Cuma, Haziran 17, 2011

Kısa bir Mola- Tatil

Uzun yola çıkınca bizim erkeklerin boğazına bir haller olur. Yemekten yeni kalkarız arabaya bineriz daha 20-30 km gitmeden hatta İstanbul sınırlarındayken bir ses’ hizmet sıfır’ diye çemkirmeye başlar. Ama daha yeni kalktık yemekten desem de ı ıhh nafile. Bizim küçük adam da babaya çekmiş bu konuda. Aranır çocuk resmen aranır 'anneeeee mama'...

Bir koca sepetle o yüzden yollarda oluruz. Zeytinyağlı yaprak sarması olmadan adımımızı bile atmayız, börek mutlaka olmalı, bir kurabiye çeşidi, eğer anne yani bendeniz yetiştirebildiyse ev yapımı poğaça, termosta sıcak su, çay -kahve ise gırlaaaa. Yola çıkarız başlar benim büyük adam çıkar da şu dolmaları yiyelim demeye. Bir babaya, bir tontalağa ,bir babaya, bir tontalağa ellerimle yediririm onlara. Sonra 'ama servis çok yavaş' der bir ses hani kahvemiz... Tontalak güzel rüyalara dalmıştır. Şöyle karı koca bir kahve içmeye başlarız aynı ses ama kurabiyesiz kahve olmaz ki demeye, ben de başlarım arabayı çek sağaa atacağım kendimi aşağıya........ Haaa yolda mola verip yaptığımız pikniklerin de haddi hesabı yoktur bu arada.Bu sayede 8 saatlik yol olur mu sana 10 saat hadi gel de çıldırma

Hadi dedim dün akşam her zaman ki yaptığım kurabiyelerden farklı bir kurabiye deneyeyim. Ahretliğim tahinli kurabiyesinin tadını bildiğim için iş yerinde onu yapayım diye aklıma koydum. Saat 18,00 oldu Erol’un toplantısı var, benimde alışveriş yapıp eksikleri tamamlamam lazım alışveriş merkezine gitmeye karar veridim  ,yine bu mekanda(işyeri) bulaşalım dedik Erolla saatlerimizi ayarladık, tüm planlarımı yaptıktan sonra işin en kolay kısmına geldi sıra.

Anneme oyun oynamaca...

Anneme telefon açtım,ahh anacağım damadının babalar günü için hediyesi yok, kızının tatile gidecek mor bir elbisesi yok, ahhh en önemlisi anneciğim tontalağımın(vurucu cümle bu) tatil için eksiği çok, ne yapacağım hiçççç bilmiyorum,zaman da yok. Anne konuşmaya başlar eee madem Erol’un toplantısı var sende yakında alışveriş merkezi var ise uğra hallet işlerini ben torunuma biraz daha bakarım. Kızzz anne ne akıllı kadınsın sen inan aklıma gelmedi madem öyle diyorsun gideyim bari çocuğum için kocam için .Sonra demez mi bana ne ile gideceksin. Araba şirkette kalacak, 3 adım ötemde metro var onunla gideceğim trafiğe kalmam hem. Metro mu dedi sustu...Derin bir sessizlik.... Ne oldu anne dedim ne oldu da bu kadar sustun.Telefonu kapadığımda hala söylediklerine inanamadım

Metronun merdivenlerinden inerken dikkat et,düşersin(yeni day day durmaya başladım ben sizin haberiniz yok)
Metro beklerken dikkat et seni iterler, metro üstünde geçer mazallah(hepimizn yaşı 3 ya biz severiz itmeyi çokca)
Metronun ağzında durma, kalabalığa çok girme, alışveriş merkezine girince beni çaldır(10 yıldır çalışır ekmek parası kazanırım annemi aradığımda annem telefonu meşgule düşürür maksat evladına  çok yazmasınnnn)......

En sonunda dayanamadım kafamı masaya gümmmm diye vurdum offf canım acıdı yaaa. İnanamadım 17 yaşımdan beri sırt çantası sırtımda tatillerde o şehir senin bu şehir benim gezen bana mıydı bu laflar. Yaşlanıyor galiba....

Babamıza hediyemizi aldık. Kendime de 2-3 parça tamam tamam (çık hanimiğnesi) 3-4 parça offf tamam tamam(çık çıkkk), 4-5 parçacık birşeyler almış olabilirim her zaman dediğim gibi bunlar ufak ayrıntılar üzerinde bile durmaya değmez geldim şirkete tekrar. Erolla eve girmemiz oldu mu 21,00 .Aklıma girdi ya kurabiye yola çıkarken yapacağım ya deneme yapmadan asla olmaz hemen girdim mutfağa.Eray sağ baldırımda annem ise sol kulağım da o şekilde başladım kurabiye hamuruna...Eray bacağımı bırakmaz annem ise sürekli nerden çıkardın kurabiyeyi git ütülerini yap, git şunu yap diye kulağımı bırakmaz... O hengame de aklım durdu resmen o sinirle hamura un eledikçe elemişim un eledikçe elemiş...Bir gariplik var ev o kadar karışık ki kafayı toplayamadım bir türlüüü açtım ahretliğime telefon

-Fulya bu hamur toplanmıyor, sinirden öleceğim.
-Ne yapıyorsun
-un eliyorum çokca
-un mu inanmıyorum sana bilakis sıvı birşeyler koymalısın toplanmıyorsa

Kafaya birden donkkkkk sesi indi ya.Ama ben ama ben yarın girmedim ki mutfağa. Demek kafa o kadar dumanlanmış bea yaaaa....

Hallettim bir şekilde toplandı hamuru çaya yetiştirdim de ben tabii takdir bekliyorum .Nerdeeeee annem başladı ütü var, şu var bu var demeye.Çayımı içtim başladım iş yapmaya. Mutfağı azcık topluyorum gelip bakıyorum televizyona Fatmagül ağlıyor, ütüye başladım ara sıra giriyorum odaya,Fatmagül ağlıyor öylece kaçırdık mı Sezon Finalini offff ya

Ütüler bitti gece 01,00 de yattım aşağıya.

Aslında ben yazmaya başlarken yarın yola çıkıyoruz tatile gidiyoruz bir hafta yokuz haberiniz olsun diye yazacaktım oysa konu buraya nasıl geldi inanın bende hiç bilmiyorum ,en azından anlattım rahatladım çokca

Not:Bu sefer Efes'e gidiyoruz. Bir plan yapmadık çünkü Eray için hazırlanan bir tatil bu,malum denizi havuzu çok seviyor.Fırsat bulursak bir kaç yer gezeceğiz, önerilere ise açığız:)

İkinci Not: Erol, seni anlamıyorum neden arabayla yolcuğu sevmiyorsun deme bana. İşte hamallık, evde hamallık arabada hamallık. Ben de istiyorum camdan dışarıyı seyretmek, bende istiyorum hayal kurmak,bende istiyorum oh beaa gözüm gönlüm açıldı demekkkkkkk:)

Üçüncü not:Bekarken annem evinin bir eşyasını değiştirmezdi bana. Anne orada güzel olmuyor dediğimde hayır öyle olmaz hem sen kendi evin olunca öyle yaparsın derdi. Mutfağına da sokmazdı, düzeninin bozulmasından hoşlanmazdı. Evlendim eşyam da mutfağım da var bunları veren Rabbime binlerce şükür mutfağa girip birşeyler yapacağım yemek var ne gerek var, kurabiye yapacağım başka işin mi yok senin, hem o vazo orada olur mu, o koltuk da yolu kapamış, oradan çekkk...Eeeee ben ne anladım bu işten.....

Valla son not:Genel müdür yan odaya tanıştı, aramızda minnacık bir duvar var, batsın bu dünya:(

12 yorum:

otuzundansonra dedi ki...

Ne güzel herşeyi bir çırpıda anlatmışsın,ve de ne güzel tatile gidiyorsun.Ben son 4 yıldır 1-2 gün zot gidebiliyorum.Çok dinlen diycem ama senin oburiklerle işin var .Olsun yine de tatil güzeldir.İyi dinlenmeler.Selamlar

hypo dedi ki...

iyi tatiller:)

Tibetin annesi dedi ki...

yazık sana :P neyseki tatile gidiyorsun, eminim iyi gelecek ;)

Küçük Mucizem dedi ki...

öZLEYECEM SENİ aYLACIM. AMA BİLİYORUM Kİ HARİKA POSTLARLA GERİ GELECEKSİN.

YALNIZ SENİN İÇİNE KAÇAN ŞU KÜÇÜK EMRAH A BAYILIYORUM BEN YA.

ARABAYI SEN SÜR HİZMETİ SEN DE HAKET DERMİŞİM HAHA:)

İYİ TATİLLER CANIM

NOT: FARKETTİM Kİ BÜYÜK HARFLE YAZMIŞIM BAŞ HARFLER KÜÇÜK OLMUŞ. SİLMEYE ÜŞENDİM

Ayla dedi ki...

Otuzundan sonra, Çok teşekkür ederim güzel sözlerin için..İnşallah sende en yakında gidersin tatile:(

Valla iyi dedin oburiks ile ne kadar tatil yapılıyorsa o kadar yapacağız bakalım, okursunuz haftaya:)))Çok saollll

Ayla dedi ki...

Cüneyt teşekkürlerrrrr:))

Ayla dedi ki...

Sibel çamurdan olsun şu işyeri ortamından uzakta olsun:)) İnşallah iyi gelecek. Bu sefer şartlandırmadan gideceğim tatile oğlum benim büyüdü uslu uslu sözümüzü dinleyecek teyzesiii:))

Ayla dedi ki...

Nilhannn ben de blogumu ve sizleri özleyeceğim valla buralar bağımlıklık yaptı bana(konuyu değiştiriyoum valla ağlarım ben heee)

:))Bende hain planlarımı seviyorum birşey olduğunda anneme diyorum ki sen git dedin bana ne diye çemkiriyorsun ki:))

Arabayı bana vermiyor ki o yollarda kullanmazmışım bazen Nilhan düşünüyorum beni mi arabasını mı daha çok seviyorum diye:)))

Saol canımmm:)

Nilhana önemli not:Sen bana yorum yazda büyük fark küçük fark italik times arkadaşım hiçççç farketmez:)))

elif-kayra dedi ki...

tatilde bol bol dinlen :))
bizde araba ile gidicez bu yılda çok güzel oluyor ama ben malesef senin kadar becerikli değilim :))

Hatem-i Tai dedi ki...

Tebrik ederim harika bir anlatım olmuş.
Klasik aile hayatından bir kesiti muhteşem aktarmışsınız.

Ayla dedi ki...

Elif çok saol inşallah Eray izin verdiği ölçüde ayaklarımı uzatacağım:)Sizede şimdiden iyi tatiller...Boğazına düşkün iki adam olunca evde ne yapayım yapıyorum elimden geldiğince

Ayla dedi ki...

Hatem-i Tai öncelikle hoşgeldiniz bloguma.Beğendiğini sevindim,güzel sözleriniz için teşekkürler