Perşembe, Haziran 30, 2011

Bir Mim-Bir hikaye-Kırılma noktası ve En sevdiklerim

Bir eylül sabahı titiz bir annenin iki numaralı kızı olarak dünyaya gelir hanımiğnesi. Evet annesi ve annesinin sülalesinde ki tüm kadınlar grup terapisine katılacak kadar titizlik hastasıdır.

‘Merhaba ben hanımiğnesinin annesi evet ben bir temizlik hastasıyım’

‘Merhaba hanımiğnesinin annesi seni seviyoruz’

Neyse konuyu dağıtmayalım hanımiğnesi bebeliğinden beri tertiplidir, düzenlidir, temizdir. Oyuncaklarıyla bile oynarken önce örtü sererdi yere sonra oyuncaklarıyla onun üstünde oynar oyunu bittiğinde de oyuncaklarını sepete koyar örtüyü katlar ve onu da oyuncaklarının üstüne iliştirirdi. Sokakta çamurla oynamayı sevse de asla öyle eve gitmez bir camiye gider  elini ayağını yıkar püripak şeklinde evin yolunu tutardı. Salon her daim tertemiz olur kapısı kapanır sümme haşa ev halkı misafir gelmeden o odaya giremezdi. Divan diye bir kavram vardı o vakitler o divanlar hiç bozulmaz annesinin tabiri ile her yer ‘ova’ gibi dururdu. Telefon ve televizyon üzerinde el emeği göz nuru dantaller vardı, hatta davul fırının bile janjanlı bir giysisi vardı. Çamaşırlar merdaneli ile iki kere yıkanırdı( hala annesi çamaşırı iki kere yıkar)Sokağı temizleyen görevlilere bile dil uzatılırdı öyle mi süpürülür diye hatta beğenmez çalı süpürgesini ellerinden alıp aşağı ki mahalleye kadar süpürmüşlüğü bile vardır annesinin.

Böyle bir ortamda hanımiğnesinin normal davranışlar göstermesini lütfen beklemeyin. Sık sık el yakıma alışkanlığı vardı( tikkat tikkat di’li geçmiş zaman var dı)Anası, atası, gardaşı bile olsa asla ortak bir eşya kullanmazdı. Sabun, havlu, bardak hiçbirşey ama hiçbirşey. O zamanlar sıvı sabunlar icat mı olmamıştı yoksa revaçta mı değildi bilmem toplu yerlerde sabun olduğu için sabunluğu vardı mavi onun içinde çantasında taşırdı sabununu.

Bazen bazı insanların hayatlarında kırılma noktaları olur ya hani hanımiğnesinin hayatında da iki tane kırılma noktası var

-Eşiyle tanışması
-Oğlunu kucağına alması

Daha henüz evlenmemişken hep birlikte yemek yerken sevdiceğizinin bardağından su içtiği gören annesinin ‘aşk böyle bir şey galiba’ diye mırıldandığı duydu ve annesinin durduk yerde neden böyle bir şey dediğine anlam veremedi. Annesi devam etti.’ Kaç yıllık ömründe benim bardağımdan bir kere bile su içmedin dediğinde çaktı köfteyi ve sonra ki zamanlar bazı şeyler çorap söküğü gibi geldi.

( Bu arada bu bir bir mim durun konuyu bağlayacağım bir yerlerde, yani galiba bağlayacağım aman be bağlayamasam da siz kusuruma bakmayın olur mu)

Evlenir, mutlu olur oğlunu kucağına alır en önemli kırılma noktası gerçekleşir. Bir gün çocuğunu muayeneye doktora götürdüğünde hanımiğnesinin annesi kızını doktora şikayet eder, uzunca dinler doktoru ve doktor uzunca bir nasihat verir. Sakın ha çocuğunu bu şekilde koruyamadığın gibi fiziksel ve psikolojik olarak hasta edersin .Doğru ya kendi de böyle yetişmemiş miydi. Mücadeleye başlar uzun sürer mücadelesi galiba başarılı da olmuştur(dün akşam ki hatta bu sabah ki evinin halini çekip delil olarak sizlere gösterecekti ama o kadar da utangaç biridir ki kendileri)

Yani anlayacağınız hem biraz yetişme tarzından hem de kendi karakterinden iş yapmayı sever Orta kavramı henüz kendisi için icat olmadığı için sevmediklerinden de ölesiye nefret eder. Sadece toz almak onun cinlerini tepesine çıkarabilir. Ama ütü yapmak onun için başka bir yerdedir. Aslında bazen düşünür üzgün-kırgın-yılgın-sinirli-aklı karıştığında neden ütüye sarıldığını(bu yazıdan sonra çatlaklığı tescillenecek diye korkuyor ya neyse).Gerçekten seviyor muydu ? yoksa.....

Neyse efendim başka neleri sever bir bakalım

İstanbul’u sever bazen nefes alamadığında ayakları totosuna vura vura koşup kaçmak istese de İstanbulu pek bir sever. Sahaflar da kitap kokusunu içine çeke çeke dolaşmayı, oradan Eminönüne inip yaşına başına bakmadan kuşların peşinde koşmayı sonra af dilemek babında onlara yem vermeyi sonra teknelere gidip balık yemek yemeği, Mısır çarşısına girerken duyduyu kahve kokusunu,İstiklal de yalnız kalabalığın içinde pis pis sırıtarak yürümeyi, Dolmabahçeye inerek çay içmeyi, Rumeli de sabahçı kahvesin de tost yemeği( daha çok totun büyür senin hanımiğnesi baksana İstanbul bahane aklın sürekli yeme de içme de),Ortaköy de babasıyla balık tutmayı ya da tutamamayı, elleri boş dönmesin diye tutanlardan satın alıp evdekilere biz tuttuk diye çaka satmayı( tikkat tikkat babam artık usta bir balıkçıdır bizden satın alıyorlarrrr )

İstanbul’u çok sever onun yeri ayrıdır da yeni yerler görmeyi, gezmeyi de sever .Tarihi- kültürel yerlere gider hikayelerini öğrendikçe hayaller kurar

Geceyi sever.Gecenin sessizliğini sever. Gecenin sessizliğinde kitap okumayı sever, Gecenin sessizliğinde kitap okurken koyu bir kahve içmeyi sever.Sonra sabah kalkamamayı hiç sevmez ama...

Geçmişini, anılarını özellikle de çocukluğunu çok sever.  Fotoğraf albümlerinin yeri bambaşka yerdedir onun için

Sevdikleri ile sohbeti , anlatmayı da dinlemeyi de çok sever.Özellikle yaşlı insanların anılarını içine çeker.

Şans oyunlarını sevmese de hatta oynamasa da bu hafta ki büyük ikramiye bana çıkarsa neler yapardım diye hayallar kurar ve o hayallerini sever

Blogun da yazmayı, mimin sende oyunlarını ,sevdiği blogdaşlarının yazılarını takip etmeyi, yeni bloglar keşfetmeyi sever

Gezmeyi sevsede evinde vakit geçirmeyi de sever. Sevdiği insanlar için yeni tarifler deneyip karınlarını doyurmayı sever .Son olarak

Tontalağını tek geçer.

Nilhan hafta başı mimlemişti beni.Mimin konusu şu yapmayı sevdiğiniz işler. Kusura bakma arkadaşım sıkıştığım an dan ancak çıkabildim kafam yerinde olmayınca yazamadım, geçiştirmek istemedim.Bu arada yorumun da demişsin ya anormallik sende mi bende mi diye. Yazımda da görüldüğü gibi anormallik tamamiyle ben de. Ben de bu mimi kabul ederlerse Aslı'ya, Bahar'a ve Sibel'e gönderiyorum.

Korkardım hamileyken, acaba çocuğumun altını temizlerken iğrenecek miyim, sümüğünden kakasından tiksenecek miyim. Cevap hakkımı kullanıyorum hiç öyle bir şey olmadı hatta sümüğünü dilimle temizleyecek haldeyim şu an da :)( iğrençsin sen hanımiğnesi hem de çok iğrenç)

Abla yazdıklarımı anneme gambazlarsan akıbetin konusunda endişe etmelisin bence ya da mirim okuduğunu düzgün oku. Geçen dün demez mi anneme kızın senin için ömür törpüsü yazmış. Gözleri çok iyi gören ablacım ömür törpüsü diye ben kendime dedim. Neyse uyarmadın ben bilmiyordum deme de sonra

16 yorum:

hypo dedi ki...

ama ama kendine haksızlık etme.
günün şartlarına göre yaptığın davranışlar normal.
hijyenlik günümüzün vazgeçilmez davranış biçimidir.
bardak olayın da aynen eşim de senin gibiydi. benim bardaktan içince oha oldu eşimin ailesi:)
çok güzel bir mim yazısıydı.

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

her kadının içinde çocuk doğumu ile başlayan bir titizlik ve hijyen hastalığı varmış. Çok hijyen aslında daha çok hastalık getiriyor. Günümüzün alerjik tüm hastalıkları bundan :( bende vazgeçtim artık. Öyle takıntılıydım ki buzdolabına yıkamadan birşey sokmayacak kadar paketlileri bile. Şimdi koyyyverdim gitti ;) ben sevim bu mim'i en kısa zamanda yazıcam bende ;)

Ayla dedi ki...

Cüneyt beğenmene sevindim. Yalnız değil mişim desene. Eşinin ailesinin yüz ifadesini çok iyi tahmin edebiliyorum çünkü aynı ifadeyi ben annemde gördüm:)))

Ayla dedi ki...

Bahar aynı şeyleri söylemişti doktorumuz sen çocuğuna iyilik yaptığını mı zannediyorsun bilakis kötülük yapıyorsun demişti.Yazdığım kadar kolay olmadı ama bu vazgeçiş.Eray daha minnakken üzerine damla yemek döküldüğünde çığluk atardı çıkartın üstümü diye düşün bir gün halı kaymış yamulmuş ayyyy anne dedi kalktı çık çık çık dedi halıyı düzelti. Yahu ben ne yapıyorum dedim çocuğum sonuçta bizi gözlemliyor.Şu aralar iyiyim Allaha şükür:)) İyileşiyor insan üzerine gidince.

Di mi mimin konusunu bende sevdim merakla bekliyorum yazacaklarını

otuzundansonra dedi ki...

Canım hanıiğnesi ne güzel anlatmışsın kendini,ama biraz azaltmaya çalış temizlik merakını bence.
Selamlar

Tibetin annesi dedi ki...

süper bir mim yazısıydı, tahtımı sana bırakacağım ;)
ben bu aralar pek yazma havasında değilim Aylacım ama havaya girer girmez cevaplarım söz.

Ayla dedi ki...

Saol arkadaşım beğenmene sevindim, eskidi gibi temizlik yapmıyorum aslında Allah şükür aştım bu konuyu..
Selamlar bende sana.

Ayla dedi ki...

Sibel teşekkür ederim:)))Bazen oluyor bana da o yüzden sen ne zaman istersen....

abide dedi ki...

Temizlik takıntısı bende de vardı.Betüşten sonra kalmadı :) Benimde hayatımda 2 tane kırılma noktam var.İki olayda aynı zamanlarda oldu.Hayata bakışım değişti....

Ayla dedi ki...

Abide iyi ki de o kırılma noktaları var. Zaten insan önce sabrediyor sabrediyor sabrediyor zamanlama doğru ise o olay her ne ise bakış acısını etkileyebiliyor.İnşallah seninde olumlu yönde etkilemiştir.

Temizlik takıntısı go home go home :)))

Küçük Mucizem dedi ki...

mim okumaktan en zevk aldığım yer burası. Sibel de var. daha çok arkadaşım var Aslı, deli annem, Ebru.. sizlere yazmak çok yakışıyor.

Bence tam sana yaraşır şekilde cevaplamışsın aylam.

Ayla dedi ki...

Nilhan bak yine beni çok mutlu ettin yorumun o kadar güzel ki:)))

Yunkabu dedi ki...

Kalemine yuregine saglik ahretligim,... sahi asagiki mahalleye kadar supurdu mu yahu, Allah Allah !

AsLI dedi ki...

cok eglenceli bir mim olmu$.
Bu kadar titizlik.$aka gibi...

Ayla dedi ki...

Fulyacığım teşekkür ederim bir kere süpürmedi hem de adamlar illallah etmişti annemden bizim kapı önüne geldiğinde sessizleşirlerdi kadın bizi duyup da cama çıkmasın diye:))

Ayla dedi ki...

Aslı teşekkür ederim, sonuçta o da bir hastalık:)))