Ödev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ödev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Nisan 15, 2014

Uzay ve Gök Cisimleri Sunumu


Efendim bu konuyu atlayamam, atlamamalıyım yoksa Allah çarpar. Tontalağımın ilk sunumu. Evet her hafta bir konu araştırıp sınıf içinde anlatıyorlar ama bu başka.

Okulun ilk günlerinde bir dosya verildi elimize. Çocukların bir şeyi ortaya koyma becerisini geliştirmek,özgüven gelişimi gibi nedenlerle  her ay serbest  kürsü çalışması yapılacak dendi. Yani bir konu seçilecek, araştırılacak ve sınıf da anlatılacak. Bize martta sıra geldi.Uzun süre düşündük tontalak ile. Önce dünya çocukları dedi sonra hayvanlar dedi konu sürekli değişti, karar veremedi.Şubat sonu oldu yani yumurta kapıya dayandı ortada hala bir şey yok. Benim aklımda bu konu vardı ama söylemedim bakalım ne yapacak diye bekledim. Baktım ki zaman geldi gök cisimleri ile ilgili bir araştırma yapsak ne dersin dedim. Heyecanlandı itiraz etmeden kabul etti. Zaten çok düşkün bu konuya. O kadar düşkün ki hatta uzayda ki solucan delikleri ile ilgili belgesel izleyecek kadar.

Ben bir gecede araştırdım. Erayla fotoğraflara karar verdik. Babası da slaytları hazırladı. Kaldı önümüzde 8 gün. Sunumu televizyona aktardık her akşam öğrenci gibi onu dinledik. İlk birkaç gün oyun gibi gelmiş olmalı hevesle yaptı ama daha sonra yapmayacağım demeler, sıkılmalar eyvah dedirtti bana. Çok da üstelemedim olduğu kadar  artık dedim. Sunumun fotoğraflarının ilk halini ekliyorum son halini evde unutmuşum( kısaltmalar, eklemeler oldu çünkü)

Sunumun başlangıcında annecim arkadaşlarım benim Eray Kalafat ve 6 A olduğumu bilmiyor mu sanki o yüzden onu söylemeyeceğim 'arkadaşlar size Uzay ve gökcisimlerini anlatacağım diyeceğim ' diyerek bizi çok güldürdü. Ee haklı tabii bizdeki de artistlik işte.





Anlatacağı cümle aklında kalsın diye fotoğrafları ona göre seçtik. Mesela zaman kavramı için kum saati kullanmak gibi.


O gün sunumu yapan çocuğun annesi girebildiği için sınıfa girmeden önce beni kenara çekti. Ya unutursam annecim diye kaygısını dile getirdi. Unutursa da önemli olmadığı, önemli olanın oraya çıkmak ve elinden geleni yapmak olduğunu anlattım.Rahatladı


 
Evde o kadar iyi değildi, isteksizdi. Lakin sınıfta çocuk resmen dönüştü.O kadar güzel sundu ki çocuğumla gurur duydum, duygulandım.Yardımcı öğretmeni sürekli Ayla hanım bayıldım özgüvenine ve duruşuna dedi. Eray böyle bir çocuk hazırlık aşamasında sorun çıkartır ama sahne denen yere adım attığında başka bir şey olur. Bu durumu her ara ve yıl sonu gösterilerinde yaşarız 
 

Sunum sonunda sunumla ilgili çocuklara küçük hediyeler verilmesi gerekiyordu. Erkeklere dünya top kızlara dünya kalemtraş ve dolaplarına yapıştırmak için kayan yıldız, gezegen vb şeyler hediye ettik.

 
 

 
Uzayda neler varmış
 

 
 


 


 
Öğretmenleri okulun sitesine koymak için fotoğraflar çekti işte ilk fotoğraf oradan tırtıkladı:)
 
İlk Sunum :13/03/2014
Konu: Uzay ve Gökcisimleri

Pazar, Nisan 21, 2013

Tontalak Gerçekleri Saklıyor...


Hikaye kitabımızın kapağı bizden, hikayesini oluşturmak sizden diye yazmışlar karneye. Dünya kitap günüymüş o yüzden çocuğumuzla birlikte hikaye kitabı oluşturmamız gerekiyormuş. Bu haftaki ödevlerinden biriydi bu. Ha bir de eklemişler 3 veya 4 sayfalık bir hikaye olsun lütfen..

Önce tontalağa sordum birkaç cümlelik bir hikaye oluşturdu.Daha fazlasını yapmasını istemek zaten hayal olurdu.O yüzden önce oturduk birlikte konuyu belirledik.Sorular sordum,cevaplar aldım. Mesela annesi ne demiştir dedim.Hikayede ki vazo ve bardağı Eray belirledi, efektleri de o kattı(poommm, şangırrr). Vazo kırıklarının nereye saklanması gerektiğini o söyledi.Sonuçta benim de büyük katkılarımla ortaya bir hikaye çıkardık.Kayıtlara geçsin diye yazıyorum bakalım beğenecek misiniz?

Tontalak Gerçekleri Saklıyor
 
 
Kırmızı evin küçük ve tek oğlu tontalak annesi yasakladığı halde vazolarla oynuyordu.Kendi de ne olduğunu anlamadan vazo elinden kaydı ve poomm diye bir ses çıkardı.Vazoyu eline aldığında ağzının kırık olduğunu gördü ve çok korktu.Ceza almaktan çekindiği için vazonun kırık parçasını çatıya sakladı.
 
Annesi temizlik yaparken vazonun kırık olduğunu görerek tontalağa seslendi..
 
-Tontalak yanıma gelir misin?
-Annecim oyun oynuyorum sonra gelirim
-Tontalak hemen buraya gel
 
Tontalak koşarak annesinin yanına gitti.
 
-Oğlum bak vazo kırılmış,vazoyu sen mi kırdın.
-Ben kırmadım annecim, biliyorsun ki vazolarla oynamam yasak
-Korktuğun için benden gerçekleri saklamazsın değil mi?
-Hayır annecim
 
Tontalağın annesi hanımiğnesi bazı şeyleri zamana bırakarak üstelememeye karar verdi.
 
Birkaç gün sonra hava çok rüzgarlıydı.Hanımiğnesi temiz hava girsin diye pencereyi açık bırakmıştı. Tontalak o sırada salonda tamircilik oyununu oynuyordu.Birden şangır diye bir ses duyuldu.Tontalak başını çevirdiğinde rüzgardan bardağın yere düştüğünü gördü.Hanımiğnesi de sesi duyunca koşarak geldi.

-Tontalak ne yaptın sen diye bağırdı
-Ben kırmadım annecim bardağı rüzgar devirdi
-Hayır sana inanmıyorum vazoyu da kırmadığını söyledin halbuki seni kırarken gördüm.Kaç gündür bana gerçekleri söylemeni bekliyorum ama söylemedin.Artık sana güvenmiyorum.

Tontalak haykırarak bana güvenmelisin dedi

-İnan bana bardağı ben kırmadım.Tamam itiraf ediyorum vazoyu yanlışlıkla ben kırdım.Ceza almaktan korktuğum için yalan söyledim.Ama inan annecim bardağı ben kırmadım dedi.

Hanımiğnesi tontalağa sarılarak

-İnsanlar hata yapabilir oğlum önemli olan insanın yaptığı hatanın sorumluluğunu almasıdır.Hem bak gördün mü yalan söylediğinde ne oldu.Yalan söylediğinde insanların güvenini kaybedebilirsin.
-Söz veriyorum annecim bir daha asla yalan söylemeyeceğim ve tekrar güvenini kazanacağım
-Tamam tontalağım ikinci bir şansı herkes hakeder.Lütfen bu sefer şansını iyi kullan..Ha bu arada bir hafta süt dilimi yemek yasak
-Cezamı çekmeye razıyım annecim ve ikinci şansımı iyi kullanacağım

dedi. Anne-oğul sarıldı ve bir sorunun daha konuşarak üstesinden geldiler..



Not:Anne kişisi hikayede mesaj vermeden de duramaz.Bu arada bu tontalak serisi daha çok devam eder:) Hikaye de tontalak ismini kullandığımda Eray bey neden benim ismimi kullanıyorsun ki dedi:)Yani tontalağı o kadar benimsemiş.

Not2: Hikayeyi okuyan ablam telefonla arıyor..Kızım vazo kırıklarını saklamak için daha iyi bir yer bulamadınız mı? biz öyle mi saklardık:) Ne yapayım tontalak böyle istedi:) Ablacım küçük bir çocuğun hayal gücüne hele de bu konuda hiç müdahele edemem..

 


Pazartesi, Temmuz 02, 2012

Sezon açıldı

Şekil 1.3.5.7

Efendim epeydir faaliyet yayınlamadığımızın farkındayım o yüzden şeytanın bacağını kıralım bu hafta yayınlayalım dedik. Gerekli malzemeleri sayıyorum. Gözler, yapıştırıcı, kağıt,rulo,suluboya, magnet, buzdolabı, yaratıcı bir çocuk,meşgul bir anne,çay bardaklarını hazırlamak için gözlerinizle sayamayacağınız kadar misafir, bir toka ve tabiki amaç....

Faaliyeti hazırlamak için öncelikle cuma gecesinden misafirlerinizin eşinizi arayıp(evin annesi en güzel rüyalarını görüyor) hu huu komşi yarın size gelmek istiyoruz müsait misiniz demesi gerekiyor.Sabahın köründe işe gitmekte olan eşiniz daha afyonunuz patlamamışken akşama misafirimiz var demesi ise faaliyete ayrı bir adrenalin katıyor.Daha marketler yeni yeni açılmışken evin oğlu ile alışveriş yapmak şart..Yapma oğlum,alma oğlum,evde var oğlum,koşturma oğlum, tişörtümü tut oğlum(el kol dolu olunca),eve gidelim ben sana yapacağımı biliyorum oğlum...

Sonra hemen mutfağa atıp kendinizi zamanı unutmanız ve oğlunuzun elinden geleni ardına koymaması gerekir ki bu faaliyetin can damarı.On dakikadır sesi çıkmayan oğlunuzun ki bu zaman bir rekor olduğu için meraklanıp salona koşturarak gittiniz de fotoğraf 1,3,5,7 deki  manzara ile karşılamanız lazım.Evdeki poşet içindeki tüm gözler sinsice alınıp yapıştırıcı ile bir kağıda yapıştırılır.Oğlum tüm o gözlerle ne yapıyorsun sen cümlesi ile şöyle bir cevap alınmazsa faaliyet vallahi de eksik kalır

Ders dapıyorum annecim çok ödevim var

İki sayfa boyunca gözler yapıştırılınca tabiki faaliyetin yapılmasının diğer amacı da gerçekleştirilir.Yani tontalak tarafından faaliyet magnet ile buzdolabına yapıştırılır ve sonra şöyle bir cümle kurulmalıdır

Arkakaşlarım(arkadaşlarım) çok beğenecek,vüprüz(sürpriz)olcak annecim

Şekil 2.4.6.8

Daha faaliyet bitmedi ertesi gün yani pazar akşamı da misafir gelmelidir ki el ayak birbirine dolanmalıdır ama öncesinde öğlene bir sünnet mevlidi sıkıştırılır.Annesinin halasına gidecek olan evin oğlu çok heyecanlıdır sabah kahvaltısını hazırlamakta olan anne bu çocuğun sesi yine niye çıkmıyor diye salona koşturunca benzer bir tablo ile karşılaşır.Sulu boya ve rulo sincice alınmıştır(evin annesi tuvalet kağıtlarının rulolarını faaliyetlerde lazım olur diye biriktirir) ve bu sefer ki faaliyetin amacı ise şuymuş.Ruloya sulu boya ile resim yapıp büyük halaya vüprüz yapılacakmış:)Şekil 2.4.6.8 görüldüğü gibi.Yapılan faaliyetlerin buzdolabında sergilenmesi şart evin oğlu öyle görmüş öyle bilmiştir.Ruloyu magnet ile tutturamayınca annesine dönüp sen tuttur demiştir ki annesi bunun imkansız olduğunu oğluna anlatmaya çalışmış, anlayamayınca mutfağı toplamaya devam ettirmiştir.Oğlu ısrar edince ‘Eray’cım o buzdolabına yapıştırılmaz ben yapamam’ diye kükreyince oğlu

Ben yaparım annecim

demiş ve ruloyu kağıda yapıştırmış ne yapıp ne edip o ruloyu buzdolabında sergilemiştir...Hıhhh yaptım işte annecim diyerek annesine hava atmak ise bu faaliyetin en büyük amacı imiş.....(ben bir kere magnet ile tutturulmaz demiştim hıhh o şekilde aklıma gelseydi ben de yapardım)

Not:Malzeme listesinde geçen toka ise oğlunuzun  hazırlık yaparken iki gün boyunca yaptıkları karşısında saç-baş yollamamak için toplamak içindir


Bir dahaki faaliyetimizde görüşmek üzere esen kalın... Haftaya gelecek olan misafirler şimdiden yer ayırttı anlaşıldığı üzere bizim terasın sezounu açıldı:))

Pazartesi, Şubat 20, 2012

Dersimiz kare ama gülen kare

Tavşandan bozma kare gibi oldu biraz:)
Hani tercih hakkı tanısalardı bana

A)Deveye hendek atlatmak mı
B)Eray’a ödev yaptırmak mı

Kesinlikle ama kesinlikle A şıkkı derdim ama kimsenin bana bir şey sorduğu yok.O kadar zor ki Eray beye ödev yaptırmak.Ya dersi biyenmedim annecim der,ya ders saati değil uyuncak saati annecim der ya da ödev yapar ama kendi istediği gibi yapar.

Bu haftaki dersimiz Kare.Kareden gülen yüz yapılıp okula getirilecek.İnternetten arasaydım eminim şahane şeyler bulurduk da vakit yoktu.Aslında ben karenin yüzünü düğmelerden yapacaktım lakin herşey Eray’la birlikte kendiliğinden gelişti.Hayır dedi herzaman ki gibi men gülen yüz değil üzgün yüz yapacağım annecim.... Ama oğlum konu gülen bir kare.Çocuk nuh dedi peygamber demedi bizim faaliyetimize katılmadı önce:)Resim defterini verdim eline o zaman buraya yap dedim.Şaşırttı beni kare çizip üzgün yüz yaptı hiçbir müdahalede bulunmadım. Hatta ayacıkları üşümesin diye kareye ayakkabı bile çizdi ahh yufka yürekli yavrucağım.Kendi gönlü olunca neyse ki kendi ödevi için bize de yardım etti yardımsever oğlum benim.

Bu arada kareye gülmek yakışmamış mı?Üzgün yüz karede de olsa dayanamıyorum, bu aralar psikolojim bu yönde
Üzgün kare

Not:Babasıyla Starbucks keyfi yapmaya gittiler anne cumartesi çalıştığı için Pazar evde kalıp iş yapmak zorundaydı.Babası gitmeden önce sana kahve ısmarlayayım mı dedi.Cocuklar kave içmez babacım diyerek yüzümü güldürdü.Gözü arkada kaldı Erayımın,annesinin evde kalmasından ötürü içi rahat etmedi. Kapı da onları uğurlarken gel öpim seni dedi,sonra sarılayım sana annecim dedi, sarıldı.Seni seviyorum annecim dedi tekrar sarıldık.Babasına döndü anneciğime sende sarıl dedi, babasıyla sarıldık.Çocuk çıkamıyor evden bir türlü gel seni bi daha öpim annecim dedi öptü.Babası askere gitmiyorsun Eray bir kahve içeceğiz geleceğiz dedi sonra Eray bey 'cocuklar kahve içmez babacımmmmmm'....

Haa bu arada ütü yapmak az da olsa iyi geldi.

Çarşamba, Aralık 21, 2011

Tarz


Sadece kız çocuklarında bu huy var zannederdim ne kadar çok yanılmışım. Benim çevremdeki kız çocukları günde beş kere üst değiştirir annesinin takılarına ortak olur ne bilim ojesiz çıkmam abi derdi. Daha dün geldi işyerime kuzenim 2 yaşındaki süslüsü tırnaklar ojeli,takılar o biçim, eteği ise ben buradayım diyen cinsten.

Erkek çocuğum olduğunda en azından bunlarla uğraşmam dedim ya hayat yine bana oyy oyyy dedirtti.. Bir süredir evden okula çıkamıyoruz ,sabahın köründe çığlıkları apartmanı inletiyor duyanda çocuğun etinden et kopardığımız düşünür o derece yani. Bugün ne diyecek acaba diye gözlerine bakıyoruz.Getirdiğim kazak azcık ama azcık lafını bile etmeye değmez bileklerinden aşağıda olursa ‘bu çok büükkkk’ giymem diyor.Yok eğer kazak azcık ama azcık dedim ya lafını bile etmeye değmez yukarıda ise bu çok çüçükkk giymem diyor. Yeşil getiriyorum ben mavi giyeceğim diyor mavi getiriyorum bu sefer başka bir şeye takıyor. Babasının kolonyasını,parfümünü sürmeden asla dışarıya adım bile atmıyor,gelip bir de kendisini koklatıyor.Bir tarzı var beyefendinin kot ya da kadife pantolon asla giymiyor, rahat olduğu için sürekli eşofmanı tercih ediyor.

Geçen gün annem almış iki eşofman,iki kazak Eray’a.Eve geldim ki annem dertli bir türlü denetemedim kıyafetleri dedi. Aaaa neden öyle yaptı ki acaba dedim sonra aldıklarını gördüm.Erayımın tarzına çok uzak şeyler:)Ama hediye sonuçta Ayyy annanen ne güzel giysiler almış gel deneyelim oğlum dedim .Denemem diye çığlık atıyor. Neden denemiyorsun oğlum deme gafletinde bulundum

-Anne men beğenmedim
-Aaaa çok güzel giysiler bunlar annane teşekkür ettin mi?(lafı değiştirmeye çalışan annenin çabaları)
-Hayır anne çok tötü bunlar(yüzünü bir ekşitiyor ki)

dedi.Yakınımda olsa mıncıracaktım da mıncırsan ne olacak.Mıncırılarak büyüyen bir neslin çocuğu değil ki o.....

Pazar günü bizim faaliyet günümüz.Her hafta ne yapacağız diye kafayı yiyorum resmen.Düğmelerden ağaç yapmak bir süredir aklımdaydı.Evde daha önce internetten çıktısını aldığım ağaç vardı.Babası onu kesti Eray boyadı gibi:)Boyarken yarım bıraktı düğmeler onun daha çok ilgisini çekti.Ben devam ettim Eray’ın yarım bıraktığı yerden.Aslında öğretmen tamamlamayın demişti ama öğretmen şunu bilmiyor benim küçükken hiç faaliyetim olmadı ki...Düğmelerin yapıştırılacağı yere sadece yapıştırıcıyı sürdüm bir iki tane gösterdim sonrasını Eray yaptı .Babasına da dedim bu sıpa azcık masa başında otursa ,laf dinlese çok güzel şeyler yapacak da işte.Faaliyete katılması paşa keyfinin o an ki hava durumuna bağlı....

Not:Bizim evde düğme ne gezer.Almaya gittim ufak bir tuhafiyeye seçtim seçtim seçtim bir sor di mi ne kadar diye.Tanesi 25 kuruş dedi kadın.Çüşşşş dedim ama içten içten .Tez zamanda benim bir Eminönü yapmam lazım:))Kuruş demişken hala evde milyonlar konuşuyor çocukta bizden alıştı 10 milyon bu anne dedi. Tez zamanda  bu kavramı da değiştirmeli....

Perşembe, Aralık 08, 2011

Nakış gibi bir faaliyet



O kadar emindim ki o yüzden çocuğumu bile alet ettim. Koca koca harflerle yazacaktım bu faaliyetimiz FENERBAHÇE ye adanmıştır diye, zaten son zamanda çok ihmal etmiştim takımımı bir nevi teşekkürde etmek istedim.Bir plan böyle mi ince işlenir tabii ufakcık bir ayrıntıyı atlamışım sadece YENİLMEK.

Pazar günü düşündük okula faaliyet ne yapalım diye.Artık Eray’ın faaliyetlerine pek yardımcı olmak istemiyoruz ,yanında oturarak ufak tefek şeylere destek verelim dedik.Çiçeği internetten indirdim. Kesme işlemini tontalağım çok sevdiği için kes- yapıştır yapabiliriz dedim.Asil renklerimiz olan sarı-laciverti kullanabiliriz dedim de evde lacivert fon kağıdı yok mavi ile idare ederiz kimseciklerde kusurumuza bakmaz dedim.

Başlamadan önce de tontalağımı kenara çektim bak oğlum yarın babanın çok önemli bir denetimi var,çok sinirli baban ne derse desin kafa sallayıp he diyeceksin tamam mı dedim.Nanam anne dedi. Bugünlük idare edeceğiz oğlum o bizim babamız böyle günlerde birbirimize destek olmalıyız oğlum biz bir aileyiz dedim.Nanam anne dedi. Başladı kesmeye tontalak da verdiği sözü tutmadı sinir küpü olan babasını iyice deli etti.

Neyse kestik ben gösterdim bir sıra sarı bir sıra mavi yapıştıracaksın dedim.Sonra yapıştırma işlemi bitince çiçeğin suratını da kırmızı boyayıp suratını da Galatasaray’a ithaf  edecektik arkasından da kırmızı sana çok yakışıyor şarkısını raks ede ede söyleyecektik .Yani resmen nakış işler gibi planı da faaliyeti de işledik.Başta da dediğim gibi sadece bir ayrıntıyı atlamışım canım o kadar kusur bütün nakışlarda olurJ

Liderliği kaptırdık lakin yine lider olur benim Fenerbahçem ben umutluyum ,tontalığımın bu emeğini maaile olarak yine de biz takımımıza adıyoruz.Sonuçta biz pazara kadar değil mezara kadar Fenerbahçeliyiz.

80 yaşındaki annanem Galatasaraylı aslında ana-baba tarafım,tüm sülalem Galatasaraylı .Neyseki tüm sülalede mantıklı düşünen iki kişi çıkmış(ablam ve ben) da doğru olan Fenerbahçenin yolunu bulmuşuz.Neyse annanem akşam tontalağı sıkıştırıyor en büyük Galatasaray de bakayım dedirtmeye çalışıyor.Artık dünya öyle bir hal aldık ki mirim insan en sevdiklerine  bile arkasını dönemiyor :)

 Bir daha ki faaliyetimizde görüşmek ümidiyle esen kalın.


Salı, Kasım 22, 2011

Adını Ece Koydum(k)


Pis dedikoducu dedim arkasından. Yememiş içmemiş Ay’a tontalak ve ailesi bir gün beni evinde konuk etmiş demiş. Bunu duyan Ay bize gönül koymuş ve bu sebepten Güneşi daha çok seviyorlar diye de kendince çıkarım yapmış. Ay’a ay olur mu böyle birşey dedim biz ailecek aslında seni dolayısıyla geceyi daha çok severiz hatta tontalağım bayılır sana diyerek gönlünü aldım.İçime sinmedi bu durum sevgimizi ispat etmek değil niyetim sadece ne bilim hem tontalağımın en sevdiği Ay’ı yapmak hem de uykusuz gecelerimizde bize yarenlik ettiği için teşekkür etmek istedim.

Şaka bir yana tontalağım epey oldu bir sabah kalktığında pencereden dışarıya baktı anne ay yok dedi.Hımmm nereye gitti ki acaba dediğimde ay uyumaya gitmiş anne dedi.Eeee ne yalan diyeyim bu durum mantıklı geldi bana.Kolay değil tüm gece gökyüzünde nöbet tutmak sonuçta.Hep Ay’ı güneşten daha çok sevdi. Bebeliğinden beri gececi olduğundan mı bilmem tek bildiğim daha çok sevdiği idi. O yüzden bu haftaki faaliyetimizi Ay’a adıyoruz efendim tatataaatammmm...

Hep yağlı boyayı merak ediyordum ya pazar günü gidip tüplerde yağlı boya aldım .Tövbe dedim başkada bir şey demedim.3 yaş 3 aylık çocukla senin neyine yağlı boya ile boya yapmak diye de devam ettim.Bundan sonra ki kısımda küçük çocuklarınıza kötü örnek içeren davranışlar söz konusu olduğu için tontalağın neler yaptığını ve benim nasıl şak diye bayılmak istediğimi anlatmayacağım yoooo yoooo anlatamam.

Yağlı boya ile yaptık ama sonra Ay’ı tekrar yaptık çünkü yağlı boya ile boyadıktan sonra yüzü çizemedim. Bu sefer guaj boya kullandık.Guaj boya kıymetini bilemedim insan beşer kuldur şaşar ya ben de insanım sonuçta şaştım halbuki sen ne temiz bir boyamışsın dedim bu boyaya icat edene binlerce kere teşekkür edip yazımıza tabiki devam edelim

Gelelim malzemelerimize; Siyah,sarı ve beyaz fon kağıdı, yağlı boya zinhar kullanmayın da ne kullanırsanız kullanın (ikinci denemede guaj boya kullandık),sünger fırça, yapıştırıcı. Efendim önce yemek tabağını aldık siyah fon kağıdına yuvarlak çizip kestik aynı işlemi aynı tabakla beyaz fon kağıdı ile gerçekleştirdik.Sonra beyaz yuvarlak fon kağıdına Ay çizdik (verdiğim linkte nasıl yapıldığı var)Tontalak bey herzaman ki gibi boya işlemlerini yaptı bende yüzü çizdim gitti bu sefer benim bey bana aferim dedi. Üç tane de yıldız kondurduk. Biri babanın,biri benim ,en küçüğü de tontalağımın yıldızı.Bilmem siz yapar mıydınız küçükken gökyüzüne yıldızlara çok sık bakardım. Herkesin gökyüzünde bir yıldızı olduğuna ve kayan her yıldızın bir insanın ölümünü temsil ettiğini inanmıştım:) Bir de dilek tutardım, unutmadan en ama en parlak yıldız bendim


Bir faaliyetin daha sonuna bir türlü gelemedik.Şimdi de eve verilen aile katılımından bahsedeyim:)Faaliyetin adı: Adını Ece koydum.Erol bir kere çok söylendi ne bu ya ne bu ya diye diye.Çoğunlukla tontalak ile ben yaptım yok be tamamiyle tontalak ile ben yaptım.
 
 Konu şu :fotoğrafta gördüğümüz kızımıza evdeki ip ve rafya ile saç yapmak.Aile bireylerinin saçları hakkında konuşmak ve sonunda kendisine bir isim koymak.İşte kısaydı, uzundu, kıvırmıcıktı ,pırasa gibiydi,keldi gibi.Yok Erolum kel derken seni kastetmedim bu konuda çok hassassın bizi bunaltın ha:) Önce konuştuk saçlar hakkında sonra başladık yapmaya evde ancak bu ipler vardı.Tontalağım ipleri kesti tabii ne kadar keseceğini ben gösterdim.Sonra yapıştırdık.
Tontalağım bir ara arızaya bağladı ve babasına dedi ki

Baba ten(sen)çok tötüsün(kötüsün) dedi öylece kalakaldım odalarda.Vay bu da mı gelecekti başımıza diye dövünmedim sıra bana gelmesin diye öylece sustum.Sebep mi neydi babası yapıştırıcının hepsini sıkmasına izin vermediği için baba ten çok tötüsün dedi, yeminle bu lafın kaynağı bu sefer ben değildim.Okuldan öğrenip öğrenip eve gelmiş işte:)

Neden mi Ece, ara sıra Ece düşüyor aklımıza özellikle de babaannemize gittiğimizde. O yüzden de bu kızın adını Ece koyduk.

Neyse efendim ne diyoruz bir daha ki faaliyetimizde buluşmak üzere esen kalın.

Kaynak:Etkinlik dünyası
 
Not:Zinhar notsuz olmaz dün annanemiz hani imiş benim torunum demiş. Tontalak cık cık yapıp annane torun dil(değil) oğlum oğlum diyeceksin demiş.Annane de bu hatayı sıkça yapıyor ha....

Pazartesi, Kasım 14, 2011

İlk hedefimiz....

Sıkıldım ama her hafta her hafta artık faaliyet yapmak istemiyorum dedi babamız. Daha yolun başında su koyuvermek yok çabuk küçük masanın başına geç bundan sonra senin

İlk hedefin çocuğunun faaliyetine yardımcı olmak.İleri....

dedim mecbur kalktı offlaya puflaya.Bu haftaki faaliyet konumuz ‘1’ sayısını öğreniyoruz idi 1 ile ne yapılabilir diye makineye çamaşır atarken, ütü yaparken ,çorba karıştırırken düşündüm, düşündüm, düşündüm ahaaa buldum dedim.

1 rakamını çizip kes yapıştır yapılabilir, pamuklarla içi doldurulabilir, incik boncukla süslenebilir dedim sonra baklagillerin olduğu rafa takıldı gözüm.Neden baklagilleri kullanmıyoruz.Hem baklagillerin ne olduğunu öğrenir bunun üzerine konuşuruz hem de faaliyetimizi gerçekleştir bir taşla iki kuşu severiz dedim. Hay demez olaydım.Ev battı, tontalak arızaya bağladı.Çünkü o baklagilleri kamyona yükledi,boşaltı bir ara yağmur yağıyor dedi hepsini odaya saçtı,tansiyonum düştü bir ara çıktı:) sıkça gel oğlum iki mercimek de sen yapıştır dedim sonuçta bir faaliyet öyle böyle bitti.

Gerekli malzemeler;kırmızı fon kağıdı, yapıştırıcı, fasulye,kırmızı mercimek,yeşil mercimek (kusura bakmayın evde nohut kalmamış benim adam da gitmedi markete siz nohutta ekleyebilirsiniz),bolca sabır, biraz anlayış,biraz çocuk ruhu, epeyce hayal gücü.

Beyaz bir kağıda 1 rakamını çizip kesiyorsunuz, fon kağıdına 1 rakamını yapıştırıyorsunuz sonra da baklagillerle 1 rakamının içini dolduruyorsunuz. Ev bu arada batarken devreye bolca sabır ve anlayış giriyor.Çocuğunuzun onlarla oynarken ne kadar mutlu olduğunu görüp bir çocuğu mutlu etmek aslında ne kadar kolay diyorsunuz keşke mutsuz olanlara azcık çocuk ruhu üfleyebilsek diye içinizden geçiriyorsunuz ve mercimeklerle yağmur yağdırdığında dizlerinizi dövmeyip neyse ki çocuğumun bir hayal gücü var diye şükrediyorsunuz.

Efendim bir faaliyetimizin daha sonuna geldik repliğini söylemeden önce epey bir ders yükümüz var bizim o yüzden bazılarını eğlenceye dönüştürmemiz lazım tontalağımın sıkılmaması için.Yeni terapist verdi dünya dolu evrak, ödev, eski terapistin verdiği eğitim kartları, her hafta faaliyet bir de artık başka ödevler de veriliyor. Mesela dün akşam ki konumuz çantaların işlevleri hakkında konuşun..Sonra görünmeyen bir bezin içine bir eşya saklayın(lego, oyuncak araba gibi)sonra dokundurup bilmesini isteyin.Sonra yer değiştirin.Biz tontalak ile saklayıp babasının bilmesini istediğimizde tontalak babası dokunmadan önce

-Baba içinde ababa var ababa(araba) dedi:)
-Oğlum ama söylemeyeceksin baban bilecek dediğim de
-Nanam anne dedi de sonra yine
-baba içinde kumanda var kumanda:)

Sonra babasıyla oturup bir çanta resmini boyadılar.Haftaya eğlenceli bir faaliyet bulmam lazım yok yok tontalağın sıkılmaması için değil(o eğlenecek bir şey buluyor nasılsa) babamızın sıkılmaması için.....

Ne diyoruz efendim bir sonra ki faaliyetimizde görüşmek umuduyla esen kalın ve bizi izlemeye devam edin.
 
Not:)Tontalak aslında 1 den 10 a kadar biliyor.Hatta ingilizce van,to,tiri diyor:)Pazar günü babasına topu göstererek  İt is a pop(top) dedi.Şaşırdık,demek ki İngilizce derslerinde yarım yamalak da olsa birşeyler öğreniyor.

Perşembe, Kasım 10, 2011

Patates baskısından çerçeve


Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 73’üncü yılında tontalağım ve biz faaliyetimizle anmak istedik. Bu haftadaki faaliyetimizi çerçeve yapıp Atatürk'ümüzün fotoğrafını koyduk.

Ben her zamanki gibi evin erkeklerini küçük masada topladım ve faaliyeti açıkladım.Karton kesilip çerçeve haline getirilecek krepe kağıdı ile sarılıp incik boncukla süslenecek.Yok bu sefer tontalaktan gelmedi itiraz, babamız benim başka bir fikrim var diyerek faaliyeti dinamitledi.Karton kesilip boyanacak ve patates baskısıyla süslenecek dedi. Ama ben öyle tasarlamamıştım dedim kırgın bir ses tonuyla , babamız faaliyetin beyni bu sefer ben olacağım ben dedi elini masaya vurdu ve nihahaha şeklinde kötü bir gülüş patlattı.Daha fazla itiraz etmedim önceki senelerden tecrübeme dayanarak ne kadar mızıkçı olduğunu biliyordum.Tüm oyunlarda mızıkçılık yapar ,yenilince çamura yatar,kendi istediği gibi olmayınca tamam ben çekiliyorum siz bildiğiniz gibi yapın der biliyorum adamın huyunu kabul ettim. Yani çocuğum faaliyetinde babasız kalmasın diye fedakar bir ananın yapacağı gibi kendi faaliyetimden vazgeçtim.

Neyse konuyu daha fazla uzatmadan malzemeleri sayalım fotoğraf büyüklüğünde bir karton, patates, sulu boya,turuncu fon kağıdı,yapıştırıcı hepsi bu kadar.Kartonun ortasını kesiyoruz.Biz turuncu rengi tercih ettik, kartonu turuncu sulu boya ile boyadık.Erol patateslerden kalp ve çiçek motifi kesti.Kalp sevgimizi,çiçek ise Atatürk’e saygımızı ifade etsin dedi.Karton kuruyunca patatesler boyanıp kartona baskı yaptık.Sonra fotoğrafı yapıştırdık.Çerçevenin arkasındaki kötü görüntüyü yok etmek içinde turuncu fon kağıdı ile çerçevenin arkasını kapladık.Yine bir faaliyetimizin böylece sonuna geldik

Bir dahaki hafta yeni faaliyetlerde buluşmak üzere esen kalın:)

NoT:Cuma akşamı kocaman bir zarf onun içinde 5 adet küçük zarflar vardı.Not yazmışlar arefe gününden başlayanarak her gün bir tanesi açılacak.Açtıkca içinden küçük süprizler çıktı şeker,balon gibi ama yanında mutlaka bir adet ödev.Ya boya ya davranış tablosu vs. vs.Bayramda da bu kadar ödev verilmez ki canım:)Şaka bir yana bu tatil Eray'a yaradı bolca el kasları için makasla kağıt kestik ya da ellerimizde kağıt parçaladık, resim çizdik hepimize çok iyi geldi.

Erol çağırır birazdan bahçeye.10 yıldır bu şirketteyim her 10 Kasımda tüm şirket bahçede 09,00 da buluşur,saygı duruşu için.

Çarşamba, Kasım 02, 2011

Güneşi Gördük


Güneşin gücüne gitmez inşallah aslında sevmem ben güneşi, yaz ayı gelmeye yakın söylenmeye başlarım.Güneş sanki tüm enerjimi bir vakum gibi vücudumdan çeker alır.Sonbahar geldiğinde ise derin bir ohhh çekerim. Şükür bu yazı da atlattık diye.Ama artık eskisi kadar emin değilim bu duygularımdan yani tontalağım kreşe başladığından beri,sabah 07,00 olmadan sabahın o soğuğun da çıktığımızda canım acıdığından beri,dolu dolu parklarda oynayamadığından beri,soğuklarla birlikte hastalıkların arttığından beri.....

Projenin beyni olarak ya faaliyet uydururum ya da bloglardan bakarım. Okul öncesinde etkinlik blogunda bu faaliyeti gördüğüm de tontalağım bayılacak dedim öylede oldu.Kayıtlara geçmeli itiraz etmeden, sıkılmadan, kriz yaratmadan yaptığı ilk faaliyet diyebiliriz bu güneş için. Faaliyet yapılacak akşam küçük masa buluşma yerimiz.Ben yani projenin beyni işbölümünü açıklarım.Hadi beylerrrrr hareketlenin biraz diyerek ellerimi çırpar evin erkeklerine canlılık katarım.Bu güneşi yaparken mesela tontalağım sen boyama işlerini yapacaksın, mavişim sen kesme işlerini halledeceksin, bende güneşin yüzünü çizeceğim dedim.

Erol yemek tabağını alıp beyaz fon kağıdına bir daire çizip kesti.Tontalağım o daireyi sarı guaj boya ile boyadı. Sonra turuncu renkli bir fon kağıdına tontalağım parmak boyası ile 6 el izini bıraktı.Sonra Erol o el izlerini kesti ve güneşe yapıştırdı.Sonra sıra bana geldi. Erol çizme konusundaki kabiliyetimi(!)bildiği için bırak ben yapayım dedi,izin vermedim. Çünkü sadece projenin beyni olarak ya da ufak tefek işler yapmak istemiyorum dedim. Bana fırsat verilmez ise ben kendimi nasıl geliştireceğim diye de söylendim.Ben artık cin Ali çizmekten öteye gitmek istiyordum. O gazla çizdim bittiğinde ayy ağzı çok küçük olmuş ayy olmadı dedim kendi kendime.Sonra Erol gördü suratını sallandırdı bir çocuk gibi, ben sana yapayım dedim ama bak hiç olmuş mu diye kabiliyetimi(!) yerden yere vurdu.

Ben ilk deneme için fena sayılmaz,bundan sonrakin de daha iyi olur demesini beklerdim.Küstüm bir yarım saat köşeme çekildim.Balık hafızalı olduğum için hemen unuttum.Bakıyorum da güneşe o kadar da yüzü kötü olmamış di mi? Yani azcık kötü olmuş:)Aslında boyalarım kötüydü bir de azcık yerim dardı....


Babamızın o akşam performansı süperdi:)Eray boya yaparken oğlum sanatçı elinden daha çok boyacı eli var sende dedi. Kesinlikle bu yoruma katılmıyorum .Fotoğrafa bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum kesinlikle sanatçı ruhu fışkırıyor:)çocuğumdan.

Bana müsade insan yüzü, kuş yüzü, güneş yüzü konusunda çalışma yapmam lazım.Ne diyorduk bir daha ki faaliyetimizde görüşmek üzere efendim esen kalın


Buzdolabında ki yerini aldı bile,o magnet mi o da güneşin tokası olsun:)Bu öğlen unutmadan küçük bir magnet alayım....

Pazartesi, Ekim 31, 2011

Ters köşe bir faaliyet


Uyanığız ya hafta sonu evde olmayacağız diye tontalağımın haftalık faaliyetini çarşamba akşamından yaptık. Cuma günü temizliğimizi yaptık saat 23,00 kadar sonra gönül rahatlığı ile ertesi gün yola çıkacaktık.Dur dedim Cumartesi  sabah yola çıkmadan şu karneye bir bakayım oyyy dedim hay bakmaz olaydım. Faaliyet için konu belirtmişler(normalde belirtmezler, kendi halimizde takılırız).
 
Fındık,fıstık kabuğundan yani artık materyallerden faaliyet yapılacak denilmiş yani ters köşeye maaile yattık.Ama biz ama biz güneş yapmıştık, Eray o faaliyeti yaparken çok mutlu olmuştu diye söylendim kendi kendime.Neyse gelince düşünürüz dedim. Geldik pazar akşamı araştırmaya da vakit yok biz ne yapacağız diye kafayı yedim durdum titrek halimle.

Sonra bir fikir geldi aklıma.Daha önce başka faaliyette kullanmak üzere bir ağacın çıktısını almıştım evde duruyordu. Yeşil fon kağıdına o ağacı yapıştırdık.Sonra babayı markete yolladık fıstık aldırdık. Aile katılımı ile o fıstıkları yedik,kabuklarını tabağa biriktirdik.Karadenizli bir aile olmamız sebebiyle fındık her daim evde mevcuttur.Yine aile katılımı ile fındıkları kütür kütür kütlettik fındıkları mideye yolladık, kabuklarını tabağa biriktirdik. Sulu boya ve fırçaları elimize aldık kabukları boyamaya başladık.Babamız kabukları yapıştırdı.Bunların hepsini dişlerim takır takır birbirine vururken yaptık.Eray sıkıldı benimde artık ayakta duracak halim yoktu.Aklımdakilerin hepsini uygulayamadığım için fındıklar kaldı. Eeee o zaman ağacı da guaj boya ile boyayıp faaliyetimizi sonlandıralım dedik.Aklımdakilerini uygulayabilseydik 10 numara bir faaliyet olacaktı ya neyse bu da idare etti:)(bulut yapacaktık mesela, ağacın yanına çiçekler....)

Bir dahaki faaliyetimizde görüşmek ümidiyle efendim kendinize iyi bakın...

Not: Bu hafta verilmesi için düşünülen ve yapılan Güneşi gördük faaliyetimiz kısa süre sonra eklenecek bloga:)Lütfen bizi izlemeye devam edin

Geçen hafta pazartesi okulda Babalarla Kahvaltı programı vardı Erol gitti.Yarın annelerle çay programı var işten izin aldım kısmetse gideceğim.

Salı, Ekim 25, 2011

Mutfağa girip yemek yapmak değil mesele...


Birde utanmadan poz mu verdi dedim Erol’a. Evet verdi dedi. Hatta öğretmeni sordu

-Eray bayrağı kim yaptı
-men yaptım men

Araya girdim tabii
-Eray gerçekten bayrağı sen mi yaptın oğlum.
-Annem,babam ve men yaptım

şeklinde düzeltti dedi.Hadi oradan deseydin bu hafta ki ödevi bize yıktı deseydin, elinden geleni ardına koymadı deseydin,o ödevin başına neler geldi neler deseydin ya dedim.Yok demedim dedi.Madem sen öğretmene demedin ben blogumda anlatırım o zaman.

29 ekim haftasında olduğumuz için bu haftanın anlam ve önemine istinaden pullarla bayrak yapalım dedik hay nereden dedik.Kurulduk Erayımın masasına dizildik sıra sıra ve nasıl yapılacağını bir bir bir anlattık.Dakika 1 gol 1 adam itiraz etti hemen.Boş kağıda pul yapıştıramazmış onun yerine boya kitabını aldı oradan bir ayı buldu ayıyı allayıp pullamaya başladı.Önce hevesini alsın dedik karışmadık.Oğlum gel buraya bunu süsleyelim dedik öyle tötü(kötü)oluyor dedi.Annenin 33 yaşında olduğuna bakmayın çocuğundan daha çocuk olduğu için asıl senin yaptığının gibi olmuyor dedi oğluna küstü.Tontalak durur mu ‘böyle oldu oldu' dedi annesini ikna etmeye çalıştı.Kah pul yapıştırdı, kah yapılana tırnak attı ,kah yaptığımız ile dalga geçti bir ödevde böylece bitti.

Bu sene en zor sene diyorlardı haklıymışlar:)Ödevlerimiz çok ağır ,çok çalışmamız lazım çok.


Geçen haftanın faaliyeti de yaprak baskısıydı.Şekil şekil toplanan yaprakları parmak boyası ile boyadık hep birlikte kağıda bastık,çocuklarla zaman geçirmek için çok güzel faaliyetler bence.Dün sadece öğretmene ne yapacağımı şaşırıyorum dedim. Yapmak,Eray'ı ikna etmek sorun değilde geçenlerde bir yorumum da yazmıştım ne yapacağına karar vermek zor. Yani mutfağa girip yemek yapmak değil mesele,mesele her gün yarın ne pişireceğine karar vermek(bu Ramiz dayının repliğine mi benzedi ne).Yoksa karar verdikten sonra yapmak çok kolay..



Çarşamba, Ekim 19, 2011

İlk proje faaliyeti


Efendim evinizdeki patatesler patates oturtması, kızartması ya da herhangi bir yemek için değil de faaliyet için kullanılmaya başlanıyorsa evde bir tane küçük çocuğuz var demektir.Her hafta Salı günü teslim edilmesi gereken bir proje faaliyetimiz var bizim.İnternette aradım taradım çok güzel şeyler buldum lakin öğretmen sakın ödevi siz yapıp göndermeyin Eray’ın yapacağı şeyler olsun dediği için daha basit faaliyetlerle başladık.Eray’ın kendi yapabileceği ne olabilir diye düşündüğümüzde eskiden bizimde yaptığımız patates baskısı geldi aklımıza.

Oyun hamurlarının kalıplarını kullandı Erol patateslere şekil çıkarmak için.Kesti sonra Eray sulu boya ile boyadı patatesleri sonra kağıda bastırdı.Bu kadar basitmiş gibi anlattığıma bakmayın 5-6 kere deneme yaptık.Çünkü tontalak patates ile basınca sonra sulu boyayı alıp üzerlerini boyadı

-böyle oldu
-oğlum böyle olmaz ki,patatesi bastıktan sonra boyamayacaksın
-anne oldu oldu(kafasını sallıyor bir de)

Uzun süre ikna olmadı beyefendi, neyse sonra insafa geldi patatesleri bastıktan sonra boyamamaya ikna oldu.Bu bizim ilk okul için faaliyetimiz:)kayıtlara geçsin istedim.

Bu geçen haftanın ödevi gecikmeli olarak verdik.Bu haftanın ödevini vermek için kolları dün akşam maaile sıvadık.Parlak bir fikir gelmişti aklıma onu yapalım dedim.Parmak boyası ile el izlerimizi çıkarıp benim el izime gözlük-saç-rujlu dudaklar,babanın el izine top sakal azcık saç(malum saçlarının çoğunu yitirdi garibim) erayın el izini de basıp bu bir aile fotoğrafıdır başlığı atacaktık. Parmak boyasıyla ellerimizi boyadık o ara Erol ‘Ayla birimizin eli temiz kalsın sırayla yapalım’ dedi.Yoo benim oğlum alışık babası çabucak yapıp bitiririz dedim mi.Butona basıp cevap hakkımı kullanıyorum evet dedim. Tam herkes ellerini boyadı Eray bir kere kağıda bastı el izini sonra koşmaya başladı tabi peşinde ben.Eray sakın oğlum o koltuğu elleme, oğlum sakın kapıyı elleme diye eller havada koşturan bir anne yani bendeniz. Erol el izini basıp ellerini yıkadı,sonra ben el izimi çıkardım sonra tontalak kaş ile göz arası bizim el izimize kendi ellerini bastırıp yaptığımız faaliyeti bozdu.Başlarım faaliyetine diyip tüm malzemeleri kaldırdım. Hevesimiz kursağımızda kaldı:)Ha bu arada saat 21,00 sularında çatlak bir sesle(3 gündür hasta olduğum için ses bir garipleşti) verdiğim rahatsızlıktan ötürü tüm apartman sakinlerinden özür dilemeyi bir borç bilirim.

Aslında başta kızdım ne yalan söyleyeyim.Ben her hafta yapmak için ne bulacağım dedim,kendi kendime söylendim.Şimdi bir itiraf geliyor bence çok güzel bir uygulama.Eray’ın küçük masasına üç kişi kuruluyoruz kah itişme kakışma şeklinde, kah kahkaha atarak kah ıhhh işte öyle değil diyip kolları bağlayıp arkaya dönmece şeklinde zaman gerçekten güzel geçiyor.Dün akşam ki faaliyet fiyaskosundan sonra öğlen çıkıp yaprak toplayacağım yok yok dolma sarmak için değil onu geçen hafta hallettik bu arada öğretmenler dolmayı çok beğendi.Yaprakları toplayacağım çünkü akşam yaprak baskısı yapmayı deneyeceğiz.Dikkat ediniz lütfen yapacağız lafını zinhar kullanmıyorum, deneyeceğiz diyorum.Ne diyelim haydi hayırlısı

Öğretmenler demişken cumartesi günü bize geldiler.Epey oturdular bir ara Eray’ın çişi geldi. Öğretmenine yanaştı kısık bir sesle abla(öğretmenim diyemiyor)çiş geldi dedi. Tamam oğlum gel gidelim dedim ı ıhh ablam götürecek abla çiş geldi dedi yine.Aaaa bir bozuldum ben ananım senin anan diyesim geldi demedim,makus talihime küsüp kös kös oturdum.

Bir daha ki proje faaliyetimizde görüşmek ümidiyle esen kalın....