spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mayıs 12, 2014

Bu borç ödenir mi?

10/05/2014 tekrar yüzmeye başladı.

Bugünün havadisi tontalak tekrar yüzmeye başladı. Çok sevindi o kadar sevindi ki bize' size olan borcumu nasıl ödeyebilirim' dedi. Bu söz karşısında şaşırdım. Daha çok küçük öğrenecek. Anne-baba hakkının ödenmeyeceğini vakti zamanı gelince o da öğrenecek. Sözler nasılsa etkili olmazdı. Bazı şeyler var ki yaşanarak öğrenilecek.

Cumartesi-pazar yüzme saat 09,30 da. İlk etapta o kadar erken olması konusunda tereddüt ettim. Kahvaltı, hazırlanma ve bir dünya yol nasıl yetişeceğiz dedim. Deneme yanılma yoluyla iki günde düzene oturttuk.

İlk gün erken kalkıp Erol'la kahvaltı hazırladık. Tontalak kalkar kalmaz yiyemeyenlerden. Ben ise  gözümü açar açmaz yiyenlerdenim. Hatta yatakta tek gözüm açık bile yiyebilirim. Çocuğum babasına çekmiş illa bir zaman geçecek. Tabi pek yemedi kahvaltı onun içinde, bizim içinde işkence oldu. Yüzmeye iki arkadaş başladı. 10,30 da ise bitti. Duşlar edildi, hazırlanıldı tekrar çıktık yola.

Arkadaşıma kahvaltıya geçtik.(tontalak düzgün kahvaltı etmemişti) Çocuklar öyle güzel yedi ki maşallah dedim durdum. Su acıktırmış onları. Çocuklar çok güzel oynadı, zaman çok çabuk geçti, döndük kürkçü dükkanına.

Erol sağolsun evi silip süpürmüştü dönünce bende diğer işleri hallettim. Sonra karı-koca çay keyfi.

Pazar bu sefer kahvaltı hazırlamadım. Nasılsa yemeyecek. Bir muz verdim eline çıktık yola. Yüzmede o kadar mutlu ki anlatamam. Yüzme sonrası kahvaltıya babaanneye geçtik. Lakin yolda Eray çok açım çok açım diye canımızı yedi. Eve girer girmez bir masaya oturması var ki aç kurtlar gibi.

Eeee malum anneler günü anneanneyi ziyaret etmeden olmaz. Anneanneye uğradık yemekler yenildi- içildi. Şimdi buraya yazmayacağım hep istediğim bir şey vardı. Onun için ilk adım atıldı. Hayırlısı olur inşallah.

Sonra kendi gerçeğime yani evdeki yığılı ütülerime döndüm.

Allahtan pazartesi sendromu yaşamayanlardanım. Hava bugün açık ve güneşli. Bu durum ruhumu da sirayet etti.

10/05/2014 tekrar yüzmeye başladı.
Cumartesi- Pazar 09.30- İTÜ


Perşembe, Mayıs 17, 2012

Kupa=Kapak


Şampiyonluk Galatasaray’ın olmuş varsın olsun be.Bu yıl yaşandığın onca sıkıntılara rağmen dimdik ayakta durup 29 yıllık hasreti sona erdirdin ya Fenerbahçem dün akşam bize bu yetti.Kurulmamış bugüne saklanmış bir çok cümle vardı içimde ama boşver be inşallah bu kupa var ya bu kupa kapak olur birilerine.Ünlü üstat Bülent Ersoy’un da dediği gibi Fenerbahçem Ablan Kurban olsun sana....

Alem’im de Souzam senin için yine ünlü bir üstattan alıntı yapayım Tarkan’ın dediği gibi sen var ya başkasın hem de bambaşkasın

İnşallah darısı Süper Kupanın başına:)

Ziraat Türkiye Kupası
Yer :Ankara 19 Mayıs Stadyumu
Tarih:16/05/2012
Bursaspor:0-Fenerbahçe:4
Goller:Caner,Baroni,Semih,Alex

Ne diyoruz efendim NE MUTLU FENERBAHÇELİYİM DİYENE...

Perşembe, Aralık 08, 2011

Nakış gibi bir faaliyet



O kadar emindim ki o yüzden çocuğumu bile alet ettim. Koca koca harflerle yazacaktım bu faaliyetimiz FENERBAHÇE ye adanmıştır diye, zaten son zamanda çok ihmal etmiştim takımımı bir nevi teşekkürde etmek istedim.Bir plan böyle mi ince işlenir tabii ufakcık bir ayrıntıyı atlamışım sadece YENİLMEK.

Pazar günü düşündük okula faaliyet ne yapalım diye.Artık Eray’ın faaliyetlerine pek yardımcı olmak istemiyoruz ,yanında oturarak ufak tefek şeylere destek verelim dedik.Çiçeği internetten indirdim. Kesme işlemini tontalağım çok sevdiği için kes- yapıştır yapabiliriz dedim.Asil renklerimiz olan sarı-laciverti kullanabiliriz dedim de evde lacivert fon kağıdı yok mavi ile idare ederiz kimseciklerde kusurumuza bakmaz dedim.

Başlamadan önce de tontalağımı kenara çektim bak oğlum yarın babanın çok önemli bir denetimi var,çok sinirli baban ne derse desin kafa sallayıp he diyeceksin tamam mı dedim.Nanam anne dedi. Bugünlük idare edeceğiz oğlum o bizim babamız böyle günlerde birbirimize destek olmalıyız oğlum biz bir aileyiz dedim.Nanam anne dedi. Başladı kesmeye tontalak da verdiği sözü tutmadı sinir küpü olan babasını iyice deli etti.

Neyse kestik ben gösterdim bir sıra sarı bir sıra mavi yapıştıracaksın dedim.Sonra yapıştırma işlemi bitince çiçeğin suratını da kırmızı boyayıp suratını da Galatasaray’a ithaf  edecektik arkasından da kırmızı sana çok yakışıyor şarkısını raks ede ede söyleyecektik .Yani resmen nakış işler gibi planı da faaliyeti de işledik.Başta da dediğim gibi sadece bir ayrıntıyı atlamışım canım o kadar kusur bütün nakışlarda olurJ

Liderliği kaptırdık lakin yine lider olur benim Fenerbahçem ben umutluyum ,tontalığımın bu emeğini maaile olarak yine de biz takımımıza adıyoruz.Sonuçta biz pazara kadar değil mezara kadar Fenerbahçeliyiz.

80 yaşındaki annanem Galatasaraylı aslında ana-baba tarafım,tüm sülalem Galatasaraylı .Neyseki tüm sülalede mantıklı düşünen iki kişi çıkmış(ablam ve ben) da doğru olan Fenerbahçenin yolunu bulmuşuz.Neyse annanem akşam tontalağı sıkıştırıyor en büyük Galatasaray de bakayım dedirtmeye çalışıyor.Artık dünya öyle bir hal aldık ki mirim insan en sevdiklerine  bile arkasını dönemiyor :)

 Bir daha ki faaliyetimizde görüşmek ümidiyle esen kalın.


Perşembe, Ağustos 11, 2011

Yargısız İnfaz/Türkiye-Estonya maçı


Dün akşam Türkiye-Estonya özel  maçına gittik. Siyam ikizim Eray ve babasıyla birlikte. Maç 21,30 olduğu için evde hazırladığımız köfte-patates ekmek arası ile iftar yaptık arabada. Güzeldi, değişiklik oldu, stada yakın(yakın dediysem 10 dakika mesafe) bir yere park ettik açtık camları, hava da rüzgarlıydı ,radyoda müzik eşliğinde yani ben sevdim o tabloyu.

Öncelikle maç fevkaladenin fevkinde* değildi.Evet 3-0 yendik de biraz bireysel mücadelelerle .Savunma ise tartışılır. En büyük şans ise Emre’nin 8. dakikada kazandığı penaltı atışı.Oh dedim ilk dakikalarda gelen gol takımı rahatlatır ya çok sevindim. Emre topun karşısına geçti tribünler hareketlendi yuhalamalar, ıslıklar ardı sıra başladı, ben hiçbir şey anlamadım. Erol’a tontalağa bakarken ben birşey mi kaçırdım biri diğerine mi vurdu  bu ıslıklar ne dedim. Emre gol atacak ya ondan dedi. Nasıl yani Emre Estonya’ya transfer olmuş da benim mi haberim yoktu.Şaşırdım.Tribünlerin çoğu Galatasaraylı da ne farkeder.Milli duyguları olmayan kişinin takımı olur mu? ya da Mili takımda kulüpçülük mü olur

Tamam itiraf ediyorum 3 yaşında ki oğlum da o esnada yuhaladı, o gece yuhalamayı öğrendi.Islık çalamayınca üzüldü ya anne  diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Ama o daha çok küçük öğrenecek hırslarının,kişisel tutkularının milli duyguların önüne geçmemesi gerektiğini öğ-re-ne-cek.Yuhaladıkça güldü, çok eğlendi benim de yuhalamamı istedi, ilgilenmedim .İlgilendikçe unutmayacağını tersine bu konuda inatlacağını iyi bilirim.Emre de bu hareket karşısında ne yapsın bir tek milli formasını öptü ve çok güzel bir cevap verdi.Kısa ve öz.Maçın en güzel dakikaları Kazım’ın 28 ve 35 dakikalarda attığı gollerdi, gerçekten harikaydı.

Fenerbahçeli olduğu için mi yoksa şike davalarından sebep miydi o ıslaklar bilmem bildiğim tek şey dün akşam ülkesi uğruna ter döken Emreye çok büyük haksızlık yapıldığı. Devam eden bir dava var Emre soruşturmaya dahil olmuş olabilir de bu adam mahkemeye çıkıp yargılanmış mı ?sonunda da hüküm mü giymiş  bu nasıl bir yargısız infazdır böyle. Ayıp gerçekten çok ayıp.Kazakistan ve Avusturya maçlarında da mı böyle olacak, uluslararası arena da bu tablo nasıl açıklanılacak ve hiç mi utanılmayacak.


Evde maç izlerken daha çok eğlendiğimi farkettim dün gece tabii bunda maçı heyecanla anlatan spikerlerinde etkisi var bazen öyle şeyler söylüyorlar ki gelde gülmekten kendini yerlere atma.

'Alpay arka ayağını burktu”

Evet çok sert bir hareket, hakem kırmızı kartı gösterecek, aslında Emre her renk kartı hak ediyor sayın dinleyiciler hani ‘omzum ağrıyo bir çık da çiğnele’ dersiniz ya işte Emre de aynen öyle yapmış bu pozisyondaJ

Sonuçta Eray içinde bizim içinde güzel bir akşamdı. Eray’ın hakkını yiyemem ilk 45 dakika eğlendi çok usluydu ara olunca artık dikkati dağıldı toplayamadı başka şeylerle ilgilendi ve sıkıldı .Mesela ön sıramızda oturan aşıkların muhabbeti onun dikkatini çok çekmiş  olcak ki gidip gidip sokuldu oraya sürekli bana dönerek ayy anne dedi:)


İlk futbol karşılaşması 10/08/2011 Türk Telekom Arena Türkiye-Estonya maçı:)

Not: Türk Telekom Arena yıkılıyor,gerçekten çok güzel bir stat yapmışlar adamlar,çok beğendim ,koltuklar çok rahat:) 2 Eylül'de Kazakistan, 6 Eylül'de Avusturya ve 11 Ekim'de Azerbaycan ile Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde karşılaşacak Milli takımımıza şimdiden bol şanslar

Kişiye Özel not:Fevkaladenin fevkinde gibi güzide,bulunmaz bir kelimeyi Türk dil kurumuna kazandıran şahsa minnetlerimi duyarım.

Cuma, Nisan 22, 2011

Play-off mantığını anlatabilen beri gelsin

maç

Türkiye Kadınlar basketbol Ligi play-off serisi Fenerbahçe'nin şampiyonluğu ile sona erdi.Şimdi sıra erkeklerde:)Çarşamba akşamı Sinan Erdem de Fenerbahçe Ülker-Galatasaray maçı vardı.Bu maç bizim için önemliydi çünkü hem ligi lider bitirmek hem de olası play-off eşleşmesinde rakibimizin 1-0 önde olmasını engellemek açısından mutlaka bu maçı kazanmalıydık.

İlk yarı Galatasaray resmen dökülüyordu savunma yerlerde o derece yani.Hatta maç o kadar sıkıcıydı ki.İlk periyod 20-15 devre 47-42 tamamlandı. İkinci yarı Galatasaray biraz kendini topladı Fenerbahçe kendini biraz saldı derken çekişme başladı 3. periyod 63-62 bitti. Son periyodu anlatamam o sıra hoop hopp hopluyordum, sinirden ölüyordum. Aaaa artık maça heyecan gelsin artık derken ben bunu kasetmemiştim.Hele o son 4 dakika yok mu ömrümden ömür gitti vallahi.Öyle ya da böyle  maçı 83-80 kazandık böylece normal sezon liderliğini büyük ölçüde garantiledik ve sadece bir maç galibiyet için yeterli.

maç1

Bayanlarda şampiyoluk cepte, inşallah darısı erkeklerde, ha birde futbolda da şampiyon olalım şimdilik isteklerim bu kadar. Yok yokk unuttum Samsunspor da(şimdilik grup lideri) 1.lige çıksın başka isteğim yok inanın bana

Samsunspor demişken pazar günü annemlerdeydik babamla Samsunspor- Erciyes maçını seyrettik malesef berabere kaldık kudurduk. Sonra play-off konusu açıldı ben köpürdükçe köpürdüm. Bu play-off mantığını hiç anlayamayacağım ben. İlk iki takım direkt çıkıyor üçüncü playoffa kalıyor. Yahu o zaman üçüncülük diye birşey neden var. Erol anlatmaya çalışıyor işte sonuçta en zayıf takım ile eşleşecek diye geveliyor da geveliyor. Eeee dördüncü olan takımla final oynayabilir üçüncü takım play-off tan çıkamayabilir ve doğal olarak 1.lige de çıkamayabilir.O zaman ben neden üçüncü oldum. Offff Ayla işin yok mu senin öyle işte ,kurcalama dedi.Erolla da konuşmuyorum onu kurcalama bunu kurcalama ee ben neyi kurcalayacağım.Offf offf dertlerim çok benim.

Yok yok bu konuyu anlayamacağım, anlamamakta da inat edeceğim:)

Cuma, Nisan 15, 2011

sazan isek o kadar da değil

29 Martı galiba işten çıktık evimize geldik, Erol da bir telaş bir telaş sormayın gitsin.

-Bak aşkım bugün Türkiye maçı var hiç bana Öyle bir zaman geçer ki deme ben cipsimi colamı alacağım maç seyredeceğim tamam mı?
-Aman kim takar diziyi evet gazetede okudum Hiddink evimizde ofansif oyun tarzını benimseyeceğiz şeklinde açıklama yapmış.
-Bak sen ofansifi bilir misin sen

Öylece baktım hiç ses çıkarmadan baktım.

-Aşkım ofansif demek nasıl anlatmalı bilmem ki atak demek, birebir oynamak demek ağzında geveliyor da geveliyor
-Yahu sen şuna hücuma yönelik desene.
-Hah işte hücuma yönelik aferin sana gözüme girdin.Bir de depresif oyun tarzı var onu bilir misin.Futbolcuların psikolojilerine göre oyun tarzı.
-Tamam geçmişte ki tecrübeleri göz önüne alıyorsun, yaptığım sazanlıkları hatırlıyorsun da bu sefer değil,yemezler canım. Sakın depresif dediğin defansif yani savunmaya yönelik olmasın
- Bak bu sefer kandıramadık.

Babamla maç seyretmek de inanılmaz zevkliydi ah o günleri ne çok özlüyorum.Babamla zaman geçirmek beni çok mutlu ettiği için futboldan da bir iki laf edeyim gözüne gireyim diye sıkı sıkıya takip ederdim maçları.Babam da aynen benim gibi seyrederdi maçı yok olmadı bende aynen babam gibi seyrederdim maçı yani çok konuşarak.Hakeme giydirirdik, futbolcuyu yuhalardık bir dakika oturamazdık yerimizde, o koltuğun varoluş nedeni bile anlamsızlaşırdı o saatler çünkü zıp zıp zıplardık. Erol ise tam tersidir. Adam sanki Çaykovski’nin keman konçertosunu izliyor mübarek yani o derece ciddi.Arada bir de beni fırçaladığı olur sus be Ayla azcık sus be.Tamam Erol babam gibi maç izlemediği için anlamsız sorular sorduğum oluyor. Erol neden spor adamları yani teknik direktörler maçta takım elbise giyer, o taç mı takmış öyle, futbolcular bu soğukta şort değil de eşofman giyse olmaz mı gibi milyon tanecikkk sorular sormuş olabilirim ama ne yapayım tek başıma dikkatim dağılıyor işte.

Salı, Mart 15, 2011

Fenerbahçe Ülker&Beşiktaş Cola Turka-Fanatiklik üzerine

beşiktaş-fener maçı2
Fenerbahçe çok kötü başladı maça hatta o kadar kötüydü ki devreye kadar 51 sayı yedi adamlar. Beşiktaş dış atışta çok iyiydi hele de Andrew James Ogilyy vardı ki adam maçın en skorer ismiydi .3 periyotta Fenerbahçe topladı kendini ve işte o saatten sonra maça heyecan geldi bla bla bla..

Bunlardan bahsetmek değil maksadım.Anlamıyorum spor denilen şey erkeklerin mi tekelinde. Buralar sizin arka bahçeniz de bizim mi haberimiz yok. Ne yani sanki doğal ortamınızdaymışsınız gibi böğürme, höykürme ve ağza alınmayacak lafları ulu orta söyleme hakkını size kim veriyor. Tüm erkeklere değil elbet söylediklerim bunları yapanlara. Bir insan ailesini çoluğu çocuğunu alıp ahlak sınırları içinde güzel zaman geçirmek için sizler gibiler yüzünden buralara gelemeyecek mi?

maç17

Cumartesi şaştım kaldım resmen.Maçın yarısında Fenerbahçe’nin kendisini toplamasıyla kıran kırana bir maç seyretmeye başladık ama çekişme arttıkça oyuncular arasındaki gerginlikte arttı. Doğal olarak bu gerginlik direkt izleyicilere sirayet etti. Bizim arka sıramızda bir aile vardı ki inanın görülmeye şayan idi. Maçın başından beri babaları sürekli küfrederek maçı izledi gerginlik arttıkça kullandığı kelimelerin çirkinliği de arttı. Ve bu baba 11-12 yaşlarında bir kız çocuğu ondan daha küçük bir erkek çocuğu, bir genç kız ve anneleri ile maça gelmişti. Bir baba bu kadar çirkin lafları çocuklarının yanında yüzü kızarmadan nasıl edebilir .Hem de ne için efendim hakem teknik faul kararı verdiği için, hem de en için efendim hakem hatalı yürüme kararı verdiği için ,hem de ne için efendim faul yapıldığı halde faulu vermediği için....

 Erol ‘a sadece arkadaki çirkinliği gördün mü dedim. Evet birde utanmadan maaile gelmiş yazık dedi.Şimdi bu adamı uyarsan ne olur uyarmasan ne olur. Kendi çocukların ahlakını düşünmeyen adam benim çocuğumun ahlakını mı düşünecek Allah aşkına.Bir de olayın başka bir boyutu var.Ne bakıyorsun dediği için bıçaklanan ya da içip içip sadece suçu sabah namazına yetişmeye çalışan gencecik bir adamı vurursun vuramazsın diyerek öldüren bir zihniyetle yaşıyoruz maalesef. Bunları düşünürken birden gözüm 12-13 yaşlarında bir erkek çocuğuna takıldı hakeme öyle laflar saydırıyordu ki hele de o işaret parmağını bir sallaması var ki(laflardan ziyade o parmağa nedense çok takıldım) yüzünde gördüğüm öfkeyi kelimelerle anlatmam mümkün değil,ben sporun bu yüzünü görmek istemiyorum.Artık son periyotta Fenerbahçeliler yabancı madde de atmaya başladı sahaya, bu görüntülerle maç daha da çirkinleşti. Beşiktaşın seyircisi yoktu ,olsa kimbilir neler olurdu. Bu nasıl bir fanatikliktir böyle hiçbir zaman anlayamayacak bu biçare hanımiğnesi.

beşiktaş-fener maçı1

Eray ise maçta çok yaramazlık yaptı.(Devreye kadar uslu durdu yalan yok)Anne ,babaya bu sefer sen ilgilen ben seyredeyim dediği için baba da Eray’ın peşinden koşturdu durdu. Baba da anneye maçın sonunda maçı hiç seyredemedim diye sitem etti:)Anne de babanın durumuna üzüldü artık bir daha ki gelişimizde ben ilgilenirim diye söz verince tontalak zıpladı anne bi daha goll ıhh ıhh dedi(elini sallıyor) Efendim neymiş tontalak bir daha maça gelmeyecekmiş:) Babadan cevap gecikmedi sanki bir daha seni buralara getiren var da:)

 maç20

Baba adam gibi dur dedi, tontalak bu lafı sindiremedi çok üzüldü. Anne hiçbir müdahele de bulunmadı ya uslu duracak ya da babanın azarını sindirecek üçüncü halin imkansızlığından dem vurmayayım yine.

Salı, Ocak 25, 2011

ilk maç-Fenerbahçe-Banvit

basketboll
Eray doğmadan önce çok sık basketbol maçlarına giderdik. Genelde Fenerbahçe yada Efesin maçları olurdu ,çok eğlenirdik. Hoş ben futbolu da severim ama Erol benimle futbol seyretmekten hoşlanmıyor nedense:) Çok konuşuyormuşum, çok yorum yapıyormuşum bir erkek bile benim gibi maç seyretmiyormuş vıdı vıdı vıdı vıdı yani elle tutulur bir yanı yok maç seyretmemesinin benimle:)(bence futbol bilgim onunkinden çok diye kıskanıyor muhtemelen,aslında eskileri bilirim son dönemde pek alakam kalmadı) Neyse konumuza dönelim basketbol diyorduk en son, erayla birlikte birçok aktivitelerimize kısıtlama geldi hatta hiç gitmedik bazı yerlere.Tamam ailelerimize yakındık ama zaten çalıştığımız için tüm gün bakıyorlar birde ay biz sinemaya gitsek, ay biz maça gitsek diye bir durum olamıyordu( nadirde olsa kaytardığımız oluyor yalan yok)Bizde oğlumuzun büyümesini, sıranın bize gelmesini bekledik.Eşim erayın büyümesini onunla maça gitmeyi sabırsızlıkla bekledi ve en sonunda bu dileğine kavuştu pazar günü.

basketboll1
Tontalak hasta diye önce vazgeçtik sonra baktık ateş bir ara düştü ve iyi görünüyordu , erol da çok ısrar etti epeydir bugünü bekliyordu dualar eşliğinde yola çıktık:)Önceden Fenerbahçenin maçları Abdi İpekçi de oynanıyordu ilk defa Sinan Erdeme gittim ben çok beğendim güzel bir salon yapmışlar. Eray girer girmez uslu durdu çünkü salonda incelenecek çok şey vardı ama sonra anne galkk bitti diye sürekli salonda gezmek istedi, sürekli anne goll bitti diye beni ikna turlarına çıktı. En komiği rakip takım banvitin seyircileri bir avuç olmasına rağmen çok hareketliydi onların tribünü oraya gidelim diye tutturması oldu.Konsantre olup seyredemesek de sonuçta güzel bir maç güzel bir gün idi. 2,5 yaşındaki bir çocuğun tüm maçı baştan aşağı seyretmesi zaten mümkün değildi.

 basketbol2
Sürekli gözler karşı tarafın seyircilerinde ne çok istedi oraya gitmeyi

23/01/2011 13,00 İlk maç : Fenerbahçe- Banvit Salon : Sinan Erdem 1.Periyot: 25-17 Devre :50-37 3.Periyot: 67-53 4. Periyot: 83-70

 basketboll
gitmek için annesini ikna etmeye çalışırken