötü adam olmak istiyormuş.Eeee kötülükte daha çok atraksiyon, daha çok heyecan ve daha çok adrenalin var tabiki.Durmak yok konuşmaya devam etmek lazım

- Polisler öncelikle sadece suçluları yakalar biliyorsun(bu derin bir mevzu hiç girmeyelim sadece çocuğu polislerden korkutmak istemiyorum)Başkalarının eşyalarını izinsiz alırsan, canlarını yakarsan yani kötü adam olursan polislerin seni yakalayacağını biliyor musun? Hepsinden önce eşyasını alacağın kişi ne kadar üzülecek belki ağlayacak düşünebiliyor musun?Senin oyuncaklarını senin iznin olmadan alsalardı sen ne hissederdin. Kötülük yaptıktan sonra alacağın cezaya da katlanabilecek misin?Peki sen kötü adam hapishanenin nasıl bir yer olduğunu biliyor musun? -Kafasını sağa sola hayır anlamında sallıyor o yüzden devam ediyorum-Hapishaneye girersen uzun bir süre dışarıya çıkamazsın, eve gelemezsin, parka-sinemaya gidemezsin,okula gidemezin,bilgisayar kullanamazsın..... vurucu laf gelir süt dilimi yiyemezsin......dedikten sonra sözümü keserek dedi ki

-Tanam tanam annecim iyi adam olayım BARİ

Hayatın nereye gideceği belli olmayan bir yol kimilerine uzun kimilerine kısa varsayımdan yola çıkarsak ..Bu yolda hangimiz bazen ayarı bozulup sağa ya da sola çekmedi ki..Annelik galiba bu uzun ve zor yolda ara sıra çocuğuna ayar çekmek için yanında varolmak demek:)

Not:Kötü adamdan sonra kahraman olmak istedi tontalak.Peki neden kahraman olmak istiyorsun Eray’cım...Çünkü annecim karaman olmak çok ejcenceli...

Dün akşam yemekten sonra tontalağın tabiri ile kahve evine(dünyası)gittik.Birbirimizi karşılıklı olarak hayal kırıklığına uğratıp eve döndük, sebebi mi çok sonra....

Salı, Temmuz 31, 2012

Teleskop aşkına


Mutfakta yemek yemeği reddetti.Mutfakta klima yok ya terliyormuş beyefendi.Sen bilirsin dediler anneanne, baba ve anne şeklinde başladılar yemeğe.15 dakika geçti 'anneeeecimm' diye bir ses duyulmadı sanki yemeğin tadı bile değişti...Şişştt ...Durun...Bu sessizlik....

Bir anneye bungee jumping yapmak değil,bu sessizlik ancak pompalar adrenalin.Tontalak tehlikeye bodoslama dalmaya alışık olduğu için.Çocuğu olan tüm anneler bilir bu sessizliği....Tehlikeli işler peşindeyim ya da onaylamadığın şeyler yapıyorum annecimmmm.

Ayy dayanamayacağım neden bu kadar sessiz bu çocuk diye kanatlandı annesi, kondu salonun kapısına. Kulağını dayadı kapıya ses yok.Güp güp güp güp duydunuz mu anneciğinin deli gibi çarpan kalbinin sesini. Kapı açıldı,gözler yuvalarından fırladı ve sadece ne yaptın sen oğlum diyebildi.

-Seleskop (teleskop)yaptım annecim.


Not:O halıyı kaldırırken ben bile zorlanıyorum nasıl kaldırıp iki koltuğun arasına tıkıştırdı bilmem eğer babaanne olsaydı ortamda yüzde yüz diyeceği cümleyi biliyorum ’yedirdiğim, içirdiğim her şey helalı hoş olsun oğlum’. Bu arada annesi teleskop almamış umrunda mı tontalak buluyor kendine göre çözümü. 

Cuma, Temmuz 27, 2012

Haberler haberler haberler


Sıcak pardon fokur fokur kaynayan bir Temmuz sabahında yine hep birlikteyiz efendim. Bugün ki gündemimizi fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere bir masal kitabı ile açıyoruz.Lakin bu herhangi bir masal kitabı değil gönlü büyük yüreği büyük Nil hanım teyzemizin geleceğe ait umutlarıma göndermiş olduğu bir kitap.Adı Mutlu Su aygırı.

Akşam işten çıkışta tontalak bayılacak bu kitaba bayılacak diye eve vardım.Kapıyı açtı hojjjgeldiniz dedi herzaman ki gibi bende arkamda sakladığım kitabı göstererek sürpriz diye bağırdım.Apartman sakinlerinden bu vesile ile özür dilerim kapının önünde o biçimde cırlamak istemedim lütfen heyecanıma verin.Kaşlarını çattı hemen onu geri getir dedi arkasını döndü ve salona girdi.Ama ama ama diye diye peşinden gittim sonra sebebini anladım onsuz kitapçıya gittiğimi zannetti.Ekmek musaf çarpsın ben kitapçıya gitmedim, hem sensiz kitapçıya gidecek kadar cesur değilim, bu bir hediye... .neler dedim neler inanmadı bir süre trip attı,kitabın yüzüne bakmadı.Böyle durumlarda uygulanacak tek bir taktik biliyorum ben onu uyguladım... Eray’a hiç laf atmayarak direk Erol’la konuştum.Erol biliyor musun küçük bir su aygırı var kitapta şarkı da söylüyor galiba su aygırı olmaktan çok mutsuz neyse güzel bir kitaba benziyor diyerek kitabı tontalak efendinin görebileceği bir yere koyarak hiç ilgilenmedim.Bu arada ben doğurduğum evladımı eh bilirim.Gözümün bir ucuyla bakıyorum bir süre sonra tontalak efendi masala doğru çekiliyor,çekiliyor,çekiliyor bingo elinde.Önce kaçak göçek resimleri inceledi sormamak için kendiyle mücadele etse de ahh şu merak yok mu? Sorular sormaya başladı gel kucağıma okuyayım dedim.Hoş biz bir masalı okumaktan çok tartışırız.Çünkü her cümlenin sonunda tontalak efendi mutlaka bir soru sorar ne okudum nerede kaldım hep kafam karışır.

-Neden annecim su aygırı yere düştü
-Çünkü Eray’cım su aygırları maymunlar gibi değil, daha şişman daha iri o yüzden ağacın dalı su aygırını taşıyamadı ve kırıldı
-Immm yemek yemesin cücülsün(küçülsün) sonra ağaca çıksın,ağaç kırılmaz o zaman
-Eray’cım o küçük bir su aygırı ve büyüyebilmek için yemek yemeli( anne kişisin görevi fırsatını bulduğu anda mesajlar da vermeli).

Bizim masal okuma işimiz dakikalarımızı alsa da tontalak Mutlu Su aygırını çok sevdi.Teşekkür ederiz Nil hanım Teyzemiz...


Efendim şimdi diğer haber başlıklarına bir göz atalım.Tontalak efendi çok huysuz, Tontalak efendi rahatına çok düşkün ,Tontalak efendi çok hazır cevap,Tontalak efendi maalesef ki üslubu çok değişti...

Tontalak efendi çok huysuz haber başlığının ayrıntılarına bir göz atalım.Bilindiği üzere havalar çok sıcak.. Bir hatırlatma yapmadan geçmeyelim kronik kalp hastaları(annecim sana söylüyorum),hamileler(Bahar sana söylüyorum)yaşı 33 olanlar(yaşımın 33 olması tamamiyle bir tesadüf) bütün işlerini bırakıp tüm gün yan gelip yatsın zira bu havalar pek fena...Neyse efendim ne diyorduk hava çok sıcak ve tontalak efendi bu sıcaklardan çok rahatsız. Annanemiz iki-üç saatte bir klimayı kapatıp evi havalandırıyor malum klima denilen şey pek de masum değil.Pencereyi açınca tontalak terlemiş ve anneanneye bakalım ne demiş.Söz sende Züleyha Sultan

-Anneannecim yaptığını biyendin mi?(bu arada boğazını siliyor)
-Evet beğendim
-Ben hiç biyenmedim

Zamane çocukları dedikten sonra diğer haberimize geçelim.Tüm gün anne ve babasını görmeyen tontalak efendi anne eve adımını atar atmaz oyun bombardımana tutar.İki akşam önce korsancılık oynayalım dedi.Tuvalet kağıdının boş rulosunu alıp dürbün yaptı karaya çıkıp halıya ay pardon kuma bir X işareti yapıp buyada hazine var dedi.Hazineyi bulmak için o zaman dur bir kürek getireyim de kazalım dedim.Ben kazıyorum küçük korsan beni izliyor.Bu arada hizmeti de iyi onu inkar edemem

-Korsan açıktın mı
-Evet açıktım küçük korsan
-al bu yemekleri ye ,korsan yoyuldun mu? gel biyaz uyu
-Evet dinlensem iyi olacak
-tamam kazmaya devam et
-Pardon küçük korsan buraya geldiğimizden beri ben kazıyorum neden sen kazmıyorsun
-Çünkü bu senin fikrindi

Tontalak efendinin genetik yapısından mı(babası da çok ehl-i keyiftir) yoksa yetiştirilme tarzından mı bak bu konu tartışılır(Z takımında bu konu tartışılacak) çok rahatına düşkündür.Baba uzaklarda olup araba olmayınca otobüs ve metroya bindireyim dedim hem can sıkıntısı geçsin hem de alışsın.Giyinirken otobüse bineceğimizi söyledim ve dedi ki

-Opobüste klima var mı annecim
-Evet var
-Hee tamam o zaman...peki tooolet (tuvalet) var mı?
-Hayır Eray’cım yok
-Ama ya benim çişim gelirse
-Herzaman yaptığın şeyi yapacaksın Eray yani tutacaksın..
-annecim
-efendim
-Opobüsü boşver daksiye (taksi) binelim

Son olarak ise tontalak efendinin değişen üslubundan kısaca bahsedip haber bültenimizi bitirelim.İstediği şeyi vermeyen bana o kadar sinirlendi ki ofoolll buyadan dedi.Ofolun ne demek olduğunu bir an anlamadım acaba başka türlü anlat oyununu mu oynasak demeye kalmadan zaten başka türlü anlattı.İşaret parmağı ile kapıyı göstererek ofooll hemen dedi.Defol mu dedim hemen gözlerim annemi aradı annemin ağzı bu arada bir karış açık kalmıştı. Tontalak efendinin en hassas noktası ağlayan insanlar yani ağlayan bir insan görünce dayanamaz,çok üzülür.Bunu bildiğim için gidip merdivende ağladım yani mış gibi yaptım. Banane o da bana defol demeseymiş.Şimdi hangimizin daha çocuk olduğunu tartışmanın zamanı değil.Geldi yanıma sarıldı bana annecim ben seni gandırdım,şaka yaptım....Sonra öpüştük,koklaştık ve MUTLU SON.

Tontalak efendiden haberler kısaca böyle sayın izleyici.Şimdi spor haberleri...2012 Londra Yaz Olimpiyatları bugün start verdi ailecek çok heyecanlıyız inşallah Türk bayrağını birçok kez dalgalandırırız.Kendilerine canı gönülden başarılar diler kalbimizin onlarla orada attığını söylemek isteriz

Hava durumunu ise ünlü üstadın şu gözleriyle bitirmek istiyorum...Sıcak çok sıcak daha da sıcak olacak..

Bir daha ki bültenimizde buluşmak üzere esen kalın..

Pazartesi, Temmuz 16, 2012

Buz Devri 4-Kıtalar Ayrılıyor


Geçen hafta televizyon seyreden küçük bey Buz Devri 4 görünce beni sinemaya götür annecim dedi. O hafta program çok dolu olduğu için cumartesi iş çıkışı gidebildik. Mısırlarımızı aldık girdik içeriye ben yanlış filme mi girdim diye sağa-sola bir baktım saat 19,00 matinesi olduğu içindi galiba sadece iki üç çocuk vardı diğerleri hepsi büyüktü.Ben tabi biraz gerginim ya çok ses yaparda çevreyi rahatsız ederse diye..

Fragmanlar dönerken hadi arabalar başlasın dedi ben de arabalar filmi değil Eray’cım bu başka bir film dediğim zaman bir çığlık koptu 'banane ben arabaları seyredeceğim' dedi.Dur bakalım biraz seyredelim arabalar gelecek mi diye sakinleştirdim ama bir yandan da böyle bir şey başıma geleceğini düşünmediğimden B planım olmadığı için müteessirdim.Allah’ım ben ne yapacağım dedim durdum kesinlikle Erol’un dilinden kurtulamayacaktım o çeneyi gece boyu çekmek zorundaydım.(Ayla durmaz demişti çünkü)

Film hızlı başladı,Eray’ın dikkatini çekti.Komik sahnelerde öyle bir kahkaha attı ki yahu bu çocuğun anası nerede der gibi sağa-sola bakışlar fırlattım.Ohh kimse Eray’la ilgilenmiyordu,herkes filme konsantre olmuştu neyse ki.Eray’cım şiştttt biraz sessiz güler misin insanlar rahatsız olabilir dediğimde 'ama çok komik annecim'dedi.İlk 10-15 dakika Eray’dan huzursuzluğa dair bir atak beklediğim için gergindim ama çocuğum ayakkabılarını çıkarmış, ayaklarını yukarıya toplamış ağa pozisyonunda mısırı yiyerek çok güzel film seyredince ben de kendimi filmin kollarına bıraktım.


Şahsen Buz devrini daha önce seyretmediğime çok pişman oldum.O kadar sevdim ki. Sevgi, dostluk, ergen sorunları çok güzel anlatıyor.Seslendirme harikaydı.Bizler için kült olan espriler havada kalmayacak şekilde sahnelere yerleştirilmişti.Nereye karpuz kesecektik, enişte oturmaya mı geldik. Ergen şeftaliye ise bayıldım,babasıyla tartıştığı bölümde bende bir ebeveyn olmamdan mı kaynaklı bilmem ayyy demeden kendimi alamadım.

Ara olunca tamam konsantresi bozuldu asla seyretmez dedim lakin son 10 dakikaya gelene kadar bir sorun çıkarmadı.Sonuçta filmi bitirebildik,çok eğlendik..Herkese kesinlikle tavsiye ederim.

Filmden çıkınca uyuduğu için ertesi güne kaldı filme dair kritiğimiz.Benim Eray’a ait hayallerimden biridir bu Bir filme,tiyatroya, müzikale gittiğimizde çıkışta kol kola girip seyrettiğimiz şeye dair kritik yapmak, düşüncelerimizi paylaşmak.Daha küçük olduğu için ben yönlendirdim.Filmde neler vardı Eray babanda merak ediyor dedim mesela.

Çocuğumun aklında kalan sahnelerden birkaç kesitler..Gız babasıyla kavga etti, dağlar(buzulllar aslında) yıkıldı.Maymun mamutu bağladı.Annesini babası kurtaramadı gızı kurtardı yani çocuğun aklında kalan hep action sahneleri .Ahh bu erkeklerin hepsi mi aynı.Sonra anneannesine anlattı filmi lakin anlatmaya başlaması çok komikti,çok güldüm

Bir mamut vardı annanecim..Mamutun gızı vardı o da mamuttu..Mamutun garısı vardı o da mamuttu:) Ahh bu mamutlar hepsi mi aynı.

Sonuç olarak Eray’cım sence film nasıldı dedim son olarak. Dedi ki;

Film çok düzeldi annecim ama çok türültürüydü(gürültü).Yorumda son nokta işte ben buna derim...

Bir dahaki film kritiğimize kadar efendim kendinize iyi bakın

Buz Devri 4-Kıtalar Ayrılıyor: 14/07/2012 19,00
Cevahir Sinema Salonu

İlk sinema  http://hanimignesi.blogspot.com/2011/08/oglum-seni-annen-nerede-dogurdu-ilk.html

Cuma, Temmuz 13, 2012

Hedefe Kilitlenme

Dikkat! Masada bir centilmen var:)

Akşam yemekten sonra bir akşam kahve dünyasına gittik.Eray beyler mönüyü aldı,bir süre göz gezdirdi ben dondurma yicem dedi sonra döndü babaannesine.Babaannecim sen çilekli mi yersin sonra aklına birden başka bir şey gelmiş gibi durakladı....Sen çilek sever misin babaannecim. Babaannesi severim dedi.O zaman sen çilekli dondurma ye ben beyaz yicem dedi.Babaanne ben kahve içmek istiyorum ama dediği zaman peki iç o zaman diye izin verdi. Garsona döndü ben dondurma yicem babaannecim kahve içcek. Garson onun hareketlerini gördükçe neredeyse karşısında küçük bir prens varmış gibi reverans yapacaktı ya neyse.Sonra hay hay küçük bey dedi arkasını döndüğü an gülmeye başladı.Dondurma gelene kadar ise tontalak bahçede koşmaya başladı.

Damla sakızlı Türk kahvemi tam höpürdetirken Erol yabancılarla sürekli iletişim halinde olan Eray’a bakarak çocuğumuzun tek kötü huyu bu dedi.Az daha kayınvalidemin yüzüne püskürtüyordum kahveyi.Tek kötü huy mu dedim bilerek tek kelimesini vurgulayarak.Evet dedi başka çocuğumuzun ne kötü huyu var ki...Düşündüm kuzguna yavrusu şahin görünürmüş diyen kişi kesinlikle Erol gibi bir babayı görerek etmiştir bu sözü.

Tontalak yabancılarla çok çabuk iletişime geçiyor ve ailecek bu bizi rahatsız ediyor.Mini mini bebekken bile böyleydi.Başkalarının çocuğu yabancı birini görünce ya da kucağına alınca basardı çığlığı bizimki boğum boğum parmaklarını açıp kapayarak yabancılara gel gel gel yapardı.Parklarda bir an olsun bile başka tarafa bu yüzden çeviremiyorum kafamı.Hani hiç tanımadığı biri gel gidelim derse bana 'göle göle annecim' der gider vallahi.Anlatıyoruz ama.....Neyse demek ki anlaması için biraz daha zamanı var.


Dondurması gelince oturdu sandalyeye hem dondurmasını yiyor hem de kime laf atabilirim diye çevreyi gözetliyor.Bingo tam yanı başımızda telefonundan bir an olsun gözünü ayırmayan kadına laf atıyor.

1.Aşama –Tanışma

Ablacımmmm,ablacımmmm (önce şirin ses tonuyla kendisinin farkedilmesini sağlıyor.Kadın geç de olsa kendisine seslenildiği anlıyor)

-Efendim canım, bana mı seslenmişten sen ayyyy

1.Aşama başarıyla tamamlandı


2.Aşama-Muhabbete bodoslama dalma
-Ablacım sen neden sigara içiyorsun
-Bi bi bil memm(kadın ne cevap vereceğini şaşırdığı için kekeliyor)
-neden (sonuçta bilmem bir cevap değil tontalağın nazarında)
-Tamam bir daha içmeyeceğim ( cevabı yok ki o yüzden kaçma metodunu kullanıyor kadın ama bir yandan içmeyeceğim derken sıkı bir nefes çekiyor içene)
-ama hala içiyorsun:)

Söyledikleri ile hareketlerinin çeliştiğini anlayan kadın hemen sigarayı söndürmek zorunda kalıyor bak artık içmiyorum diyerek sigaranın zararları hakkında koyu bir sohbete dalıyorlar

2.Aşama başarıyla tamamlandı

Artık ben kalkayım diyen kadını gören tontalak hemen 3.Aşamayı devreye sokuyor,zaman yok

3.Aşama-Oyalama

-Tanıştığımıza memnun oldum ben gidiyorum
-Araban var mı ablacım
-var
-ne renk
-beyaz
-babamın arabası da beyaz
-hadi bye byee
-göle göle ablacım....

3.Aşama başarıyla sonuçlandı.

4.Aşama-Hedefe Kilitlenme

-Ablacımmmmmmmmmmm

Kadın arkasına dönüp bakıyor

Bir gün bize gel:)

4.Aşama henüz sonuçlanmadı

Not:Babasının bir özelliğini tıpkı Eray’da almış.Yani hergün ev misafirlerle dolup taşsın istiyor. Eğer bize gelecek kimse yok ise işte görüldüğü gibi parklardan,kahve evinden toplama çalışıyor...

Not:Dün akşam eve gelince babaannesini bana şikayet etti.Babaannem beni parka götürmedi annecim ne kadar ayıp di mi:)Yok ayıp değil sadece yorgundur diyebildim.Bu aralar ben eve gelince hemen şikayete başlıyor..Babannecim beni banyo ettirmedi annecim, bana dondurma vermedi annecim,bana gızdı annecim....Besle kargayı oysun gözünü kayınvalidecim... Diyorum ya çocuğumun huyları bu aralar çok değişti çok...

Perşembe, Temmuz 12, 2012

Mutasyon


Tontalağımın en sevdiğim yeridir tatlı dili.Öyle tatlı öyle ballıdır ki...Evimize gelenlerde bayılıyor onun bu özelliğine.Ne bilim su versem dedeştürler annecim...Annecim parka gidebilir miyim? Annecim seni seviyorum..Annecim, babacım hojjgeldiniz..Annecim sen çok datlısın(tatlısın)..Annecim balsın bal(sarılıyor bu arada) Bu çorba çok düzel olmuş, annecim sana yardım dapayım.Yani hep rica, minnet,takdir cümleleri

Bir haftadır lakin rüzgar yön değiştirdi.Eray’ın üslubu inanılmaz bir değişime uğradı..Ha birde çok sinirli...Bir gün bir şey almasına izin vermedim öfkelendi elini yumruk yaparak bir daha böyle yaparsan senin kafanı kırarım dedi.Dondum kaldım resmen.Bana kal gelecek kadar şaşırdığımda hemen gözlerim Erol’u arar.Yine öyle yaptım artık nasıl bir yüz ifadesiyle Erol’a baktıysam fırladı yerinden resmen.Sen kime dedin o lafı diye kükredi.Güzel güzel de cevap veriyor tontalak 'anneciğime' dedi.Sakın bir daha annenle öyle konuşma eğer tekrarı olursa demeye kalmadan dedi ki tontalak

-Bana ceza verirsen senin kafanı kırarım babacım:)

Evet tabiki ceza aldı.Bu arada Erol’la diktörtgen masa toplantısı yapıp taktiğimizi belirledik. Bu lafı bir daha duyduğumuzda kucağımıza alıp sakin sakin konuşmaya,anlatmaya karar verdik.İlkinde hazırlıksız yakalanmıştık.Allahım bir daha duymayım dedim ama maalesef iki gün sonra tekrarladı aynı cümleyi..Senin kafanı kırarım...Babası bilgisayar kullanıyordu hemen kalktı yerinden dizine oturttu,boğazını temizledi öhömm öhömmm ve cümleye giriş yaptı

-Eray’cım güzel oğlum hiç annelerin kafaları kırılır mı?
-Peki babacım kimlerin kırılır..

Dakika 1 gol 1 tabiki golü ağalara tontalak gönderdi.Erol beyler öyle sabırla laf anlatacak adam değildir.Daha ilk cümlede hezimeti uğradı ya Ayla benim biraz işim var sen devam et diyerek pası bana attı.Anlatmaya çalıştım da bu lafı şimdilik unutmayacak galiba ..

Not:Babası eve geldiğinde Eray’la güreşir,gıdıklar oyunlar oynar.Normalde Eray bu oyunları çok sever.Dedim ya bu aralar sinirli diye oyun esnasında sıkılan tontalak dedi ki ‘yeter be adam’ Allahım bana oğlumun tatlı dilini geri ver:) Ha bu arada bu bir geçiş dönemidir di mi?

Fotoğraf ilk doğumgününden zaman hızla akıyor az kaldı doğumgününe,hala düşünüyorum ne yapayım diye..

Çarşamba, Temmuz 11, 2012

Babam gibi


Bir müddet öylece baktım..Sadece küçük adamıma aslında hiçbirşey göründüğü gibi değil biliyor musun demek istedim.Demedim.Nasılsa biraz daha büyüyünce idrak edecekti bazı şeyleri,belki de kabul bile edecek...

Her zaman ki gibi küçük adamım oyuncaklarını dağıtmıştı salona..Bir süre sonra artık dayanamayıp ‘kim bunları toplayacak diye söylendim.Hiç tereddüt etmeden ‘babam’ dedi. Baban mı? Baban senin hizmetçin mi diye sordum?Sen dağıttın tabii ki sen toplayacaksın. Hayır dedi babam toplayacak çünkü benim babam güçlü dedi(ellerini yumruk yaptı o ara) Çok mu güçlü dedim.Evet benim babam çok güçlü canavarları döver:)Aaaaa dedim sanki şaşırmış gibi.

Bu arada kaşındım hem de tatlı tatlı kaşındım...Bazı şeyleri merak ettiğimden yani küçük adamımın gözünden nasıl göründüğümü öğrenmek için can attığımdan acayip bir kaşındım.. Peki sence ben güçlü müyüm? Yahu usulen iki dakika düşün be oğlum pat diye hayır güçlü değilsin dedi.Bir çocuk gibi alınganlık yaparak nedenmiş o neden güçlü değilmişim dedim.Sıkı durun zira ben sıkı durmadım ters düz etti bu çocuk beni. Çünkü sen çok KÜÇÜKSÜN dedi(boyumu kasetti).İşte o an demek istedim yani hiçbirşey göründüğü gibi değil evladım demek istemeyi.Sadece sana katılmıyorum en az baban kadar hatta daha fazla güçlüğüm dedim.

Saate baktım zamanı gelmiş yani şu an itiraf zamanı...Çok fazla bu konulara girmeyi sevmesem de ben bu ülkenin kadınlarının fiziksel, psikolojik yani birçok anlamda çok güçlü olduklarını biliyorum. Hem çevremden gözlemliyorum hem de ben şahsen bizzat kendim yaşıyorum.

Gözlemlediklerimin diğer insanların özeline girmesinden ötürü es geçip bilgim dahilimde kendi özelime üsturuplu bir şekilde dalıyorum.

Ev işlerinde ve çocuk bakımında yardımcı olan bir eşim olmasına rağmen hiçbir zaman işler fity fity bölüşülmez terazin ağırlığı hep benim tarafımdadır.Sabahtan aynı anda çıkıp akşam aynı anda eve dönmemize rağmen o hep pert durumdadır.Çok yoruldum der bir şey söylendiğinde.Hafızanı tazelemeye gönüllü olmak istiyorum der işte tüm gün çalıştığımı hatırlatırım.Lakin cevap hazırdır.Benim işim çok yorucu ama..Bunu ölçen bir alet bile var evimizde yani olmalı eşim bunu ölçebildiğine göre..

Kadın kişisi hep düşünmek zorundadır. Yarına ne yemek yapılacak,çocuk ne yiyecek diye..Eşim hep boşver hallederiz der nedense. Akşam baba erikleri kütletirken haftasonuna misafir gelecek dolmada sarmalı.Çocuk hasta mesela ya... Telefon tuşlarına baba kişisi bastığı anda alev aldığı için anne hastaneyi arayıp randevu almalı, tüm gece vardiyasız biçimde ateşli minik erkeğin başında nöbet de tutmalı. Ertesi gün işten izin alıp koştura koştura çocuğu doktora götürmeli.

Adamlar bu konularda zinhar rahatsız edilmemeli .Malum her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var safsatası.Doktordan koştur işe gel işleri topla aa unutmadan ilaçlar da alınmalı.Çocuğun gidebileceği okulları araştır,randevu al ve eşinle görüşmeye git, temizlik yap, misafir ağırla,çocuğun sandaleti olmuyor koş sandalet al yahu demin cebimdeydi bu alışveriş listesi de nerede.Sıralansa dünya kadar konu var aslında..

Belki de bu yüzden şaşırdım küçük adamımın sen güçlü değilsin demesini:)Bu ülkenin kadınları gibi bende güçlüyüm aslında sadece babasının 1,90 luk boyu karşısında 1,60 lık annesini görünce çocuğumun biraz nasıl demeli aklı karışıyor o kadar...Yani olay şimdilik bundan ibaret.O da öğrenecek gerçeği zamanla nasılsa:)

Not: Tontalağım,minik adamımın bu aralar replikleri şöyle:Babam gibi yicem babam gibi büyücem, babam gibi güçlü olcam, babam gibi işe gitcem......İnşallah oğlum baban gibi dürüst ve ahlaklı olursun...Haa bir de bazı şeyler göründüğü gibi değildir bunu sakın unutma

Salı, Temmuz 10, 2012

Resim


Resmin içindeyken her köşeyi her kıvrımı net göremezsin,bazı şeyler flulaşır ...Bakış açın daralır ya da şöyle diyeyim o resmin rengi, dağı,taşı yeşili,teması kısaca en önemli unsurlarından biri olduğun için objektifliğini yitirirsin.

Evin oğlunun da yaşadığı galiba buna benzer bir şeydi. Resim de anlatılan neydi peki....Evine gelen arkadaşlarıyla oyun oynayan bir çocuğun hikayesi vardı.Tema ise paylaşma ile gelen mutluluk.....Daha evine gelmeden arkadaşları arkakaşlarımla uyuncaklarımı baylaşcam demişti zaten annesine.Paylaştı da...Öyle güzel oyunlar oynadılar ki dört erkek arkadaş... Yalnız oynarken biraz da ses yaptılar.Anneler rahatsız olsa da mutluluklarını gördükçe ses etmediler bir akşam boyu kah sohbet edip kah resmi seyrettiler..Babalar mı hayat onlara güzel.. Herzaman ki gibi terasta oturmuşlar dünyadan bihaberler...

Evin oğlunun bir ara çişi geldi.Belli uzun zamandan beri tutuyordu çünkü resmin içinden çıkmak istemiyordu.Daha fazla dayanamayıp resmin içinden dışarıya doğru bir adım attı ve penceresi genişledi, görüşü ise berraklaştı. Merdivenlerden inerken aaaa annecim ne kadar türültü yapıyorlar de mi dedi. Biraz yapıyorlar dedi annesi.Tuvaletini yaparken çok rahatsız olup aaaa çok türültü yapıyosunuz susun be bile dedi.Merdivenleri çıkarken öfkesi katmerlendi.İki eli belinde odaya dalıp resmin içindeki arkadaşlarına bağırdı.... Yeter be çok türültü yapıyosunuz susun ...Sesini duyuramadı...Sonra vazgeçti bağırmaktan resmin içindeki yerini aldı.

Görüş ise tekrar flulaştı..

Cuma, Temmuz 06, 2012

Ama haksızlık bu

Her akşam babayla parka gidiyor tontalak kah bisiklet sürüyor(yani çalışıyor sürmek tam olarak doğru değil)kah arkadaş bulup onlarla takılıyor.Parktan gelince de el ayak yıkanıp bir tane dondurma yemesine izin veriliyor bir süre televizyon izleyince doğru uykuya..

Dün akşam parktan dönünce çok huysuzdu çünkü oyuna doymadı.Bu sebepten ellerini yıkamak,üstünü değiştirmek istemedi,çok ağladı.Ellerini yıkamak için ikna etmeye çalıştım ee çalışırken biraz da poh pohladım.Kucağıma aldım,sırtını sıvazladım gel bebeğim birlikte ellerimizi yıkayalım dedim sonra dudağımı ısırıp sustum.Pardon hem sustum hem tırstım. İnşallah cümle içinde geçen bebeğim lafını yani tontalağın en hassas olduğu lafı Eray duymamıştır dedim.Peki bu mümkün mü? Banyonun önünde kucağımdayken gözlerimin içine kırgın bir şekilde baktı ve dedi ki

Bana bir daha bebeğim dersen sana gızarım

Bebeğim lafını bir daha kullanmamak konusunda dikkatli olacağıma söz verdim:) başka ne yapayım.Eskiden bebeklik resimlerine bakarken bebeğin kendi olmadığı konusunda itiraz ederdi.Ben bebek olmadım diye bas bas bağırırdı şu aralar ise ben bebek oldum ama büyüdüm diyor bu bizim için büyük bir gelişme...


Bu aralar herşeye bir çözümü var tontalağımın lakin çözümü irdelediğimizde sonuç hep aynı yani fayda,kar ibresi hep tontalağın üzerinde..Pazartesi akşamı babaanne bize yatıya geldi.Uyku saati gelince annecim babaannecim yerede yatcak dedi, evdeki herşeyle o kadar ilgili ki bu arada.Salondaki koltuğu açacağım Eray’cım babaannen orada yatacak dedim.Sonra buldum dedi elini şıklattı.Babaanne sordu ne buldun.

Babaannecim sen babacımla yat buyada...Eeee diye soruyor babaane.Ben annecimle odada yatarım.

Acaba oyy fedakar oğlum benim babaannesi korkmasın diye babasını feda mı etti demeliyim yoksa çakal bu çocuk ya annesiyle koyun koyuna yatmak için fırsatını mı buldu demeyelim inanın hiç bilemedim.

Geçen hafta misafirler geldi bize arkadaş telefonundan çocuklara oyun açmış oynuyorlar ay pardon sen oynayacaksın ben oynayacaksın diye tartışıyorlar.Tartışma büyüyünce arkadaş telefonu ellerinden çekti kavga edeceksiniz hiçbirinize vermiyorum dedi. Tontalak devreye girdi arkadaşına döndü dedi ki.

Ben fefefonu(telefon)seninle baylaşabilirim,sen diye sordu. Arkadaşı da ben de paylaşırım dedikten sonra tontalak efendi dedi ki o zaman önce ben oynayayım sen sıranı bekle:) Diyorum ya ibre hep tontalağın üzerinde...

Bir de bu aralar hayatın adil olmadığını düşünüyor tontalak ve bu galiba acı veriyor oğluma Annanemizi uğurladık Samsun’a hoş bu ayrı bir konu aslında.Samsun’da ki selden ötürü dayımız kaybetti çoğu şeyini... Allah’a şükür sağlıkları sıhhatleri yerinde.Bu kötü günlerinde kardeşlerinin yanında olmak istedi attık annanemizi otobüse.Eray ise otobüs delisi o da çok binmek istedi annanesiyle birlikte.Otobüs hareket ediyor binemiyor ya babası Eray’ı zor tuttu,çok debelendi.Babasından kurtulamayan tontalak en sonunda bağırdı

Ama haksızlık bu, haksızlık bu, haksızlık bu.... Sesi çatallaşana kadar bağırdı...

Oğlum annen beylik lafları hiç beceremedi sadece şunu söyleyebilir sana hayat hiçbir zaman hiç kimseye adil olmadı ki..Evet kabul edene kadar acı veriyor insana.Geçmişe omzunun üzerinden dönüp baktığında umutlarını,hayallerini gördüğünde sakın üzülme.Her zaman hayat planladığın gibi gitmeyebilir.Karar ver ne olursa olsun karar ver... Bir yol ayrımına geldiğinde ister sağdan git ister soldan inan bana ortada durup öylece beklemekten daha iyidir.Hani klişe bir laf vardır ya en kötü karar kararsızlıktan iyidir...Ha bir de hayallerinin peşinden mutlaka git,hayallerin gerçekleşmese bile en azından denedim dersin...

Cuma, Haziran 29, 2012

Beyin Fırtınası:)


Bazen kullandığı bir kelimeyi anlayamıyorum tontalağın.Anlamadığım içinde öflüyor pülüyor sonra da anlayamadığım için çok şaşkın bakıyor.Hani sen silelestopu nasıl bilmezsin der gibi.

-Annecim silelestop alır mısın?
-Silelestop mu?Eray’cım silelestopun ne olduğunu anlayamadım ben
-Silelestop annecim silelestop(bilmediğim için sesindeki hayal kırıklığını da ekleyin cümlenin sonuna)
-gerçekten anlamadım Eray,gel başka türlü anlat oyununu oynayalım.Şimdi silelestobun ne olduğunu başka nasıl anlatırsın?
-Immm ay’a bakarız bu şekilde (tek elini yuvarlak yapıp içinden aya bakıyor diğer göz kapalı)
-Haa anladım gibi sanki(tabiki anladım da lafı uzatıyorum)başka nasıl anlatırsın
-Korsan gibi
-Korsanlardan mı kullanıyor bu silelestopu
-Evet

Doğrucu başı devreye girdi hemen korsanlar teleskop kullanmaz Eray onlar dürbün kullanır dedi.Yani bizim beyin fırtınamızın büyüsünü bozdu babası.Eray ise kullanır diye diretti. Aralarında hoppss kavga çıktı ben arada kaldım yine.Sonra ortalık sakinleşince

-annecim silelestop alır mısın?
-Teleskop mu ?ne yapacaksın peki
-ay’a ,yıldızlara bakcam.
-tamam alacağım ama hemen değil

Böylece doğum gününde ne alacağım belli oldu:)

Bu başka türlü anlat oyununu çok seviyorum ben.Hem sohbet etmek için konu açılmış oluyor hem oğlumla beyin fırtınası:)şey ettiriyoruz hem de Eray derdini anlattığı için çok rahatlıyor.

-annecim bana pitek verir misin?
-Pitek mi?Eray’cım hadi gel başka türlü anlat oyununu oynayalım.Piteği başka türlü nasıl anlatırsın tontalağım:)

Fotoğrafın sırrı:Parka gittik ailecek parktaki iki kız ip atlıyordu, arkadaş bulmakta hiç zorluk çekmeyen tontalak dedi ki?Gızlar beraber oynayalım:)Saolsun gızlar oğlumu aldılar oyuna.Eray gızlarla birlikte ip atladı ayy pardon hiç atlayamadı diyecektim.Sadece yavru fil gibi zıpladı ama pardon ya filler zıplayamazdı di mi?

Ha pitek mi? Şimdi kimseyi merakta bırakmayım pitek=pipet.Eray’ın anlatmak için kullandığı anahtar kelime ayran,içmek,hüpppp(içine çekmek) idi.Düşündüm de tekrar evet evet bu oyunu ben çok seviyorum gerçekten ama en çok da yavru filimi:)