Perşembe, Ekim 23, 2014

Başlıksız

Okulun ikinci haftasında sınıf öğretmeni Eray üstün zekalı veya hiperaktif bir çocuk olabilir mi dedi. Seramik öğretmeni geçen gün yanıma geldi Eray üstün zekalı bir çocuğa benziyor dedi diye anlattı. Bence sınıf öğretmeni Eray'ın hiperaktif bir çocuk olduğunu düşünüyor seramik öğretmeni de üstün zekalı.

Haksız da sayılmazlar. Her ne kadar birbirlerinden farklı teşhislerde olsa benzer yönleri de var.  Sustum ve soruyu cevaplandırmadım. O zaman kafam biraz karışıktı.

Sonra cumartesi veli toplantısına gittik. İngilizce öğretmeni (sınıf öğretmeni sadece sunum yaptı onu da dışında tutuyorum o gün) dışında herkes Eray'ın ne kadar özel bir çocuk olduğundan bahsetti. Ben konuyu dersteki performansına getirmeye çalışıyorum onlar inanılmaz hayal gücü var, o kelimeleri nereden buluyor gibi yorumlar yaptı. Hatta beden öğretmeni al çocuğu karşına oturt adam gibi sohbet et. Bu sohbetler onun aklına nereden geliyor dedi. Güldük.

Düşünce becerileri dersinin öğretmeni ise karışık yorumlar yaptı. Dört kitap dört ayrı konu var o derse ait.(unuttum derslerin alt adını) Mesela sudoku yaparken dikkati çabuk dağılıyor çevreyle çok ilgileniyor dedi. Sıkılıyor ayağa kalkıyor diye de ekledi. Fakat bir parçayı tamamlama ile ilgili çizimler yapıldığında inanılmaz şeyler ortaya çıkarıyor dedi. Diğerleri mesela o söylenen şeyden ev yapmış, araba yapmış Eray'ın çizimine baktığımda hiçbir şey anlamıyorum sonra bu ne dediğimde anlatmaya başlıyor.Anlatmaya başladığında aaaa gerçekten öyle dedirtiyor bana dedi. Eray'ı henüz çözemedim diye de bitirdi.

Sonra okula bu yıl gelen seramik öğretmenin yanına gittik.Biz Eray'ın anne ve babasıyız der dermez kadın bize öyle bir gülümsedi ki anlatmam. İngilizce öğretmenlerinin yorumlarından ve suratsız ifadelerinden sonra bize acayip iyi geldi.

Eray'ın anne ve babasını o kadar çok merak ediyordum ki iyi ki toplantıya katıldınız dedi. Hiç Eray'a test yaptırdınız mı oğlunuz üstün zekalı bir çocuk olabilir mi dedi. Galiba rahat iki dakika sustum. Ne söyleyeceğimi bilemedim ve sonunda evet test yaptırdık diyebildim.

-Evet WİSC-R testi yaptırdık. Okul başladıktan hemen sonra. Bu testi kendi egomuzu tatmin ettirmek için değil doktor istediği için yaptırdık ( 6 yaşı bittiğinde bu testin daha sağlıklı sonuçlar vereceğini söylemişlerdi .Bekledik.

Öğretmen dikkatle ve sabırla konuşmamı bekledi. Anlattım. Teste parlak zeka ile üstün zeka çizgisinde kaldı doktorun söylediğine göre bu üstün zekalı da olabilirmiş. O gün yani test yapıldığı gün Eray çok huzursuzdu ve doktor üzerinde otoritesini kurumadı dedim. 6 ay sonra tekrarlayacağız diye de ekledim.

-Aslında benim için üstün zekalı ya da normal bir zekalı olmasının önemi yok. Sadece nasıl bir rota izleyeceğimizi öğrenmek ve bizi zorlayan konuları anlamlandırmak için yaptırdık-

Seramik öğretmeni eşim üstün zekalı çocukların öğretmeni ve şunu söylemeyelim ki farklı bir eğitim almalılar dedi. Her hafta eşime Eray'dan bahsediyorum, ondan destek alıyorum diye ekledi. Ya aslında öğretmenle konuştuğumuzu daha fazla yazmasam da olur hepsi güzel şeylerdi.

Evet IQ yüksek bir çocuk(normalde puan söylemiyorlar hatta önemsemiyorlar, ben öğrenmek istemiyorum ya pat diye duyuverdim) lakin dikkati de dağınık bir çocuk.

Dün akşam telefonda yaptığım bir konuşma canımı çok sıktı. Bu öğlen Eray'ın okuluna gidip bahçede oturacağım. Çünkü çok ihtiyacım var.

-Evet çok sosyal lakin bireysel bir çocuk ya da söyle diyeyim büyük çocuklarla, yetişkinlerle birlikte olmayı seviyor. Teneffüs de  zorla futbol oynattıramam ki ona. Bir gün sordum hatta neden oynamıyorsun futbol diye. Erkekler saçma sapan hareketlerle kendini yaralayabiliyor bu oyunda ne gerek varmış.
Evet çok soru soruyor. Kuralları ve gelenekleri sorguluyor. Bazen yoruyordur doğrudur
Evet otorite ile güç mücadelesine girdiği de doğrudur
Evet bilgiye aç, sürekli beslenmesi gerekiyor.
Evet zor bir çocuk, ama kabul edin artık çocuğumun farklı bir durumu var. Onu anlamak ve o doğrulta yönlendirmek bu kadar mı zor.

Not: Bu konuyu çevremde dört kişi dışında kimseye anlatmadım. Çünkü Eray'ın duymasını istemiyorum.

8 yorum:

safiye yaşar erdiger dedi ki...

Ülkemizde normal insanlar bile çok da dzgün eğitilmiyor. Kendinizi üzmeyin. Önemli olan, çevresiyle başarılı ilişkiler kurabilmesi ve mutlu olmasıdır. Sizin gibi bir annesi olduktan sonra; Evvel Allah kimseye eyvallah demez. :)

Cebimdeki renkler dedi ki...

Zor sorular bunlar Ayla'cim. Haklısın insan en kıymetli varlığını emanet ediyor ve hakettiği ilgiyi görsün istiyor ve öğretmenlik sadece bu görevin kutsalligini ve önemini bilen fedakar insanlarca yapılmalı tipki doktorluk gibi ama.. En büyük görev yine ve yine size, bize düşüyor aileye.

Adsız dedi ki...

Sizi çok iyi anlıyorum. Öğretmenlerin kafasında belli kalıplar var, illa ki her çocuk o davranış kalıbına uyacak yoksa hemen "acaba bir pedagog mu görse şu test mi yapılsa" diye başlıyorlar. Sanırım sorumluluğu üzerlerinden atmak için. Tamam bazen gerçekten uzman yardımı gerektirecek durumlar olabilir, kabul, ama sabah 8.30'tan 16.00'ya kadar 9 ders gören, bir birinci sınıf çocuğunun derste bir miktar dikkati dağılıyorsa, sıkılıp kalemleriyle oynuyorsa ya da ayağa kalkıyorsa bu klinik bir vaka mıdır? Yani çok mu zor çocuğun dikkatini tekrar konuya çekmek. Benim oğlum da bu sene ilkokula başladı, özel okula gidiyor ve bilmiyorum özel okullarda çocukların bu kadar analiz edilmesi, karakter özelliklerinin eksiklik gibi sunulması, haftada 1 saat gören bir öğretmenin bile daha okullar açılalı 1 ay olmadan kesin yargılara varması ne kadar doğru sorguluyorum. Acaba devlet okuluna mı gitseydi orada daha rahat bırakılırdı diye düşünüyorum bazen. Ha bu arada kafanıza hiç takmayın söylenenleri bir sürü çocuk ortalamanın dışında diye aynı muameleye tabi tutuluyor çok yakından biliyorum :)

Selda

Ayla dedi ki...

Safiye hanım inşallah sizin dediğiniz gibi oluyor. Bazen bunalım dönemlerimde kendimi yetersiz hissetsem de şunu söyleyerek kendimi teselli ediyorum. 'Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum'. İnşallah mutlu bir çocuk yetiştirebilirim.

Ayla dedi ki...

Ülker'cim toplum olarak insanları olduğu gibi kabul etmekte zorluk çekiyoruz. Değiştirmek istiyoruz. Sivri köşelerini törpülemek için katkıda bulunabilirsin belki ama bir kalıba sokmak için bu çaba niye anlamıyorum. Düşünsene herkesin aynı olduğu bir toplumda yaşadığını.O toplumda sanat, fikir, düşünce vb anlamında ne gelişebilir.

Ayla dedi ki...

Selda hanım özel okulların bu düşünce yapısından artık nefret eder hale geldim. Ve eşime bir gün dedim ki bence devlet okuluna göndermeliydik. Sonra çocuklarını devlet okuluna gönderen arkadaşlarımla konuştum orada da başka sıkıntılar var. Bana göre tüm eğitim sisteminde inanılmaz bir sıkıntı var.Belki biraz daha kendine sahip çıktığında devlet okuluna geçirebilir,m bu konuyu eşimle ciddi ciddi düşünüyoruz çünkü.

Kesinlikle sorumluluğu üzerlerinden atmak istiyorlar biz size demiştik demek için. Beklentiyi yüksek tutarak çocuklar ve aileler üzerinde baskı kuruyorlar.Anlamıyorum ki herkes mühendis doktor olacak değil.Benim oğlum bu aralar kütüphaneci olmak istiyor. Mutlu olacaksa olsun:)

Bir Terazi Kizi... dedi ki...

Ilginc saptamalar bunlar ama bu özel okullar icin okudugum ikinci pismanlik postuydu,digerinde yazilanlar ise bir cocuga ve annesine yapilacak korkunc bir muameleydi,cok zor bir durum ama bence öncelikle cocugun huzuru önemli kimin ne düsündügü degil.kolayliklar dilerim Ayla.

Ayla dedi ki...

Sağolasın Serpil. Eray okulunu çok seviyor o yüzden bir adım atamıyorum dile kolay 4 yıl orada ve çok alıştı. Aslında mutlu da görebiliyorum. Bakalım inşallah seneye yapacağız birşeyler