Salı, Ekim 14, 2014

Evrim ama kimin

Eskiden böyle değildik. Tontalağı çok rahat anneanneye veya babaanneye bırakıp gezmelere giderdik. Sinema, tiyatro, opera artık programda ne varsa.Mutlu anne-baba mutlu çocuk denklemine inanılmaz inanırdık.

İki yıl önce tanımlayamadığım, çözümleyemediğim bir dönüşüm oldu ben de. Tontalağı akşam kimselere bırakamaz oldum hatta bu konuda çok hassaslaştım. Çevremdeki ebeveynler çocuğu büyüdükçe daha rahat hareket eder hale geldi ben ise büyüdükçe sıkıştım. Kendimi sıktım.

Hafta sonları hep tontalağa yönelik programlar yaptım. Kendi programlarımızı da tontalağı da dahil olacak şekilde düzenledim. Bir ev gezmesi olur, bir park-müze gezisi...

Bu pazar hep arkasına saklandığım zamansızlık bahanesinin elimde patladığını gördüğümde artık kendime itiraf ettim. Kesinlikle iş dışında tontalaktan ayrılmak istemiyordum. Neden büyüdükçe işte bunun cevabını bulamıyorum. Bu gidişe bir son vermeli değil mi? Kesinlikle verilmeli. Eskisi ben'e derhal geri dönülmeli. Erol sinemaya gidelim dediğinde ımm omm gibi sesler çıkarsam da tamam dedim.

Eray'a hep gerçekleri söyledik biz. Yani doktora iğne vurdurmaya gideceğiz diyerek bir yalanın içinde yaşamasına izin vermedik. Önce bende geleceğim banane dedi. Ben filmin çocuklara uygun olmadığını, yetişkin filmi olduğunu söyledim. Israr edince Erol devreye girdi. Annelerin ve babaların bazen yalnız kalmaya, birlikte vakit geçirmeye ihtiyacı olduğunu söylediğinde ki bakışı hay ben görmez olaydım. Zaten annesiyle babasının düğününe neden davet edilmediği konusunda hala kırgın bize.
 
Ben neden davet edilmedim annecim, ben neden davet edilmedim annecim

demesi bak kulaklarımda.Erol'a hoppsss bu kadar açık olmalıyım lütfen bu cümle çocuk da başka düşüncelere yol açar der gibi bir bakış fırlattım.Vallahi bir bakışa koca bir cümleyi sığdırdım. E dile kolay 10.yılımız birlikte.

Eray'ı kucağıma aldım. Anneanne sana mısır patlatsa ve orada sen de anneannenle sinema keyfi yap olur mu dedim. Peki dedi. Sonra daha da hiç bahsetmedi. İkna olduysa, karar verdiyse geri dönmez tontalak..Tıpkı benim gibi..


Anneanneye giderken dört Avm var yolumuz üstünde. Sapphire, Kanyon, Özdilek, Metrocity.. Bu kadar birbirine yakın ve çok olması nasıl bir tüketim manyağı olduğumuzun kanıtı bence.

Erol yeni tatlar, mekanlar ne bilim yeni şeyler denemeye bayılır ben ise tam tersiyim bu konuda. Alışkanlıklarıma sıkı sıkıya bağlıyımdır. Sapphire'in sinemasına (sıra sıra diğer üçüne hep gideriz) hiç gitmediğimiz için oraya gidelim dedi. Bilmediğimiz bir sinema güzel mi değil mi dedim. Öğreniriz dedi. Risk almayı sevmediğimden ben çok pişmanlıklar yaşadım biliyor musun bu arada..

Sapphire çarçabuk girip bileti aldım. Sonra anneanneye tontalağı bıraktık biraz oturup kalktık. Sapphire'in sineması aynı Metrocity gibi. Deri, rahat koltuklar falan da oturma düzeni çok karışık. Görevli sağolsun yardım etti ama duvar kenarı bir yer gösterdi. İyi de bilgisayar ekranında gösterilen yer orası değil ki neden oraya oturayım dedim. Neyse o zaman buraya oturun dedi. Sanki hakkım olmayan bir şeyi bana lütfetmiş gibi. Ben hakkımı yedirmem arkadaş ha ola ki yedirirsem(işte oluyor bazen) o olayı unutana kadar kendimi yerim.

Film Evrim idi. Johnny Deep filmlerini de bilim kurgu, fantastik filmlerini de severim.Film kötü değildi ama beklentimi de karşılamadı. Bir kere ilk yarı çok ağır ilerledi. Sonu ise çok sönük kaldı. Lakin konu güzel hakkını yemeyeyim. Sadece konuya yürüyememişler..



2 yorum:

Küçük Mucizem dedi ki...

En son ne zaman sinemaya gittiğimi unuttum. İki çocukla biraz daha rafa kalkacak sinema hayali sanırım.

Ayla dedi ki...

Nilhan hala çok şaşırıyorum. İkinci çocuk beni çok şaşırttı. Allah analı-babalı sağlıkla büyütsün. Birazcık büyüsün gidersiniz inşallah sizde..