Pazartesi, Mayıs 02, 2011

İşte bu benim hikayem öyle saf öyle temiz:) Mim

Efendim Cüneyt ve Özlem saolsunlar beni mimlemişler. Mimin konusu ise bloga başlama serüveniniz.Bu konu aslında biraz arapsaçı hadi bakalım çık çıkabilirsen içinden.Başladığı işi pek yarım bırakmayı sevmeyen hanımiğnesi blog konusunda tam bir başarısızlık örneği gösterdi zamanında.Daha önceki bir yazım da bahsetmiştim lise yıllarında yazardım,iyi yazıyor sayılmazdım ama yazmayı severdim.Tabii o zamanlar daha tırlak şeyler yazardım ya neyse. Bir gün bir sebepten yazmayı bıraktım, arkamda hiçbir delil bırakmadan hemde.

Bu blogu okuyan bilir bir ahretliğim var benim. Ahretliğim bir gün aşık olur, yuva kurar taaa elin Amerikasına gelin gider, arkadaşını bir başına bırakır buralarda.Sonra kendisi orada yemek tariflerine merak sarar, tarifleri yayınlamak için blog kurar sonra minik kuşları katılır aralarına onlardan havadis verir blogunda ama maşallah herşeye yeten ahretliğin bir elide hanım iğnesinin üzerindedir o sıralar.. Eee arkadaşını yalnız bırakmaktan mütevellit vicdanı da sızlar, başlar sana da blog açalım demeye. Tabii o zamanlar yazmak konusunda cezalı olan hanımiğnesi blog açma işine yanaşmaz ve ahretliğini hep rededer.

Efendim hanımiğnesi yemek yapmayı bilir o zamanlar ama pasta börek yapmayı bilmez hazır almak da hoşuna gitmez ,annesinden de yardım almak istemez ee çaresiz o da başlar pasta börek öğrenmeye. Bunu fırsat bilen ahretlik inceden inceye hain planını uygulamaya koyar. Bak der blog kuralım sana tamam yazma sadece tariflerini yayınla ,hem kıyıda köşede kaybolacağına bir yerde kayıtlı kalsın diyerek yavaş yavaş işlemeye başlar.. Hanımiğnesi ay uğraşamam ben der ama arkadaşı bırakır mı peşini tamam blogunu ben açacağım hazır şekilde sana teslim edeceğim diyerek ikna eder.

Arkadaşı ahretliğini hanımiğnem diye sevdiği için blogunun adı hanımiğnesi ,doğum yılı 2007 olarak blog dünyasına merhaba der.Peki serüven burada bitti mi yok efendim ne münasebet başta da dedim ya bu konuda tam bir başarısızlık örneği gösterdi diye.

Tarifler bulur akşam 22,00 larda pişirir, fotoğraflar çeker tabii kocası da kendisi de fittir o zamanlar. Bu görüntüyü bozmamak için pişirdiğinden bir lokmacık alır ve koca bir aile apartmanında oturduğu için o vakitler herkesin evini 23,00 da çalarak pişirdiklerini dağıtır. Artık apartmandakiler işten eve dönen hanımiğnesini kapılarda karşılar olmuştur.’Yenge bu akşam ne var’ Kocasıyla da gül gibi geçinip giderken kendisine yedirmediği, eve pasta börek bırakmadığı için en manyak kavgalarını ederler de sonra bir şey olur hanımiğnesi tontalağına hamiledir.

Kokulara hassasiyet had sayfada olduğu için yemek blogu rafa kalkar da ahretliği başlar bu sefer hamileleğini yaz sonra bak pişman olursun diye. Evet yazmaz ama pişman olur hem de ne çok. Erayını çok istediği için o dönemler çok mutludur. Keşke o mutluluğu bu blogda yazabilseydi de sonra oğlu beni sevmiyor musun ya da beni istemediniz mi diye garip sorular sorduğunda o satırları ona gösterebilseydim keşke diye içi çok yanar.

Ayy o zamanlar o kadar mutludur ki ‘ben dönyanın en gözel hamilesiyam' şeklinde dört döner etraflarda.Kucağına oğlunu alır evet çok mutludur bir süre sonra sebebi çok da önemli değil hanımiğnesi için kayıp bir dönem başlar(loğusa depresyonuna inanmaz hanımiğnesi) hatta o kadar kayıptır ki hatırlamak istemez.Ahretliği başlar hanımiğnem yaz oğlunu yaz bak pişman olacaksın sonra.Deliliğin ince sınırlarında gezerken sizde takdir edersiniz ki mantıklı düşünemez yine bloguna geri dönemez.

Oğlu annesine tepki verdikçe,gülücükler atmaya başlayınca hanımiğnesi de diplerden yukarıya doğru bir ivme kazanır.. Sonra bloguna merhaba der ama ı ıhhh içine sinmez. Sanki başka okuldan yarı dönemde bu okula transfer olmuş gibi hisseder.Duvara yaslanmış herkesi izler de giremez aralarına. Ahretliğine de yahu ben düzgün cümle kurmayı unutmuşum diye dert yanar , sonra yine buraları terk eder.

Bir gün ani bir karar verir hem ben devrik cümle severim ki der blog dünyasına bu sefer bodoslama dalar. Sonra 1 izleyiciniz var diye gördüğünde panik olur sanki sizi röntgeleyen bir kişi var mı diye algıladı bilmem, hemen ahretliğine sorar. Aaaa hayırlı uğurlu olsun der izleyicinin varoluş sebebini açıklar hanımiğnesi pek bi mutlu olur. O ilk izleyici kim mi?Herkesin yeri ayrı da ilk izleyicisi olması sebebiyle Gülcan yani nohut oda bakla sofa :)

Sonra insanların acılarına dokunmaya, mutlulukları ile coşmaya, farklı bakış acıları kazanmaya, hayalleriyle hayaller kurmaya başladıkça tamam işte burası benim yerim der.

Kısaca benim hikayem ay blog açma serüvenim budur..

Ben de bu mimi blogumu açmama sebep olan ve bir dakika bana blogu devam ettirme konusunda huzur vermeyen ahretliğim Fulya’ya, Gülcan’a, Aylin’e, Nil’e sevgilerimle birlikte gönderiyorum tabii ki kabul ederlerse.

18 yorum:

Tibetin annesi dedi ki...

seni tembel seniiii, neyse ama. geç olsun güç olmasın demişler. neyseki nihayete ermişsinde bizi tontalaktan mahrum bırakmamışsın :)))

pelince dedi ki...

Paylaşmak en güzeli,devamını diliyorum.. Hikayesi çok güzelmiş;)

Sevgiler.

İkiz Annesi dedi ki...

Zor olmuş dolambaçlı olmuş ama netice itibarı ile olmuş ve iyi ki olmuş:)
Seni ve oğluşunu tanımak çok keyifli canım.
En kısa zamanda yanıtlayacağım :)
Sevgiler.

Ayla dedi ki...

Sibel evet blog konusunda çok tembellik ettim çok,şimdilik buradayım bakalım:))

Pelin beğenmene sevindim,kesinlikle paylaşmanın gücüne inanırım.

Aylin evet her işim gibi biraz dolambaçlı oldu ya neyse hayırlısı olsun sonuçta.Ben de sizleri tanıdığıma inanının çok sevindim.Allah ağız tadıyla buralarda yazmaya nasip eder inşallah

abide dedi ki...

Burdan arkadaşına sevgiler...seni ve oğluşunu tanımamıza yardımcı olduğu için :) pardon ilk önce yemeklerini şimdide oğluşunu :)

Ayla dedi ki...

Abide sorma şimdi sırada ne var bilmiyorum.Tüm eteklerimdeki döküyorum. Yakında keçe işine el atıp keçelerle burada boy gösterirsem hiç şaşırma:)))

bahriye-krm dedi ki...

blogu bilipte yazmaman,geç yazmaya başlamış olman çok ilginç...iyiki tekrardan bir merhaba demişsin...ben keşfettiğimin 2. günü yazmaya başlamıştım...
paylaşmaya devam :))

SerpiL dedi ki...

güzel hikaye:)bizi birileri itmiş bu dünyaya.iyide yapmışlar.

Ayla dedi ki...

Bahriye demek ki doğru zaman değildi benim için diyorum bazen.Kısmet şimdilik arıza çıkarmadan yazmaya devam ediyorum.Bende sizleri tanıdığıma çok sevindim iyi ki hemen başlamışssın yazmaya.Sevgiler

Ayla dedi ki...

Kesinlikle Serpil iyi ki itmişler,ara sıra derim ben burası benim terapi merkezim diye:)

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

iyi dayanmışsın ahiretliğin baskılarına :)) iyiki yazmışsın devrik mevrik ama sıcak ve sürükleyici :)

Ayla dedi ki...

Bahar teşekkür ederim güzel yorumun için sıkıntılı bir işin ardından iyi geldi bana:)) Ahh o ahretlik bırakmadı peşimi çünkü hanımiğnesini tanır ve ona neyin iyi geleceğini çok iyi bilir. Allah razı olsun ondan herkese böyle arkadaşlar nasip etsin.

baba dedi ki...

Teşekkür
ederim.

Ayla dedi ki...

Baba ;ne demek efendim her zaman cevaplarım ben teşekkür ederim

GEZİ/YORUM... dedi ki...

Güzel bir hikaye... baze şeylerin zamanı gelmeden biz o hikayeyi yaşayamayız..

Ayla dedi ki...

Gezi/Yorum;
Öncelikle hoşgeldiniz, hikayeyi beğendiğinize sevindim.Kesinlikle bende herşeyin vakti zamanı olduğuna inanırım.Teşekkür ederim

Küçük Mucizem dedi ki...

iyi ki ahretliğin varmış. yoksa senden mahrum kalacakmışız.
canım daha bugün yazdım blog hikayemi.

Ayla dedi ki...

Nil gördüm sabah:)