Anaokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anaokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mayıs 21, 2014

Üniversite kıyafeti

15/05/2014 fotoğraf çekiminden

Fotoğraf çekiminden haberimiz yoktu. Bir veli tesadüf okula gitmiş ve bahçede çekim yapıldığını görmüş. Anneler arası iletişimimiz süper. Hemen haber verdi bize. Haber verirken de ekledi. Şu an herkes Eray'ın arkadaşına söylediği sözü konuşuyor dedi. Ne mi demiş ;
 
Mustafa hadi üniversite kıyafeti de giydin evlenmene az kaldı. 
 


Tespitim geldi: Eşler bir zaman sonra bazı yönlerden birbirine benzemeye başlıyorlar. Onca yıl birlikte yaşarken birbirlerinden etkilenmemeleri mümkün değil zaten. En azından ben öyle düşünüyorum. Başak olduğumdan mıdır nedir fazla detaycı, düzenli, tertipli, planlı biriyimdir.
 
Erol bazı yönlerden benim tam tersim .O ayrıntıya değil genele bakar, plan yapmayı sevmez vs. Fotoğraf elime geçtiğimde cübbe kırış kırıştı ya normalde gözüme takılması lazımdı. Bizim evde iç çamaşırları dahil her şey ütülenir. Evet dikkatimi çekti ama hiç önemsemedim.
 
Oğlumun enerjisi, duruşu, hayallerim, umutlarım bu ayrıntıyı belki de görmek istemedi evet biraz da Erol'a benzemeye başladım. Yani yavaş yavaş ayrıntılar denizinde boğulmak yerine genel tabloyu görmeyi başarabiliyorum .Zaten son dönemde bu konuda müthiş gelişmeler kaydediyorum.Fotoğrafı Erol'a gönderdiğim de bana gelen cevabı aynen yazıyorum. 'İnsan şu kıyafeti bir ütüler. Allahtan malzeme iyi'. Ha Erol mu galiba o da bana benzemeye başladı...

Salı, Mayıs 20, 2014

Mezuniyet kutlaması ve sır bir fotoğraf karesi

Sen dönersen dünya döner, sen durursan kalbim durur.

Yok aslında çok iyi sır saklayan biriyimdir de konu Eray olunca içimde tutamıyorum.Cuma günü gösterileri var ,onun için provadan bir kare.

Yardımcı öğretmeni sağolsun bugün okula gittiğimde fotoğrafı gösterdi gizli kapaklı.Hemen fotoğrafa el koydum. Kimseye söylemeyin ama sürprizi bozmayalım diye de tembih etti. Hı hı dedim. Çok da kimseye söylemedim aslında.Sadece babası, teyzesi, fulya teyzesi, dedeleri, facebooktan arkadaşlar, instagramdan yoldaşlar he bir de blogdan sırdaşlar.

Öğretmenimiz diğer annelere söylemeyin demeye çalışmıştı bence. O yüzden hiç de kendimi suçlu hissetmiyorum, tamam belki biraz, tamam ya çok suçlu hissediyorum.

Bu öğlen Eray'ın mezuniyet kutlaması vardı. Sınıf annesi sağolsun harıl harıl çalıştı bizde destek olmaya çalıştık. Zeytin yağlı yaprak sarmasını ben aldım. En temiz iş. Biliyorum içecekler en kolay görünse de aslında en zoru. Nasıl mı?

Kimi anneler hazır meyve suyu içirmez çocuklara.Hatta bir anne whatsapptan ay çocuklara meyve suyu mu vereceksiniz diye aşırı tepki verdi. Aslında anlıyorum onu.Ben de vermem evde bulundurmam.Kolanın ya da asitli içeceklerin tadını dahi bilmez (hala da içmez).Ama parti, kutlama gibi şeylerde kısıtlamada getirmem.

Arkadaşa da dedim ara sıra nefsi köreltmek de gerek. O yüzden o gibi ortamlarda meyve suyu içebilir. Eskiden halimi hatırlıyorum da hazır meyve suyu içti diye baygınlık bile geçirebilirdim. Düşün ki ben katı meyve sıkacağı bile kullanmazdım. Cam rende de rendeler bir tülbent yardımı ile suyunu çıkarırdım. Hey gidi Ayla nereden nereye. Ben de öğreniyorum hatta değişiyorum. Çok şükür ki baştan alışkanlıklarını güzel oturttuk şimdi de abartmıyor oğlum.

Bu nedenledir ki sarmayı ben seçtim. Yok onun şekeri bunu tuzu derken ben zamane annelerle uğraşamazdım :)Sarmayı da bulgurla yapamayacağıma göre el yoran ama baş ağrıtmayan bir ikram oldu. Hoş Allah razı olsun annem sardı beni beklememiş bu sefer.

Mezuniyet pastası 20/05/2014 tarihinde kesildi.

Mumlar üflendi, pastalar kesildi, hediyeler verildi. Keyfim hiç yoktu bugün keyfim yerine geldi. Hatta şaşırdım halime. İnsanoğlu işte.Ya acı denen şey hiç hafiflemeseydi, ya hiç unutamasaydık. Neyse..

Keyifli keyifli annelerle sohbet ederken Dila'yı gördüm. Eray Dila'yı çok sever hatta fazlasıyla sever. Dila Eray seni çok seviyor biliyor musun? dedim Evet biliyorum dedi. Nasıl anlaşabiliyor musunuz dedim. Tabi ki dedi. Aramızda kalsın bu soru Eray yaramazlık yapıyor mu dedim? Birazcık dedi. Olsun o kadar dedim. Sonra bana dedi ki neyse görüşürüz Eray'ı bulmam lazım.

Sonra arkadan bir ses duyuldu. Affedersiniz size bir şey söyleyebilir miyim? Aaa Beyza (geçen seneden sınıf arkadaşı bu sene ayrıldılar) sen miydin  tabi canım söyle dedim. Kız yanıma geldi bana şok yaşattı. Kulağıma eğildi Eray aslında bana aşık dedi. Kısa ve net. Dila ile konuşmamı duydu bana ayar verdi :) Vallahi dondum hiçbir şey söyleyemedim.Sizler aşkınıza sahip çıkacak kadar ne zaman büyüdünüz?

Ha birde nerde eski zaman gelinleri öyle...

Mezuniyet kutlaması 20/05/2014

Not: Kep-cübbe ile 15/05/2014 tarihinde fotoğraf çekildi.


Perşembe, Mayıs 15, 2014

İptal

Cuma günü ana sınıfı 6-A nın yani Eray'ın sınıfının toplu doğum günü ve mezuniyet kutlaması olacaktı. Oyuncaklar alındı, anneler ikramları paylaştı. Ben zeytinyağlı yaprak sarması yaparım demiştim. Hatta salamura olan yaprak suya bile konulmuştu. Bu akşam saracaktım.

Lakin anneler olarak içimize sinmedi. Soma yangın yeriyken, ocaklara ateş düşmüşken, çocuklar babaları için ağlarken, çocuklarımız pastanın mumlarını söndürürken alkış tutamazdık. İçimize sinmezdi, sinmedi. İleri bir tarih de yapılmak üzere iptal ettik.

Bugün kocaman camları olan, gün gören, güneşin daima içeride olduğu odamda nefes alamıyorum. Onlar yıllarca kara kuyularda nasıl çalışmışlar. Orada sıkışıp kaldıklarında çaresizliklerini düşündükçe aklıma mukayyet olamıyorum.

Not: Tontalağım, oğlum bir gün bu blogu okuyacak kadar büyüdüğünde bil ki 13/05/2014 tarihinde ülkemizde bir katliam yaşandı. Giden umutların, planların, nefeslerin sayısı şimdilik 282. Tabi bu sayıyı çarp dörde, beşe. Çocuk, eş, ana, baba...Sayı maalesef ki artacak. Katliamın adını dün iş kazası koydular biliyor musun? Ha bunlar olağan şeylermiş bir de....


Pazartesi, Nisan 28, 2014

Veli toplantısı üzerine bir söz



Cumartesi sabah tontalağımın veli toplantısı vardı. Sabah arabada giderken annecim nereye gidiyoruz diye sordu. Toplantıya dedim, ne toplantısı dedi. Okulunda bu zamana kadar ne yaptınız, neleri öğrendiniz gibi şeyleri konuşacağız dedim. Duruladı önce ve bombayı patlattı.

Annecim ben birazcık yaramazlık yapmış olabilirim, aslında çok da yapmadım biraz yaptım. Bazen de parnak kaldırdım, derslere hep katıldım annecim:)
 
Olayı kısaca özetledi aslında. Bireysel görüşme saatimiz 11,00 idi ve önce sınıf öğretmeni ile görüştük. Şunu belirtmeden geçmeyeyim insan kötüyü bilmeden iyiyi anlayamıyor. Bu seneki öğretmenimiz nasıl demeli işini bilmeyen, tecrübesiz biri beni bilgisizliği ile rahatsız ediyor. Bunu dile getirdiğimde backgroundu çok iyi dediler.Yemişim backgroundunu (Bu arada bizim Türkçe kelimelerimize ne oldu ) Bir de fıtrat diye bir durum vardır. Diplomaya, yabancı dile hiç bakmaz. Neyse daha fazla bu konuyu deşmeyeyim güzel geri bildirimler alarak branş öğretmenlerinin yanına tek tek çıkmaya başladık.
 
Beden öğretmeninin odasının önünde sıra yoktu oraya girdik. Öyle enerji dolu, pozitif bir kadın ki sabah sabah içimi açtı. Geçen sene Eray'ın en sevmediği dersti beden dersi.(geçen seneki öğretmen pek işini sevmeyen biriydi bence Eray bunu hissediyordu, zaten çocuklara da yansıyordu, yeni dönemde çalışılmadı kendisiyle) Bu sene ise seve seve giriyor derse. Okul açıldığında bir iki ay beni izledi, bence ön yargılarını kırmaya çalıştı dedi. Derse katılsın diye hiç zorlamadım yavaş yavaş katıldı şu an neler yapıyor bir görseniz dedi. Benim en sevdiğim öğrenci modelinden Eray yani canı hiç tatlı değil düştü mü, vurdu mu bir tarafını hiç bir şey olmamış gibi devam ediyor, ağlamıyor, mızmızlanmıyor dedi. Bir de karşı tarafa öyle bir izlenim veriyor ki bence kasıtlı yapıyor bunu yapacağım, edemeyeceğim izlenimi. Ama bir bakıyorsunuz yaptığı şeyi harika yapıyor diyerek bizi mutlu etti. Biraz daha konuştuktan sonra kendisine dersi sevdirdiği için teşekkür ettim. Kendimden biliyorum en sevdiğim ders en sevdiğim öğretmenlerin dersi olmuştur.
 
Sonra İngilizce öğretmeninin odasına girdik. Öğretmen Erolla beni Era, Era, Era oooo super boy diyerek şaşalı bir şekilde karşıladı.İnanılmaz yaratıcı bir çocuk dedi, bununla ilgili örnekler verdi. Derse katılımı iyiymiş.Resimler çizer, çizdiği resimleri İngilizce öğretmenine İngilizce kelimelerle
anlatırmış. Kocaman bir gülümseme ile odadan çıktık.
 
Müzik öğretmenin odasına girmeden Erol'la bakışıp gülüştük. Az çok neler söyleyeceğini bildiğimiz için. Derse pek katılmıyormuş hatta sıra altına giriyormuş. Öğretmeni bu konudan çok şikayetçi. Derse katılımını sağlamak için şarkıların ritimlerini öğrendim:) Onu anlatmak değil, görmek lazımdı. Düşünün
 
El-le-rim tom-bik tom-bik
Kir-le-nin- ce ne ko-mik
 
şarkısı eşliğinde sağ el masaya bir kere vur, sol el masaya bir kere vur, sağ el omzuma bir kere, sol el omzuma bir kere, üç kere el çırp şarkı bitine kadar devam et . Öğretmenle ritimleri sayıp masalara falan vuruyoruz. Hatta başka şarkı için ayağa kalktık ayaklar yere vuruluyor, eller çırpılıyor:) Dışarıdan nasıl görünüyorduk merak ettim.Dört şarkının da ritimlerini öğrendim. Küçük darbuka alıp evde bu ritimleri eğlenceye dönüştürmeyi düşünüyoruz belki sever kim bilir :)
 
Evet bilerek en sona bıraktım görsel sanatlar öğretmeni. Her konuştuğumda oğlumun keşke böyle bir sınıf öğretmeni olsa dediğim kişi. Bilgisine, tecrübelerine güvendiğim bana her konuda yardımcı olan kişi. Eray'ın sanata olan tutkusunu artık herkes biliyor. O nedenle bu ders de öğretmeni de bizim için çok özel. Bir ara bizi güldürdü. Cep telefonuna Eray'ın çizdiği bir resmi kaydetmiş 16 yaşındaki oğluna bunu 6 yaşında bir öğrencim çizdi gel de (kendisi cin ali çizemezmiş) çizmeyi dene demiş, oğlu inanamamış. Dışarı da ne yapabiliriz dediğim zaman sakın ha dedi çok erken ilkokul 3 ten önce olmaz ilk iki sene çocukların okuma-yazma öğrendiği zor bir dönem o yüzden geri bile teper yeteneği törpülenir dedi. Çok güzel geri bildirimlerle toplantıyı bitirdik. 
 
Eray çıkışta hiç önemsemiyormuş gibi 'yaramazlık yapıyor muymuşum peki' diye sordu.

Öğretmenin aileleri öğrencilerini şikayet etmek için çağırmadı ki sadece derslerden konuştuk dedim. Derslere katıldığın için öğretmenlerin senden çok memnun, sadece müzik dersine girmek istemiyormuşsun. Sorumluluk öyle bir şey ki istemediğimiz şeyleri de yaptırır bize. Bana da  bazen iş de istemediğim şeyleri veriyorlar. Bana ne ben bu işi sevmedim yapmam demiyorum, yapıyorum. Çünkü o iş benim sorumluluğum, görevim. Okul da senin görevin, sorumluluğun o nedenle çarşamba günü müzik dersine girmeye söz veriyor musun dedim. İtiraz etmeden söz veriyorum annecim artık gireceğim dedi. Bakalım sözünü tutacak mı tontalak efendi...
 
Veli toplantısı 26/04/2014
 
Not:Ana-oğul ilk selfiemiz :) İnsanlar bir üst seviyeye geçti yani Belfieye biz ancak selfie çektirdik... Ne bilim sevmiyordum şimdi şimdi ısınmaya başladım
 
 

Perşembe, Nisan 24, 2014

Kriter mükemmel çocuk değil mutlu çocuk yetiştirmek olmalı

Bugün günlerden perşembe değil de pazartesi gibi hissediyorum. Her tatil dönüşü sistemim böyle şaşırıyor. Aman tatil olsun da sistem elbet düzelir.


Dün beyaz kıyafetlerimizi giydik erkenden okulumuzun yolunu tuttuk.Malum bayramımızı kutlayacaktık.Anasınıfı olarak hayat bayram olsa şarkısı eşliğinde dans edilecekti, program da neredeyse sona koymuşlar. Sabırla bekledik. Boyunun uzun olması sebebiyle arkadaydı ve bu yüzden çok az fotoğraf çekebildim. Çocuğumun kaderi bu:)

 
Programda aksaklıklar, unutmalar çok oldu öğretmenler ah vah etti ama biz sürekli alkışlayıp destek olduk.Onları da anlamaya çalışıyorum emeklerinin karşılığını almak istiyorlar lakin kriter mükemmel çocuk yetiştirmek olmamalı.Kriter mutlu çocuk yetiştirmek olmalı. Sahnede çocukların yüzüne baktığımda çoğunun mutlu olduğunu gördüm. Müziğe yanlış zamanda girmiş, yanlış nota basmış, şiiri unutmuş ne önemi var.
 
 

Eray'ın arkadaşının annesi bir ara programda Ayla buradan nereye gideceksiniz ,biliyorum illa ki bir program yapmışsındır dedi. Evet bildi lakin program çocuğuma kısmet olmadı. Her zaman dediğim gibi bazı şeyler nasip kısmet meselesi.

Geçen hafta Sabancı Müzesini arayıp 23 nisan etkinliği için yer ayırtmıştım. Beş sokak oyunu oynanacaktı( sek sek, yağ satarım bal satarım gibi), çocuklar eğlenecekti fakat trafikte 2.5 saate yakın kaldık.İnanılacak gibi değil biliyorum,sahil de kilit bir trafik vardı.Erol kontağı kapatıyor bir kaldığımız yerde bazen 20 dakika kaldığımız oluyordu. Ben dondurma almak için iniyorum bir geliyorum araba bir adım ilerlemiş, su almak için iniyorum bakıyorum araba hiç ilerlememiş. En sonunda pes edip eve döndük. Eray çok ağladı. Hep sizin yüzünüzden diye bizi suçladı. Eğer biz erkenden yola çıksaymışız(erkende çıktık aslında) geç kalmazmışız diye suratımıza suratımıza höykürdü. Üzüldüm...

 
Bisikletini alıp babasıyla parka gidince arabadaki halinden eser yoktu.Çok mutlu oldu. Çocukları mutlu edebilmek aslında o kadar kolay ki. Keşke biz büyükler de onlar gibi olabilsek.    

Cuma, Nisan 18, 2014

Darbukatör Baryam

 
Geçen hafta cuma tontalağımın okulunda Bilim-Kültür Şenliği vardı. Resimler, projeler vs. sergilendi.Erayların sınıfının da küçük bir standı vardı. Ben öğle tatilimde gidip gezdim. Oğlum çok mutluydu çünkü palyaçoda gelmiş okula, ana sınıfı olarak oyunlar oynamışlar, eğlenmişler.
 
Sergiyi gezmek için Eray'la birlikte spor salonuna çıktık tabi ki Eray sergiyle ilgilenmedi, fotoğraftan da anlaşılacağı gibi o dümbelek peşindeydi.
 
 
 
 
Bilim-Kültür Şenliği 11/04/2014
Yer: Okulun Spor Salonu
 
 

Cuma, Nisan 04, 2014

Bebek Oyuncağı

Var galiba bir on gün önce okuldan mesaj geldi. Yarın okulun pdr servisi tarafından okul olgunluğu ve gelişim testi yapılacak dendi. Mesajı okudum ve kapadım ,tontalağa bundan hiç bahsetmedim. Kuzum bu yaşta daha sınav heyecanı, sınav stresi yapmasın dedim :)Ohhh iyi de ettim.

Ertesi gün oldu tontalak eve döndü. Herzaman ki gibi sordum 'günün nasıl geçti'. Çok iyi geçti dedi. Bu konu da bana benzemiş. Günü ya çok iyi geçer ya da çok çok çok kötü. Yavrumda da anasını gibi orta denge kavramı yok gibi. Biliyor musun annecim Saadet hanım bugün bize bir şey yaptı diye devam etti. Bilmiyormuş gibi ' aaa öylemi ne yaptı dedim. Birinci sınıfa hazır mıymışız  değil miymişiz gibi birşeyler dedi. Eee nasıl geçti peki dedim.


'Bebek oyuncaydı neden o kadar kolaydı ki bizi bebek mi sandılar'

dedi.Üç beş gün geçti okuldan arandım. Öğlen tatilinde hemen atlayıp gittim.İşte işin okula yakın olmasının en büyük avantajı bu. Kimseden izin almak zorunda kalmıyorsun.

Gelelim sonuçlara Eray 5 yaş 8 aylık bu arada. Dil gelişimi geçen dönem 6 yaş 10 aylık iken bu dönem 7.5 yaş civarına denk geliyormuş. Dikkat-hız gibi şeyler 6 yaş 6 aylık dedi vs vs vs bu liste uzayıp gider aslında. Benim en çok dikkatimi geçen dönem yapılmayan şekil-uzay yeteneği, parçaları bir araya getirme-tasarım gibi şeylere tekabül eden kısım çekti. O bölüm 9+ yaş imiş. Gerçekten çok şaşırdım. Sesi kulaklarımda çınladı bir ara. 'Bebek oyuncaydı annecim'.

Saadet hanım geçen sene ile bu sene arasında Eray'ın nasıl bir gelişim gösterdiğini güzel sözlerle anlattı. Ben de bazı konulardaki kaygılarımı dile getirdim. Mesela arkadaşlarıyla arası çok sıkı fıkı değildir evet oynar ama ne bileyim işte( Dila hariç itiraf ediyorum oğlum Dila'ya aşık bu konudan sonradan bahsedilecek) Çünkü dedi Saadet hanım Eray farklı düşünme becerileri olan bir çocuk (3 yaş öğretmenini hatırladım o an o da derdi ki farklı düşüncelerin adamı) Arkadaşların yaptığı hareketler ona bebekçe, garip gelebiliyor dedi. Sonra hareketliliğinden, yazın ne yapmamız gerektiğinden vs vs konuştuk. Bir öğle tatilini daha bitirdik.

Bu arada okulumuza kaydımızı da yaptırdık. Biz özel okulda okumasını tercih ettik. 2+2 özel okulda da devlet okulunda da 4 eder ve okuyan çocuk her yerde okur bunun bilincindeyiz. Sadece güvenlik, temizlik, sosyal aktiviteler vs gibi nedenler sebebiyle seçtik. (Aslında bir yanım özel okulu hiç istemiyor üç senede bıktırdılar beni) Yoksa eğitim yönünden tek bir kaygım bile yoktu. Bende devlet okulunda okudum çok da güzel okudum.

 İnşallah Allah sağlıkla o günleri görmeyi nasip eder ve kuzum için hayırlı olur.
 

Pazartesi, Ocak 28, 2013

Üstün Cesaret Sertifikası



İki hafta önce okuldan bir yazı geldi bize.Bir izin formu..KKK aşısını vurmak için izin istiyorlardı. Şaşırdım okulun hemşiresini aradım bilgi aldım.Sağlık bakanlığı aşı takvimini öne çekmiş.Neden diye sordum doğal olarak ..Kızamıkçık salgını olabilirmiş..Tedirgin oldum kendi doktorumuzu aradım.Evet öyle bir şey var sen yaptır aşıyı bir sakıncası yok dostum dedi bana..Sonra ekledi unutma bu aşıyı hiç yaptırmamış sayacaksın vakti zamanı gelince tekrar yaptıracaksın dedi..Telefonu kapadım aslında neden yaptırmamış sayacağım demek aklıma gelmedi saolsın Nil hatırlattı bana...İlk yüze yüze geleceğim vakit soracağım bunu aklıma sonrada bloga yazdım..Hatta not alayım

Önemli Not: Doktorla karşılaştığında KKK aşını neden tekrar yaptıracağını sor sakın unutma

Aşı olacağını tontalağa hiç söylemedim malum okula gitmek istemeyecekti.Süpriz olsun dedim..Hatta içten içe çok kızacak,kıyamet koparacak bile dedim..22 Ocak akşamı okuldan dönünce biliyor musun aşı olduk bugün dedi..Aaa dedim hiç bilmiyormuş gibi...Neden dedim..Sağlıklı olmak için dedi. Can alıcı soruyu sordum..Çok acıdı mı? ağladın mı?Çok vakur bir ifadeyle biraz ağladım dedi ve konuyu kapadı bir daha da hiç açmadı..

Tekrar ,tekrar ve tekrar anladım ki benim minik bebeğim her geçen gün biraz daha olgunlaşıyor...

22 Ocak 2013 KKK(kızamık-kızamıkçık-kabakulak) aşısı

Cumartesi, Ocak 19, 2013

Bu Adam Benim Babam


Bilmiyordum bana söylendiğinde de o yüzden anlayamıyordum.Çünkü hep

Kalbim kırıldığında ağladım
Çaresiz hissettiğimde ağladım
Umutsuzluğa düştüğümde ağladım
Öfkeden dolup taştığımda ağladım
Hayal kırıklığına uğradığımda ağladım

18 Ocak 2013 Cuma akşamı insanın mutluluktan da ağlayabileceğini anladım

4 yaş 4 aylık oğlumun ilk şiiri 'Bu adam benim babam'..Eray'a düşen kısmın sözleri...

Bu adam benim babam,sekiz köşe kasketiyle
Omzun da sakosuyla hey
Cebinde yok parası ,Bafradır cigarası ,yüreğindedir yarası
Altı çocuk büyütmüş, bir işçi maaşıyla
Bu adam benim babam hey
Ağlama benim babam ,ağlama naçar babam
Kara gün geçer babam hey
Bir kapıyı kapatan yeniden açar babam
Ağlama benim babam hey
 
İlk Şiir :Bu Adam Benim Babam
18 Ocak 2013
 
Not: Çok güzel bir akşamdı sadece şiir söylemedi ayrıntılar ise daha sonra:)

Salı, Kasım 20, 2012

Herşeyin bir zamanı var kanımca


Evde olduğumdan beri Eray ile ilgili yazacaklarımı hep ihmal ettim.Aslında o kadar çok şey birikti ki mesela geçen gün veli toplantısı oldu, ilk defa motora bindi,Atatürk'ün evini ziyaret etti.Ha birde diyaloglarımız...

09 Kasımda kuzenimin çocuğunun doğum günü vardı..Kuzenim Ayla Eray'ı okula gönderme o gün eğlence var,palyaço gelecek çocuğa da değişiklik olur dedi de ben bir dakika bile düşünmedim bu konuyu.O gün okul çıkışı geliriz dedim.Olmaz diye ısrar etti tüm eğlenceyi karışacak ama... Kaçıracak yapacak birşey yok...İki sebepten dolayı kabul etmedim aslında tek sebep bile yeterli de .. Okul zamanında okul,eğlence zamanında eğlence olur...Ben bu zihniyet ile büyüdüm ve hiç de pişman olmadım...

Eray daha çok küçük bu zihniyet için hatta çok katısın diyenler bile çıkabilir lakin bilirim ki bir çocuğun temelleri bu yaşlarda atılır.Annem bu konularda bana çok güvendi bir kere ile arkasına bakmadı.Üniversite de arkadaşlar çok ısrar ederdi lakin fikrim bir kere bile değişmedi.Siz gidin ben ders bitince katılırım...Çok inek olduğum için miydi bu tavrım yooo sadece prensiplerimden ödün vermezdim.Hem eğlence illa ders saatinde mi olur,dersler bitince pekala da gezmeye,tozmaya vakit kalırdı..Ben hep derim okul hayatımı dolu dolu,sindire sindire yaşadım.Okul zamanında okula gittim diğer zamanlarda dolu dolu gezdim,eğlendim.İnsan sınırlarını çizince, ne istediğini bilince herşeye vakit de kalıyor bu arada..


Sözün özü bu sebeplerden ötürü kuzenime okul çıkışı geliriz dedim.Ha birde o gün Eray'ım okul gezisi vardı.Florya'da ki Atatürk evini ziyaret edeceklerdi.Orayı görmesini çok istedim.Geldiğinde nelerin dikkatini çektiğini sordum.Bin yıl düşünsem banyoların dikkatini çekeceğini düşünmezdim.Atatürk evinde bir sürü banyo var annecim ama girmek yasakmış:) Sonra deniz kenarında olmasını sevmiş hatta bir ara öğretmenine ben yüzmeye gidiyorum bile demiş.Öğretmeni aklım çıktı böyle deyince elini bırakmadım korktum dedi.Çok ısrar etmiş öğretmenim azcık yüzücem ne olurrr... Çocuk olmak böyle birşey galiba..Yani herşey mümkün onların gözünde.Kasım ayında Marmara denizinde yaşına başına bakmadan yüzmek çok ütopik gelmiyor çocuğun gözüne...

Neyse doğum günü Eray'ı okuldan ben aldım şimdi babasının işten çıkmasını beklersek daha geç olurdu.Beşiktaştan motora biner Üskürdar'a geçeriz dedim..Hem tontalağım ilk defa motora bineceği için tepkisini merak ettim.Çok sevdi lakin inanılmaz soru sordu. Merak ediyorum bu arada bir çocuk dakika da kaç soru sorabilir..


İlk motor 09/11/2012 
Beşiktaş-Üsküdar hattı

Atatürk evi Florya 09/11/2012

Çarşamba, Ekim 24, 2012

Sosyal Sorumluluk Projesi

 
Geçen hafta 5 ve 6.yaş sosyal sorumluluk projesi kapsamında kurban kumbarası yaptılar.Bu kumbarayı anasınıfının girişine koydular.Biriken bu paralar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.Bu projenin amacı hem ihtiyaç sahibi insanlara yardım etmek hem de çocuklara yardımlaşma ve paylaşma duygusunu aşılamak.Ben bu projeyi çok sevdim..
 
 
Eray biliyor musun annecim bugün inek yaptık okulda dediğinde faaliyet yaptıklarını zannetmiştim ama okulun internet sitesini görünce anladım ve dediğim gibi çok sevdim


Bir ömür boyu çevresine yardım eden,duyarlı bir çocuk olur inşallah

Fotoğraflar okulun sitesinden

Salı, Eylül 11, 2012

Prestij


Servisin en küçüğü tontalak bey ve de en azmanı.Diğer çocuklar büyük olmasının yanında sakin çocuklar bu sakin çocukların yanına bir tane azman lazımdı sonuçta.Abilere inanılmaz özeniyor dün akşam benden ilk defa  cep telefonu istedi.Annecim bana cep telefonu alır mısın dedi.Herşey isterdi ama cep telefonu aklına gelmezdi. Şaşırdım.Bende küçük olduğunu ve büyüyünce alabileceğini söyledim.Israr etmedi.Bugün serviste dönerken sebebini anladım.Abilere dönüp biliyor musun büyünce bende telefondan oyun oynayacağım dedi.Cep telefonu ile ne yapacağı anlaşıldı:)) 

Abilere hostes olmasına rağmen ben yokken oğlumla ilgilenir misiniz kendisini yalnız hissetmesin dedim:)Olur abla ilgileniriz dediler.Saolsunlar ben varken bile aralarına aldılar..Bakalım abilerden neler öğrenecek tontalak efendi...

Not: Servisteki arka dörtlü sıra büyük öğrencilerin küçük sınıflar oturamıyor.Arka koltuğa oturmak galiba prestij meselesi...Küçük sınıflar oturduğu zaman çocuklar uyarıyor bizim yerimizden zıpla....Tontalak efendi daha ikinci gününde abilerin yanına kabul edildi..Bu prestij herkese nasip olmaz ha tontalağım kıymetini bilesin...

Pazartesi, Eylül 10, 2012

Okulda ilk gün


Okulda ilk gün..Çok eğlendi çok..Ben ise çok yoruldum çok bu çocuklar bu enerjiyi nereden buluyorlar hiç anlamıyorum.İlk hafta yarım gün sonraki haftalar 16.00 kadar.Servis hiç dolaşmayacak şöyle olacak böyle olacak dediler ya servis ilk gün çok dolandı alakasız bir yer vermişler,duyunca sinirlendim koştum müdüre siz bana böyle mi söylediniz diye söylendim.Birkaç gün bekleyin güzergahlar ayarlanacak dedi,bekleyelim bakalım yoksa bu böyle gitmez,gidemez..Şimdi bekleme zamanı..


Yarım gün olduğu için yemek yoktu,kek ve meyve suyu vardı herkesten önce oturdu sofraya herkesten önce hüpletti tabağının içindekilerini..Galiba ben bu enerjinin kaynağını biliyorum:))Yani babam öyle der.Çocukların ağzını ara öğün,ana öğün,bademi,cevizi derken hiç boş bırakmıyorsunuz ki,bu çocuklar enerjik olmayacakta ben mi olacağım:))Galiba babacım ünlü üstadın dediği gibi bence sende çok haklısın


Okulun bahçesine ilk günün hatırına eğlenmek için şişme oyun alanları kurulmuş.Eray görünce bunları çıldırdı:) Büyük çocuklar teneffüse çıkınca korku anlarım başladı çünkü onlarda çocuk çevredeki küçüklere pek dikkat etmediler.İlk gün olduğu için böyle yoksa ilkokul ve anaokul öğrencileri aynı alanı paylaşmıyorlar dediler, inandık bakalım.Ben yinede birkaç gün daha okula gideceğim. inşallah tontalağımın okuldaki ilk günkü mutluluğu tüm yıl devam eder,ayrıntıları anlatırım:)


Cumartesi, Eylül 08, 2012

Delil niyetine


Bu hafta resmen pert oldum ben.Hem tüm evi baştan aşağıya elden geçir yani perdeler, halılar, koltuklar,camlar artık evde ne var ne yoksa dök,temizle,derle ,topla hem de tontalağa okul ara.İşten ayrılınca eve yakın bir okula veririz tontalağı dedik nasılsa bu yıl anne evde.
 
Aklımızda bir okul vardı ya işi ağırdan aldık,kontenjan diye bir kelime yoktu hayatımızda.Erol okulla görüşme için randevu almak için aradığında kontenjanımız doldu kayıt almıyoruz demişler.Telefon açtı bana Ayla atla git okula belki bir sınıf daha açarlar yüzyüze görüşmede bakalım ne diyecekler dedi.Bizde işleri olduğu gibi bırakıp tontalak ile resmen uçtuk okula.Malesef sonuç değişmedi düşündüğümüz okul gözümüzün önünde buhar olup gitti başladık tontalak ile başka okul aramaya..

Birkaç okula gittik o gün.Bir okulun kapısından daha girer girmez tontalak demez mi annecim bu okul gözüme biraz küçük geldi diye.Güvenlik güldü haliyle..Olur mu Eray'cım bu okul senin okuldan çok çok büyük dediğimde annecim zaten birazcık küçük geldi birazcık da büyük geldi diyerek başladı yan çizmeye..
 
Bazı okullar içimize sinmedi bazısı içimize sindi fakat fiyatları almış başını gitmiş oluğundan bir yer bulamadık önce. Tontalak her gittiği okula kazık çaktı çünkü okula gitmeyi çok özlemiş.Bir hafta on gündür zaten diyordu artık okula hazırım, okula gidebilirim annecim diye:) Neyse yine bir okul görüşmesinde işimiz bitti çıkacağız tontalak yine gelmiyor ben burada kalacağım diye kıyameti koparıyor.Sonra bir uçağı alarak okul müdürünü dedi ki

-Bunu alabiler miyim
-hayır malesef alamazsın o okulun, okulun oyuncağı okulda evin oyuncağı evde kalır
-söz veriyorum tikatli (dikkatli)olurum
-hayır malesef veremem
-ama benim hiç uyuncağım yok (küçük emrah bakışı halt etmiş yanında)

İki kişi konuşurken prensip olarak söze karışmayı sevmeyen ben hiç uyuncağım yok dediğinde şaşkın bir halde 'Eray'cım senin hiç oyuncak yok mu diye bir haykırdım çocuğum aynı şekilde bana karşılık verdi  ' benim uyuncağım var mı annecim:)) Sustum yeminle.Çocuğumla laf yarışına girilmeyeceğini çok iyi bildiğimden okul müdürüne en sevimli halimle tebessüm ettim zor bela ikna ederek çıktık okuldan.


Aslında Eray'ın okulundan memnunduk fakat mesafe çok olduğundan servis yok.Diğer şubesine gittik orayı çok istemiyordum ilkokul öğrencileri var diye.Okulu görünce içim rahatladı çünkü anaokul sınıfları ve alanları okul içinde resmen ayrı bir cumhuriyet.
 
İlk kat anaokul sınıflarının.Bahçeye çıkış saatleri ve kapıları ayrı, yemekhane de yemek yedikleri bölümler ayrı..Erol hem seneye Eray ana sınıfına gidecek okul değiştirmemiş olur dediğinde kafama yattı fakat tek sorun mesafe.
 
Servisçilerle görüştük bizim semte gelecek yedi öğrenci olduğu için okuldan alıp hiçbir yere dolanmadan eve bırakacak en fazla 25 dakika sürer dedi, zaten mesafe az olduğunda da şehir içinde dolandıkları için aynı sürede evde oluyorlar dediğinde korksam da kafama yattı. Diğer bir neden de iş bulursam zırt pırt okul mu değiştireceğiz anneanneye yürüme beş dakika mesafede.Anne koş okula git desem beş dakika değil annemin torunu söz konusu ise iki dakika da okul bahçesinde olur dedik girdik kayıt bürosuna.

Nakil işleri yapılacak ya diğer şube ile fiyat farkını söyledi ayıp olmasın diye çüş diyemedim.Diğer şubede sadece anaokulu vardı burası bir ilköğretim olduğundan fiyat farkı var haliyle.Üstüne birde yıllık servis ücreti eklendi müdürün yanında oyy oyy diyemeden edemedim.Erol hallederiz dedi herzaman ki repliği ile ve kayıt yaptırdık inşallah çocuğum için hayırlı olur.


Eray tüm okulları zevkle gezse de benim okulum(eski) daha güzel, orayı çok seviyom oraya gideceğim,Yermin(Nermin) öğretmenime gideceğim şeklinde cümleler kurunca çok üzülüyorum.
 
Dün veli tanışma toplantısına gittik Duygu öğretmeni ile tanıştık gözleri hep Yermin öğretmeni aradı. Yermin öğretmen neden yok annecim dedi durdu.Sürekli anlatıyorum ona Nermin öğretmeninin minicik bir bebeği oldu ona bakması gerekiyor diyorum tamam diyor on dakika sonra Yermin öğretmeni çok seviyom o gelsin diye tutturuyor. Galiba bir süre hep birlikte üzüleceğiz:(  
 
Yeni öğretmenini ben çok sevdim,Eray beyde tanımak için azcık fırsat verse kadına eminim o da çok sevecek lakin tontalak da bir hava bir hava var ki sormayın.


Pazartesi okul açılıyor miniğim için, ilk hafta yarım gün bende gideceğim yanında.Servisine bineceğim yoksa biliyorum o mesafede rahat etmez içim,inşallah tüm kuzular için mutlu ve hayırlı bir yıl olur.

Ha bu fotoğraflar mı? Bu fotoğraflarda Eray'ın odasından delil niyetine...Bir gün sizede benim hiç uyuncağım yok dediğinde hadeee ordan be diyesiniz diye...


Not:Son resmi tontalak yaptı.Evde benimle kalınca resmen çocuğu kendime benzettim çocuğum aile resmi yaptı yani ilk defa.Kırmızı, bol pencereli ve beş tekerli olan bir araba, bunlar bir sonraki yılın modellerinden yani görmemeniz çok normal.Yeşil olan evimiz bacasındaki çizgi ise evimizin tüten dumanı.O üç kişi mi kim,aile resmi ya onlar bizmişiz.En baştaki koca kafalı,pörtlek gözlü,çırpı bacaklı olan benim,resme bakıp yahu ben bu kadar güzel miyim demeden edemedim:) Ortadaki filinta gibi adam benim kocam ahhh ne kadar yakışıklı di mi? Tatatatammm son kişi ise koca kafasıyla annesine çekmiş tontalak efendi,resme bakıp kuzummmm diyemeden edemedim. Bugün ki mutluluğum tabiki bu resim

Pazartesi, Mayıs 21, 2012

Minik Ördekler Sahnede


Cumartesi tontalağımın yıl sonu gösterisi vardı, epey bir süredir hazırlanıyorlardı bu gösteriye.Hatta üç haftadır haftada bir kere servislerle okulun diğer kampüsüne gidip orada pravo bile yaptılar.Cumartesi kalktığında acayip bir huysuzdu tontalak bey hatta eyvah dedirtti bana.Gösteri 18,00 de olduğu için 14,30 gibi uyudu ki uykusuzluktan sebep huysuz olmasın dedik ama hiç farketmedi kalktığında da batsın bu dünya modundaydı. Ördek kıyafetini çok sevdiği halde giymem dedi zor bela ikna ettik.Okula vardığımızda ilk olarak sergiyi gezdik.O kadar güzel çalışmalar vardı ki,işte birkaç örnek

4 yaş proje faaliyetlerinden birkaçı



Diğer sınıflar



Gösteri 18,00 de denildi ama daha böyle organizasyonların saatinde başladığını görmedim. Tontalağı öğretmenlerine teslim ettik,geçtik yerimize ama beyefendi kaçmış kulisten bir baktım ki yanımda ben çıkmayacağım dedi.Yine ikna ettik götürdük kulise:)Önce saygı duruşu ve İstiklal Marşı sonra başladı gösteri tabii benim kalbim güm güm yapmayacak diye şartlandırmışım kendimi.4-5-6 yaş sınıfı karo halinde üç şarkıya eşlik ettiler.O kadar eğlenceliydi ki,tontalağım beni çok şaşırttı.Hepsine elinden geldiğince katıldı hele o hareketleri yok muydu.

Sonra 4 yaş grubu ördek dansı yaptı.Çocuğum diye söylemiyorum dans boyunca dansı yapmayan arkadaşlarını kenarda durup komut veren öğretmenine gambazladı. Öğretmenim o yapmıyor ama....Allahtan Zeynep kuzum Eray’ı sürekli hizaya getirmeye çalışıp arkasını topladı.Çok güzeldi hepsi o kadar çok güldüm ki videoyu evde seyrederken karnıma kramp girdi.Dans bitti Zeyneple-Eray ortaya çıkıp selam verip kulise doğru koşmaya başladılar bende kaçıyorlar zannettim diğer iki çocuk gelip selam verene kadar.Selam verme kısmını ben çok sevdim:)Sonra diğer gösteriler başladı.Kına gecesi düzenlediler,oyun hamurundan erkekler çiğ köfte partisi yaptı,balerinler bir kuğu gibi zarifti,efelere bittim,mehter takımının gösterisi çok harikaydı beni şaşırttılar daha neler neler.Evet bazen şaşırdılar,bazen tutuk kaldılar lakin ne olursa olsun medeni cesaretlerinden ötürü tebrik etmek gerek.O kadar çok alkışladım ki çocukları avuç içlerim kıpkırmızıydı bir süre avuç içlerim çok acıdı ne yapayım kaptırmışım kendimi:)


Son olarak tüm anneleri sahneye aldılar hediyeler hazırlamışlar herkesin çocuğu annesine hediye verdi.
Tevekkeli değildi Eray’ım evde sürekli sana vüprüzzz yapacağım demesi:)Kıskanç Erol bey bu duruma acayip bozuldu.Neden sadece anneler çıkıyor siz annesiyseniz bizde babasıyız diyerek suratını sallandırdı. Geceleri deliksiz uyuduğunuz için annelerde bölük pörçük uyuduğu için olabilir mi dedim.Tabiki şakaydı bence Erol haklıydı...

Çok güzel bir akşam geçirdik Allahtan bir muz atmışım çantaya program uzun sürdü.Çok acıkan kuzuma muzu verince dedi ki ‘bana muz verdiğin için teteşür(teşekkür) ederim annecim.Ha bu arada gösteri sonunda dedesinin bir süprizi vardı,Eray karne hediyesini :) erken aldı.Dedesi bisiklet almış o gün Eray'ıma,mutlulukla kullan yeni bisikletini kuzum.


Bir dahaki gösterilerde buluşmak üzere esen kalın:)

Pazar, Mayıs 20, 2012

Yıl Sonu Gösterisi


19.05.2012 Tontalak beyin yıl sonu gösterisi vardı.

Ayrıntılar çok sonra.....

Cuma, Mart 02, 2012

Bas bas paraları okula


Geçen hafta aramıştı öğretmeni,haftaya 15 er dakikalar halinde velilerle bireysel toplantı yapacağım size pazartesi 12,30 uygun mu demişti.Erol’a dedim ki bak görürsün parayla ilgili bir mevzu olacak. Gittik kısa bir sunum hazırlamış kendileri.İşte şu zamana kadar şunları yaptık,yıl sonuna kadar şunları yapmayı hedefliyoruz gibi birkaç konuya değindi.Tabii bu sunumu yaparken Eray’ın durumundan da bahsetti. Aklımda kalanlar

Kavramları,şekilleri biliyor
Sayıları tanıyor ve sayıyor
Arkadaşları ile iyi geçiniyor
Yemeğini bazen kendi yemek istemiyor

Bu yıl sonuna kadar 5’e kadar yazmayı öğrenmeyi bitireceğiz şimdi 3 teyiz dedi.Ama Eray yazmıyor diye de ekledi.1’i yazarken gördüm ama 2 yi hiç görmedim diye devam etti.

Eskiden olsa öğretmenin karşısında sağ elimi sağ yanağıma koyar, kaşlarımı çatar,koca kafamı da sağ-sola sekronize bir halde sallar vah vahhh napcaz hocam çocuğum 2’yi yazmıyor diye ağıtlar yakardım. Öğreniyorsun zamanla bazı şeyleri öğreniyorsun.

Aynı yaşta olsa bile her çocuğun farklı gelişim özellikleri olduğunu ya da bu yaşta olsa bile tercih haklarının bulundukları gibi bir dolu şey öğreniyorsun. Kendi yanlışını zamanla görüyorsun.

Öğretmen yazma konusunda sıkıntımız var 2’yi yazmıyor dediğinde güldüm.Yazarken de göremezsiniz dedim. Neden dedi.Çünkü Eray 2’yi maalesef beğenmiyor o daha çok yehi(7) ve kokuz(9) yazmayı seviyor dediğimde kadın tuhaf tuhaf baktı bana.

Zorla mı yahu oğlum 2’yi beğenmiyor işte:)

Şaka bir yana bazen Erol’a soruyorum ya ilkokula geldiğinde banane ben matematiği seviyorum, hayat bilgisi dersini sevmiyorum derse girmeyeceğim derse ne yaparız diye.Gülüşüyoruz vakti geldiğinde nasılsa (inşallah tabi)bolca düşüneceğiz diyip konuyu kapıyoruz.

Efendim nerede kaldık 2’i yazmayı tontalak bey tercih etmiyor dedikten sonra ezberi iyi değilmiş Eray’ın.Bu konuda ben de gözlemlemiştim.Mesela bir şarkı sözünü kısa sürede ezberine alamıyor. Her çocuğun ezberi kuvvetli olacak diye bir kaide yok zaten babasına göre ezbere de gerek yok, önemli olan mantığını kavramasıymış.Tabii bu konu bence tartışılır.Evet ezberi kuvvetli değil ama akşam bana

-Annecim kırt*(kürt) ne demek diye sorabiliyor tontalak.

Sunum bitince bence asıl konuya geldik.Erken kayıt yaparsanız şu kadar indirim olacak denildi ve bir kağıt tutuşturuldu elimize.Eski fiyat ile yeni fiyat arasında %25 fark var yani okula %25 zam gelmiş. Kağıdı görünce gözlerimi kocaman açtım çüş kelimesi dilimin ucuna geldi de Allahtan kendimi kontrol etmesini bilen biriyim o kelimeyi geldiği yere geri yolladım.Erol çok zamlanmış diyebildi sadece.Ben gözlerimi kısıp belli belirsiz sinir bozucu bir gülümseme ekledim yüzüme.Yahu ben %25 zam almadım ki bu da herkesçe biline.

Sonracığıma çocuklar için albüm yapacaklarmış yok be kaset çıkarmıyorlar tabiki hem küçücük çocukların ben çalışmasına karşıyım. Fotoğraf albümü yapacaklarmış fotoğrafçıyla anlaşmışlar, zorunlu değilmişiz ama. O da şu kadar dedi,ohh dedik tabii.Sonra öğretmene teşekkür edip çıktık tabii dilimde bir melodi ile beraber

Bas bas paraları OKULA
Bir daha mı gelicez dünyaya

Hayatını yaşa şükret mevlaya
Hiç götüren var mı öbür dünyaya
Haydi kredi kartlarını kaldır havaya Erol’um

Bas bas paraları OKULA
Bir daha mı gelicez şu ÇARKIFELEK DÜNYAYA

(aaaa oyunbozanlık yapmak yok elleri göremedim)

*Eray legolarla oynuyordu yani biz öyle zannediyorduk babaanne ile akşam sohbet ederken cümle içinde Kürt kelimesi geçti ,Eray’da bunu tabiki hava da yakaladı.

Erayların sınıfına bir kız gelmiş geçen hafta yani Eray öyle dedi bize, adı da Belge su imiş.Oğlum sakın Bengü su olmasın dedim.Hayır annecim belge su dedi.Düşün düşün bulamadım öğretmene sordum yeni biri geldi mi sınıfa diye evet dedi, adı da Bilge su imiş.Sadece bir 'İ' harfinin bana yaptırdığı beyin fırtısına bakkk:)

Fotoğraf  okul başladığı ilk haftadan oğlumda sırtını döndü artık kusuruna bakmayın

Perşembe, Ocak 26, 2012

Okul Öncesi Eğitim Gelişim Raporu


1-Psikomotor Gelişimi
Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri(yürüme,koşma,tırmanma,sürünme vb) yapabiliyor.El ve göz koordinasyonu gerektiren hareketleri(kesme,yapıştırma,katlama,resim yapma,boyama,çizgi çizme vb)yapabiliyor.Küçük kasları kullanarak belli hareketleri (koparma,şekil verme,sıkma,yırtma vb)yapabiliyor

2-Sosyal-Duygusal Gelişimi
Etkinliklere kendi isteği ile katılıyor zaman zaman yetişkin desteğine¹ ihtiyaç duyuyor.Grup içerinde iletişim kendiliğinden başlatabiliyor ve olumsuz duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade edebiliyor.Bazen lideri izliyor ve paylaşımcı davranıyor.Sınıf içerindeki araç-gereçleri zaman zaman² istekli topluyor ve düzenleyebiliyor.

3-Dil Gelişimi
Hikaye anlatabiliyor,yarım bırakılan hikayeyi tamamlayabiliyor.Öğretilen şiir, tekerleme, bilmece,parmak oyunu ve şarkıları söyleyebiliyor.Günlük deneyimlerini anlatıyor.Zıt anlamlı sözcüklerin birkaçını³ söyleyebiliyor.Yaşadığı bir problemi ifade edebiliyor.Cümle kurabiliyor.

4-Bilişsel Gelişimi
Yardım edildiği sürece eşleştirme ve gruplama çalışmaları yapabiliyor.Algılaması iyi düzeyde.Ancak zaman zaman birden fazla olan yönergeleri anlamakta zorlanabiliyor.Öğretilen sayıları, renkleri ve birçok kavramı tanıyor.Kendisi ve ailesi ile ilgili bilgileri açıklayabiliyor.*İnsan resmini belirli şematik şekilde çizebiliyor. Az parçalı yaz-bozu tamamlayabiliyor. Nesnelerin ne amaçla kullanılacağını biliyor.

5-Öz Bakım Becerileri
Yemek yeme kurallarına uyuyor.Yardımsız yemek yiyebiliyor fakat zaman zaman yedirilmeyi bekliyor** Yetişkin yardımına ihtiyaç duyarak giyinebiliyor.Küçük tuvaletini yardımsız yapabiliyor fakat temizlik konusunda yetişkin yardımına ihtiyaç duyuyor.Ellerini yüzünü yıkayabiliyor.

6-İlgi Alanları
Duygularını vücut dili*** ile anlatabilmekte,hamurla oynamayı sevmektedir.Arkadaşlarına oranla daha fazla hayal kurmaktadır.Sosyal ilişki kurmaktan hoşlanır.

1 Beğenmediği bir faaliyet olduğu zaman men biyenmedim hıhhhh diyerek faaliyetlere katılmıyormuş. Öğretmeni ikna etmek için uğraşsa da keçi soyundan geldiği için bazen faaliyetlere katılmıyor.Bir kere hayır dediyse zinhar o evet olamıyor.

2Öğretmeni hadi Eraycım şimdi oyuncakları topluyoruz dediği zaman eğer bir şeye kızdıysa manane ten topla men toplamayacağım diyerek tepki veriyormuş..Oyyyy bizim zamanımızda öğretmenin lafı üzerine laf söylenmezdi ya neyse

3Büyük-küçük,aşağıda-yukarıda,soğuk-sıcak,uzak-yakın bunlardan bazıları.Birkaç tane daha var ama yazmak istediği zaman insanın aklına gelmiyor işte:)

*Kol kırılır yen içinde kalır ya da evde olan evde kalır lafını bir ara tontalağa öğretmek lazım:)

**Bazen aşırı tembelliği tutar.Ya da şöyle diyeyim biraz da alıştırmaya bağlı.Annane-babaanne al paşam ,al şehzadem diye diye ağzına lokmaları koydukları için galiba okulda da bu ilgiyi bekliyor

***Arkadaşı ağladığı zaman çok üzülürmüş,o yüzden hiçbirşey söylemeden gider arkadaşına sarılırmış.

Karne olayı bu yaşta (3 yaş 5 aylık)hikaye.Önemli olan gelişim raporu.Bakalım ikinci dönem ne gibi değişikler olacak gelişiminde:)


Not:)Erol babaanneden ricacı oldu on gün bize gelecek babaanne yani Eray 06,30 da kalkmak zorunda kalmayacak.Sabah çok güzel uyuyordu,evde ağlama,mızmızlanma sesi yoktu.Bugün mutluluk benim için çocuğumun sıcacık yatağında yatmasında,annesinin sabah onu öyle izlemesinde...Gün güzel başladı

Pazartesi, Ocak 23, 2012

Assistant Manager


Son zamanda kendimi Eray’ın annesi gibi değil de asistanı gibi hissediyorum.Tüm programını düzenliyorum hatta bazen hangi gün nerede ne vardı diye hatırlamaya çalışıyorum.Evet o kadar yoğun tontalak bey bu aralar.Biz onun yanında bu kadar sosyal değiliz düşündükçe gülüyorum.

Malum Cuma günü karneler alındı,kırık bir kalbi yok oğlumun.Hoş bence karne kısmı formalite önemli olan gelişim raporu.Gelişim raporunu bir ara bloguma yazacağım kayıtlarda bulunsun diye.

Bu haftasonu Eray’ın resmen peşinde koşturdum.Cumartesi sabah kalktık okula bıraktım okulda programları vardı 15.30 kadar.O okuldayken ben asistanım ya arkadaşına hediye seçmek için alışveriş merkezindeydim.

Eray beyler okuldan alındı daha önceden almış olduğum ve kırık yılın çarşambası bir araya gelmeliydi dediğim Hansel ve Gretel’e biletimiz vardı.Tiyatro Cevahirdeydi,biz oraya gittiğimiz zaman fellik fellik eğlence merkezinden kaçar, önünden bile geçmeyiz.Erol’a inşallah tiyatro eğlence merkezinden uzaktadır da Eray görmez dedim ya tiyatro tam olarak eğlence merkezinin göbeğinde çıkmaz mı?.Eray orayı görünce sevinçten çıldırdı bende iki elim başımda eyvahh dedim.Düşünün şimdi 3.5 yaşındaki bir çocuğu eğlenceye mi akar yoksa durun ben bir Hansel ve Gretel’i seyretmeye mi gideyim der.Cevabı artık size bırakıyorum.Hoş ben o yaşlarda eminim tiyatroyu seçerdim.


Allahtan önce gitmiştik de biraz oyun oynama fırsatı buldu sonra 17,00 de tiyatroya geçtik ama geçene kadar biz neler çektik.Adam oyuncaklara gideceğim diye tutturdu neyse ki oyun başlayınca unuttu.Çok güldü o kadar çok güldü ki oyuna ben şaşırdım.(ben oyunu pek beğenmedim) Evet seyrediyor yalnız birkaç sorun var ayakta seyrediyor, bazen başkalarına laf atıyor.Mesela o gün öndeki kadının saçını çekip 'ne yapıyon abla' dedi:)Ya da oyunculara laf atıyor ‘karga karga yerdeydin (neredeydin) sen’ gibi.

Sonuçta çok eğlendi hatta çıkışta bir kadın bana aferin valla ne çok eğlendi,ne çok güldü diye tebrik etti.Asistanız ya tebrikleri aldığım kadar Eray namına da özür de diledim.Saçını çektiği kadından verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı af diledik.Eve koşturup hazırlandık.Eray bey’in arkadaşının doğum günü partisi vardı oraya gittik.Gün bittiğinde akşam nereye yatacağımı bilemedim.


Üç gün daha okula gidecek Eray çünkü gezileri var.Efendim pazar Akvaryum gezisi, salı Tim Maslak Center de Neşeli Ayaklar adlı film gibi.Diyorum ya çok yoğun bu aralar.

Eray’ın servisi üç gün daha çalışacak lakin üç gün için ekstra ücret istedi Gezi ücretleri ayrı sadece annaneye bırakıp alması için istediği para çok abuk.Sinirlendim zaten aylık veriyoruz servis ücretini 15 gün gitmeyecek olsa da parayı alıyor lakin üç gün gidecek diye ekstra ücret. Erol mecburuz ne yapacağız dedi.Valla hiç mecbur değiliz parayı ağaçtan toplamıyoruz dedim.Annem becerikli kadındır teyzesini ayarlamış ayarlamasına da izin almasına gönlüm razı olmadı.Sonra başka çözüm yolu buldu annemin bir ahretliği var tam 35 yıllık.Onun eşi emekli evde oturuyor.Ben bırakır alırım Eray’ı elime mi yapışacak demiş.Ohh dedim bundan iyisi şam da kayısı.O servisçiye taktım ya bu çözüme çok sevindim.

İlk Karne:20/01/2012
İkinci Tiyatro:Hansel ve Gretel Cevahir- 21/01/2012 17,00

Pazartesi, Ocak 09, 2012

İlk Gösteri


Cumartesi günü okulun şiir gösterisi vardı ve ilk defa Eray bir gösteriye katıldı.Erayların sınıfı henüz küçük olduğundan(3,5 civarı) onlar Küçük kurbağa şarkısını söyledi 5-6 yaşlar ise birbirinden güzel şiirler okudular..Hayret ettim 6 yaşında bir çocuk vardı bir şiir böyle mi güzel okunur, dizelerdeki yoğunluk böyle mi seyirciye aktarılır.Kayınpederim hüngür hüngür ağladı o derece yani.....

Çok heyecanlandık ailecek kaç gündür düşünüyordum nasıl olacak nasıl edecek diye.Çünkü Eray’ın öğretmeni sürekli provalara katılmıyor,ilgilenmiyor diyordu.Ben giysileri nasıl giydireceğim diye düşünüyordum alırken bile denetmedi ‘anne biyenmedim annecim dedi durdu. İtiraf ediyorum ilk defa zorla Eray’a kıyafet giydirdik ben giymesin diye pes ediyordum ki kayınvalidem izin vermedi.Giydikten sonra sorun çıkarmadı sadece papyon takmak istemedi ona da eyvallah dedik o kadarına bile şükrettik.Kendi okulları değildi bağlı bulundukları diğer okula gittik, kapıda okul müdürü bizi karşıladı yukarıda parti var Eray eğer papyonunu takarsan katılabilirsin dedi ona itiraz etmedi çünkü Eray parti hastası:)Öğretmenini görür görmez pasta nerde ötetmenim dedi çünkü Eray’a göre parti demek pasta demekti.


Çok güzel bir gündü gösteri bitene kadar tirr tirrrr titredim görende benim sahne alacağımı düşünür.
Öğretmeninin dediği gibi olmadı kuzum herşeye katıldı o kadar mutluydu ki.Hatta gösterisi bitince dedesinin kucağında diğer sınıfın gösterilerini bile izledi sadece bir ara dedecimmmmm orada şarkı söyleyeceğim dedi sahne delisi oğlum.Sergileri vardı,sergiyi de çok büyük bir ciddiyetle gezdi.O zaman biraz fotoğraflar konuşsun.

Eray arkadaşlarıyla sırasını bekliyor.Kızlar çok güzeldi gittim yanlarına dedim ki aaa ben sizleri tanıyamadım siz hangi ülkenin prensesisiniz.Nasıl da hoşlarına gitti nasıl da kikirdediler:)

Sergide bebekliklerine ait eşyalar

Eray sergiyi tüm ciddiyeti ile gezerken




4.yaş yani Erayların sınıf projeleri



 5-6 yaş sınıfının projeleri







Canım oğlum o gün bize yaşattığın güzellikler için tekrar teşekkür ederim.

İlk Gösteri : 07/01/2011-Küçük Kurbağa şarkısı