Çarşamba, Nisan 21, 2010

Geçmişe kısa bir yolculuk

Ahretliğim demişti halbuki ben burnumun dikine gittim dinlemedim onu. Ayla blogun var nasılsa Eray'la ilgili notları kayıt altına al, insan sonradan unutuyor demişti, çok pişmanım çok. Daha çok pişman olmamak için yazmaya, kendim için not etmeye başlayacağım.

Ama önce geçmişe kısa bir yolculuk yapalım istedim, birkaç resimcik eklemek istiyorum, ilkleri ve beğendiğim resimleri eklemekle başlayayım işe.

İlk fotoğrafın 03/05/2008.Annen normal doğum yapıp o anı yaşamak çok istedi, ama maalesef acil olarak 38 haftanın başında sezeryana alındı. Son dört gün kalana kadar çalıştı seninle daha fazla vakit geçirebilmek için. 37 hafta kontrolüne doktorumuz tatilde olduğu için birkaç gün geç gittik, o gün muayene edip doğum şekline karar verecektik.

Öğlen saatleri idi ve doktorumuz çok rahat biçimde hadi öğleden sonra doğuruyorsun dedi ,yaşadığım şoku anlatmak için kelimeler yetersiz kalır. Düşünün doktordan sonra eksikleri tamamlamak için alışveriş için program yapıyorsunuz, hiçbir rahatsızlığınız yok ve doktorunuz güler vaziyette diyor ki öğleden sonra doğruyorsun. Yüzüm bembeyaz olmuş NST ye aldılar doktorumuz şu an iyi değilsin NST sonuçları iyi bir gün daha bekleyebiliriz yarın sabah 07,30 da burada ol diye eve gönderdi. O gece sabah olmadı, çok kötü bir gece geçirdim. Hala doktoruma çok kızarım o şekilde pat diye söylediği için.

ultrasyon

Hastanede ilk günün.29/08/2008 tarihinde 09.45 de merhaba dedin hayata. 3250 gr ve 52 cm dünyaya geldin. Ayılırken ilk hatırladığım bir hemşirenin hadi uyan Ayla çocuk güzel bir oğlun oldu demesi.

Koridordan odama alırlarken sesleri duyuyorum ama görüntüler belli belirsiz gözlerimi açmakta zorlandım ve sürekli üşüyorum çok üşüyorum dediğimi hatırlıyorum. Annemin ayyy dediğini bir hemşirenin de kadın bayıldı koşun dediğini duyduktan sonra gözlerimden yaşlar akmaya başladı, dediğim gibi ara sıra gözlerimi açtığım için sesler net ama görüntü çok az. Ve annem kalp, annem kalp sürekli bu iki kelimeyi sayıkladım ve ağlamaya devam ettim. Tercümesi şuydu, annem kalp hastası anneme bakın demek istedim. Çok şükür ki annem beni öyle görünce üzülmüş ve bayılmış sadece önemli bir şeyi yoktu.

hastanede ilk gün

Hastaneden eve gelip babanla ilk yatışın. Annenin çok yorgun ve ağrıları olmasına rağmen baban dönerde sana zarar verir diye saatlerce sizi izledi. (Bu arada beyaz ve sarı battaniye annenin bebeklik battaniyeleri, anneannenen yavrusunun yavrusu için saklamış)

Doğumunun 5. gününde yenidoğan sarılığı oldun ve doktorumuz önlem olsun diye bir gece hastanede yatırdı seni. Sen gelmiştin ama 5. günde yine yoktun ne çok ağladım bir bilsen zaten sütüm yeni gelmişti makine ile hem sütü çekip hem de katıla katıla ağladım saatlerce, üç saatte bir sütü hastaneye götürdük. Sabah tekrar kan alınıp test yapıldı, sarılığı düşmüş zaten önlem olsun diye tutuyorduk eve gidebilirsiniz denilince dünyalar bizim oldu.

Hastaneden eve geliş

Bir ara makineyi 1 ay kadar kaybettik ,maalesef o dönemleri fotoğraflayamadık.

ilk kabadıyalanman

Banyoyu hep sevdin hala çok seviyorsun hatta o kadar seviyorsun ki suyu seni sudan çıkarmak için yardımcı bir kuvvet lazım.

 sacın basımda düzgün değil

Uykuyu hiç sevmedin hala da çok uyuduğun söylenemez. Sabah 07,00 de ya da 09,00 yatıyordun ilk 6 ay. 6. aydan sonra sabah 04,00 de düştü ta ki 1 yaşına kadar. Şu an ise genelde 01,00-02,00 arası uyuyorsun. Çok uykusuz geceler geçirdik ama huzursuz bir bebek değildin sadece uyumayı sevmezdin, omuzda gezdirilmek isterdin. Gece anneannenin omzunda gezerken bir kare.

1

ilk jimnastik

























Bebekliğinden beri kimseyi yabancılamayan, hareketli bir bebektin. Hala da öylesin ilk gördüğün insana kucağını açıp seni gezdirmesini istiyorsun. Bu konuda ki anneannenin yorumu yok yok bu çocuk sokakta falan tek bırakılmaz baksana herkese gidiyor kaçırırlar bu çocuğu demesi. Erayı sokakta tek başına bırakmaya niyetimiz yok tabi, zaman bizim karanlıklara kadar sokaklarda oynadığımız zaman değil, konuda çok şanssızlar.

İlk defa baba dedin bak işte hangi aydı onu hatırlamıyorum:( Uzun bir süre baba dedin ama sonra babana eyoooo( erol) annene ayyaa(ayla) demeye başladın. Sonra baba ve eyooo kelimelerini bıraktın hala da demiyorsun baban çok üzülüyor baba dememene. Şu an dede, anniii, ayya (ayla) ayyy bebek, aç aç(kapıyı, su şişesinin kapağı hiç farketmez),aygaaa ( annen bu ayganın ne olduğunu bulana kadar canı çıktı ta ki babaannede aygaz diyen bir araba çıkana kadar onunla birlikte aygaaaa diye bağırıyorsun),mama(bunu da sıkca kullanıyorsun),aba(uzun süre emziğe aba dedin şu an ise memiiii diye bağırıyorsun), çıııııı(su), çısss(çaydanlık,tencere gördüğün zamanlarda),Allah Allah,al al bunun gibi birkaç kelime daha söylüyorsun ama şimdilik bunlar geldi aklıma.

2

Ameliyata girerken çok sakindim çünkü çok kötü uykusuz bir gece geçirmiştim vücudumdan sanki tüm enerjim çekilmişti. Sadece eşime ameliyattan çıkarken her şey yolunda olup olmadığını kulağıma fısılda demiştim. Henüz yarı baygın haldeyken çıkarken eşimin sesi hala kulağımda aşkım her yerine baktım elleri, ayak parmakları tastamam:)sağlıklı bir bebeğimiz oldu. Bu fotoğrafa bakarken nedense hep o anı hatırlarım, baksanıza babam yanlış saymıştır belki diye inanmamış kendi sayıyor, Bir, iki ,üç....

3

Çok yaşaaaa. Mutlu, sağlıklı, huzurlu ,başarılı ve sevdiklerin ile birlikte koca bir ömrün olur inşallah küçük adamım.

. çok yaşa

İlk oturuş:) 01/03/2009. Anne gülecek mi?, anne beni tanıyacak mı? anne bana tepki verecek mi, anne ne zaman oturacak, ben görebilecek miyim diye diye 6 ayını ve oturduğunu da gördüm.

Hatta Eray babaannesinin kucağındayken 1.5 aylık mı 2 aylık mı onu tam hatırlamıyorum yerimden mutfağa gitmek için kalktığımda gözleri ile ilk beni takip etti. Önce tesadüf zannedip tekrar tekrar tekrar geçtim her seferinde gözleriyle takip etti. Çok heveslenen babası gaza geldi o da tekrar tekrar geçti ama onu izleyen dünyalar güzeli bir çift göz yoktu:) Kimi takip ettiğinin ne önemi vardı birilerinin farkındaydı ve onu izliyordu o akşam evde bayram havası vardı.

 ilk oturuş

Selocanları reklamlarda gördüğün zaman pür dikkat izlerdin, halanda sana selocan şapkası aldı. Artık benimde yanımdan hiç ayırmadığım bir selocanım var

. selocan

Şişştttt sessiz olun Eray reklam izliyor. En çok güldüğün reklam Mc donalds'ın reklamıydı. İki arkadaş yan yana oturur, hamburgeri yiyen kişiyi arkadaşı dürterek aaa arkanda kuş var der adam arkasına dönünce arkadaşı hamburgerden koca bir ısırık alır. Başka bir gün tekrar arkadaşı aaa arkanda kuş var der adam bu sefer bakmaz ama gerçekten kuş vardır hamburgeri adamla birlikte alır gider. İşte kuşun gelip adamı kaçırdığı bölümde uzun bir süre kahkahalarla güldün o kadar güldün ki bizi de gülme krizlerine soktun. Şu an 20 aylıksın ve favori reklamın eti cin gülsün dünya gülsün, eti cinler dans etmeye başlayınca tutamıyorsun kendini:)

eray reklam

4

Eray çirkin olllll... Dünyadaki en çirkin küçük adam bu.

 5
19/06/2009 Eray'ın salıncak keyfi

. 7

20/06/2009 Eray ilk bisikleti ile anneannesinin bahçesindeyken.

8

21/06/2009 Panorama tarih müzesi. Artık Eray kocaman adam olup gezmelere gitmeye başladı.

9

27/06/2009 Miniatürk. Eray'ın maceraları devam ediyor. Aslında Eray annesinin kuzenini gezdiriyor.

mini

Çorap giymeyi hiç sevmedin hoş hala da çok sevdiğin söylenemez, her fırsatta çıkarıp cıpıl cıpıl dolanıyorsun ortalıkta.

 10

10/07/2009 Uçağa ilk binişin. Annen Samsunlu olduğu için akrabalarını görmek için anneannen ve teyzenle birlikte Samsuna uçuyorsun. Maalesef baban iş durumunu ayarlayamadığı için bize katılamadı. Peki uçakta rahat durdun mu ,tabii ki hayır.1 saat nasıl geçti gel bana sor.

Masayı açmak istedin ama kalkış anında olduğumuz için kapamak zorunda kaldık. Açmayınca bağırdın, yetmedi koltuğa tekme atıp durdun, öndeki bayan arkasına dönüp zaten korkuyorum lütfen çocuğunuz vurmasın koltuğa dedi mi evet dedi .En azından uçak kalkarken ve inerken diye de ekledi. 1 saat geldi bana 10 saat, o gün annen otobüsle bilmem kaç saat bebeklerle yolculuk eden kadınları alkışladı:)

12

Anneannen hep Eray emeklemeden yürüyecek galiba dedi ve dediği gibi de olmadı. Geç emekledin yani 10 aylıktın. Öncesinde her yere döne döne gittin uzun bir süre sonra Samsuna gitmeden sürünme çalışmaları başlamıştı ama tam bir tarih vermek gerekirse 11/07/2010 tarihine denk düşüyor.

Samsuna iner inmez biz de şaşırdık o kadar çocuğu görünce onların arasına karışmak için pıtır pıtır bir emeklemeye başladın ki zannedersin 2 aydır bu çocuk emekliyor yani o kadar ustaydın:) (Annenin annesinin evinden bir kare)

emekleme

18/07/2009 Eve dönüş. Oyuncaklarını o kadar çok özlemişsin ki uzun süre oynadın, annen o günden sonra daha da görmedi oyuncaklarınla o kadar oynadığını.

13
İlk pastan

. ilk pasta2

16/08/2009 İlk doğum günün. Aslında 29 ağustosta doğdun ama ramazan 20 sine gelince bizde doğum gününü biraz öne çektik. Küçük bir prens olduğu için Beylerbeyinin bahçesi ancak oğluma yaraşır dedik:) Sağolsun dedenin yardımlarıyla doğum gününü Beylerbeyinin bahçesinde yaptık.

ilk doğum günü
Bir pozcuk da annenle fotoğrafını eklemek istedim.

anneyle poz

05/09/2009 İlk defa saçlarını kestirdik. Oyuncaklardan ötürü pek bir yaramazlık yapmadın, sonuna doğru biraz huysuzlaştın sadece.

. 14

Berber abin başını yana eğdirdi ki rahat kesebilsin diye ama bu harekete çok içerledin fotoğrafdaki gibi hemen dudak büzdün.Annen gibi alıngan olmak zorunda mıydın?

15

Tırnaklarını doğduğun günden beri baban keser. Annen bu konuda çok cesaretsizdi ilk tırnaklarını kesemedi, baban kesmeye başlayınca öyle devam etti.

 16

10/11/2009 da Kayseri'ye 3 günlüğüne arkadaşlarımızı ziyarete gittik. Önce annen gitmek istemedi soğuk olur üşütürsün diye ama en kötü evde otururuz dedik çıktık yola. Şansına çok güzel bir hava bizi bekliyordu  (Gülfen teyzenin evi)

17

11/11/2009 Kapadokya-Peri Bacaları

 kayseri

Bu arada 15 ekimde yeni evimize taşındık. Annenle babanın en büyük isteği kendilerine ait bir evi olmasıydı. Uzun bir süre borcu devam edecek olsa da artık yeni evimizdeyiz. Yeni evimize taşınmadan 1 hafta önce  yürümeye başladın yani 13,5 aylık iken

. 19

Doğumu yapan doktorumuz ameliyattan çıkarken çok obur bir bebeğiniz olacak demiş. Hemen parmağımı emmeye çalıştı diye eklemiş.İlk kontrolü yapan bebek doktoru ise obur bir bebeğiniz olacak demiş sanki diğer doktor ile sözleşmişcesine. Ben ayıldıktan sonra bana anlatıklarında Allah Allah demiştim sadece.

Eve geldik sadece uyuyor, emmek istemiyor , bu doktorlarda çok bilmiş baksana ne oburu dedik halbuki bir bilsek uykuya meyilli olmanın sebebinin sarılıktan olabileceğini.Sarılığın geçince emmeğe başladın ama maalesef büyüdükçe sütüm yetmedi sana doktorların dediği gibi birazcık oburdun:)daha sonra mamaya başladık.

Mümkün olduğu sürece mama vermek istemedik ama doğmayınca maalesef verdik.5.ayda havuç, patates ve kabaktan oluşan sebze çorbası verdik, aslında çorbadan ziyade püre gibiydi. İlk yediğinde nefret ettin. İkinci gün tekrar denedim ama yine hüsranla sonuçlanan bir deneme. Bir tatlı kaşığı elma suyu denedim ondanda nefret ettin. Biraz ara verip tekrar deniyordum makalelerde öle yazıyordu pes etmeyin ama yok yemek istemedin. Kesinlikle peşini bırakmadım.

6 ayında Milupanın sebze çorbası vardı onu denedim ilk yediğinde bayıldın bayıldın ne kadar verirsem vereyim yemek istedin bir süre sonra onu kestim tekrar evde hazırladığım sebze çorbasına geçtim hiç itiraz etmeden yedin.Ayına göre başladığım tüm çorbaları Allah şükür yedin,kahvaltılarını da ,meyve sularını da hiç itiraz etmedin tek sorunumuz YOĞURT. Yoğurdu hiç sevmedin, şu an ona peynirde katıldı, bunun dışında şu an için herşey yolunda.

Sadece eğer makarna görürse başka birşey yemek istemiyor onun için makarna çok nadir yapıyoruz eğer yaparsak da en son sofraya çıkartıyoruz. Keyifli keyifli makarna yerken:) O kadar keyif alıyor ki yerken haaaammmmm diyor.

 yemek

Artık son resim. Bundan sonrası zaten var, artık Eray'ın maceralarına sıcak sıcak bu blogdan devam edilecek .Hoşcakalın

 18

5 yorum:

Ashley dedi ki...

Eray çok şirinsin tam yemeliksin haylazzzzz

Ayla dedi ki...

Ashley teşekkür ederizz, ama bu iştahla kim kimi yer o tam belli değil:) Ayrıca bir hafta önce blogunuzu tesadüf eseri gördüm,çok yaratıcı, çok farklı, çok güzel bir blog diye içimden geçirmiştim.Tebrikler

KızKardeş Derya dedi ki...

Eray çok tatlıymış Maşallah.. Ben Samsunda yaşıyorum, Samsunluyum. Bu güzelliği görmek isterdim Samsun sokaklarında.

Ayla dedi ki...

Kızkardes Derya;

Ben de aslen Samsunlyum küçükken her yaz gelirdik 2 ay kalırdık. Çocğum da iki kere geldi Samsuna. Ben eskiden sevmezdim babamdan ayrılyıorum diye ama şu an çok seviyorum çok çok güzel bir şehir.Belki yine geldiğimizde karşılaşırsınız tontalak ile.

sema dedi ki...

maşallah Allah nazarlardan korusun..