Çarşamba, Ekim 22, 2014

Bir zamanlar küçücük ama gururlu bir kız vardı anne bilmem hatırlar mısın?

Cumartesi veli toplantısından çıkınca doğruca anneme geçtik. Tabi annemin yaptığı ikramlarda çeldi aklımızı lakin en çok da uzun zamandır görmediğim teyzelerin bir hatırını sormak istedim. Zaman akıp geçiyor blog. Geçmişimin gencecik teyzelerinin artık hastalık haberlerini duyuyorum ve hatta..

Neyse bugün kötü şeylerden bahsetmek yok. Eskiden günlere katılmak için can atardım. Şimdi ise annem çağırıyor ben burun kıvırıyorum.

Bir zamanlar bekar, çoluksuz çocuksuz sizin kriterlerinize uymayan küçücük, minicik ama gururlu bir kız vardı hatırlıyor musun anne hah işte o küçücük kız sizin kriterlerinize uygun hale geldi. Tamam artık o kadar küçücük değil lakin hala çok gururlu..Nayırrr ,nolamaz,napamam, katılamam şeklinde teklifini redediyorum. Tabi bende hava 1500.. Sen bizi zamanında bir kedi gibi kapının önüne koyar mısın ohhh olsun sana.

Kadınların arasında olmaya meraklı değiliz aslında.Çocuklarla pasta, börek yemek için evde durmak isterdik yoksa sokaklar bizim favorimiz. Annem yeme vakti gelince çağıracağım sizi derdi biz de kapı önünde oyalanırdık ne bilim pasta börek bitecek diye mi korkardık. Gerçekten de çağırırdı be annem, anne yüreği işte. Uçarak giderdik. Bize yere sofra kurulurdu aman ne de leziz olurdu. Yedikten sonra bizi bulana aşk olsun. Akşama kadar tüm sokaklar bizim.



O zamanlar günler hafta içi olurdu.(sürekli sabahçı olduğum için günleri hiç kaçırmazdım) Ve herkes birbirine yakın otururdu. Annemin samimi olduğu kadınlara teyze, daha az samimi olduklarına ise hanım teyze derdik. Gülten teyze, Fatoş hanım teyze.. Ha zamanla Fatoş hanım teyze Fatoş teyze oldu bu da samimiyete bağlı olarak değişti. Günlerin adı ise Altın günüydü.. Sonra dolar günü ,sonra Euro galiba bu aralar Türk lirasına takılıyorlar...

Annem pencereye  nöbetçi olarak dikerdi beni.Yani misafirler gelmeye başlayınca kapıyı açmam ya da açtırmam için. Sanki zil yok. Yok çalınmadan açılacak o kapıı..Annem çok tez canlıdır benim bu arada. Anneeeee kapıyı açç Hürmüz teyze geldiiiiii diye bağırdığımda dişlerinin arasından anırma eşek gibi derdi hey gidi günler. Macide teyze omuzlarına ince bir hırka atardı. O hırka hiçbir zaman giyilmezdi de omuza atılırdı. En çok da o komiğime giderdi. Misafirlerin çantalarından, poşetlerinden çıkardıkları süslü püslü terlikleri yok mu.. Artık ayakkabı giyiyorlar.

Sonra hemen hemen her gün birbirlerini gören teyzelerin, hanım teyzelerin siz nasılsınız, siz nasılsınız diye bir tur hal hatır sormaları yok mu o kısımda gülmeye başlardım zaten bu son gülüşüm  olurdu kapının önüne konurdum...

Zamanla teyzeler, hanım teyzeler taşınmaya başladı. Bazıları çok uzaklara. O mahallede sadece dört kişi kaldı insan özlemiyor değil.Birbirlerinden kopmamak için güne hiç ara vermediler. Ayda bir olsa da gün geleneğini devam ettirdiler. Sadece hafta içi değil de hafta sonları yapıyorlar artık. Eee torun sahibi olmak hiç kolay değil:)

Anneme gün sırası neredeyse on bir ayda bir falan geliyor. Eskiden daha geç gelirdi. Maalesef eksildiler. Aralarında ebedi istirahatlerine çekilmek için ayrılanlar var :( Anneme sıra geldiğinde mutlaka giderim bir saatliğine de olsa. Nasıl gitmeyeyim onlar benim en mutlu hatırladığım anıların bir parçası. Hey gidi günler...


4 yorum:

Dürr-i Yekta dedi ki...

ben de artık günlerin aranan ismiyim, girmem etmem deyince ısrar ediyorlar ya acayip hoşuma gidiyor :) tabi börekler, dolma, sarma, salata of ve sınırsız bana da hizmet edilmesi acayip güzel bişi

Ayla dedi ki...

Dürr-i Yekta ben yılda bir annemin gününde görünüyorum maksat sevdiğim insanları görebilmek gün vesile oluyor yani. Tabii ikramlar insanın aklını çelmiyor değil:))

Bir Terazi Kizi... dedi ki...

ah ah ne günlerdi o Günler:)) Cok yorulurduk,bol bol kalan mamalarla birkac gün bayram ederdik:))

Ayla dedi ki...

O zamanlar sanki bir tadı olurdu. Bilmiyorum büyüdük diye mi böyle eskisi gibi hissedemiyorum :(