hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Haziran 17, 2015

Sümüklü böceklerinde sevgiye ihtiyacı olabileceğini hiç düşünmemiştim



Cumartesi Eray'ın arkadaşının Yıldız parkında doğum günü vardı. Açık alanda doğum günü yapmak çocuklar için çok iyi fikirmiş onu gördük. Futbol oynadılar, futbol oynamayı sevmeyen Eray gibiler toprağı kazdı, daha küçük çocuklar amaçsızsa bir oradan bir buraya koştu. Elhasıl güzel bir gündü

Taa ki Eray'ı kedi tırmalayana kadar. Eray hayvanları çok sever. Dışarıya adım attığımız anda başlar kedi köpek gözetlemeye. Dokunsal bir çocuk olduğu için de yani sevgisini dokunarak aktarmak istediği için de eller. O gün kırk kere uyarmamıza rağmen yine kaçak göcek sevmeye çalışmış kediyi. Olayın nasıl olduğunu görmedim tırmalamış epeyce kendisini...

Canı yandığı için değil de ona kızdığım için çok ağladı. Çocuk koşarken düştü diye poposuna şaplak atan annenlerden değilim aslında. Ne bileyim korktum kolunu öyle görünce. Kedi seni bu şekilde tırmalayana kadar aklın neredeydi diye kızdım hem de. Ev kedisi ve aşılı olsa umursamam bile. Canımız sıkıldı bir kere, ortamdakilerin de canını sıkmamak için kalktık bir an önce..

Bir de bana pimpirikli derler. Erol ortamda hiçbir şey belli etmedi ama daha arabaya binmeden doktora gidelim bir an önce dedi. Gittik.Danıştık. Özel hastanedeki doktor bu tür şeyler devlet hastanesinde takip ediliyor dedi. Hiç şaşırmadım.

Bu konuyu da aslında hiç anlamam.Vakti zamanında Eray'ı kene ısırdığında (oğlumun hayvanları sevdiği kadar hayvanlarda oğlumu seviyor, bırakmıyorlar yakasını) takip devlet hastanesinde oluyor diye hiçbir şey yapmamışlardı. Devlet hastanesine gittiğimizde önlem olarak ona bakacağız, buna bakacağız diye gereksiz bir sürü şey yapılarak çocuğumu delik deşik etmişlerdi. Aynı şeyi yaşamalı mıydık?

Hocam sizin çocuğunuz olsa ne yapardınız dedim hemen hemen her aklı karışan anne gibi. Legal olarak gitme diyemem dedi. Bir yanda da çocukta bir şey yok gitme diye kaşını gözünü oynattı. Sonra devam etti en fazla tetanos iğnesi yapılır ama zaten bu çocuklar tetanos oluyor iğne 5 yıl koruma sağlıyor dedi. Biraz daha konuştuk ve evimize döndük. Kendi adına karar verirken bile sancı çeken ben çocuğum adına karar verirken neler hissettim varın siz düşünün. Ya da hiç düşünmeyin. Benim başıma ne geldiyse hep çok düşünmekten geldi..

Geçen sene Eray işyerime geldiğinde parkta sümüklü böcek görmüş işaret parmağını hazırlamış başını tam sevecekken durdurmuştum. O kadar çok şaşırmıştım ki Eray ne yapıyorsun dedim. Hiç salyangozu sevecektim dedi. Çok normalmiş gibi. Oğlum ama o sümüklü böcek dedim.

Annecim onu da Allah yarattı, onun da sevgiye etvayeci (ihtiyaç) var

diyerek beni bir güzel susturdu. Şimdi bu anlattığım cepte.

Okul arkadaşının annesi Eray'ı merak etmiş Ayla'cım ne yaptın diye sordu.Çocuk doktoru o ve piknikte o da vardı. Bence yıka temizle ve konuyu unut demişti. Neyse konu konuya açtı ve gülmek için sümüklü böcekli hikayeyi anlattım. Sonra sohbete A. Eren'in annesi girdi Ayla'cım benden duymuş olma sakın Eren dedi ki Eray okulda sümüklü böcek besliyormuş dedi. Hiç şaşırmadım.

Şaşırdığım konu şu Eray mesela kelebekleri sevmez, etrafında uçmasından hoşlanmaz. Kelebekleri  herkes sevmez mi? Bence çok zarif hayvanlar. Bana da sümüklü böcekler itici gelir. Neyse şaşırdığım konu şu diyordum en son.

Şaşırdığım konu şu, Eray'ın hep daha az sevileni sevmesi..


Not: Eray 13/06/2015 tarihinde parkta sürekli gördüğüm en kibirli, en asık suratlı, en mutsuz, en insan sevmeyen kedisi tarafından tırmalandı. Pardon ama çocuğumu tırmalayan kedi hakkında kimse güzel duygular beslememi beklemesin.

NoT: Pazar sabahı ise gözünü şöyle açtı. Peki annecim hamster almaya ne dersin.

Salı, Haziran 02, 2015

Yadırgadığın şeylerin bazen kanıksadığın şeylere dönüşmesi


Dün akşam iş çıkışı Eray'ı etütten almaya gittiğimde iyi görünmüyordu. İyi görünmüyordu derken enerji full çekiyordu çekmesine de ne bilim bir annenin kendi çocuğunda anlayabileceği bir şey bu. Mesela ben oğlumun gözlerinden anlarım hasta olacağını..

Yılın son etüdü için öğretmenimiz liste başa dönmesin isterseniz herkes kendi çocuğunun çantasına koysun bir şeyler demişti. Ö. ve ben yaparız biz bir şeyler dedik. Şimdi biri bir şey getirecek diğeri unutacak, öbürünün yemeği diğerinin gözünde kalacak ne gerek var değil mi? Ö. ıslak kek yaptı, annemle ben ise zeytinyağlı yaprak sarması ve patatesli sigara böreği.

Öğretmenimiz mesaj attı okul çıkışı. Perşembe etüdünde olan diğer gruba da dağıttım dolma ve börek diye. Çocuklar bayılmışlar ve öğretmenlerine Eray'ın annesine bizim adımıza teşekkür edin demişler. Bundan daha iyi ödül olabilir mi?

Eray tabağın da bulunan kek dışında hiçbir şeyi yemediği için tabağı öğretmen elime tutuşturdu. Al sana bir hastalık belirtisi daha. İştahsızlık.

Etüt çıkışı bahçede 10 dakika oynamak bir etüt geleneği olduğu için Ö., Arda'nın anneannesi ve ben oturduk banka çocukları izledik(!) Bir yandan da arkasını topladım Eray'ın. Bu sefer Ö. ve Arda'nın anneannesi de katıldı bana. Nevaleyi üçe böldük anlayacağınız.

Bu konuda gittikçe anneme benzemeye başladım. Annemde ay israf olacak, ay yazık günah diye diye tabaklarımızda ki kırıntıları toplardı. Bu durum çok hoşuma gitmezdi. Ama sonra ne oldu bilogcan bil bakalım. Yine hayat yapmam dediğimi yaptırdı, yutmam dediğimi yutturdu.

Eray ilk gıdaya geçtiğinde başladım bende annemleşmeye. Anne sütü, yumurta sarısının bilmem kaçı, bebe bisküvisi, ceviz, akşamdan suya konulmuş peynir vs. den oluşan bomba gibi bir kahvaltı hazırlardım. Doyduktan sonra arttı mı ay yazık olacak be diyerek doğruca mideye.

Cam rendeden geçirilmiş meyve püresi mi arttı bir saat sonra da yenilmez ki vitamini ölür nimetin dedim hopp yine doğruca mideye. Zamanla bende bomba gibi oldum olmasında konumuz bu değil. Konumuz yadırgadığım şeyin kanıksadığım şey haline gelmesi.İyi tarafı da yok değil hani. Ağzıma sürmem dediğim bir çok şeyi bu sayede yemeği öğrendim..

Çocukları beklerken seyretmeye dayanamadım bu arada. Kafamı başka tarafa çevirdim genelde. Öyle tehlikeli oynuyorlar ki. Lana çıkmış tahterevallinin bir başından diğer başına doğru ayakta yürüyor. Erkekler ise kaydıraktan tersten çıkıp baş aşağıya kayıyor, itişiyor. Arada ay desem de çenemi kapalı tutmaya çalıştım.Eray anan ne kadar müdahale ediyor, ne kadar da heyecanlı demesinler diye sustum.

Ya işte böyle bazen sana yanlış gelen şeylere çocuğun utanmasın diye susmayı da öğreniyorsun. Ha bu demek olmuyor ki yalnız kaldığında uyarmıyorsun. Tam nasihat etmeye başladım hemen konuyu değiştirdi uyanık. Etüt de çok yorulmuş, üç kitap okumuş. 100 beyin hücresi varsa bu etüt de 99 u yanmış. Ona geriye bu akşam için sadece 1 beyin hücresi kalmış. Artık ödev de yapamazmış. Sadece dinlenebilirmiş.

Anneme geçtiğimizde bir iki kaşık yemek yedi sadece. Sonrada yattığı yerden kalkmadı. Bak bu da başka ve en önemli hastalık belirtisi.

Sabaha karşı da zaten ateşlendi.

İki arkadaşın seramik dersindeki diyalogu ile bitireyim bu yazıyı..

A: Eray hadi Allah'tan daha güzel yapacağız
Eray: Allah'tan daha güzel yapamayız, çabuk tövbe çek


Not: 02/06/2015 tarihinde Eray ateşlendi..




Pazartesi, Mart 16, 2015

Ahhh biz kızlar

Bir annenin evladına nazarı çok değermiş lafına eskiden hiç inanmazdım. Evladım oldu,onunla yol aldıkça ve yaşadıkça inandım. Ne zaman çok şükür şu da güzel gidiyor bu da güzel oluyor dediysem genelde söylediğim tersine döndü. Ve her seferinde hay benim dilimi koca koca eşek arıları soksun dedim mi dedim yeminle..

Perşembe öğleden sonra okulun hemşiresi beni aradı. Numarasını görünce fonda gerilim müziği çaldı önce. Okulun hemşiresi beni niye arar bilogcan sence. Bingo. Eray ateşlenmiş. Allahtan okul çıkışına çok az vardı, servisle eve döndü. Akşam eve dönünce yatan bir çocuk beklerken bir kanepeden bir kanepeye uçan bir çocuk görünce şaşırdım önce. Geldi ve geçti şükür diyemedim, biliyorum Eray'ın bünyesini ezbere..

Gece 02.00 gibi ateşi çıktı. Ondan sonrada ateş 3-4 saat arayla çıkıp durdu. Calpol ve İbufeni dönüşümlü olarak verdim. Bu sefer herhalde Beta ya da ortalıkta dolanan bir virüs dedim malum ortalıkta inanılmaz bir salgın var. Pfafa'yı 21 gün önce atlatmıştık ve atağa çok vardı ya onu hiç listeye almadım.Hatta geçen sefer atak arası iyice seyreldi şükürler olsun bile yazdım.

Cumartesi hemen doktora gittik. Aman dedim doktora acayip de bir salgın var. Doktorumuz da iki tür virüsün ortalıkta dolandığını söyledi. Biri öksürük, burun akıntısı ve eklem ağrıları diğeri ise mide bulantısı ve kusma yapıyormuş. Ama Eray'da bunların hiçbiri yok annesi Eray büyük ihtimalle Pfafa atağı geçiriyor dedi. Olur mu dedim bizim atağa çok var, Eray'ın atak arası iyice uzadı.

Omzumu çektim olmaz dedim, kaşlarımı yukarı kaldırdım olmamalı dedim, başımı öne eğdim olur mu ki dedim.. Bazen olurmuş. Hemen bu durumu bir ananın çocuğuna nazarına bağladım.. Nasıl olur ya..

21 gün önce flantadin aldığı için hemen vermeliyim dedi. Çünkü yılda bu ilaç 6 ya da 7 kereye kadar alınabiliyormuş. Atağın kendi kendine geçmesini bekleyelim eğer ki pazartesi akşam hala ateşi var o zaman mecbur vereceğiz dedi. Ve bugün pazartesi. Saat 15,30. Ve kuzum hala ateşli.. Ahh ya yine söyledim. Millet içinde sakın bana kuzum deme demişti. Yalnızken kuzum diyebilirmişim, millet içinde kaplanım, aslanım diyecekmişim...O zaman yeniden başa saralım..

Ve bugün pazartesi. Saat 15.31. Ve kaplanım, aslanım hala ateşli..

Doktora giderken telaşla topuklu ayakkabı geçirdim ayağıma.. Hasta da olsa Eray'dan kaçmaz bu ayrıntı asla..

-Annecim neden topuklu ayakkabı giydin bugün
-Ne bilim canım istedi
-ben sebebini biliyorum
-neymiş
-çünkü güzel görünmek istiyorsun
-Evettttttt. Güzel görünmek istemenin nesi kötü ki
-Ahhhh siz kızlar hep böylesiniz

dedi ya gel de gülme şimdi.



Hafta sonu ağzındaki aftlar sebebiyle neredeyse hiçbir şey yemedi. Neler yapmadım ki.. Sadece üçgenden belki yiyebilirim dedi. Üçgen dediği şeyde fotoğrafta görüldüğü gibi çift kaşarlı, salamlı yumurta ekmekler. Sadece bir tane yedi. Koskoca gün bir tane.. En sevdiği şeyleri bile geri çevirdi. Nasıl geri çevirmesin hem. Koskoca ben, ağrı eşiğim yüksektir diye gerim gerim gerinen ben bir aft çıkınca ne hallere düşmedim mi?

Sonra dedesi bizi ziyaret etti. Yemek yemese de yine de yanımızda oturdu, sohbet ettik hep birlikte. Bir ara dedesi biri hakkında adamın parası var ama aklı yok dedi :) Allah işte birine para verir akıl vermez, diğerine akıl verir para vermez. Başka birine ise her ikisini de vermez güzellik verir der dermez Eray girdi araya..Dede'cim böyle konuşma günah olur dedi. Neden günah olacakmış ki dedim vereceği cevabı merak ederek..

Dede'cim Allah demek ki böyle uygun görmüş. Allah'ın uygun gördüğü ve verdiği şeylere şükretmeliyiz. Ve böyle konuşmamalıyız..


Ne diyeyim ki ben şimdi. Allah dermansız hastalıklar vermesin, şükürler olsun bugünümüze.Ve sağlıklı haftalar herkese..


Not:12/03/2015- PFAFA Atağı




Pazartesi, Şubat 23, 2015

Atağımız gelmiş vol. bilmem kaç


Cuma sabahı Eray kalktığında anne ben okula gidemem kendimi kötü hissediyorum dedi. Hadi oradan numaracı kar tatiline alıştın değil mi dedim? Ateşimi ölç annecim ateşimi bi ölç deyince sabah sabah koşturan ben bir durdum. Çünkü böyle söyleyince ateşli çıkıyor küçük beyefendi. Bingo ateş 37.5.

Servise, öğretmenine Eray okula gelemeyecek diye mesaj attım. Sonrada doğruca anneanne dinlenme tesisine.Sabah 37,5 olan ateş öğle 38.5 lere çıkmaya başlayınca calpol ve ibufeni dönüşümlü olarak verdirdim.

Bu arada bir sorum geldi. Bir çocuğun hasta olmasından daha kötü olan şey nedir?

Butona bastım cevap hakkımı kullanıyorum:Tabiki evin babasının hasta olmasıdır. Bu konuda tıp dedim konuşmuyorum.

Akşam eve gelince Erol ile Eray'ın katlarını ayırdım. Çünkü Erol grip, Eray ise ya Beta ya Phapa. Bir de üstüne grip olmasın istedim, bu arada hasta iken başka hastalık kapar mı bak onu da bilemedim. Olsun ben önlemimi alayımda.

Eray ile kötü bir gece geçirdik. Ateş sürekli yükseldi.İnsanlık hali bu uyurum diye alarmı iki saate bir ayarladım. Aslında hiç gerek yokmuş ben hep ayaktaydım. Sabaha karşı ikimizde dalmışız. 

Kahvaltıda iki lokma yedireceğim diye kırk takla attım.6 lokma yedi desek oldu mu sana 240 takla. Zaten yorgundum iyice yoruldum.Bir bardak sütünü kendi içmek istedi.

Doktorun tüm randevuları doluydu hiç şaşırmadım.Mecbur cepten aradım.12.30'a kadar gelebilirseniz gelin çünkü Ataşehir'deki hastaneye geçeceyim dedi. Nasıl hazırlandık, nasıl çıktık anlatamam. Kesin daha önceki rekorlarımızı egale ettik.

Babayla kar topu savaşları

Odaya girince Eray hemen 'Metin bey asla iğne olmam, yapmaya çalışırsan da kaçarım baştan söyleyeyim dedi. İnşallah iğne olmayacak dedi.Sonra da sordu neyin var Eray. Başladı anlatmaya;dili kabarmış, boğazı acıyormuş bir de tüm kemikleri ağrıyormuş. Muayene sırası karın ve aşağılara gelince Metin bey ayıp olmuyor mu dedi. Haklısın buraları senin özel bölgen ama anneye-babaya birde hastalandığında doktora ayıp olmaz dedi.

Boğaz kültürü ve streptokok testi yapıldı. Biliyorum ki bu test yapıldıktan sonra Eray istifra edecek ve bingo kaçınılmaz son meydana geldi. 6 lokma ve akabinde 240 takla havaya uçtu. Canım çok sıkıldı..

Streptokok testi bir saat içinde çıkacağı için hastanede beklemedik. Bir okulla görüşmemiz vardı oraya gittik. Hala kafamız karışık. Çocuğum için hangisinin daha doğru olacağına karar vermeye çalışıyoruz ama şu bir gerçek ki insanın evladı adına karar vermesi çok zor..

Hemşire aradı görüşme esnasında Streptokok testi negatif dedi. Böyle çıkacağını biliyorduk da bir şeyi atlamayalım diye yaptırmıştık. Bu sefer ki PFAFA atağı, zaten zamanı gelmişti.

Pfafa atağı geldiğinde tek doz bir hap alıyor Eray. Eğer o hapı kusarsa tek doz iğne. Kuzum bu sefer hapı kusmadı, iğneden kurtuldu. Ondan sonrada ateş hiç yükselmedi. 24 saat geçtikten sonra da yükselmedi. Maşallah keyfi de durumu da düzeldi. Bir pfafa atağını daha atlattık, şükürler olsun ki atakların arası çok uzadı.

Ne diyelim efenim yeni bir haftaya başlarken herkese sağlıklı günler..


Not: Pfapa atağı : 20/02/2015

Boy: 128 cm
Kilo : 28.5 kg

Not 2 :Akşam etütleri tekrar başladı. Eray pazartesi grubunda. Öğretmenimiz mesaj atmış ilk ikramları siz yapabilir misiniz Ayla hanım ?

Patatesli börek ve zeytinyağlı dolma yapıp sabah  getirdim anneme. Öğlen pişirecek inşallah. Ablam da çikolatalı kek yapmış daha ne olsun. Babam sabah yanıma gelip cevabını bildiği bir soru sordu. Eee bunları kim getirecek.

Yüzümde pis bir sırıtış .Ben yaptım, annem pişirecek taşıma görevi sence kimde.İşyerinde kapıyı kapatırken en son şu cümle duyuluyordu. Yahu siz benim başımızın belası mısınız?  Bana bu ulvi görevi verdiğin için teşekkür ederim kızım diyeceğine. Sanki torun sahibi olmak kolay dedim de.. He bu arada sorunun cevabı tatlı belası...

Salı, Haziran 17, 2014

Atağımız gelmiş

İki çiçek arasında bir böcek

Pazartesi sabahı ben hasta değilim benim yüzmeme engel olamazsın annecim diye bana bağırdı tontalak. Ateşini ölçtüm ateş yok.Durumu da iyi görünüyor ilk gün yaz okuluna babasıyla gönderdim. Gönderdim ama bir de bana sorun içim içimi yedi.

Erol bekledi bir buçuk saat falan. Ayla zaten içeri almıyorlar hiç birşey göremiyorum dedi ve işe geçti. Allahtan yaz okulu Erol'un işine çok yakın. Sabah ilk olarak yüzmüşler. Kendi hazırlanmış benim kuzum.

Saat 11.30.Daha fazla dayanamadım aradım okulu, durumunu merak ettim. Telefona çıkan kişi yüzdüler, şimdi de sahadalar beni birazdan arar mısınız dedi. Aradım. Yüzme bitene kadar gıgını çıkarmamış, yüzme bitince kendimi iyi hissetmiyorum demeye başlamış. Erol hemen okuldan aldı.

Nasılsa doktora gideceğiz Ayla fazla beklemeyelim ben Eray'ı doktora götüreyim, randevu işini sen hallet dedi. Hallettim. Aslında ateş çok yükselmiyor 37.5-38.00 civarı. Ben klima çarptı falan sandım. Doktor kontrol etti, biz telefonda konuştuk. Bu arada Eray doğduğundan beri bensiz doktora gidişinin ikinci seferi.

Atağımız gelmiş. Yani Pfafa. Ateş çok yükselmedi bu sefer ya ondan anlayamadım dedim. Annesi büyüyor hastalık büyüdükçe şiddeti azalıyor dedi. Zaten 7-8 yaş civarı tamamen geçer demişlerdi. Yani inşallah. Tarihlere baktım en son atağını 20 şubatta geçirmiş. Büyüdükçe ateş araları da açılıyor çok şükür.

Reçeteye ilaçları yazdı ama ateş 40-41 lere çıkmadıkça ilacı vermeyeceğiz dedi. Antibiyotik kullanmıyor zaten bu hastalık da işe de yaramıyor. Prednol kullanıyorduk(kortizon). Aslında bu ilaç da tedavi yöntemi değil. Sebebi bilinmiyor o ilaç ateşi kesiyor ve ateş aralığını uzatıyor. Şu an beklemedeyiz. Kendileri çok masum değil. Allahtan bir yıl içinde sadece üç kere kullanmışız.

İlk Pfafa olduğunu öğrendiğimde verdiğim tepkiyi hatırlıyorum da.13 Ağustos 2010 tarihinde Pfafa ocağımıza bomba gibi düştü yazmışım. Ağlamıştım. Bana kızmışlardı. İnsanlarda ne hastalıklar var demişlerdi. Doğruydu da. Allah dermansız hastalık verip de derman aratmasın. Ama bende anneydim ya.

Adını sanını duymadığım bir hastalık, sebebi bilinmeyen bir hastalık, kendiliğinden 4-8 yıl içinde geçeceği söylenen bir hastalık. Bakmayın hastalık seyri şimdi hafif seyredebilir ama 3 yaşında çocuğumun canını okuyordu. Ben anneydim ya.Telaş etmem, kaygılanmam, üzülmem hatta ağlamam ilk öğrendiğimde doğal değil miydi?

Ha birde hangi modeller vardı biliyor musunuz? Ateşle uğraşıyoruz ne ettiniz de çocuğu yine hasta ettiniz diyen insan modeli. Ahh bir bilseler. Ünlü üstad, yazar, çizer Sezen Aksu'nun dediği gibi ben  tontalağımı pamuklara sarmalar sarardım. Gözümden sakınırken onu hasta etmek. Ben anneyim ya onu nasıl hasta ederim.

İlk şok geçtikten sonra tabi ki öğreniyorsun hastalıkla yaşamayı. Önceleri anlamıyorsun. Yahu şimdi ateş soğuk algınlığından mı, Pfafadan mı yoksa başka bir şeyden mi? çok bilirim kağıt kalem elime alıp hesap yaptığımı haaa atağımız gelmiş olmalı dediğimi. Doktor zaten bakınca anlıyor boğazının durumundan. Tahlil vermiyor. Verse ne yazar tahlilde bir şey çıkmıyor ki. Sadece CRP denen şey yüksek çıkıyor o da herhangi bir şeyden yüksek çıkmış olabilir. Alıştık, hastalığı tanıdıkça güçlendik. Ben anneyim bu arada çocuğum için nasıl güçlenmemeyim:)

Şükür şu an durumu iyi. Evde dinleniyor. O ısrarcı hasta değilmiş, yüzmeye gidebilirmiş. Göndermedim. Ben anneyim ya ben daha iyi bilirim:)

Ha bu arada yaz okulunun yarım günlük macerasında Eray'a nomelboy çok zor gelmiş. Oğlum nomelboy ne demek anlamadım ki dedim. Çok da güzel anlattı göstererek.

Nomelboy= voleybol imiş.


15/06/2014 - 37.5-38 civarı dolanan ateş
Teşhis : Pfafa
Doktor reçeteye ilacı olmadı iğneyi (prednol) yazdı. Lakin beklenecek. 39.5-41 olmazsa eğer kullanılmayacak.


Not: Dün sabah etek giydim aynada kendime bakıyorum. Eray'da beni seyrediyor. Biraz memnuniyetsiz görünüyor olmalıyım ki tontalağım devreye girdi. Annecim sen biraz zayıflamışsın, bana öyle geldi. Ne diyeyim ki dedim seni bana veren Yaradan'a şükürler. Kendimi iyi hissetmem için yaptığı hareket çok hoşuma gitti.

Pazartesi, Haziran 16, 2014

Haftasonundan özetler



-Bugün eve erken gitmeliyim dediğim zaman mutlaka bir aksilik olur. Cuma akşamı da öyle bir gündü.O yüzden bu cümleyi kendime yasaklıyorum. Erol 18.45 de aradı. Ayla ben iyiyim bende bir şey yok dedikten sonrada ekledi. Kaza yaptım, geç gelirim. Şükür kendinde bir şey yokmuş dedikten bir süre sonra Eray 'babam nerede kaldı annecim' diye sordu. Erol'da bir şey yok ya önemli değil dedi ya bende Eray'a söylemekte sakınca görmedim. Eray'cım baban kaza yapmış biraz geç kalacakmış. 'Annecim babacım yaşıyor mu peki 'dediğinde vurgun yemişe döndüm. O şekilde algılayacağını hiç düşünemedim. Allah'a şükür baban iyiymiş oğlum sadece araba biraz hasar almış dediğimde 'iyi tamam o zaman' dediği andaki ruhsal değişimin hızına yetişemedim.

-Erol eve geldi ayrıntıları öğrendik.Adam ters yöne girmiş.Güm arabanın sağ arka kapısına bindirmiş. Tutanaklar tutulurken abicim sakın ters yönden geldiğimi yazma demiş. Erol da olur mu öyle şey dedikten sonra adamımız abicim sende hiç yolu kontrol etmeden girdin ama dediği için kendisini haftanın pişkini ilan ettim.

-Arabaya binmeden önce tontalakla arabayı kontrol ettik. Tontalak babacım araba birazcık yamulmuş ama bu yamuk çok önemli değil, olur böyle şeyler diyerek olayı özetledi.

-Cumartesi sabahı yine yüzme. Bu sefer yola her zaman ki saatimizden erken çıktık.

-Yüzme sonrası İstinye Parka geçtik. Önce sinema için biletler alındı.Yemek yedik.Yaz okulu için eksiklikler vardı onları aldım. 13.30 seansına girdik.

-Filmin adı Oz büyücüsü. Koltuklar rahat, salon serin olunca göz kapaklarıma mukayyet olmadım. Ayakkabılarımı çıkardım, kıvrıldım ve ilk yarı resmen uyudum. Ne yapayım gerçekten çok yorgundum.Film nasıldı diye sorarsanız ikinci yarı fena değildi:)

-Film çıkışı çocuklar dondurma lafını duyunca oleyyyyy diye bir çığlık attı. İstinye park resmen sallandı. Çocukları mutlu edebilmek ne kadar kolay, keşke o mutluluğu sürdürebilmek de bu kadar kolay olsaydı.

-Eve gelişimiz 17.00 buldu. Sonra maraton zamanı. Temizlik, çamaşır yıka-as. Resmen topuklarım acıdı.

-Uzun zamandan sonra akşam evimizde kahvaltı edildi. Eray mızıldandı çünkü alışık değil.

-Pazar sabahı tontalak babasıyla yüzmeye gitti. Çünkü ahretliğim ailesiyle kahvaltıya (o saatte ancak  brunch olur) gelecekti, hazırlık yaptım.

-Yüzmede öğretmeni Eray'ı tebrik etmiş.Öğretmen herkes su altında 20 saniye nefesini tutacak demiş. Eray nefesini 20 dakika tutmuş:) Öğretmen de tebrikler demiş. 20 dakika değildir oğlum desem de oğlum ısrarcı, ben onun yalancısıyım.

-Çocuklar güzel oynadı oymamasına da Eray pek durgundu. Bir ara uzandı. Ateşini ölçtü babası 37.5. Galiba dün sinemadaki klima çarptı.  Ne çabuk ateşlendi desem de blogumu açıp baktım üstünden 42 gün geçmiş. Zaman yine hızla akıyor.

-Eray dinlensin diye akşam babalara gidemedik. Telefonla kutladık. Benim için iki tane özel gün vardır. Biri doğum günleri diğeri de evlenme yıl dönümleri. Onlar kişiye özel olduğu için belki de. Diğer günler pek anlam ifade etmez benim için. Ama kutlarım. Bilirim ki benim için anlam ifade etmese de karşı taraf için edebilir. O yüzden en yakın zamanda telafi edilecek.

-Üç, dört makine ütüyü Erol'la paslaşarak bitirdik. Lakin bende bittim.

-Eray'ın ateşi gece 37.3-37.5 civarında dolandı. Hafif ateşli olsa da rahat uyudu.

-Sabah ben kesinlikle hasta değilim. Sadece benzin depoluyorum benim yüzmeme engel olamazsın anne dedi. Ölçtüm ateşi yoktu. Hiç istemesem de yaz okuluna gönderdim. Lakin şu an içim içimi yiyor.

-Nasıl ben tongaya bastım dedim birine. Her şeyi o kadar sık eleyip dokurum ki. Ortaköy'e servis var mı diye sordum evet dediler ve bir daha da bir şey sormadım. Okullara kayıt yaptırdığımda ilk sorduğum sorudur benim. Güzergahını, ne kadar yol alacağını inini cinini... Ama burada hiç bir şey sormadım.Basiretim bağlandı sanki ya da ne bilim büyük anneannenin ölümün acısı düşünmemi engelledi. Kayıt yaptırdıktan sonra aklıma geldi. Adam bana demez mi bir saati geçer diye. O kadar kısa mesafede neden o kadar sürüyor diye sordum. Çünkü 1. leventten yola çıkıyorlar Etiler-Ulus-Arnavutköy-Ortaköy. Beyefendi akşam trafiğinde Etiler'e girerseniz çıkamazsınız ne alaka dedim. Valla içinize gelirse demeye getirdi. Bir çözüm yolu bulmalıyım ama nasıl.

Yine bir çözüm arayışı ile haftaya girdik. Haydi hayırlısı.


Salı, Mayıs 06, 2014

Sadece biraz dinlemeye ihtiyacı varmış


Pazar günü sabah tontalağım ateşlendi. Sabah erkenden kalkan çocuk geç saate kadar yatınca anlamalıydım durumu. Ateşini bir ölçtüm 38 olmuş. Hemen gidip salonu havalandırdım, temiz çarşaf serdim sonra Eray'ı alıp salona yatırdım. Televizyon karşısında yattı pek bir şey yemedi. Ateş gittikçe arttı.3-4 saatte bir  Calpol ve Ibufeni dönüşümlü verdim.

Kesinlikle hasta olduğunu kabul etmedi çünkü salı günü gezisi vardı ya ona gidememekten korktu.

-annecim bugün tatil di mi
- evet tatil
-gezi hangi gündü
-Salı
-he tamam giderim, şimdi dinleneyim o zaman
-Eray'cım bunları konuşmak için çok erken ama o gün iyileşememiş olabilirsin
-Hayır hasta değilim sadece biraz dinlenmeye etvayecim (ihtiyaç)var benim.

Gece daha da kötüleşti. Bu zamana kadar ya pfapa olurdu ya beta. Bu sefer başkaydı çünkü mide bulantısı ve kusma vardı. Zor bir gece geçirdik. Bir ara gece babasıyla sohbet ettiler.

-Ahh oğlum neden böyle hasta oldun
- İnsanlar hasta oluyor çünkü sağlıklarına iyi bakamadıkları için. Sonra mikroplar geliyor tetaminlerle (vitamin) savaşıyor.
-Sonra da ateş mi çıkıyor
-Ateş geliyor ama mikroplarla savaşmak için

Sabah erkenden randevu almak için hastaneyi aradık doktorumuz kongredeymiş o yüzden akşam saatine almış randevularını. Sevindim, işten izin alamazdım( denetim var) babası götürecekti mecburen. Akşam olunca hep birlikte doktora gittik.

Doktorun yanına girmeden bizimle pazarlık yaptı. Metin beye söyle beni hemşireye göndermesin, hemşire boğazıma çubuk sokmasın dedi (betadan alıştığı için).Bunun için söz veremeyeceğimi  söyledim,mızıldana mızıldana doktorun odasına girdi.

Anlattım. Bu sefer hastalığının biraz farklı seyrettiğini söyledim. Bana göre ne Pfapaya ne de betaya benziyordu. Muayene etti ve üst solunum yolları enfeksiyonu dedi. Şaşırdım. İlaç yazdı. Eğer çarşamba akşamına kadar ateş devam ederse perşembe bekliyorum sizi dedi. İnşallah tekrar çıkmaz.

Ha bu arada hava şartları sebebiyle gezi ertelendi. Eray'a bu haberi uça uça verdim. Kuzum çok ama çok rahatladı. Bugün de dinleniyor evde

Boy-Kilo : 26 kg 122 cm

Tarih : 04/05 /20014 pazar sabah ateşlendi
            05/05/2014 pazartesi akşam doktora gidildi.

Teşhis: Üst solunum yolları enfeksiyonu
İlaç   :  Klamoks, öksürük olursa Levapront , ateş düşürücüler Calpol-İbufen

Not: Hastane çıkışı eczaneye girdim. İlaçları hazırlıyor bir çocuk. Biz klamoks satmıyoruz size müdahili olan Agumentini veriyorum dedi( poşete koyuyor bu arada) Zaten uykusuzum zaten zor bir gün geçirmişim bu emrivaki karşısında 'peki siz bana ister misiniz diye sordunuz mu? sordunuz da ben kabul ettim mi muadil ilaç istemiyorum doktorumuz ne yazdıysa o sizde yoksa yoktur dedim mi dedim.İnsanları kırmak hiç istemesem de bazen zorluyorlar karşı tarafı. Bunun doğrusu şudur:  Elimizde istediğiniz ilaç yok muadili şu ilaç var ister misinizdir. Banane satış tekniğinden ayakkabı, çanta satmıyorsun sen.

Cumartesi, Şubat 22, 2014

Minik Ergen ve Dili


Tontalağım perşembe günü okulda ateşlendi. Hemen babası almaya gitti. O günden beri ateş devam ediyor. Dün doktora gittik.Ya beta oluyor ya pfapa.Streptokok testi negatif yani bu sefer ki pfapa atağımış.

Şimdi geldik eczaneden iğneyi vurdurmadık içirdik. Eczaneci prednolü sulandırdı bizde meyve suyuna kattık hop bir güzel mideye indirdi.Bu yöntemi daha çok sevdik.İğne içilir mi diye önce bir itiraz eder oldu lakin popona vurulmasını mı tercih edersin dediğimizde tamam tamam içerim diyerek yelkenleri suya indirdi.Şu an ateş çıkacak mı çıkmayacak mı beklemedeyiz.

Okulun ilk dönemi 'ilkokula hazır mı diye olgunluk testi' ve 'adını unuttuğum bir gelişim testi' yapıldı çocuklara.Orada dikkatimi çeken şey dil gelişim bölümü oldu.5 yaş 2 aylık tontalağın dil gelişimi 6 yaş 10 aylık çıkmış.Hiç şaşırmadım. Son dönemde dili pabuç kadar.Özellikle yapmak istediği ve bizim izin vermediğimiz konular hakkında..

'Babacım sen kral annecim sen kraliçe değilsin...Babacım sen padişah annecim sen sultan değilsin.. Sen baba bu evin patronu değilsin.Sende(beni göstererek) bu dünyanın hakimi değilsin.Herşey sizin istediğiniz gibi olamaz.
 
Biz ne mi yaptık hiç birşey tabi.Koltukta donduk kaldık Erol'la.Son dönemde ise başka cümle kurar oldu.
 
'Benim tüm hayatımı kontrol edemezsiniz tamam mı' 
 
5.5 yaşında bunları diyen bir çocuk 15 inde ne der acaba.Şimdilik öğrenmek istemiyorum.Allah uzun ve sağlıklı ömürler versin yaşayarak öğreniriz nasılsa..
 
Kendime Not: Pfapa atağı 20/02/2014. 40 mg Predonolun bir kısmı içirildi.
 
 

Pazartesi, Ocak 28, 2013

Üstün Cesaret Sertifikası



İki hafta önce okuldan bir yazı geldi bize.Bir izin formu..KKK aşısını vurmak için izin istiyorlardı. Şaşırdım okulun hemşiresini aradım bilgi aldım.Sağlık bakanlığı aşı takvimini öne çekmiş.Neden diye sordum doğal olarak ..Kızamıkçık salgını olabilirmiş..Tedirgin oldum kendi doktorumuzu aradım.Evet öyle bir şey var sen yaptır aşıyı bir sakıncası yok dostum dedi bana..Sonra ekledi unutma bu aşıyı hiç yaptırmamış sayacaksın vakti zamanı gelince tekrar yaptıracaksın dedi..Telefonu kapadım aslında neden yaptırmamış sayacağım demek aklıma gelmedi saolsın Nil hatırlattı bana...İlk yüze yüze geleceğim vakit soracağım bunu aklıma sonrada bloga yazdım..Hatta not alayım

Önemli Not: Doktorla karşılaştığında KKK aşını neden tekrar yaptıracağını sor sakın unutma

Aşı olacağını tontalağa hiç söylemedim malum okula gitmek istemeyecekti.Süpriz olsun dedim..Hatta içten içe çok kızacak,kıyamet koparacak bile dedim..22 Ocak akşamı okuldan dönünce biliyor musun aşı olduk bugün dedi..Aaa dedim hiç bilmiyormuş gibi...Neden dedim..Sağlıklı olmak için dedi. Can alıcı soruyu sordum..Çok acıdı mı? ağladın mı?Çok vakur bir ifadeyle biraz ağladım dedi ve konuyu kapadı bir daha da hiç açmadı..

Tekrar ,tekrar ve tekrar anladım ki benim minik bebeğim her geçen gün biraz daha olgunlaşıyor...

22 Ocak 2013 KKK(kızamık-kızamıkçık-kabakulak) aşısı

Perşembe, Kasım 29, 2012

Trak yedim

Canımı yakan biriyle oturup konuşacağım hatta kahkaha atacağım aklıma hiç gelmezdi.Kalçama sabah akşam iğne vururken yani canımı yakarken arkadaş olduk,her gittiğimde güzel sohbetler ediyoruz.Nasıl oldu dedi doğal olarak..Hani tiyatrocuya sahnede trak gelir ya o an herşeyi unutur bir nevi benimde öyle oldu dedim.Sabah gözlerimi açtım ağrım çoktu yataktan kalktım bir adım attım kendimi iki el ve iki dizimin üstünde buldum.Evim benim sahnem.O an bildiğim herşey uçup gitti.Adım atmayı,sağa-sola dönmeyi,hatta kımıldamayı beceremedim. Sanki vücüdum değildi kilitlenen beynim kilit olmuştu hiçbir yere komut veremiyordu.Uçtu bebeliğimden beri rutin olarak yaptığım herşey..Kısaca trak yedim..

Hoş şimdi güle oynaya anlatsamda çok kötü bir gündü.Allahtan henüz Erol evden çıkmamıştı bir süre bocaladıktan sonra çığlık atmak aklıma geldi.Geldi kolumdan tuttu ama doğrulamadım.Erol'un yardımıyla iki büklüm çığlık ata ata yürüdüm.Mutfağa doğru yönelince nereye gidiyorsun dedi.Eray'a kahvaltı hazırlanması lazım yoksa geç kalır dediğimde Erol bana delirmişim gibi baktı. Galiba hala şok geçiriyordum.Saçmalama ben hazırlarım dedi salondaki koltuğa oturtmaya çalıştı ama ı ıhh arkama yaslanamadım..

Beni bilen bilir ağrı eşiğim yüksektir herşeye ıhh mıhh demem de galiba o an psikolojik olarak çöktüm başladım hüngür hüngür ağlamaya.Seslerimize tontalağım uyandı beni ağlarken görünce hiç düşünmeden odasına gidip Bobosunu(ayısı,uyku arkadaşı) getirdi ve kucağıma verdi.'Şimdi kendini iyi hissediyor musun annecim' dedi.Bobo mu yani ayısını mı verdi diyebilirsiniz çünkü o ayının Eray için ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz..Bobo tontalağımın kıymetlisi,en iyi ve ilk arkadaşı.Herşeyini paylaşır lakin Bobosunu asla..Sonra bana sarıldı seni seviyorum annecim dedi.Ne kadar çok seviyorsun diye sorsana annecim dedi.Sordum seni dönyalar kadar çok seviyorum dedi.Evet acım dinmedi lakin psikolojik olarak toparlandım.Erol Eray'ı okula gönderdi bir yarım saat için kilit vaziyetim açıldı.Eczacı der ki şanslısın açılmayabilirdi de.Bir tanıdığım markette kilitlenmiş ve öylece kalmış,açılamamış dedi..Sonradan anlatılınca yani acı uçup gidince komik geliyor di mi kulağa..

Neyse doktora gittik,muayene etti eski emar ve röntgenlere baktı verdiğim jimnastik hareketlerini yapıyor musun dedi.Yapmadığım için lafı ağzımda geveledim..Önce şu iğneyi yaptır rahatla dedi sonra emar ve tahlil verdi.İğne rahatlatınca Erol'a ne emarı iyiyim işte dediğimde gözlerinden alevler saçarak bana bakıyordu..Zaten bana kızmıştı doktora kaç gündür gitmedim diye..Perşembeden beri yatıyordum evde sadece Eray'ın cumartesi piyano dersi ve pazar mickey'in gösterisi için çıkmıştık.O dört gün o kadar canım yandı ki uykusuzluktan,acıdan resmen yüzüm gözüm değişmişti şimdi aynaya baktıkça farkı görebiliyorum..

Emar da bir fıtık çıktı ama önemli birşey değilmiş ameliyata götürmeyen cinstenmiş.Sorun başka aslında 2009 senesinden beri biliyorum lakin dikkat etmedim.Bel kaslarımda sorun var tedavisi ise sadece jimnastik ile güçlendirmek..İşte öyle yapacaksın işte böyle yapacaksın bunu hayat biçimi haline getireceksin yani klasik doktor lafları:) Belimi rahatlatmak için sabah-akşam epey bir iğne verdi Allahtan şu an iyiyim..

Artık dualarıma yeni birşey daha eklendi..Allahım ne olur bir daha trak yemeyeyim gerçekten zihnen,bedenen,ruhen çok acı veriyor...Bugünüme de şükürler olsun ..

Biz istedik diye Med Science klübüne gidiyordu lakin çocuğum kendi deyimiyle hep Piyannooo klübüne gitmek istedi.Şimdi erken dedik ama yanlış yaptık.Neyseki öğretmen ile konuştuk piyano klübüne kaydırdık iki haftadır oraya gidiyor.O kadar mutlu ki atlamam kelimelerle..Piyano öğretmeni ile konuştum çok iyi bir kulağı var bence kabiliyeti de var lakin konsantre olamıyor,dikkati çabuk dağılıyor bu konuda zayıf dedi:)Bakalım bundan ne zaman sıkılacak tontalak efendi..

Bobosu ile aşkı bir zamanlar anlatmışım :) http://hanimignesi.blogspot.com/2011/03/goremesekte-bazen-herseyin-bir-nedeni.html

Salı, Haziran 19, 2012

Okula giden çocuğun mu var o zaman dünya kadar virüsün var

Cumartesi günü ahretliğimle Ara cafede kahve içerken Erol telefon açtı.Eray ateşlendi dediği zaman çok şaşırdım çünkü antibiyotiğin 8. günündeydik ve antibiyotik kullanırken hiç ateşlenmemişti.İki gece yüksek ateş oldu,sürekli boğazım acıyor diyerek yemek yemeği redetti.Pazartesi için doktordan randevu aldım.

Randevu saati 17,30 olduğu için 17,00 de çıksam çok rahat yetişebilirdim.Dışarıya çıktık bir baktık ki adamın biri bizim çıkmamızı hatta diğer arabanın çıkmasını engelleyecek şekilde yanımıza park etmiş.Arabanın üzerinde ne telefon var ne de başka bir şey.Erol çevredeki dükkanlara sordu arabanın sahibini ama adam yok.Diğer arabanın sahibi de bizim arkadaş, hamile doktora gidecek o da çıkamıyor.Baktı yanımızdaki arabanın sahibini bulanamıyor arkadaki arabaların sahibi bulunarak geri geri çıktık.Uzun zamandır bu kadar sinirlendiğimi bilmem.Ben ortalıkta bağıra bağıra saygısız diyerek söyleniyorum.Yalnız sinirim katlanarak büyüyor çünkü en büyük korkum bir yere geç kalmaktır hatta takıntıdır doktora geç kaldım diye dövünüyorum.Allah’ın sevdiği kulu imiş ki o adam o sinirle benim karşıma çıkmadı.Yok bu böyle olmayacak dedim arkadaşa yanında kağıt kalem var mı?Kağıt varmış ama kalem yok.Demokrasilerde çare tükenmez göz kalemini kalem yerine kullanıp kağıda

'Bu şekilde park edeceksen cep telefonu yaz DANA'

notunu sileceğe sıkıştırıp yolumuza devam ettik.Yolda Erol’u yedim o ayrı.Geç kaldık, doktora ayıp oldu bla bla blaa..

Babaanneden Eray’ı aldık tüm gün yediği sadece 3-5 kaşık yayla çorbası.Doktora vardık önce bizi dinledi, cumartesi-pazar yüksek ateş vardı lakin bugün hiç çıkmadı,boğazlarım ağrıyor diyor su içerken bile zorlanıyor bu sebepten yemek yemiyor,çok huzursuz.Muayeneye geçti.Döküntü var mı dedi.Yooo dedim.
Ayakkabılarını ve çoraplarını çıkarttırdı hemen topuğuna baktı o da ne kocaman kırmızı bir döküntü var. Sabah evden çıkarken yoktu kiii diyorum kendimi savunmak ister gibi.Sonra avuç içlerine baktı minik minik var.Muayene bitince doktor dedi ki şu an ortalıkta dolaşan bir virüs var.Anaokuluna giden çocuklarda görülüyor sıklıkla(Eray’ın okulun süresini uzatmışlardı Cuma son gündü)Hastalığın adı da el-ayak-ağız hastalığı..İlk zamanlar yüksek ateş oluyor sonra düşüyor,boğaz da batık şeklinde iltihaplanmalar oluyor,bu sebepten çocuklar yutkunma zorluğu çekiyor,döküntüler başlıyor Döküntüler su çiçeğini andırdığı için suçiçeği ile karıştırılıyor dedi.Antibiyotiğe gerek yok kendiliğinden bir hafta içinde geçecek dedi.Sadece İbufen’i bu sefer ateş düşürmek için değil ağrıyı kesmek için kullanacağız dedi.Zaten ben kullanmaya başlamıştım çünkü üç gecedir uyumuyor çocuğum boğazı çok ağrıyor ibufen bile ağrısını kesmiyor..

El-ayak-ağız hastalığı

Bu viral enfeksiyon küçük çocuklarda en yaygın olarak yaz ve sonbahar aylarında görülür. Genellikle 10 yaşın altındaki çocuklarda görülür. Kuluçka süresi 4-8 gün arasındadır.Belirtiler;
Ateş
Boğaz Ağrısı
Kendini iyi hissetmemek(kırgınlık)
Dil,diş eti ve yanak içinde ağrılı,kırmızı,kabarcık görünümlü yaralar
El içi,ayak tabanları ve bazen kaba etlerde kırmızı, kaşıntılı olmayan,mutemelen su toplamış döküntüler
Bebek ve küçük çocuklarda sinirlilik
İştahsızlık

Enfeksiyonu kaptıktan sonra belirtilerin başlaması için olağan süre üç ile yedi gündür. Hastalığın ilk belirtisi ateştir,bunu boğaz ağrısı bazen iştahsizlik ve halsizlik takip eder.Ateş başladıktan sonra ağız ya da boğazda ağrılı yaralar ortaya çıkabilir.Bunu bir iki gün içinde eller,ayaklar ve kaba ette döküntüler takip edebilir.

Tedavi;Hastalık kendiliğinden geçer,kısa sürelidir. Antibiyotik etkili değildir.

Doktordan çıkmadan ayak üstü bir de oyun sergiledim.Doktora saçlarını da kestirmesi lazım di mi dedim.(Zeki abi askerde onun dışında kestirmez kimseye saçlarını)Doktor alışık değil oyunlarıma önce bir durdu sonra evet kestirirse iyi olur dedi.Hem de artık bebek kuaförüne değil,büyüklerin gittiği berberlere gitmeli di mi dedim.Tabii ya dedi doktor artık kocaman oldun...Eray’ın öyle bir huyu var doktorun dediğini çok önemser.Çıkışta babasının küçükken gittiği berbere gittik.Ben de berbere girdim,önce adamlar bir şaşırdı sonra alıştılar varlığıma... Eray ustura ile traş olan adamı görünce İskender abiye ‘traş olmam ben saçımı kesin tanam mı’ dedi:)İskender abi gülmekle yetindi.Ben de söz veriyorum Eray sakal traşı olmayacaksın dedim. Sorunsuz bir şekilde saçlarını kestirdik. Hoş İskender abinin kesimini hiç beğenmedim. Olsun en azından artık bebek kuaförü defterini kapama konusunda bir adım atmış olduk.

Allah daha büyük hastalıklardan korusun dedikten sonra şunu yazmadan duramayacağım.Eray hastalandığında ben bir hafta yollamıyorum okula keşke herkes aynı anlayışa sahip olabilse...

Pazartesi, Haziran 11, 2012

Oklu Kirpi

 Tik tak tik tak tik tak zaman doldu. Çarşambadan yarım kalan bir konuşma yapılacak bugün.Taraflar düşünmek için biraz köşelerine çekilmişti.O yüzden galiba gerginliğim. Sonucu ne olursa olsun iyi gelecek bana bu konuşma..Belirsizlik kemirici bir hayvan gibi. Mesela Oklu kirpi. Kemiriyor gece tüm düşüncelerimi.

Az uyku,bol yorgunluk,çok koşturmaca, az sakinlik şeklinde kötü bir haftasonu geçirdim. Perşembe gecesi saat 03,30 gibi bir ses duydum, tontalak sesleniyor.

‘Ateşimi ölçün benim ateşim çıktıııı annecimm

Ateşini ölçtük 38,5 idi.Hemen soydum,ateş düşürücü verdim tabii burada ateş 39 dereceyi geçti.Karne almaya bu sebepten gidemedi.Anneanne pansiyona götürdük cuma sabahı. Annemin küpelilerinin tek tek küpesini koparınca anneannesi sormuş.Neden koparıyorsun küpelilerimi.Büün(bugün) çiçeği öğretmenine vercem demiş.Annemin içine sinmeyince sadece öğretmenin elinden bir beş dakika karne alsın,ilaç iyi geldi hemen eve döneriz diye telefon açtı bana.Yolda hasta ya dedesi sormuş ne istersin Eray’cım..Öğretmenime çiçek alalım demiş.Çiçekçiden kırmızı güller alınmış fakat yolda çok kusunca eve geri dönmek zorunda kalmışlar.İşten eve döndüğümde Eray’ım çiçekleri öğretmenine veremedim diye çok üzgündü.

Neden insanlar böyle gerçekten soruyorum bu soruyu zira kendim cevabını bilmiyorum.Yani insanlar neden sadece görmek istediklerini görmek ister ya da doğrucu hatunumdur ben kisvesi altında patavatsızlığı bir marifet bilirler.Zihninden geçse bile bazı düşünceleri kendine saklamak bu kadar mı zor.Cuma günü kadının biri Eray’ı soruyor bende doğal olarak hasta anneanne de yatıyor diyorum.Diyor ki bana yani annesine yani elinden gelse pamuklara sarıp sarmalayacak kişiye yani oğlunu o benim geleceğe dair umutlarım diye tarif eden kişiye...

Ne yaptın da yine çocuğa hasta ettin

Cumartesi sabah işe gitmeden doktorumuza getirdim Eray’ı.Eray doktoru görür görmez pazarlığa başladı.Sakın hemşire bana iğne yapmasın tamam mı dedi.Artık büyüdü benim oğlum doktora derdini öyle de güzel anlatıyor ki...Doktor ne derse onu yapıyor.Ağzını kocaman aç,dilini çıkar dedi doktor.Bizimkisi yumurtluyor dilim küçük benim nasıl ağzımı kocaman açayım:)Babaanne gülme krizine girdi.

Karın ultrasonu istedi ilk defa olarak karnı çünkü çok ağrıyor.Bir tek orada çok korktu,çok ağladı anne söyle karnımı gıdıklamasın dedi.Neyse ki sonuçlar temiz çıktı.Diğer sonuçlarda ise başımızın belası Beta pozitif çıktı.Antibiyotiğe başlandı.Şu an iyi durumda fakat iştah hiç yok çocuğum iyice süzüldü.

Bugün kafam çok karışık,hiçbir şeyi toparlayamıyorum ne yazıyı ne düşüncelerimi...Toplamak için mücadele etmemek lazım aslında mağlup oluyorum her seferinde nasılsa..Bugünlük izin verdim tüm karışıklığa...

Zaman doldu

Belirsizlik kemirici bir hayvan gibi.Mesela oklu kirpi,kemiriyor tüm zihnimi....

Pazartesi, Nisan 30, 2012

Roza

Peki neden şimdi dedim? Doktorun öyle bir cevap vereceğini hem ben nereden bileyim. Bilgisayarına baktı hımmm Ayla hanım 32 yaşındasınız değil mi dedi.Aslında 33 yaşındayım ama yine de başımı salladım.Çünkü dedi...

Orta yaşa gelince beyaz tenlilerde bu sorun olabiliyor.Birşeyler hastalığı tetiklemiş dedi.Orta yaş lafını duyunca hemen ağzımı eğdim.Orta yaş mı?. Hahhh kim ben mi?Pardon ama bana mı dedi..Zaten o kelimeden sonra bende film koptu.


Roza...Her ne kadar cafcaflı bir ismi olsa da son dönemde kabusum oldu benim.Hiç cilt sorunu yaşayacağımı düşünmemiştim.Ergenliğimi bile tek bir sivilce çıkmadan atlattım.Gelen geçen cildime tütüüü tüüüü diye okkalı bir şekilde maşallah derdi.1,5 senedir vardır herhalde elmacık kemiğimin üzerinde üç-dört tane kırmızı nokta gibi bir şeyler çıktı bir kayboldu bir çıktı,bir kayboldu bir çıktı.Önemsemedim. Sonra iki aydır hem çoğaldı hem de geçmedi.Yine de abartılı bir şey olmasa da kafayı taktım işte.İyi ki de takmışım.En nihayetinde cumartesi doktora gittim.

Daha girer girmez birinci dakikanın içinde Roza dedi,hastalığın adı Roza.Hımmm bir iyi bir kötü haberim var.İyi haber şu tedavisi var ikinci haber şu bir daha tekrarlayamayacak diye bir şey yok dedi.Sonra başladı bilgi vermeye.Neler yapmam gerekti anlattı.Yaşam tarzını artık bunu göre ayarlayacaksın dedi.Güneş koruyucusuz asla dışarıya çıkmayacaksın,ılık su ile banyo etmeye alışacaksın,buhar bunun baş düşmanı sauna yok,hastalığı tetikleyen besinlerin listesini verdi haa bir de nasıl olacaksa stres de yok...

Dinledikten sonra tek bir soru sorayım dedim hay sormaz olaydım,yani peki neden şimdi?Orta yaşında çıkarmışmış.Daha ben Cahit Sıtkının dediği yaşa bile gelmemişken....

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.

Hem ben bu şiiri ne zaman okusam oooo devir değişti derdim.Hayat standartları yükseldi, insanların ömür süreleri uzadı nasıl 35 yaş yolun yarısı ederdi ki:)

Neyse öyle işte lafı uzatmadan şükür edeyim halime.Bazen pimpirikliğim işe yarıyor bir şekilde Hey gidi Ayla hanım,gencim şöyle hissediyorum böyle hissediyorum deme,biyolojik saat tik tak tik tak tik tak işliyor işte......

Not:Valla bir daha internette araştırma yapmayacağım,ben 3-5 tane kırmızılığa dövündüm kaç gün,bu hastalıkla ilgili bilgi toplarken ne fotoğraflar gördüm.Şükür,şükür,şükür.

Çarşamba, Mart 28, 2012

Tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok...

Pazartesi servisten inerken hostes abla anneme ‘Eray çok keyifsiz görünüyor hatta bana hastayım dedi sonra da beni bir güzel fırçaladı’ demiş.Annem nedenini sormuş.İnerken montunun önü açıktı bana döndü iliklemiyorsun sonra hasta oluyom ben demiş.Hostes abla montunu iliklemiş ve inmiş.Hemen gelir gelmez yattı Ayla dedi,ateşi de var.Ateş düşürücü verdi,ateş düşünce biraz yemek yemiş.

Pazartesi gece ateş sürekli çıktı lakin ateş düşürücü verince iniyordu.Erol’a gece babaanne motele mesaj atar mısın(gece gece tel açıp korkutmak istemedik) bu şekilde okula göndermek olmaz ,belki doludur rezervasyon yaptıralım önceden dedim.Eray’ın dinlenmesi lazım sonuçta.Dinlenmek için genelde babaanne moteli tercih ederiz. Annane motel hafta içi çok yoğun çalıştığı için böyle durumlarda biraz dinlensin isteriz.Her iki motel sahibi de temizdir, yemek servisleri iyidir,tontalağımın ilgiye ihtiyacı olduğu o dönemde annesinin yokluğunu hissettirmezler adete canhıraş çalışırlar haaa en güzel yani parasızdır,bir teşekküre tavdırlar.

Neyse sabah ateş düşürücüyü verdim işe geldim

Hastaneyi aradım tabiki randevular dolu,cepten aradım doktorumuzu saolsun hiç geri çevirmez bizi. Randevulu hastalardan sonra sizi alırım 14.00 de hastanede olun dedi.13.00 de çıktım işten taksiye bindim önce babaanne motele gidip Erayımı aldım oğlumu görünce moralim çok bozuldu.Çocuğum sersem gibiydi, gözleri bir tuhaf bakıyordu, kafasını tutamıyordu. Hastaneye girer girmez hemen ateşini ölçtürdüm 39.5 dediler. Hemen ateş düşürücü verdiler, biraz bekledikten sonra bizi aldılar.

Genelde Eray doktorları çok sever kendi derdini kendi anlatır ama çocuğumda tık yok kafasını kaldıramıyor yattığı yerden.Doktor muayene etti şu an ortalıkta iki tane virüs dolanıyor.Birinci Beta ikincisi de bir şey dedi tam hatırlamıyorum.1.5 senedir ilk defa bize tahlil verdi.İşte o an anlamalıydım bir gariplik olduğunu.Bizim doktor çok tahlil vermez, antibiyotik ise çok nadir verir. Boğazından ve burnundan örnek aldılar.

Eray’ın ateşi 38.5 düştü,babaanneye gelip hemen duş aldırdım.Acilen işe dönmem lazımdı lakin Eray anne işe gitme diye yalvardı.Oğlum gitmem lazım dedim ama ağlıyor.İşte işin en zor kısmı buydu. Çocuklarınızı kandırmayın doğru söyleyin öyle evden çıkın diyorlar ya bu açıklama bizim için hikayeden ibaret.Her çocuk farklı sonuçta bazı çocuk ok moruk sen git, ben babaannemle takılırım derken bazıları zinhar bunu kabul etmiyor hele de annesine en çok ihtiyaç duyduğu anda yani sere serpe yatarken.Eray kabul etmeyen tarafta.

Yine de denedim geçen yıllarda dizlerimi kırıp çocuğumla aynı hizaya gelip gözlerin teeee en derinlerine bakıp oğlum işe gitmem, çalışmam, para kazanmam, mama getirmem lazım demiştim. Bana dedi ki ben mama istemiyorum ki.İkna dün yine edemedim. Ben de böyle durumlarda tek bildiğim şeyi yaptım.Yani ilk fırsatta SIVIŞTIM.Taksiye binmeden önce bir beş dakika yürümem lazımdı gerçekten o zamana çok ihtiyacım vardı.

İşyerine geldim ooo saat 16.00 olmuş hemen hastaneye telefon açtım mail adresime sonuçları gönderdiler. Doktorumuza telefon açtım antibiyotik kullanmaya gerek yok dedi.İnfluenza antijeni (B)pozitif çıkmış bu ne diye sorduğumda grip* olduğunu gösteriyor dedi.Sadece ateş düşürücüleri verin birkaç gün daha devam edecek sonra inşallah bir şey kalmayacak dedi. Kayınvalidem aradı 18.30 da ‘Eray’ın ateşi 39.5 düşmüyor’ dedi ve çok telaşlanmış.Hemen çıktık şirketten çayır çayır yanıyor tontalak 40.1 idi eve girdiğimde. Ateş düşürücü düşürmemiş ateşi ya hemen ılık bir banyo yaptırdım. Sadece 39.5 kadar indi ateşi .İlk defa yani 3.5 yıldır ilk defa böyle bir şey geldi başımıza.Ateş düşmüyor.38.5 e razıyım artık ama hiçbir şekilde 39.5 dan aşağıya inmiyor.O ara bacaklarım çok ağrıyor annecim dedi.Ben de hemen ovarım bacaklarını hiç birşey kalmaz demekten başka bir şey diyemedim. Ovdum, ovdum,ovdum ateş sersemletmiş olacak ki bana ‘Ben bebek değilim annecim’ bile demedi.

Aç çok aç dedi kayınvalidem hiçbirşey yemiyor diye de ekledi.Arpa şehriyeli tavuk çorbası vardı yemem asla dedi,böyle durumda zorlamanın bir anlamı yok.Zorlama yok dediysek hain plan yapmayacağız demedim ya..Makarna yer misin dedim?Cılız bir ses tonuyla hı hı dedi. Erişte yapmış babaanne erişteyi yedirmeye başladım.Sonra çaktırmadan arpa şehriyeleri ve tavukları eriştenin üstüne attım bir yandan da vır vır vırrr konuşuyorum Eray’a günümü anlatıyorum maksat hedef şaşırtmak,farkına varana kadar iş işten geçmişti çorbanın sadece suyu kaldı erişte,arpa şehriye,tavuklar hoooppp Eray’ın midesinde.

Birkaç saat daha bekleyip acile gitme kararı aldık Eray ben doktora gitmem dedi ve bizi şaşırttı normalde doktor delisidir uçarak gider.Aaaa neden dedim. Babaannesi Eray doktora küsmüş, konuşmuyormuş dedi.Neden dedim.Doktor çubukları sokarak boğazını acıtmış o da artık doktorla konuşmuyormuş dedi.Ama seni boğazına çubuğu hemşire soktu doktor değil ki dedim maksat doktorları eskisi gibi sevimli göstermek Ha bu arada tüm hemşirelerden de buradan özür diliyorum maalesef bu hikaye de birilerinin kötü polis olması lazım,başka çözümümüm gerçekten yoktu.Peki Eray yutar mı?o kaçın kurası.Doktor demiş o yüzden boğazına çubuk sokulmuş....Yani tavşanım dağa küsmüş dağın haberi yok durumları...

İkna ettik Eray’ı doğruca acile. Ateş 39.5.Acil doktoru ile konuştuk yapılacak bir şey yok İnfluenza Antijeni(b) pozitif çıkmış antibiyotik işe yaramaz bu virüste ateş inatçıdır beklemekten başka çare yok dedi.Hatta bizim kızımıza da oldu ben ve eşim çocuk doktoru olduğumuz halde 40.7 den aşağıya indiremedik ateşi dedi.İsterseniz,evde tedirgin olmak istemiyoruz derseniz alırım sizi bu gece müşahede altında kalın dedi. Erol istemedi kalmasını.Çünkü doktor neredeyse açık açık dedi ‘burada sadece sıvı takviyesi yapacağız başka da bir şey yapmayacağız.Antibiyotik bu virüste işe yaramıyormuş.Virüs enfeksiyonu olduğu için belli bir tedavisi yokmuş.Sadece bekleyecekseniz dedi.Beklemek o kadar zor ki

Eve döndük ateş düşürücüyü yani İbufen ve Calpolü dönüşümlü olarak verdik ilaç saatini 3.5 saat araya kadar indirdik çünkü ateş hep 39.5 ara sıra 40 oluyor.Gece yanında oturdum uyuyamam ki. Zaman geçsin diye kitap okudum.

Başka zaman sabah ne çabuk oluyor derdim ya halbuki gece ne kadar uzunmuş.Ya da şöyle sormam lazım acaba o gece zaman benim için farklı mı işledi. 03,30 da ateşi düştü, düştü derken 37.5 oldu derin bir oh çektim sonra uzandım 06.00 ya kurdum saati ama uyumadım tekrar kalktım yanımda yattığı için tekrar ateşini ölçtüm ateş 36.8...Resmen sevinçten mutluluk dansı yapacaktım geç olduğu için dans etmekten vazgeçip sadece yanına uzandım.06.00 da kalktığımda ateş 37.5 idi yani tekrar çıkmaya başlamış,sabah 07.00 de ise ateş çıkmıştı.Galiba bu birkaç gün çocuğuma zor geçecek.Allah tüm meleklerimizi korusun..

Hastalık belirtileri Eray için
-Yüksek ve inatçı ateş
-Burun akıntısı
-Göz akıntısı ve gözlerde kızarma
-kas ağrıları
-baş ağrısı
-karın ağrısı

Kendime not:27/03/2012 tarihinde grip nedeniyle doktora gittik.

Çarşamba, Şubat 08, 2012

İlk Göz Muayenesi

babacim gördüm babacim diye sevinirken

Eray ilk göz doktoruna minicikken gitti işte bu yazmadığım zamanlara denk gelir.O yüzden kaç aylıktı hiç hatırlamıyorum.Göz doktoruma gittim muayene oldum sonra Eraydan bahsettim.Sol gözünden gözyaşı geliyor hiçbir sebep yokken dedim.Oturttu kucağıma muayene etti.Önemli bir sorun yok bazen gözyaşı kanalı tıkalı olur sadece gösterdiğim masajı parmağınızla yapın geçer dedi.Yavrum benim nasıl da anlamaya çalışan gözlerle çevreye bakıyordu.Doktorun dediği gibi oldu masajı gösterdiği gibi yaptık o kadar kısa süre de geçti ki şaşırdık.

Ne zamandır aklımdaydı Eray’ı göz doktoruna getirmek.Bir de son zamanlarda sanki sol gözünde kayma var gibi hissettim.Anneme söyledim sende gözlemle diye.Ayla galiba var dedi ablam da annem gibi düşünüyordu.O zaman doktora gitmek şart oldu dedik üstüne Eray hastalandı.

Doktorumuz muayene esnasında annesi Eray’ı hiç göz doktoruna getirdiniz mi demez mi?Ben tabii neden sorduğunu sormadan senaryoyu saniyesinde yazdım,çizdim, bütçe ayırdım,başrol oyuncularına karar verip yönettim.Vizyona sokmadan düşüncelerimi dur bir doktora sorayım dedim ve sordum ‘bir şey mi gördünüz Eray’da..Yok annesi sadece sordum 2,5 yaş civarı çocukların bir göz muayenesine girmesini tavsiye ederim.O yaşlar da çocuklar da göz tembelliği olur eğer Eray gitmediyse bence götürün dedi.

Arkadaşımın çocuklarını götürdüğü doktordan randevu almak için aradım nerdeyse bir ay sonrasına gün verdiler.Göz kayması konusunda uzman olduğu için başka doktora da götürmek istemedim. Bekledim,rahattım sonuçta tedavisi olan bir rahatsızlık dedim.Ve o gün bugündü:)

Çocuğumun zorlukları var evet ama en kolay yanı doktorlarla çok iyi anlaşması.Sabah okula bıraktığında çıtlattım öğlen seni alacağım doktora gideceğiz tamam mı dedim.Tanam annecim dedi. Öğlen almaya gittiğimde

-Eray’cım göz doktoruna gideceğiz doktor senin gözlerine bakacak olur mu?
-Annecim gözüm acımıyor ki
-Göz doktoruna gitmek için gözlerinin illa ki acıması gerekmez Eray'cım sadece doktor bakacak ve kontrol edecek
-tanam annecim


Kapıda ki güvenlik Eray’a soruyor Erayyy nereye..Doktorunun evine gidiyom men dedi. Nedense hastane demez hastaneye.Muayene başladı yanıltmadı beni.Evet doktor gülerek kurtlu musun Eray sen dedi hareketliliğinden ötürü.Ama yalan yok doktor ne dediyse yaptı doktorla iyi anlaştılar.

Babasının kucağına oturttu uzaktaki ekrandan resimler gösterdi her seferinde resimler daha da küçüldü hatta bir ara o kadar küçüldü ki bunu göremez dedim içimden ama bildi.Sadece tek gözünün kapatılmasından hoşlanmadı.Sonra gözlük takıp birşeylere baktılar.Sonuçta muayene güzel geçti.Göz kayması yok dedi.Hatta görüşü çok iyi özellikle üç boyutlu objelere.Gözleri iri ve biraz da çekik o yüzden gözünüzü yanıltıyor olabilir dedi. Sevindik.Kuzen de ve çocuğunda göz kayması olduğu için ne olur ne olmaz diye 6 ay sonrasına tekrar gün verdi.

Şimdi sırada diş doktoru var,dişçiden hoşlanıp hoşlanmayacağından emin değilim ama

İlk kapsamlı göz muayenesi 08/02/2012  (bebekken gittiğini saymıyorum çünkü ben gitmiştim muayeneye gitmişken çocuğa bakayım dedi üstünkörü baktı) 

Not:Doktordan çıkışta tekrar okula bıraktık yol da babacim bugün tatil babacimmm tatil bugün diye bizi ikna etmeye çalışmasını hiç anlatmıyorum.

Perşembe, Ocak 12, 2012

Hastalık sebebiyle ilk devamsızlık

Bugün Eray’ım ilk defa hastalık sebebiyle okuluna gidemedi.12 eylülde başladık okula iki gün gidemedi başka sebeplerden lakin ilk defa hastalık sebebiyle gidemedi bir tuhaf oldum.Dün akşam anneme gider girmez canım sıkıldı Eray’ın bakışlarına takıldı gözüm.Enerjisi çok yüksek olsada gözleri bir tuhaf bakıyordu,anneme bu gece uzun olacak Eray ateşlenecek dedim.Öyle de oldu. Ateşlendi.38.7 dereceye çıkınca ilaçla müdahale ettim.İlaç ancak 37.7 kadar düşürdü.Üç saat sonra tekrar çıktı.Tüm gece inledi arada sayıkladı.....

Normalde ateşini ölçtürür,ilacını içer bu sefer çok huysuzdu hiç bir şey yapmamıza izin vermedi,zor bir geceydi.Ateş 37.7 düşmüşken bir ara saat 03.00 civarıydı kalktı babacimmmm çiş geldi dedi. Bizim evin yazılı olmayan kuralları mı demeli ,görevleri mi bilemedim şimdi hahh işte ondan var. Baba çişten,kakadan sorumludur, anne yemek yedirmekten,baba diş fırçalatmaktan sorumludur anne ödevlerden,baba pijama giydirmekten sorumludur anne ilaçtı, doktor randevusu almaktı artık aklınıza çocuk ile ne gelirse onlardan.O yüzden Eray’cım da bilir neyi kime söyleyeceğini.

Çişe kalktıktan sonra annecim beni dodoya(doktor) götür men çok hastayım dedi.Sabah olsun götüreceğim oğlum hem kendi doktorumuza gideceğiz tamam mı dedim.Kabul etmedi tabiki.Sırtladık Eray’ı sabah babaanneye getirdik yine ateş 38 dereceyi geçti hemen ilaç verdim ve işe geldim.

Eray hastalandığında önceden ellerim titrerdi panik olurdum.İşe geldim diye kahrederdim sonra zamanla daha sakin olmayı öğrendim heee üzüntü baki tabi.Çocuk bu hastalanacak düşe kalka büyeyecek lafları sıkça söylenirdi ya bana o şekilde kendimi telkinde etmeye başladım.Yalnız bir şeye hala alışamadım.Kime göre saçma gelebilir lakin bende öyle.Eray ateşler içinde yanarken kış olsada üstünü örtemiyorum ya uzandığım yerde kendi üstümü örtmekten inanılmaz suçluluk duyuyorum yada çocuğumun üzerine açıkken kendi üstümü örtmeyi içime sindiremiyorum.Neyse

Sabah babaanneye gelince tabii kızdı bize dodoya gidecektik dedi.Getireceğim oğlum söz doktora telefon açacağım sonra seni gelip alacağım dedim.Ama menin böbeğim (göbek) ağrıyor dedi.Söz verip çıktık lakin resmen telefonla taciz etti beni tontalak:)Babaannesine beni arattırdı’ hadi anne dodoya gidecektik’ dedi.Şanslı günümdeyim sabah erkenden aradığımda buldum bir randevu,öğlen gittik.Hemşire işte boyuna kilosuna bakıyor kadının yanında yüzünü buruşturarak demez mi 'ama bu dodo diğil annecimmm'.Hemşire de güldü ne yapsın.

Doktorumuzu çok seviyorum.Muayene etme tarzını çok seviyorum,Erayla dialogunu çok seviyorum. Eray’cım neresi ağrıyor gösterir misin dedi. Böbeğim ağrıyor, aaaaa ağzım çok ağrıyor, pipim ağrıyor dedi nasılda tatlı talı anlatıyor tonralak sonra doktor bana göz kırptı .Bakayım dedi göster bakalım neresi dedi ımmm burası dedi pipide bir sorun yok azcık nazlıymışız.Lakin boğazlar kötü halde.

Felaket bir salgın var ortada özellikle yuvaya ve okula giden çocuklarda Beta mikrobu görülüyor dedi.Eray’ın boğazı da beta mikrobuna benziyor lakin tahlil vermeyeceğim zaten antibiyotik verilmesi lazım(normalde hemen antibiyotik veren bir doktor değildir) baktık pazara kadar düşmedi o zaman yaparız dedi.Teşekkür ettik tam çıkarken  Eray hani şeker dedi.Hastanelerde usul öyle muayene olduktan sonra ödüllendirmek galiba maksat hemen eline bir şeker tutuşturulur.Şekerimizi aldık, babaanneye bıraktık yine kürkçü dükkanı misali işimize geldik.

Bu gecemizde zor geçecek anlaşılan

Cuma, Aralık 02, 2011

Kokteyl

Her Çarşamba saat 06,15 gibi kalkıyor Eray tabii biz daha önce.06,30 da kahvaltımızı da alıyoruz çıkıyoruz yollara.Eray uykusunu alamamasından ötürü her çarşamba çok huysuz oluyor.60 km gittikten sonra varıyoruz gideceğimiz terapistin odasına.Randevuyu 08,00 alıyoruz ki 11,00 gibi işte olalım.İki terapidir kadına kök söktürdü.

Doktor çocuğun algısı çok ileri de lakin komut almıyor dedi.Almamasının sebebi de her istenilen yapılması, hayır denilen şeye sonradan evet denilmesi gibi bir sürü sebebi var.Eğer bir soruyu cevaplamak istemiyorsa zinhar cevaplamıyor başka konu açıyor da açıyor lakin o soruyu asla cevaplamıyor, terapisti bile yönlendirmeye çalışıyor.Haftaya bir kere daha yapalım sonra 1 ay mola verelim ,siz evde bu komut alma işini halledin dedi. Hı hı dedik de o süre sonunda büyük ihtimalle devam etmeyeceğiz zaten yaşıtları kadar olmasa da herkesin anlayacağını kadar konuşmaya başladı tontalağım.Birde çok yorulduk biz ailecek.O saate olması sebebiyle Eray hep huysuz gidiyor terapiye,yollarda da çok yoruluyor.Bakalım bir ay geçsinde.

Çarşamba sabahı kötü kalktım gece reflüm azdı yine mide asidi ses tellerime de vurdu sesim kısık kalktım.Nerdeyse 1 haftadır çok az uykuyla işe geldim bu sebepten ötürü.Kimseye de diyemiyorum midem çok kötü diye.Tedaviyi yarıda kestim ya ilaçları içmedim diye lafları ile beni dövüyorlar tüm sevdiklerim eee haklılar ki ben ne diyeyim.

Midem de yok yok doktorum da aynen böyle demişti.O gün birde mide bulantısı eşlik etti ses kısıklığına ha birde öksürük.Terapi dönüşü araba koltuğunu açmayı beceren oğluma yalvarıyorum lüften dur diye.En son arkadan babasının gözlerini bağlıyordu elleriyle.Çok uykusuzum,ağrım çok, her yanım kırılıyor,huysuzum sadece ağlamaya başladım ama öyle böyle değil dolu dolu.Eray yaramazlık yapmayı bıraktı Ne oldu anne  dedi. Yok oğlum sadece yorgunum dedim. Geldi kolumu sıvazladı HADİ ANLAT dedi. Güldüm.Anlatacak bir şey yok ki ben çok yoruldum bir de sen araba da böyle yapınca daha çok yoruluyorum dedim. Nanam dedi yine kolumu sıvazladı GEÇTİ dedi.Birbirimize sarıldık azcık nefes aldık.

İşe geldim galiba tüm hafta gece uyumamam, sabah işe gel sonra akşam ki tempo vücut yorgun düştü, hastalandım.Çarşamba izin aldım 13,00 de gidiş o gidiş bu sabah gelebildim daha ben bu yaşıma geldim böyle hastalık bilmedim.En son sezeryan olduğumda serum yemiştim zaten o da ilkti.Sonra dün yedim.Kokteyl gibi bir şey hazırladılar.Mide bulantısı için bir ilaç, ağrı kesici, vitamin, bir şey daha vardı bak unuttum saldılar serumun içine.Nasıl bir şeyse bir saat sonra zınk diye kalktım. Ahh o karışımın formülü bende olacaktı ki dedim.Sadece boğazım kötü, ses hala kısık bugün işe gelmeliydim genel durumum iyi sonuçta dedim ayağa kalktım

Tontalak gece yanımıza gelmek için bin numara çeviriyor en sonra evde kurt var baba dedi birde üstelik uludu.Aman dedim kurt bile böyle güzel ulumuş mu?Babamız ben kurtun ellerini bağladım hadi yat oğlum dedi.Immm dedi bu sefer anne gölge var gölge.Gölgeyi halletsek Pepee aç diyor, Pepeeyi halletsek çişi geliyor, çiş mevzunu halletsek gecenin köründe annaneye gidelim diyor.Bu saatte anneye gidilir mi oğlum desek peki o ne diyor.

O zaman babaanneye gideriz diyor.

Not:Sabah gelir gelmez birkaç bloga baktım.İki gündür okumadım ya özlemişim.Herkesi maalesef ziyaret edemedim çok iş var bugün.Bahriyeciğim elleriyle hazırladığı hediye bize gelecekmiş.Çok mutlu oldum.Şimdiden çok teşekkür ederim,

Çarşamba, Ekim 05, 2011

Torunum şişman olduğu için mi......


Sen ne yaparsan yap Ayla gün gelecek benim için ne yaptınız diye yüzümüze haykıracak biliyorsun değil mi dedi Erol.Gülümsedim.Eğer babasına ve teyzesine çekerse evet bu lafı kesinlikle bize söyleyecek yok annesine çekerse asla bu sözler ağzından dökülmeyecek.

Söylemedim hem de asla.Peki düşündüm mü en çaresiz kaldığımda bakın bunu hatırlamıyorum. Hatırladığım sadece ablam bu lafı her anneme söylediğinde benim canım inanılmaz yanardı ben böyle oluyorsam eğer acaba annemin içini bu laf nasıl dağlardı.Bence anneye-babaya edilecek en ağır söz bu ‘bugüne kadar benim için ne yaptınız’.O yüzden ergenliğin dibine vurduğum dönemde bile etmedim bu lafı.

Herkes kadar bende oğlum için en iyisini istiyorum.Araştırıyorum,okuyorum,bir bilene soruyorum aklımda soru işaretleri kaldıysa eğer uzmanına gidiyorum.Bunun nesi kötü.Bazı insanları bu özelliğim bilmiyorum nedense rahatsız ediyor neyse konumuz onlar değil, biz onları rahatsızlıkları ile yalnız bırakıp yazımıza devam edelim.

Bir süre önce yazmıştım bir karar verdik ve konuşma terapisine gideceğiz diye.Evet dün 11.00 de randevumuz vardı saat 09,45 da yola çıktık.Biliyorum o semti trafik inanılmaz kalabalık(tır).Öyle de oldu trafik felç randevuya geç kaldık.

Durun durun olmadı baştan anlatayım.Erol siz inin yürüyerek benden önce gidersiniz dedi.Ama ben ama ben diye diye tontalak ile arabadan indim.Resmen çocuğumla yalnız kalmaktan korktum çünkü  başıma neler geleceğini adım kadar biliyordum.

Çok az yürüdükten sonra demez mi offf anne ben çok yoruldum.Kucağına al diye tepindi, oğlum olmaz diyorum çocuk Nişantaşı’nın orta yerinde nasıl tepiniyor.Aldım evet 19 kilo 105 cm çocuğu kucağıma yürüyorum hem yürüyorum hem kendime kızıyorum.Sen çocuğu doktora getiriyorsun kadın kimsenin gün içinde seni podyumlara çıkaracak halleri de yok eeee ne diye giyersin böyle elbise ,böyle topuklu ayakkabı diye.

Tarif edilen alışveriş merkezine geldik bir ayakkabı mağazasının karşısı demişlerdi ama o yok ee ne yaptım merkezi arayacağıma çok akıllıca bir iş yapıp bir insan evladına danıştım.Aaaaa apla ters yoldasın o kapandı şuradan gitcen buradan gitcen biraz yol var ama dedi mi beni yolumdan etti mi. Sorgulamadım hiç zaten tontalak canımı burnuma getirmiş kuzu kuzu tarif edilen yola gitmeye başladım.

Tontalak hala kucakta bu sefer hafif yokuş yukarı çıkıyorum yok ben ömrü hayatımda böyle terlediğimi bilmedim.Dere tepe düz gittikten bir süre sonra yahu dedim dur ben şu merkezi arayayım. Aradım geç oldu ama aradım sekreter hanım demez mi siz o alışveriş merkezine kadar geldiniz de o ayakkabı firmasını görmediniz mi?Gerçekten mi?gerçekten mi? bilmem kaç kere tekrarladı. Meğersem ben ilk gittiğimde alışveriş merkezinin arka kapısına gelmişim, doğal olarak görmedim hayda şimdi yine aşağıya.

Durdum önce Eray’ı kucağımdan indirdim.Şimdi şuracıkta bir höykürsemmm imdatttt diye acaba kim tanır beni aslında hiç kimse ama yok dedim Eray'ımı korkutmayayım.Yine aldım kucağıma gerisin geriye ön kapıya geldim koca koca harflerle yazılı ayakkabıcıyı gördüm peki kiminle karşılaştım tabiki Erol’la .Benden önce gidersin dedi ya aynı anda girdik, yukarıya çıkana kadar sana ben inanamıyorum Ayla, sana ben inanamıyorum Ayla dedi durdu.Yani bana savunma hakkı bile tanımadı.Tanısa diyeceğim sayın hakim bey ben herzaman ki gibi masumum arka kapıda durmuşum sonra benden çok daha akıllı biri geldi rotamı çevirdi diyeceğim ama yok adam mır mır mırr

Girdik kayıt bile yapmadan apar topar yallah terapistin odasına attılar bizi.(sebebi sonra belli oldu). Kadın hızlıca giriş yaptı.Bir yandan Eray’ın önüne oyunlar koyup konuşturuyor bir yandan bizden bilgiler alıyor ama ben o ara iptal.Öyle terledim öyle yoruldum ki doktor hanım bana peçetenin kutusunu verdi anlayın yani.Kuzum da her sorulana nasıl da cevap veriyor kısa cevap veriyor ama veriyor maşallah yavruma.

Kadın her seferinde soruyor bunu yapıyor muydu ?evet.Peki bunu yapıyor muydu?evet :) 35 dakika sonra dedi ki terapi bitti aynı filmlerde ki saatine baktı siz geç kaldınız dedi terapi saatini uzatamıyoruz.Aynen cezalandırır gibi.

Müşteri mi desem, hasta mı desem bilemedim aslında bir sonraki randevu sahipleri de geç kalmıştı, uzatabilirdi ama uzatmadı.Bir de diyorum ki içten içe ahhh o kadıncağızın başına kimbilir neler geldi de geç kaldı (iç ses der ki; empati denen şeyi sen mi icat ettin be kadın) Neyse dedi saatine baktı yine şöyle bir toparlayalım.Eray da nörolajik, işitsel, algısal, cartsal, curtsal bir problem olduğunu düşünmüyorum hatta algısı çok iyi(iç ses der ki zaten bunu biliyorduk size söyledik ne yani onca parayı bunu bize demeniz için mi verdik).Yaptığım gözleme göre Eray’ın evet ifade edici dilde sorunu var ama beklenebilir,terapi alacak kadar değil dedi.

Yani bakkal Hüsmen amcanın ,bujiterici Nebahat hanımın, manav Abdülrezzak bey’in yani konunun komşunun kısaca uçan kuşun söylediğini doktor bize söyledi 'biraz daha beklenebilir’.Gel buradan yak şimdi.Sonra devam etti şimdi ben size terapi alması gerekiyor desem hem paranızdan hem zamanından kayıplar olacak hiç etik olmaz dedi.Şöyle yapalım geç kaldığınızdan ötürü(iç ses der ki ;her seferinde dam dam dam kafamıza vurmasa olmaz)bazı yapmam gerekenleri yapamadım bir kere daha gelin onları yapalım sonra oturup ne yapabiliriz konuşalım.Ya arada bir terapi yaparız ya da hiç yapmayız eve egzersiz veririm bunların egzersizleri var onlar üzerinde çalışırsınız çünkü sürekli bir terapi desem inanın etik olmaz dedi(iç ses der ki;görende kadına yalvarıyoruz ne olurrr çocuğuma terapilerini bahşet diye)Ama bir yandan da diyor ki bazı uygulayacağım oyunlar vardı onları yapamadım yine de belli olmaz.(iç ses der ki; ben bu işten anladıysam Arap olayım)

Haftaya gitmek konusunda anlaştık doktordan çıkarken dedim ki eee ne oldu şimdi Erol diye.Yani kalkıp biri sorsa bu konuşma terapisti ne yapar dese kem küm eder inşallah bu sorunuzu haftaya cevaplayabilirim diye geçiştiririm ya neyse

Not:Latife bir yana kadın ne yapacak hiç tanımadığı bir çocuk tabiki önce ilk seferde onu tanıyacak, veriler toplayacak artık haftaya önümüzdeki maça bakacağız:)

Not:Erayımın dedesi yani babam doktordan çıkışta sorar ‘kızım ne yaptınız ne dediler’.Ayla cevaplar ‘baba yaaa vallahi bende bilmiyorum bence bekleyelim dediler ama egzersizleri varmış onları yapacak mışız demeye kalmadan ne yani torunum şişman mıymış ki egzersiz veriyorlarmış.Şişman olduğunu düşündükleri için mi oluyormuş? Yok öyle bir şey torunum şişman değil diye konuşurken o ara gülmekten ben off oldum:)

Pazartesi, Eylül 26, 2011

doktor doktor kalksana Tontalağın ışşş'larına baksana

Çok zor bir haftasonuydu bizim için hatta birkaç günümüz daha zor geçecek anlaşılan.Erayımın ateşi düştü şükürler olsun doktora gerek duymadan lakin ağzının 3-4 yerinde aftlar çıktı canını çok ama çok acıtan.Gece uykusu neredeyse hiç yok sürekli ağlıyor anne ışşşşş lar acıyor diyor.Işşşş ‘yara’ demek bebemiz yani babaannemiz küçükken Eray ışşş mı oldu derdi ya bu ışşşşlar bize bebekliğimizden armağan.

Cumartesi gecesi hiç ama hiç uyumadık. Mater’ın abartılı hikayelerini sabaha kadar tekrar tekrar seyrettik.Bu esnada Mater’ın şimşek McQueen den daha karizmatik olduğuna karar verdik yani karar verdim. Hatta bir ara uyku sersemi galiba ben bu Mater’a aşık olacağım bile dedim (bu olaydan Erol’un haberi yok sakın ha)

Ağzını saran aftlardan yemek yiyemiyor kuzum yemeği bırakın sütünü içmek istiyor sütü bile içemiyor hatta canı o kadar çok acıyor ki su bile içmiyor.Pazar sabah erkenden başladı anne meni dodoya(doktor) götür diye.Bilemedik aft için doktora gitmeye gerek var mı dedik. Elimizde bir aft kremi vardı onu sürdük ve her zaman ki gibi bu kremler işe yaramadı.Anne dodoya götür beni dedi. Yine bilemedik aft için doktora gitmeye gerek var mı dedik.Taaa ki midesine eliyle bastırana kadar.

Anne men açım dedi, resmen kuzum haykırdı. Işşşları gösterdi yiyemiyormuş' anne dodoya götür meni açım' dedi. Erolla birbirimize baktık,götürelim mi bile demedik,canımız o lafla bir yandı ki hemen hazırlanmaya başladık.Neler düşündüm neler Somali de aç kalan çocuklar da annesine de öyle demiş miydi. Anne ben açım dediğinde bir çare bulabilmiş miydi. Uzaklara gitmeye gerek yok sokağımızda, semtimizde anne ben açım diyerek uyuyan çocuklar var mıydı?Anneleri bu çaresizliklerine çare olabilmiş miydi.

Arabaya binince rahatladı, doktora küçücük bedeniyle ne umutlar bağladı.Kaydımızı yaptık doktor şikayetiniz nedir dedi haliyle.Biz açız dedik doktor da şaşırdı.Eeee o zaman bir lokantaya gideydiniz ya buraya niye geldiniz Allah için demedi.Sonra açıkladık ateşi,kusması geçti lakin bedenimizde aftlarımız kaldı hastalığımızdan arta kalan.

Doktor ne dediyse harfiyen uyguladı kara kuzum.Birde doktora şikayetini bir anlatması var ki oyyy oyyy dillere destan.Midesine bastırıyor açım diyor, ışşşlar çok acıyormuş,yemek yiyemiyormuş,süt içemiyormuş.Tabii her seferinde doktor bize döndü 'ne dedi' dedi tontalakça konuşuyor ya haklı doktor da anlamıyor haliyle.Ben tercüme ediyorum doktor gülüyor hatta neredeyse kahkaha atacak ama Eraya da saygısızlık etmek istemiyor.Eraycığım ışşşşlar geçecek diyor doktorumuz ama Eray motora bağlamış hiç dinlemiyor o elleri kolları hareket ettire ettire sitemli bir biçimde anlatması bir var ki hiç sormayın.

Doktor rahatlatması için Zinco ve Aerıus(alerjik döküntülerimizde var) yazdı ,calpol de birkaç gün verin ağrısını azaltır dedi .Tam kapıdan çıkacakken ellerini iki yana açtı dodo dodo ışşşlar geçmedi dedi bir görseniz nasılda kızgın. Sen bilmem kaç yıl tıp oku, emek ver bu mesleğe 4 yaşına girmiş bir velet bir gün gelsin mesleğini nasıl yapıyorsun diye sana hesap sorsun.Doktor gülüyor bir yandan da ışşşlar geçecek Eraycım annen sana ilaç verecek geçecek tamam mı diyor da bizim ki hiç dinlemiyor

Dodo dodo ışşşşlar geçmedi dedi ta ki otoparka gidip arabaya binene kadar

Eray kızdı bize ışşşlar geçmedi başka doktora gidelim dedi.Babamız konuşmaya başladı.Oğlum yaralar geçecek ama yemek yemelisin, ilaçlarını içmelisin ki geçsin.

Oğlum dedi ki büyüyünce lafları ile bizlere kök söktürecek oğlum babasına dedi ki, yaramazlık konusunda listeleri zorlayan oğlum babasına dedi ki ,aftları yüzünden yemek yiyemeyip aç gezen bu yüzden süzülen oğlum babasına dedi ki ‘babanın ışşş yok Eyanın va(var).Vücut dili aslında herşeyi açıklıyordu. Başını kızgın kızgın sallıyor sen ne anlarsın baba ,dışarıdan konuşmak kolay senin yaran yok benim var diyordu.Erol dikiz aynasından bana baktı bu lafa verilecek cevap var mı sizce sonuçta ateş düştüğü yeri yakardı.

Ha doktordayken bir şey farkettim,güldüm.Eray dan bahsederken ‘açız’ dedim. Yani asla yapmam dediğimi yaptığımı farkettim..Hani anneler yaparlar ya çişimiz geldi, karnımız açıktı,terledik, uyuduk.Yoo yoo asla kimseyi eleştirmedim,kınamadım sadece ben yapmam bunu diye içimden geçirmiştim. Belki de ne zamandır yapıyorum farkında bile değilim.

Aman ağzımdan ara sıra kaçsa da doğru değil mi sonuçta:)Çocuğum açsa bende açım,çocuğum mutluysa bende mutluyum, çocuğum biraz daha iyise bugün o zaman bende bugün biraz daha beyazım.

Cumartesi, Eylül 24, 2011

Arınmak istiyorum


Sene kendi fikirlerimi anneme söyleyebildiğim yıllar. Hep eleştirdim annemi biraz da kendi hayatını yaşa diye. Hayatın bizlerden ibaret değil bizim hayatımıza göre şekillendirme hayatını siz ne istiyorsunuz değil bugün ben ne istiyorum de mesela.Bugün Ayla pırasa sevmez pişirmeyeyim yerine ıspanak pişireyim deme pırasayı ben seviyorum de kendin için de pişirebilirsin pekala.Bir gün olsun sana sunulan hayatı reddet.O gün sen hayata bir alternatif sun dedim yıllarca.Yapmadı, yapamadı yapamadıkça onu öyle gördükçe üzüldüm .Sonra ben de alıştım hatta daha kötüsü yaptıkları üzerine yapıştı, görev olarak algıladım.Hani işyerinde olur ya birine yardım edersin bir işi yaparsın haaa bundan sonra bu raporu sen yap olur hahhh  tam da o hesap işte

Sene anne olduğum yıllar, tam da annem gibi anne olma yolunda ilerliyorum.Erayım patlıcan sevmez dur başka bir şey pişireyim derken yakaladım kendimi geçen gün, halbuki ben patlıcana bayılırım.Bu meziyet değil ya değişmeye çabalıyorum.Bugün ben ne istiyorum demeye çalışıyorum, kendim için alternatifler sunmak için uğraşıyorum.Yani annemin yapamadığını yapmaya çalışıyorum.Galiba başarılı olamıyorum ya da durun ya ben aslında bunu şu an başarmak istemiyorum.Sahi ya ben başarmak istemiyorum.

Ne yani böyle mutlu olunamaz mı? Ben annemi eleştirirken bir şeyi atlamışım.Ben böyle mutluyum derken annemi dinlememişim. Çünkü saçma gelirdi bana insan çocuklarının hayatını yaşarken nasıl mutlu olabilir ki?Mutlu olabiliyormuş be blog vallaha da yanılmışım.Patlıcanı görünce yüzündeki memnuniyetsizlik yerine ne bilim tavuğu gördüğünde ki ifade mutlu edebiliyormuş bir insanı, kocasıyla başbaşa Ağvaya gitmek yerine okulunun ilk günlerinde çocuğunun yanında olmak mutlu edebiliyormuş bir insanı, çık gez çok yorgunsun sinemaya git denildiğinde onun yerine legolarla ev yapmak da mutlu edebiliyormuş bir insanı....

En yakınımdakiler eleştirmeye başladı beni annene benzemeye başladın farkında mısın diye hem de en yakınımdakiler.Serbest ol, pimpirikli olma,kafaya takma,ince düşünme,abartma,her şey olacağına varır,biraz da kendini düşün bla bla bla. Bakın ben bu konuda anneme benzemeye başladığımı tüm blog aleminde kabul ettim, bu önemli bir itiraftır.Şunu da siz kabul edin ben böyleyim ve bu şekilde mutluyum siz de beni bu şekilde kabul edin olur mu?Kime ne zararım var ki olursa da eğer bir zarar kendime hem bundan kime ne.

Ağlamak istiyorum ama öyle böyle değil höyküre höyküre, dolu dolu. Ağlamak için bile yalnız kalamıyorum,o kadar insan var çevremde.Birine kahkaha atarken kahkaha atma nasıl denilmiyorsa ağlarken ağlama denilmesin istiyorum bana.

Arkadaşım ağladığında sırtını sıvazlarım ben ağla derim ağla ve arın.Bana da öyle denilsin istiyorum akıla ihtiyacım gerçekten yok benim.O durumda zaten kimse kimseyi dinlemez ki evrende kelimeler boş yere heba olmasın. Ağlamak acizlik, çaresizlik değildir benim için. Bir arınma yöntemi. Beynimde rotasız savrulan düşüncelerden, yüreğime saplanan nefes almamı zorlaştıran acıdan arınma yöntemi. Oğlum dün ateşlendi abartıyorsun diyecekler hoplatacaklar sinirimi ya onun için bile ağlayamadım. Ağlayamadığım için doldum yükümü boşaltamadım.

Canım acıyor dün akşamdan beri blog sadece ya sadece ağlamak ve arınmak istiyorum.Keşke yürekteki acıyı giderebilecek bir merhem olsa ,olsa da kimseleri dinlemek zorunda kalmasam


Dün akşam 17,00 de ateşlenmiş ve kusmuş ya annanenin evinde, ortalık batmış annene temizlemiş ortalığı.Hasta yatağında kalkmış annesinin kuzusudur o annanesin sırtını sıvazlamış gılı gılı annane demiş. Gılı gılı teşekkür etmek demek yani evi batırdı ya annanesine temizlediği için teşekkür etmiş. Seni bizlere armağan eden yaradana şükürler olsun bir kez daha.Sebep sadece oğlumun ateşlenmesi değil elbet artık bunu niye açıklama gereği duyuyorsam.