30 Ocak 2009 Cuma

Hanımiğnesinin Küçük Adamı

9 aylık bekleyişten sonra 29 ağustosta kara kuzumuza kavuştuk.Şu an 5. ayını bitirdi, bakmayın resimde bu kadar masum göründüğüne babasıyla bize kök söktürüyor .İsmini yazmayı unuttum di mi:) Babasının adı ERol , annesinin adı AYla olunca bizden birşey olsun dedik ve ERAY koyduk isimini.Eray bey gececi, yani sabaha karşı yatıp öğlene kadar uyuyor.İş-ev-eray derken siteye biraz ara verdim, çünkü hiç vakit kalmıyor. Uykuyu pek sevmiyor, hep gezmek istiyor,kucağa alıp gezdirmeyince resmen benimle kavga ediyor:)Daha sonra eray ile ilgili gelişmelerle devam ederim.Allah sağlıklı, mutlu, huzurlu günler, aylar , yıllar nasip etsin hanımiğnesinin yavrusuna.

16 Şubat 2008 Cumartesi

Nefes Kesecek Anlar

Fulyacığım beni sobelemiş sağolsun mail atıp bildirmiş. Ama malesef bir türlü fırsat bulup kafamı toparlayıp bilgisayar karşısına oturamadım.Neyse bugüne kısmetmiş.

İşte bunlar, bakalım kaç tanesi gerçek olacak

Huzurlu, mutlu ve sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirip bebeğimi kucağıma almak.

Çocuğumun (belki çocuklarımın bilinmez)büyüdüğünü, okula başladığını,üniversiteden mezun olduğunu,askerlik yaptığını(ay bakalım birde oğlum olacak mı?), güzel bir işe başladığını,evlenip çoluk çocuğa karıştığını,hayatta çok başarılı ve mutlu olduğunu görmek.

İstediğim bir semtte genişçe bir ev alıp,zevkime göre döşeyip ailemle huzur içinde yaşamak.

Mutlu,huzurlu ve kafamın rahat olduğu bir işte çalışmak.

Her ne kadar geç kalmış olsamda yüksek lisans yapmak.

Öncelikle Türkiye başta olmak üzere dünyayı gezmek.

Eşimin işinde daha çok başarılı olup, yükseldiğini görmek.

Hemen yapabileceğim halde neden yapmayı beklediklerim

Pasta ve çikolata kursuna başlamak(Aslında kursları araştırırken hamile olduğumu öğrendim, yine erteledim)

Elbise dolabımı düzenleyip kullanmadıklarımın içindeki kullanabilecek olanları ihtiyaç sahiplerine vermek.

Kendimle daha çok ilgilenmek(Yeni kıyafetler alıp, saçımı değiştirmek vs)

Fotoğraf albümümü düzenlemek( aslında en acil madde bu,yıllardır düzenleyeceğim derim ama neden düzenlemediğimi bilmem)

Profesyonel fotoğraf makinesi almak ,e almışken birde kursuna gitmek.

Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa

Balerin olmak(aslında küçükken çok istedim bale yapmayı ama kısmet olmadı)

Kanadaya dil kursuna gitmek(Aslında zamanında fırsatım vardı,cesaretim yoktu,en büyük pişmalığımdır)

Kendini daha fazla düşünen, hayır demeyi bilen,beni üzen insanlar arasına set çekebilen,daha az ince düşünen bir insan olmak.

Bir enstürman çalabilmek.

Bende Sevgili Ebru Akını sobeliyorummmm.

11 Şubat 2008 Pazartesi

Ulak

En derin uykudan daha derindeydiler.
En karanlık kalpten daha siyahtılar
Hiç umut yoktu.
Ve bir gün,heybesinde sırlarla uzak bir diyardan
"O geldi"
Onlara sevmeyi, inanmayı ve cesareti anlattı.
ULAK

Bazen tek çare bir hikayeye inanmaktır.

Tür : Dram/Fantastik
Yönetmen:Çağan Irmak
Senorya: Çağan Irmak
Müzik: Evanthia Reboutsika
Oyuncular: Çekin Tekindor, Yetkin Dikinciler ,Hümeyra ,Feride Çetin, Şerif Sezer, Zuhal Gencer, Selda Özer

Zamansız ve mekânsız bir öykü… Düzeni yekten bozulmuş bir köye, köy köy dolaşan bir seyyahın, Zekeriya’nın gelişiyle ve beraberinde getirdiği sırlarla başlar film. Zekeriya ile gelen sırlar köye, geri dönülmez bir değişim yaşatacaktır.

Gerçekten değişik bir masal,ben filmi beğendim diyebilirim. Babam ve oğlum da oynayan tüm kadro neredeyse filmde vardı.Babam ve oğlum gibi bir konu ve film bekleyenler gerçekten hayal kırıklığına uğradı, çevremden gözlemlediğim kadarıyla filmi ya çok sevdiler ya da hiç sevmediler. İlk defa bir filmin konusunu okumadan, fragmanını izlemeden sinemaya gittim(eşim süpriz yapıp program yapmış)Önce çok şaşırdım ama keyifle izledim.Türkiyede masal üzerine kurulu bir film çekmek cesaret ister. Gelelim oyunculara; Çetin Tekindorun oyunculuğunu herzaman çok beğenmişimdir, bir masal anlatmak için ondan daha iyi bir oyuncu bulunamazdı.Ses tonu, vurgusu çok iyiydi.Yetkin Dikinciler ise kötü adam olarak karşımıza çıktı, oyunculuk perfomansı iyiydi ama çok küfür eden bir karakterdi.Ben filmdeki argo kelimelerden rahatsız oldum, çünkü o filme çocuğumla da gidebilirdim. Çok fazla çocuk oyuncu vardı bence oyunculuk perfomansları büyükleri bile geride bıraktı, çocuk karakterler başarılıydı.Filmin kurgulaması güzeldi ama değişik bir sonla bitebilirdi,sonu birazcık beni hayal kırıklığına uğrattı.

Not: Uzun zamandır yeni tarifler deneyemiyorum,çünkü küçük bir misarifimiz geliyor:)Bu aralar mide bulantılarım ve kokulara hassasiyet had safhada olduğu için mutfakla aram pek iyi değil.O nedenle bu aralar yeni tarifler ekleyemeyebilirim.


28 Ocak 2008 Pazartesi

Aşure-Geleneksel Tatlılar Etkinliği

Annem her yıl aşure ayında mutlaka aşure yapıp dağıtır. Geleneksel tatlılar etkinliğini duyunca anneme aşure yapmamda yardım eder misin diye sorduğumda bu ay aşure ayı zaten yapacaktım dediğinde bir taşla iki kuş vurmak buna denir dedim:) Herşeyi ama herşeyi ben yapacağım sen sadece yol göstereceksin dediğim halde malesef o gün biraz rahatsız olmam sebebiyle annemde yardım etti, iyiki de etmiş aşure çok güzel oldu.Evet biliyorum aşure soğuk yenir ama nedense ben ocaktan hemen inince sıcak sıcak yemeyi seviyorum.Annemin arkadaşlarını da çağırdık, bütün kızlar toplanıp bir güzel yedik sonrada dağıttık. Ellerine sağlık annem iyi ki varsın. Geleneksel Tatlılar Etkiniliğe ev sahipliği yapan Saliha hanıma teşekkürlerimi sunuyor, kolaylıklar diliyorum.Gelelim tarifimize;
1 kilo aşurelik buğday
2 su bardağı nohut
2 su bardağı fasulye
1 çay bardağı pirinç
300 gr kuru kayısı
300 gr kuru incir
750 gr kuru üzüm
2 su abrdağı süt
2 kilo şeker
Üzerini süslemek için;
Fıstık, ceviz, fındık, badem, nar, kuş üzümü, tarçın
Bir geceden önceden buğday iyice yıkanarak biraz kaynatılır suyuyla bırakılır. Yine bir gece önceden nohut ve fasulye haşlanır.Kuru kayısı ve incir küçük küçük doğranarak suda bekletilir(yumuşaması için) Fındık evde olduğu için kırıp fırınladık.Buğday ıslatılmış suyuyla beraber (çok iyi yıkanması gerekiyor) ocağa koyup kaynatılır. Fasulye , nohut ve pirinci de ekleyip biraz daha kaynatılır. Kayısı, üzüm, süt eklenerek bir 15 dakika daha pişirilir. İncirler de eklendikten sonra 5-10 dakika daha kaynatılır. En son şeker ilavesi yapılır ,şeker tadını verene kadar(5-10 dakika) kaynatılır. Eğer aşure çok sulu olduysa 3 yemek kaşığı nişasta su ile açılıp aşureye katılırsa sorun çözülür. Tabaklara servis edildikten sonra tabakların üstü hafif kaymak bağlayınca süslenir. Eğer hemen süslenirse süs malzeleri dibe çöker dedi annem:)

Afiyet olsun

06 Ocak 2008 Pazar

Patatesli Dilim Börek

Bu böreği Şule hanımın sitesinde gördüğümde mutlaka yapmalıyım dediğim tariflerden biriydi. İlk etapta yufkanın yoğurtlu ya da sütlü bir karışımla ıslatılmaması çok mu kuru olur diye düşündürdü. Ama iyiki de tarife sadık kalmışım, yoksa ıslatsaydım rulo yaparken ıslak olması sebebiyle hamurun zedelenebileceğini gördüm.Yoğun patates tadı olan güzel bir börek. Gelelim tarifimize;

3 adet yufka
3 adet iri patates (ben biraz daha fazla kullandım)
1 su bardağı süt
1 adet yumurta
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri( 1 su bardağına yakın kullandım)
kırmızı pul biber, karabiber ve tuz

Patatesi haşlayıp rendeleyin. Yağ, yumurta ve sütü patatesle iyice karıştırın.Kaşar peynirin yarısını, kırmızıbiber hariç baharatları ve tuzu patateslere katın. Yufkayı tezgaha serin. Üzerine patatesli harçtan yayıp diğer yufkayı serin. Üç kat üst üste aynı işlemi yapıp tamamlayın. Rulo şeklinde sıkıca kıvırın. Buzdolabında yarım saat bekletin.(ben geceden yapıp sabah pişirdiğim için bir gece beklektim) Dolaptan çıkardıktan sonra 2 parmak eninde dilimleyin ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin. Üzerlerine kaşar peyniri rendesi ve kırmızı pul biber serpin. 180 derece ısıtılmış fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.

Afiyet olsun

02 Ocak 2008 Çarşamba

Sosisli Milföy Börek

Uzun zamandır aklımda sosisli bir börek yapmak vardı. Tesadüfen blogunu gördüğüm Zerrin hanımın sitesinde sosisli milföyleri görünce bunları yapmalıyım demiştim ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Evde sosisler bozulacak değerlendirmeliyim derken milföyler geldi aklıma ve hemencecik Zerrin hanımın sitesindeki börekleri yapıverdim. Oldukça pratik ve lezzetli bir börek. Aslında resim hiç içime sinmedi, akşam yemeği yiyeceğimiz ve bu börekçikleri de yemeğe yetiştireyim derken öylesine bir iki poz çektim. En kısa zamanda tekrar yapıp ekleyeceğim resimleri:) Bu arada milföylü sosisleri Ebru hanımın blogunda farklı bir sunumla gördüm bence sunum çok hoş olmuş.Evdeki sosisler kokteyl sosisi olduğu için artık ebru hanımın sitesindeki sosisli milföy çubukları başka zaman deneyeceğim. Gelelim tarifimize;

6 adet milföy(10 adet sosis olduğu için 5 adet milföy kullandım)
12 adet minik parmak sosis
1 yumurta sarısı
1 yemek kaşığı salça
1 yemek kaşığı su (3 yemek kaşığı su kullandım)
1 çay kaşığı sarımsak tozu(evde olmadığı için kullanmadım)
1 çay kaşığı kekik

Milföyleri buzluktan çıkarıp oda sıcaklığında şekil verecek yumuşaklığa ulaşmasını sağlayın. Diğer tarafta salça, su ve kekiği karıştırıp sos haline getirin. Milföyün içine çay kaşığıyla sos koyup yayın. İçine 2 tane sosisi yan yana koyun ve milföyleri sarın. 4 eşit parçaya kesin. Kestiğiniz parçaları milföyün açılmaması için kürdanlar yardımıyla tutturun. Yumurta sarısını fırça yardımıyla üstüne sürüp,önceden ısıtılmış fırında üstleri kızarana kadar pişirin.
Not: Milföyü merdane yardımıyla iki adet sosis yanyana gelecek şekilde birazcık açtım.
Afiyet olsun

01 Ocak 2008 Salı

Süpriz Kurabiye

Daha önceden denediğim ve tadını beğendiğim süpriz kurabiyeyi yılbaşı ertesi tekrar yapıp ekledim.İlk yaptığımda blogum yoktu, sağolsun canım arkadaşım fulya yapılışını tek tek resimleyip mail atmıştı. Kurabiyeyi yapıp işyerine getirdiğimde herkes çok beğenmişti. Geçmişte denediğim tarifleri ise vakit buldukça tekrar yapıp ekleyeceğim ama doğrusunu söylemek gerekirse çok üşeniyorum:) çok. Gelelim tarife;

3 su bardağı un
1 su bardağı pudra şekeri
1 paket (250 gr.) oda sıcaklığında margarin
1 paket vanilya
1 yumurta
1 türk kahvesi fincanı süt
İçi için 1 su bardağı damla çikolata
Üzerine serpmek için kako+pudra karışım

3 su bardağı un, pudra şekeri ve vanilyayı hamur yoğuracağınız kapta karıştırın. Yumuşak margarini küçük parçalara ayırıp ilave edin ve pütürlü bir karışım elde edene kadar elinizle mıncıklayarak karıştırın. Süt ve yumurtayı ekleyip kolay şekillenen yumuşak bir hamur elde edin. Hamur elinize yapışıyorsa yarım su bardağı daha un ilave edebilirsiniz.Hamuru buzdolabında 10 dakika kadar dinlendirip merdane yardımıyla çok ince olmayacak şekilde açın. Bir su bardağı yardımıyla resimdeki gibi daireler kesip içlerine birer çay kaşığı damla çikolata koyun. Hamuru kapatıp elinizde yuvarlayarak top şekli verin. Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında 20-25 dakika kadar pişirin. Kurabiyeler sıcakken üzerlerine çay süzgeci yardımıyla pudra şekeri+kakao karışımından serpin.
NOT: İsterseniz tüm hamuru merdane yardımıyla açıp bardakla kesebilirsiniz, isterseniz portakal büyüklüğünde parçalar koparıp(ben öyle yaptım) açabilirsiniz.
Afiyet olsun

28 Aralık 2007 Cuma

Gül Tatlısı-En Tatlı Hediyeler Etkinliği

Sevgili Burçin'nin ev sahipliği yaptığı etkinlik için yeni tarifler bulması için annemin peşinde dolanıyordum ki Gül ablalarda (annemin arkadaşı)yediği bir tatlıdan sözetti. Akşam geliyorum hemen deneyelim dedim. Gül ablada sağolsun beni kırmayıp geldi bana tarif etti. O kadar marifetli biri ki bilmediği hemen hemen hiçbir şey yok. Bir süre annem ve arkadaşlarıyla takılmaya:) karar verdim.İşte Gül ablanın gül tatlısı...

Hamuru için;
1 paket Dr.Oetker sade kek karışımı
1 paket oda sıcaklığında yumuşamış margarin
3 yemek kaşığı yoğurt
Üzeri için fındık

Şerbeti için;
4,5 su bardağı şeker
5 su bardağı su
3-4 damla limon suyu

Bir paket sade kek karışımı,yoğurt ve margarin yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurulur. Hamurdan portakal büyüklüğünde hamur koparılarak merdane ile açılır. Gazoz kapağı ile resimdeki gibi kesilir. İki yuvarlak hamur üst üste konulur.Üzerine bir fındık iyice yerleştirilir. Yağlanmış tepsiye(yağlı yağıt kullanmıyorsanız eğer) dizilerek 180 derece fırında kızarana kadar pişirilir.5 bardak su ve 4,5 bardak şeker kaynatılır(25-30 dakika kaynadı) ,ocaktan indirmeye yakın limon eklenir. Soğumuş tatlının üzerine şerbet dökülerek bir gece bekletilir. (ben ters çevirerek biraz da öyle beklettim)

Burçine güzel sunumları ve sabrı için çok teşekkür ediyorum.

Afiyet olsun

14 Aralık 2007 Cuma

Elmalı Örgü

Aslında yapacağım hemen hemen herşeyi önceden planlarım, başak burcu olmamımda buna büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Dün akşam işten geç çıktık, eve gidip yemek yedik derken saat geç oldu, o gün için yeni bir tarif denemek planlarımın arasında yoktu. Fulyanın sitesinde gördüğüm ve mutlaka denemeliyim dediğim elmalı örgü aklıma düştü. Listeye baktım evde olan malzemeler hemen attım kendimi mutfağa. İç malzemesini hazırladım tam yoğurma işlemine başladım eşim yoğurma işlemini yapması konusunda ısrar etti. Aslında bu tarifi siteye koymak istediğimden önce bir an tereddüt ettim ama el beceresine çok güvendiğim için yoğurmayı ona bıraktım.Bir başladı daha da bırakmadı:) Yukarıdaki resimde eşimin yaptığı elmalı örgüler var, bence gayet başarılı. Tadı ise süper. İçinde elma, tarçın ve ceviz olur da çirkin olur mu hiç. Gelelim tarifimize,

1 yumurta
75 gr. margarin (yarim paket margarinden biraz az)
1 çay bardağı siviyağ
1 çay bardağı pudra şekeri
1 çay bardağı yoğurt
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un

İç malzemesi için
2 elma, 1'er fincan ceviz, fındık, kuru üzüm
2 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın

Oda sıcaklığındaki margarin,sıvıyağ, yumurta akı,pudra şekeri ve yoğurdu karıştırın.Un ve kabarta tozu ilave ederek kulak memesi kıvamında bir hamur elde edin.Hamurdan mandalina büyüklüğünde parçalar koparıp oval şekilde açın.Her iki kenarına da hamurdan kopmayacak şekilde bıçakla çizin(fulyanın sitesinde nasıl kesileceği var).Ortasına iç malzemeyi koyun. Kestiğiniz hamuru örgü şeklinde kapatın ve üzerine yumurta sarısı sürün.180 derece fırında pişirin.Fırından çıkınca örgülerin üzerine bal sürün(ben sürmedim)

Afiyet olsun

10 Aralık 2007 Pazartesi

Çaylı Kek

Kekler ile ilgili araştırma yaptığım dönemde rastladım."Çay ve Kek" kesinlikle birbirine çok yakışmıştır diye düşünmüştüm.Keki yediğinizde çok çay tadı almıyorsunuz ama kesinlikle lezzetli bir kek, hele de damla çikolatalar yok mu? Yıl sonu olması sebebiyle o kadar işler yoğun ki resimleri eklemiş yazısını yazmaya bir türlü fırsat bulamamıştım. Nihayet yazma fırsatı bulabildim, öncelikle kek hatice hanımın sitesinden.Gelelim tarifimize;

3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı ılık demli çay
1/2 su bardağı damla çikolata
1/2 su bardağı sıvıyağ
1 çay kaşığı tarçın
2 yemek kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
3 su bardağı un

Yumurta ve şeker yoğurt kıvamına gelene kadar mikserle çırpın.Daha sonra sıvıyağı ve çayı ilave edin.Un, kabartma tozu,tarçın ve kakaoyu eleyerek karışıma ekleyin.En son damla çikolatayı da ilave edip karıştırın.Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 40-45 dakika pişirin.

Afiyet olsun

Düğüm Poğaça

Pazar günü evden çıkmayıp kendime ayıracağım dedim.Uzun zamandır yapmak isteyip de yapamadığım düğüm poğaçayı yapmaya karar verdim. Öncelikle çaylı keki yaptım, evi topladım derken yine vakit epey geç oldu.Acele etmeden bir tarif denemenin rahatlığı ile poğaçaya başladım ama aksilikler peşimi bırakmadı. Süt ile mayayı karıştırırken eşim yanımda bardak kırdı.Yüksekten düşmesi nedeniyle bardak tuzla buz olup heryere saçıldı, süt ve mayanın içine de bardak parçalarının düşmüş olduğunu farkettik. Ben tam sütü dökecekken eşim temiz tülbentin var mı, süzelim bence dedi. İyi ki de dökmemişim,sonradan herhangi bir sorun olmadı. Neyse dedim başladım yoğurmaya zır telefon, arkadaşlar çaya davet ediyor gitmemek olmaz.Düğüm poğaçayı yanımda götürürüm diye aceleyle başladım yoğurmaya,eşim de hemen çıkmamız gerektiği için sağolsun poğaçaları düğümledi. Oh neyse başka aksilik olmadan fırına verdik dedik bu seferde elektirik gitti:) Tam da kabarırken:( neyse arkadaşlar tadını beğenince tüm sıkıntım gitti. Az daha tarifi nerden aldığımı yazmayı unutuyordum.Tarif beğenerek takip ettiğim Emel hanımın sitesinden. Gelelim tarife;


1paket yaş maya
2 su bardağı süt
1.5 su bardağı sıvı yağ
1.5 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar un
1 adet yumurta (sarısı üzerine, akı içine)
çörek otu ve susam
Peynir

2 su bardağı sütü ısıtın(sıcak olmasın) ve hamuru yoğuracağınız kaba boşaltın.1 paket mayayı kabın içine ufalayarak elinizle sütle iyice homojen bir karışım olasıya kadar karıştırın. Sıvıyağı da bu karışıma ilave edin, yine bir-iki kere karıştırın.Tuzunu ve yumurta akını ilave edin.Yavaş yavaş unu ilave edin ve bir yandan da elinizle karıştırın. Kulak memesi kıvamında bir hamur elde edene kadar yoğurun. 10 dakika kadar üzerine bez örterek bekletin. Hamurdan mandalina büyülüğünde parçalar koparıp yuvarlayın ve tepsiye dizin, üzerine bez örtün(kabuk bağlamaması için) Tüm hamuru yuvarlayana kadar ilk yuvarlanan hamur mayalanmış olur.Düz zemin üzerinde hamuru elinizle oval şeklinde açın(ben merdaneyle açtım)Uzun kenara peynir koyun, elinizle ruloyu yuvarlayarak 1 karıştan uzun rulo yapın ve hamura düğüm atın, düğüm yeri alta gelecek şeklinde tepsiye dizin.(tepsiyi yağlamaya gerek yok) Hamurların üzerine çörek otu ve susam serpin.Önceden ısıtılmış fırında 10 dakika mayalandırın.Daha sonra fırının derecesini 185 dereceye getirerek üstü kızarana kadar pişirin.

Afiyet olsun

06 Aralık 2007 Perşembe

Neskafeli-Damla Çikolatalı Kek-En Tatlı Hediyeler Etkinliği


İlk etkinliğim olacağı için beğeniyle takip ettiğim Burçin'nin ev sahipliği yaptığı En Tatlı Hediyeler Etkinliğine katılmak çok istedim.Etkinlik için birkaç tarif yaptım aslında ama hem kurban telaşı hem de kayınvalidemlerin hacdan dönmesi sebebiyle çok yoğun günler geçirdik resimleri çekmeye fırsat bulamadım. O nedenle daha önceden yaptığım bu kek ile katılabilir miyim diye sevgili Burçin'e mail attım, sağolsun beni kırmadı. Güzel sunumları nedeniyle Burçine çok teşekkür ediyorum.

Aslında bu kek için ilk deneyimim diyebilirim.Kuzenim tarif edip bir kere lisede kek yapmışlığım var aslında.O kek o kadar çok kabarmıştı ki Efide ablam acemi şansı demişti. Daha sonra okul, iş derken mutfağa nerdeyse hiç girmedim.Aslında mutfağa geç girmemde anneminde payı çok büyük.( okulun var ders çalış ya da işten geldin yorgunsun gibi nedenlerden bize hiç kıyamazdı, e benimde merakın yoktu işime geliyordu) Yeni tarif denemenin beni bu kadar mutlu edeceğini bilseydim annemi dinlemez atardım kendimi mutfağa:) Herzaman dediğim gibi hiçbirşey için geç değildir. Yemekleri çat pat bilirdim de pasta,börek ve keklerle aram iyi değildi. Hemen hemen herşeyi denedim ama hep ötelediğim bir kategori vardı "KEK"ler. Fulya(yunkabu) sağolsun hiç peşimi bırakmadı:) ne zaman kek yapacaksın diye son günlerde nerdeyse hergün sordu. İyi ki de sormuş yoksa öteleyip duracaktım. Kek yapışmasın diye silikon kalıp aldım, çok memnun kaldım. İlk fırsatta kalıpların diğer çeşitlerini de alacağım. Bu keki yemek günlüğüm sitesinde görünce kesinlikle ilk olarak bu keki yapmalıyım dedim.Kek çok güzel kabardı,tadı da bence süperdi. Ama emel hanımın sitesindeki gibi damla çikolatalar tam anlamıyla erimedi.Ben damla çikolatayı hamur içine atıp karıştırdım, acaba çikolatalar başka aşamada mı atılıyordu?Neyse sonuçta biz beğendik.Gelelim tarife;

3 yumurta
1 su bardağı şeker
3 su bardağı un
1 su bardağı süt
1 su bardağı sıvıyağ
1 tatlı kaşığı granül neskafe
1 yada 1.5 su bardağı damla çikolata (ben 1 su bardağı attım)
1 paket kabartmatozu
1 paket vanilya

Yumurta ve şeker yoğurt kıvamına gelene kadar çırpılır.Süt, yağ ,neskafe ve vanilya ilave edilip karıştırılır.Un ve kabartma tozu ilave edilip karıştırılır.En son hamura damla çikolataalr eklenir.Karışım kek kalıbına boşaltıp, orta derece ısıtılmış fırında 35-40 dakika pişirilir(benim fırında biraz daha uzun sürdü)
Afiyet olsun.

05 Aralık 2007 Çarşamba

Einstein Sergisi

Doğuş OtoMotion İstanbul’da Mart 2008’e kadar ziyaret edilebilecek olan sergi, ilk olarak 2002 yılında Amerikan Doğal Tarih Müzesi’nde açıldı ve birçok şehirde milyonlarda kişi tarafından izlendi. Sergide Einstein’ın mirası hakkındaki yorumları içeren video gösterimi, Einstein’ın ışık, zaman, enerji ve yer çekimi hakkındaki kuramlarını açıklayan etkileşimli objeler ve Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı el yazmaları ile birleşik kuramı ararken yaptığı son hesaplamalarını içeren bloknotlar, çocuklar ve yetişkinler için uygulamalı atölyelerin yer aldığı eğitim laboratuvarı yer alıyor.

Doğuş OtoMotiona ilk girdiğiniz zaman dev bir ekranda Einstein'ın ve onunla yolları keşişen diğer bilim adamlarının hayatlarının anlatıldığı muhteşem bir film yer alıyor.Yukarıdaki resim bu filmden bir kesit. (Mileva Mari'c ile yaşadığı aşkı anlatan bölüm)

Albert Einstein 14 mart 1879 yılında Almanya'nın Ulm şehrinde doğdu.Kız kardeşi Maja'nın söylediğine göre Einstein'da en başından beri eşsiz birşeyler vardı. 'Doğumda, annesi aşırı derecede büyük ve köşeli olan kafasının arkasını görünce şok olmuştu' diye yazmıştı. Einstein yaşamı,yaşadığı gönül maceralarıyla doludur.İlk evliğini fizikçi Mileva Mari'cle ile yaptı ve bu evlilikten iki oğlu oldu.(yandaki resim bayan Mari'c) Daha sonra kuzeni Elsa Löwenthala aşık olunca boşanıp kuzeni ile evlendi.

Annesi tarafından çok küçük yaşta keman çalmayı öğrendi, bir söyleşisinde eğer bilimle uğraşmasaydım kesinlikle müzikle uğraşırdım diyordu.

Einstein'ın Nobel Ödül Madalyası; madalyanın ortasındaki resim,tanrıça İsis'in vücudunda ,doğayı açığa çıkaran bilim dehasını betimlemektedir.Elinde bir bereket çanağı tutarak bulutlardan yükselmektedir. Resmin çevresinde ,'Sanatın süslediği hayatı,buluşlar geliştirir' sözü vardır.Arka yüzünde Alfred Nobel'in bir resmini taşır.

Sergiden resimler

Işık nedir?Nasıl yolculuk eder ve ne kadar hızlı gidebilir?Einstein, ışığın doğasına karşı büyük bir ilgi duyuyordu.Bu soruları Özel Görelilik Kuramıyla yanıtladı.Işığın onu ölçerken ne kadar hızlı ilerlediğinizden bağımsız olarak,herzaman sabit hızda ilerlediğine dair tespitidir.Işığın temel özelliklerine dair keşifleri,aynı zamandaGenel Görelilik Kuramının da temelini oluşturur.

Einstein yakın arkadaşı Michele Besso ile sık sık saat kulelerinin önünde geçiyordu ve birgün Besso ile tartışmalarının sonucunda aniden birşeyi kavradı: zamanın mutlak olmadığı. Bir saniyenin evrenin her yerinde bir saniye olduğuna dair yaygın anlayışımıza karşın, zamanın akış hızı,bulunduğumuz yere ve hangi hızla yol aldığımıza göre değişirdi.
Einstein,Nazilerin atom bombası yapmakta olduğu kaygısıyla, ABD'ye onlardan önce atom bombası yapması için ısrar etti.Altı yıl sonra bomba sivillerin üzerine atıldığında,Einstein bu eyleminden pişman oldu ve yaşamın geri kalanını nükleer silahsızlanma savunucusu olarak yaşadı.

Einstein ününden rahatsızdı,hatta birgün 'Geçmişte, öylesine söylediğim her sözün alınıp kaydedileceği hiç aklıma gelmemişti. Yoksa daha fazla kabuğuma çekilirdim' demişti.


Albert Eistein ,kalbinin yanında bir damar patladıktan sonra öldü.Ameliyat olmak isteyip istemediği sorulduğunda,Einstein bunu şu sözlerle rededer.'Ben kendi istediğim zaman gitmek istiyorum.Yaşamı yapay olarak uzatmak tatsız bir şey.Ben payıma düşeni yaptım,gitme zamanım geldi.Bunu zarafetle yapacağım'.Otopsinin ardından bedeni yakıldı ve külleri açıklanmayan bir yere yayıldı.

Einstein tutkulu bir hümanist ve savaş karşıtı bir eylemciydi. 'Yaşamım kimsenin ilgisini çekmeyecek, basit bir şeydir' diye iddia etmişti. Ama aslında mektupları defterleri ve el yazmaları çok farklı bir öykü anlatıyordu.

25 Kasım 2007 Pazar

Patlıcanlı Börek

Cumartesi günü işten 17.00 de çıkınca eşimle birlikte alışveriş yapıp hemen eve geldik. Kayınvalidemlere gideceğimiz için iki çeşit börek yapmaya karar verdim.Patlıcanlı börek bunlardan biriydi. Eşimde sağolsun o kadar yardımcı oldu ki, zaten mutfak konusunda çok becerikli. Patlıcanın iç harcını hazırladıktan sonra kısa sürede böreği hazır ettik. Ben yufkaları yağladım,eşim katlayıp kesti,ben iç harcı koydum, eşim bohça şeklini verip tepsiye dizdi ben de yumurtaları sürüp çörek otuyla süsleyip doğruca fırına verdim.Börekler o kadar çok kabardı ki mutluluktan uçtum,tadını sorarsınız gayet lezzetliydi. Burçin hanımın sitesinde tarif var ama ben buraya da yazmak istiyorum.

20 adet börek için

5 adet yufka
1/2 su bardağı sıvıyağ
1/2 su bardağı süt
1 yumurta

İç harcı için
3 adet patlıcan( ben dört orta boy patlıcan kullandım)
2 adet çarliston biber( ben kullanmadım
2 adet domates
1 adet soğan
1 çay bardağı sıvıyağ
Tuz, karabiber(orjinal tarifte yok ben kendim kullandım)

Üzerine sürmek için
2 yumurtanın sarısı
Susam,çörek otu

Harç için patlıcanları alacalı soyup(ben tamamen soydum) küp küp doğrayarak tuzlu suda bekletin.Yemeklik doğradığımız soğanları sıvıyağda kavurun.Sırasıyla ince doğradığımız biberleri,küp doğranmış domatesler ve patlıncaları ekleyip kavurun. 1/2 su bardağı sıcak su dökerek tuzunu ekleyip 10 dakika suyunu çekene kadar pişirin.Yufkalardan her birini açıp tüm yüzeye çırpılmış yağ,süt ve yumurta karışımını bir fırça yardımıyla sürün. Önce karşılıklı iki kenarı katlayıp kuru kalan kısımlara tekrar karışımdan sürün.Sonra diğer kenarları da katlayıp 30-35 cm büyüklüğünde kare elde edin. Büyük kareyi dört eşit parçaya bölüp 4 tane daha küçük kare elde ederek orta kısımlarına patlıcanlı harçtan koyup bohça şeklinde kapatın. Bohçalarımızı fırın tepsisine yerleştirip üzerlerine yumurta sarısı sürerek susam ve çörek otu serpin.Önceden ısıtılmış 170˚C’de fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Afiyet olsun

Örgü Milföy Börek

Haftasonu kayınvalidemler hacca gidecekleri için misafirler çoktu. Bende herzaman yaptığım böreklerin dışında yeni birşeyler yapmak için daha önceden keşfettiğim fakat bir türlü fırsat bulup inceleyemediğim burçinindenemeleri sitesinden örgü milföy börek ve patlıcanlı börek tariflerini gördüm. Öncelikle şunu söylemek isterim sunumlar ve resimler bir harika. Ben tam istediğim gibi milföyü öremedim, çünkü bir taraftan da patlıcanlı böreğin iç malzemesini yapıyordum. Milföyün nasıl kesilmesi gerektiği Burçin hanımın sitesinde var. Benim acelem olduğu için resimleyemedim. Ama en kısa zamanda tekrar bu böreği yaparak daha güzel resimler ekleyeceğim. Tarif çok basit sadece milföy ve ben peynirli tercih ettiğim için peynir
Afiyet olsun