Cuma, Aralık 30, 2011

Bir haftanın bilançosu-3.bölüm

Ne ka ekmek o ka köfte!

Şaşırtıyor her gün beni ya da şöyle diyeyim çabuk büyüyor hemen öğreniyor düzeni.Eskisi gibi düşünmüyorum o yüzden de dillendirmiyorum .Hani sıklıkla dediğim ne zaman büyüyecek lafını artık ağzıma bile almıyorum.Çabuk büyüyorlar lakin o an ki sıkıntıyla bunu görmüyorsun.Sonra öyle bir an geliyor ki oğlum sen ne zaman büyüdün böyle... Birkaç gün önce konuşuyoruz Erayla.

-Eraycım okul nasıldı, neler yaptın
-Mamamazlık yaptım anne
-Yaramazlık yapmayacaktın hani öğretmenin ne yaptı peki
-Ötetmeni çok üzdüm men
-Eraycım konuştuk bunları seninle öğretmeni üzmeyecektin derken daha lafımı bile bitirmemişken elini salladı.Boşverrrr anne dedi.Söylediği kelimeden daha çok mimiklerine,hareketlerine takıldım .Daha çok kafana takma be moruk der gibiydi ya da  ya da  anneeeee ne ka ekmek o ka köfte... Daha bunu bu yaşta ben bile öğrenememişken .Ne bilim şaşırdım işte.

Öğreniyor!
Annane kararlı, okula gitmek için bu sene çok erken okuldan al evde bakalım demek konusunda çok kararlı.Babaannemiz yüzüme söylemiyor o da annem gibi düşünüyor lakin annemi işliyorJ birlikte saf tutuyorlar.Bu kadar iyi anlaşmaları sevindirici.Annem vazgeçirecek beni ya ‘hem okulda ne öğreniyor bu çocuk’diyor.Çocuğum bir lokmacık kaldı allll diye etimden et koparıyor.Bazen düşünüyorum acaba bu çocuk kimin diye.Eray annemin çocuğu bende bakıcısı gibi hissediyorum.Sürekli bir talimat Eray’ın kahvaltısını ettirdin mi?meyvelerini düzenli yedirdin mi? banyosunu atlama,ödevlerini yaptırdın mı... ayyyyyy imdat be. Ne demiştik öğreniyor.Tamam kabul okula başladığından beri bazı huyları değişti lakin orası ona iyi geliyor.Birkaç gün önce babasına dedi ki

Baba bak bu ret, bu yillov bu da buluuuu dedi.Babası şaşırdı sen red,yellow ve blue nereden öğrendin.Okul da öğrendim dedi.Şimdi evde renkleri gösteriyor. Ret, yillov,bulu,gırin(green) Dört renk öğrenmiş ya gerisini bilmiyor ya kesinlikle istifini bozmadan devam ediyor güya diğer renkleri İngilizce bilmediğini çaktırmıyor.Ret, yillov,bulu,gırii, siyah,beyaz, turuncu,mor bu da liloo.Lilo mu ne...Siz büyükler ona lila diyorsunuz.Bence lilo bu haliyle daha sevimli.

Kurallar!

Tamam kabul Eray biraz kurallara uymakta zorlanan bir çocuk.Öğretmenine göre karakteri böyle,özgürlüğüne inanılmaz düşkünmüş ya belirli kalıplara da sığmıyor.Lakin kabul ettiği kuralın dışına çıkmaktan da hoşlanmıyor .Dün akşam arabada inanılmaz bir sükunet hakim.Fonda on numara bir şarkı ve sessizlik.Baba araba kullanıyor, anne dışarıya seyrediyor meğersem tontalak da o ara babası teftiş edermiş.

-Baba neden kırmızı ışıkta geçtin diye çığlık attı.Erol trafik kurallarına uymakta çok dikkat eder ya kocama güveniyorum lakin yine de aynadan Erol’u kesiyorum.Haklısın oğlum geçtim dediği an ısıracaktım Erol’u hatta çimdikleyeceğim de çocuğun yanında olmuyor işte,sonra ne yaptım gözlerimle yedim adamı.

-Baba neden kırmızı ışıkta geçtin
-Geçtim oğlum hata yaptım
-Baba peki neden geçtin(tepiniyor arabada)
-bir daha söz geçmeyeceğim
-baba nedennnnn

Kıymetli!
Herşeyimiz pek bir kıymetli.Annem her gün anlatıyor.Bir görsen Ayla servisten inerken onu boş su şişesini bile dönüp alıyor dedi.Hostes ablası sen in ben çantanı veririm diyormuş ya hayır çanta menim diyip çantasını kendisi tutuyormuş, hostes ablasının tutmasına izin vermiyormuş. Annem diyor ki inerken çöpünü bile bırakmıyor.Yine seyir halindeyiz ve yine arabada inanılmaz bir huzur hakim.Ben dışarıyı seyrediyordum ki Eray babasına dedi ki;
-Baba ışığı yak
-Işığı mı neden
-Öğğğümü göremiyorum, seyredemiyorum dedi bir baktım elinde burnunun içinden çıkardığı hazinesi...Ayyy Eray dedim bir hamle yaptım sil şu ıslak mendile lütfen elinde tutma oğlum dedim.Elini çekti çok sinirlendi.
Anne o menim öğğğüm tenin(senin) diill nanam mı? dedi. Yol boyu o öğğğününü seyrede seyrede yol aldı.....


Erkek milleti işte!

Dikkat ettim bazı söylemlerime yani erkek adam ağlamaz, erkek adam şunu yapmaz gibi laflar zinhar söylemedim.Yapacağı ya da yapmaması gerektiği hareketleri cinsiyeti ile ilişkilendirmedim.’Erkek olduğun için yapmamam gerekli’ cümlesinden ziyade doğrusu bu, yanlışı bu,ille de bir özne kullanılacak ise insan olduğumuz için dedim mesela. Ağlaması gerekiyorsa ağlasın, korkması gerekiyorsa korksun, hüzünlenmesi gerekiyorsa hüzünlensin yani herkes için geçerli olan duygu hakkını sonuna kadar kullansın şimdi bu yazdıklarım cepte:)

Teyzesi Kazakistan da olduğu için sekiz gündür görmedi tontalak, teyzesi daha eve adımı atar atmaz Teyze babamın ababası pomm pomm pommm oldu(kendini sağa-sola atıyor güya savruluyor) demiş. Teyzesi canım benim korktun mu dediğinde böbürlenerek

Men korkmadım anne korktu demiş.Sen ne yaparsan yap erkek milleti(!)işte....

NoT:Fotoğraflar yine bebeliğinde bu seri böyle gitsin:)Bu hafta süpriz günü bizde bu sabah getirdik hediyelerimizi.Eray'a söyledim arkadaşlarına tek tek dağıtacaksın tamam mı oğlum.Hayır menim onlar dedi, ikna etmeye çalıştım arabada dil döktüm sürekli itiraz etti,anladığım kadarıyla bugün okulda bir kriz çıkacak haydi hayırlısı

Perşembe, Aralık 29, 2011

emniyet kemeri hayat kurtarır



Bir gün şirkete kazalı bir araç geldi.Ölümlü bir kaza idi, kazayı yapan kişi kızını kaybetmişti ne acı.Gencecik bir kız....Firmaya dava açtı.Takdiri ilahi o ayrı mesele lakin arabada sadece arkada oturan kızı hayatını kaybetti.Sağa-sola çarpa çarpa can vermiş.İrkilmiştim .Ama ama ama Erol dedim tüm gün nasıl olur.Kızı arkada oturduğu için emniyet kemerini takmamıştı.

O olaydan sonra Erol bana bir video izlettirdi. O videoda dört kaza vardı o videoyu bulamadım lakin yayınladığım videodaki kaza onlardan biriydi.Ben önde otururken mutlaka ama mutlaka kemer takarım iki adımlık bakkala-çakkala gitsem bile. Arkada otururken ihmal ederim,yalan yok. Erol o olay işyerine gelince bana dedi ki  arkada otururken kemer takmıyorsun tamam hadi kendin için takmıyorsun sevdiklerin için takmalısın.Çünkü Allah korusun bir kaza anında kemer takmayan kişi arkada savrularak diğer kişilerin canlarına da sebep olabiliyor.Sonra düzenli taktım arkada da...Bir süredir yine ihmal ettim malesef.

Sabah güzel başladı...Eray kalkmamak için çok ağlamazsa, giyinirken çok sorun çıkarmazsa biz güne güzel başladık diyoruz ne garip.Tostunu kendi yemek istedi kuzum,eline verdim, biraz yol aldık.Virajlı  ve eğimli bir yola girdik.Virajı alır almaz Erol arabanın kontrolünü kaybetti.Aslında işi gereği sürüş teknikleri konusunda iyiydir.Önce arabanın arkasını vurdu bariyelere, yol çok kaygan aracı toplamaya çalışırken bu sefer sol önü vurdu aracı topladı derken yine kaybetti  kontrolü diğer şeride geçip sağ önü vurdu.Biz araba da bir yandan bir yana savruluyoruz.Benim emniyet kemerim yok.Kapı kolunu öyle bir tutmuşum ki o olay hala aklımda Erayımın üstüne düşeceğim diye ödüm koptu.Eray'ın ağzı açık anlamaya çalışan gözlerle bakıyor.

Bende öğreniyorum soğuk kanlı olmayı önceden olsa çığlık atardım.Hem Erol'u panikletmemek için hem de oğlumu korkutmamak için atmadım. Sıkı sıkı tutuyorum arabanın kolunu lakin gözlerim Eray'ın üstünde.O an zaman başka türlü işliyor bence.Saliseler saniye, saniyeler dakikalar oluyor yani.Sanki çok uzun sürdü.En nihayetinde durduk. En büyük şansımız çok erken olması sebebiyle yollar bomboş.... Ya olmasaydı düşünmek bile istemiyorum. Ellerim titrerken Eray annecimmmm lastik mi patladı ne oldu dedi.Birşey yok oğlum herşey yolunda bak hepimiz çok iyiyiz şükürler olsun dedim.Araba yürür halde olduğu için Eray'ı okula getirdik.Eray'ı gözlemledim hemen oyuncaklarına koştu biraz durdum okulda onun cephesinde bir sorun yok.Arabanın üç tarafı hasarlı varsın olsun biz iyiyiz ya sonuçta.Arabayı da gönderdik şirketin kaporta bölümüne canı çok yandı bugün onun,iyileşir inşallah yakında.

Hayat bu ya bazen tökezliyorum,canım acıyor,üzülüyorum...... Gerçek şu sevdiklerin yanında ve sağlıklı mısın o zaman boşverrrrrrr beeee üstad.

Çarşamba, Aralık 28, 2011

Keşkelerim kilitli dünde

İnsan yazmaktan korkar mı?Ben korkuyorum işte.O yüzden böyle durumlarda iki cümle dahi yazmıyorum. Sanki yazmasam daha kolay unutuyorum ,sanki yazmasam daha çabuk üstünü örtüyorum tüm kırgınlıklarımın.Yazmaya başladığımda kelimelerin beni alıp götüreceği yerden ürküyorum.

Kelimelerin beni alıp götüreceği yer belki de keşkelerim,pişmanlıklarım. Daha geçen gün dememiş miydim birine ‘keşkelerim kilitli dünde bir daha gelemez bugünüme’.Yooo çok uğraştım ben onları kilitlemek için getirmem bugünüme. Sadece canım çok yandı benim, beynim uyuşup ağlayamayacak kadar yandı, aptallaşıp ne düşüneceğimi bilemeyecek kadar yandı, hatta gittiğim yönü göremeyecek kadar yandı. O nedenle gittim ben dünüme.

Görsel:Yunkabu

Cuma, Aralık 23, 2011

Bir haftanın bilançosu -2.bölüm


Bu hafta başında Eray ilk defa ötetmen (öğretmen)beni sevmiyor dedi.Ah keşke onun yüzündeki kırgınlığı bu cümlelerin sonuna yapıştırabilmenin bir yolu olsaydı da görebilseydiniz.Üzüldüm ,kucağıma aldım, saçlarından öpüp kokladım.Okula gitmemek için bir bahane mi acaba bile demedim çünkü o ifade bunu bana dedirtmedi. Bu sefer oğluma çok güvendim.

Ne demeliydim şaşırdım,böyle bir durumda bir çocuk ama yüreği kocaman olan bir çocuk nasıl avutulabilirdi.Offf çözümler konusunda ben henüz o sayfaya gelmemiştim, hazırlıksız yakalandım.Sadece evet biliyorum çok saçma olur mu oğlum öğretmenin seni çok seviyor inan bana dedim, hıhhh anne sevmiyor meni dedi öfkelendi..

Sabah olduğunda arabada okul saati değil annane saati demeye başladı okulun kapısında ise arabadan iki kişi zor indirdik Eray’ı.Dedektif Gagdet Züleyha’nın kızıydı annesi, tabiki bu işin peşini asla bırakmazdı.Öğretmeni ile uzun uzun konuştu sonra öğrendi ki öğretmeni bir iki kere Eray böyle davranırsan seni sevmeyiz demiş.Ne kadar yanlış bir cümle.Hatta bir çocuğa asla kurulmayacak cümlelerden.Tabii ki karakteri gereği Eray öyle davranmaya devam edecek o zaman öğretmeni onu hiç sevmeyecek çıkarımını yapacak kadar da zeki .Bu lafı unutması için oğlumun biraz zamanı var.

Bu hafta hep kendi mi öğrenecek Eray annesine yol yordam öğretti..Baba oğul arabalar hakkında derin bir sohbete dalmıştı.Adab-ı muaşeret nedir bilmeyen annesi iki kişi konuşurken araya girer.
-Oğlum bugün okul nasıldı
-babamla konuşuyorum anne bekle
demiş sohbete kaldığı yerden devam etmiştir.Sadece biraz daha kibar olmasını beklerdim


Bu hafta Eray pazarlık yapmayı öğrendi.Ocağın ilk haftası oğlumun şiir dinletisi var yalnız azcık bir sorun var Eray katılmıyor provalara beğenmedim diyormuş.Dedesi katılsın diye siz diyin rüşvet ben diyeyim ödül her neyse onu önerdi.

-Tosunum eğer şiir okursan sana 100 ytl vereceğim
-Hayır dede 10 milyon ver(çocuğun yanında eski para ile konuşursan böyle olur)
-Ama eray 100 daha büyük para
-o zaman 14 ver
-tamam anlaştık(el sıkışıyorlar)
-hadi ver dede
-hayır okuduktan sonra
-nanam

Bu hafta Eray yine sevgi kelebeği.Fatsadan annesinin eniştesi geldi.İlk gördüğünde 2 metreye yakın 110 kilo birini görünce aaaaaa diye şaşkınlık içinde kaldı sonra eniş böbeğinde(göbek)bebek mi var dedi herkesi güldürdü.Sevgi kelebeği dev adamın göbeğinde konuşlandı başı eniştesinin göğsündeyken
-enişşşş
-efendimmm
-enişş sevdim teni(seni)

Not:Fotoğraflar yine bebeleğinden

Perşembe, Aralık 22, 2011

Bu rüyadan inecek var kaptan


Gece bir rüya gördüm,öyle gerçekçiydi ki sabah kalktığımda sanki şimdi ki işime değil de rüyamda gördüğüm işime gidecek gibi hissettim.Evet bir süredir iş değiştirmek istiyordum da ne bilim....Neyse ışığa bakıp anlatıyorum

Babam emekli olmuştu, emekli parasıyla bir minibüs almıştı.Hatlı minibüslerden hani Beşiktaş bir iki bir iki diyenlerden.Babam minibüs şoförüydü tabiki rüya benim bu rüyada kendime de yer açmam lazım. Bende babamın muavin mi derler hani para toplayan hahh bende minibüsün muaviniydim işte.  Babam acemi inmek isteyenler olur anında duramaz, kenara yanaşamaz millet de bir sinirli bir sinirli babama kızıyorlar.Bu millet var ya halden hiç anlamıyor, adam acemi işte azcık idare ediver. Minibüs inanılmaz kalabalık pestilim çıkıyor.Ama yalan yok paralar çil çil etrafıma saçılıyor.İş sıkıntılı evet lakin gani gani para yağınca sesim hiç çıkmıyor.

Sabah kalktım yatakta bir süre oturdum banane Beşiktaş-Sarıyer hattında çalışmam ben dedim. Valla onca paraya rağmen o trafiği hiç çekemem...

Başka rüyalarda görüşümek ümidiyle....

Not: Aslında ne yalan söyleyeyim daha karizmatik  daha coollll daha havalı bir iş isterdim:)Ah keşke o paraları o rüyadan araklamanın bir yolu olsaydı.....

Çarşamba, Aralık 21, 2011

Tarz


Sadece kız çocuklarında bu huy var zannederdim ne kadar çok yanılmışım. Benim çevremdeki kız çocukları günde beş kere üst değiştirir annesinin takılarına ortak olur ne bilim ojesiz çıkmam abi derdi. Daha dün geldi işyerime kuzenim 2 yaşındaki süslüsü tırnaklar ojeli,takılar o biçim, eteği ise ben buradayım diyen cinsten.

Erkek çocuğum olduğunda en azından bunlarla uğraşmam dedim ya hayat yine bana oyy oyyy dedirtti.. Bir süredir evden okula çıkamıyoruz ,sabahın köründe çığlıkları apartmanı inletiyor duyanda çocuğun etinden et kopardığımız düşünür o derece yani. Bugün ne diyecek acaba diye gözlerine bakıyoruz.Getirdiğim kazak azcık ama azcık lafını bile etmeye değmez bileklerinden aşağıda olursa ‘bu çok büükkkk’ giymem diyor.Yok eğer kazak azcık ama azcık dedim ya lafını bile etmeye değmez yukarıda ise bu çok çüçükkk giymem diyor. Yeşil getiriyorum ben mavi giyeceğim diyor mavi getiriyorum bu sefer başka bir şeye takıyor. Babasının kolonyasını,parfümünü sürmeden asla dışarıya adım bile atmıyor,gelip bir de kendisini koklatıyor.Bir tarzı var beyefendinin kot ya da kadife pantolon asla giymiyor, rahat olduğu için sürekli eşofmanı tercih ediyor.

Geçen gün annem almış iki eşofman,iki kazak Eray’a.Eve geldim ki annem dertli bir türlü denetemedim kıyafetleri dedi. Aaaa neden öyle yaptı ki acaba dedim sonra aldıklarını gördüm.Erayımın tarzına çok uzak şeyler:)Ama hediye sonuçta Ayyy annanen ne güzel giysiler almış gel deneyelim oğlum dedim .Denemem diye çığlık atıyor. Neden denemiyorsun oğlum deme gafletinde bulundum

-Anne men beğenmedim
-Aaaa çok güzel giysiler bunlar annane teşekkür ettin mi?(lafı değiştirmeye çalışan annenin çabaları)
-Hayır anne çok tötü bunlar(yüzünü bir ekşitiyor ki)

dedi.Yakınımda olsa mıncıracaktım da mıncırsan ne olacak.Mıncırılarak büyüyen bir neslin çocuğu değil ki o.....

Pazar günü bizim faaliyet günümüz.Her hafta ne yapacağız diye kafayı yiyorum resmen.Düğmelerden ağaç yapmak bir süredir aklımdaydı.Evde daha önce internetten çıktısını aldığım ağaç vardı.Babası onu kesti Eray boyadı gibi:)Boyarken yarım bıraktı düğmeler onun daha çok ilgisini çekti.Ben devam ettim Eray’ın yarım bıraktığı yerden.Aslında öğretmen tamamlamayın demişti ama öğretmen şunu bilmiyor benim küçükken hiç faaliyetim olmadı ki...Düğmelerin yapıştırılacağı yere sadece yapıştırıcıyı sürdüm bir iki tane gösterdim sonrasını Eray yaptı .Babasına da dedim bu sıpa azcık masa başında otursa ,laf dinlese çok güzel şeyler yapacak da işte.Faaliyete katılması paşa keyfinin o an ki hava durumuna bağlı....

Not:Bizim evde düğme ne gezer.Almaya gittim ufak bir tuhafiyeye seçtim seçtim seçtim bir sor di mi ne kadar diye.Tanesi 25 kuruş dedi kadın.Çüşşşş dedim ama içten içten .Tez zamanda benim bir Eminönü yapmam lazım:))Kuruş demişken hala evde milyonlar konuşuyor çocukta bizden alıştı 10 milyon bu anne dedi. Tez zamanda  bu kavramı da değiştirmeli....

Pazartesi, Aralık 19, 2011

Çakralarımı açıp 12 dilek tuttum-Mim

Hayallerim vardır benim bazısı gerçekleşmesi mümkün olan bazısı gerçekleşmesi mümkün olmayan lakin sadece düşüncesi bile kafam yerinde alaturka oldum ben dedirten.Zaman içinde gerçekleşmesini istediğim listelerim vardır benim asla şu tarih olsun demediğim.Pis ama çok pis bir huyum vardır benim.Bir düşünce,bir istek aklıma düşerse eğer gerçekleşmediği her an yorulduğum,nefes alamadığım.O yüzden beklenti içine girmem ben şu tarih olsun diye.Çünkü

Beklenti demek=Üzüntü demek
Beklenti demek=Kocaman bir hayal kırıklığı

Aklıma düşürmeden zamana bırakmak benim için en iyisi.Neden şimdi bunları yazdım.Çünkü blogunu beğeni ile takip ettiğim sevgili Emine mimlemiş beni.Yeni yılda gerçekleşmesini istediğin 12 dileğini söyleyiver demiş.Kendim için sadece 2012 kısmını değiştiriyorum bazı şeyleri zamana bırakıyorum düşüncelerimin de rotasız bir şekilde gezip yormaması adına.Evet önce ön hazırlık yapıyorum.Yani çakralarımı açıp, evrene göz kırpıp 12 dileğimi kulağına fısıldıyorum ha birde yatmadan önce üç göbek atıyorum.

İlk madde ülkem için.Evet bireysel huzur önemli ama ondan daha önemlisi toplumsal huzur.Hepimiz gördük 2011 yılında ülkemiz ne badireler atlattı.Evlerimizde felaketler olurken yedik,içtik yeri geldi güldük lakin huzur içinde yatabildik mi?Kaygılandık, geleceğimizden endişe ettik.O yüzden ilk dileğim toplumsal huzur, barış ve mutluluk.Sonra töre cinayetleri olmasın,ülkemde kız çocukları okula gönderilsin, hayvanlara eziyet edilerek elde edilen kürkler moda diye omuzlarda taşınmasın illa da taşıyacaklarsa kendi derileri olsun,kadınlara –çocuklara fiziksel-psikolojik şiddet uygulanmasın,hani birde olursa ne güzel olurdu dengeli gelir dağılımı...

Ailem ve sevdiklerim için sağlık.Sağlık olmadan huzur da mutluluk da olmuyor çünkü.Bir de sevdiklerim hep kapsama alanımda olsun.

2011 yılında güzel insanlarla karşılaştım ben yine güzel insanlarla,güzel düşüncelerle karşılaşayım.Biliyorum ki güzel insanlar hayatı kolaylaştırıyor, güzel insanlar hayatı renklendiriyor,güzel insanlar karşı tarafı çoğaltıyor.Bir de derim ki ben hayatımı zorlaştıranlar bu sene ve mümkünse diğer seneler eksilmemek adına benden uzak dursun.Onların alıp götürdükleri sonradan yerine konulamıyor....

Ev borcumuz çabucak bitsin biz rahata erelim:)Çabucak bitsin ki yeni yerlere,yeni kültürlere yeni geleneklere nice to meet you diyerek kucak açalım.Navigasyon ile bir bütün olup benim sırtımda çanta,Erol’un sırtında tontalak ile gezmenin dibine vurup çok güzel anılar biriktirelim

Bak bunun için tarih belirtiyorum(bu sene olsun) Erol bana Fotoğrafçılık kursu hediye etsin ama öncesinde 10 numara bir makine alsın.Ve bu dileğimin en kısa bir biçimde iadeli taahhütlü olmak şartıyla ilgili adrese ulaşmasını bekliyorum.

Kanaviçe ya da dikiş dikmeyi öğrenmek...Bıktım artık çünkü bir gömlek düğmesini bile Erol’un anneme diktirmesinden.Ben yaparım diyorum yo adam beni ezip anneme getiriyor.Sertifikamı alıp Erol’un gözüne sokmak en büyük dileğim.Bir hayal canlanıyor gözümde.İşyerinde öğlen tatilimde kasnağım elimde kapıya sırtımı dönmüşüm pencereye yüzüm dönük kanaviçe işliyorum.Kapı aralanıyor belli bir kültürle büyümüş, Amerikalılarda da eğitim görmüş işverenim Ayla hanım ne yapıyorsun diyor.Hiçççç huzuru işliyorum beynime.....

Tontalağım okulunda faaliyetlere katılsın, evde birlikte faaliyet yapmaya başladığımızda ise hayır anne ders saati değil oyuncak saati demesin istiyorum.Şaka bir yana başarı, mutluluk, huzur,sağlık oğlumun yakasına yapışsın hiç bırakmamasını diliyorum.

Ortaköy de anname yakın deniz gören bir yalı, bebeğe demirlemiş bir yat ne bilim evden yata gidebilmek için bir Touareg (vw grubunda çalışırken başka marka söylemeyelim ayıp olmasın),bir bahçıvan,bir aşçı dersem lütfen inanmayın .Benim için para hiçbir zaman bir amaç olmadı.Para ihtiyaçlarımı giderebilmek ve insanca yaşabilmek için bir araçtı.O yüzden alın teri ile kazandığım işimde dalga geçer gibi değil,insana yakışır bir zam istiyorum yani brüt üzerinde%3,%5 demeden.Ya da en iyisi yeni bir başlangıç yapabilmek için işimden ayrılabilmek için birazcık cesaret.

Biraz daha kendime zaman ayırabilmek ...Eskisi gibi spor yapmak gibi,spor yapıp dinlenmek gibi. Tai box, step vs hiç farketmez toksinlerimden arındıkça ohh be dünya varmış demek..

Annemin de dediği gibi gençliğimin kıymetini bilmek istiyorum....Vakit varken daha hakedene hak ettiği değeri vermek,negatif düşünceleri bertaraf etmek,oyyy bea bu dünyada ben ve benim isteklerim de var arkadaş diyebilmek......

Gardolabım yeni ciciler istiyor sesini duyuyorum.Yeni senede sesine kulak verip yeni pırtılar almak istiyorum.Ama bunu alışverişe gitmeden, daha fazla ertelemeden,avmler de dolaşmadan yapmak istiyorum. Ben var ya ben alışverişten nefret ediyorum.

Bir de evin kendi kendine temizleme özelliği olsun, bir hafta ütü yapmayınca o kadar çoğalmasın diyorum yani ben şimdi çok mu birşey istiyorum.

Şimdi ben bu bu mimi;Fulya,Bahar,Hypo,Nilhan,Sibel,Elif,Bahriye,Otuzundan sonra,Ben kızımın Delisiyim,Bir güzel Çift,Nil,domatessuyu.12 kişiye gönderdim lakin mim cevaplamayı sevmiyorlarsa sorun değil

Not:13. dileğimde bu link verme işinin daha basit bir yöntemi bulunsun istiyorum:)

Cumartesi, Aralık 17, 2011

Aç Tavşan Zıplar

Bugün nöbetçiyim ve tam gün işteyim. Nöbetçi olduğum günleri hiç sevmiyorum. Oğlumun sadece cumartesi-pazarı var uyumak için .O gerçekten çok yorgun.Cumartesi sabah erkenden bizimle yollara düşmesin diye cuma akşamı koştura koştura anneme gidip tontalağı aldık ,babaanneye götürdük ki gece orada kalsın,sabah erkenden uyanmak zorunda kalmasın.Aslında hiç sevmiyorum tontalağı annelere dahi olsa gece bırakmayı, herkes evini yurdunu bilmeli.İşte yüreğim de dayanmıyor uykusuz kalmasına.....

Erol’un fikri geldi yine hazır Eray gece annemdeyken sinemaya gidelim dedi. O da haklı çok yoğun tempomuz var bizim.Biraz es vermek bizimde hakkımız .Hiç bakmamıştık neler var neler yok diye.Seri filmleri var aslında vizyonda onlara gitmek istedik lakin öncesini bilmediğimiz için girmedik.Nicolas Cage filmi takıldı gözümüze hay takılmaz olaydı :)Söyleyeceklerim biraz spoiler içerebilir o yüzden bu filmi seyretmek isteyenler lütfen okumasın.

Yönetmen:Roger Donaldson 
Oyuncular: Nicolas Cage, Guy Pearce, Jennifer Carpenter, January Jones, Donna Duplantier, Irone Singleton, Xander Berkeley, David Jensen, Cullen Moss, Harold Perrineau, Mike Pniewski, J.d. Evermore, Beyza Uz, Kylie Creppel, Monica Acosta, Marcus Lyle Brown, Jason Davis, Wayne Pére, Joe Chrest,
Senaryo: Robert Tannen, Todd Hickey,

Konusu; Will(Nicolas Cage) ingilizce öğretmeni eşi Laura ise müzisyendir,mutlu bir evlilikleri vardır.Laura pravo çıkışı cinsel saldırıya uğrayarak,ağır bir biçimde yaralanır.Olayın gerçekleştiği gece Simon adlı bir adam Will’in yanına gelerek gizli bir örgütün parçası olduğunu isterse onun adına karısına tecavüz eden kişiyi bulup olayı (tecavüzcüyü ortadan kaldırmak) küçük bir iyilik karşısında çözebileceklerini söyler.Bu örgüt kendi adaletini kendi sağla mantılığıyla yola çıkmıştır.Adalete güvenmemektir,ağır ve haksız işlediği için kişisel intikamlarını kendileri gerçekleştirmektedir.Will o gece karar vermesi gerekmektedir mantıklı düşünemediği için teklifi kabul ederek kendini gizli bir örgütün içinde bulur.Her iyiliğin tabiki bir bedeli vardır.Bu örgüt aslında kurban yakınlarından oluşmaktadır.Örgüt üyelerinin parolası 'Aç Tavşan Zıplar'.Her kelime bir savı temsil ediyor artık o kadarını da yazmayayım.

Filmi ben beğenmedim aslında konu güzel lakin konu çok vasat işlenmiş. Dialoglar da durağanlık hakim:) slow motion tadında...Aksiyon sahneleri ise eh işte.Janury Jones filmde çok pasif kalmış.Ne bilim tecavüze uğrayan kadının psikoloji üzerinde hiç durulmamış,çok yüzeysel .Olaydan sonra ki karı-koca diyalogları da inanılmaz yüzeysel.

Erol’a sordum beğendin mi diye yok televizyon filmi bu dedi:)Ablacım bu filmi seyretmeyerek inan bir şey kaybetmedin en azından evcağızında yatarak dinlendin bizim gibi gecenin 01,00 de dışarıda bu film için cirit atmadın...

Not:Nicolas Cage filmine gitmeyeceğim diyorum her seferinde kader ağlarını örüyor bir şekilde ve o filmde buluyorum kendimi bedbaht bir biçimde:)))Bi de bi de ben bugün çalışmak değil düğmelerden oğlumla ağaç yapmak istiyorum, off offf  iyi haftasonları herkese...

Cuma, Aralık 16, 2011

Bir haftanın bilançosu

*Tontalak 14/12/2011 Çarşamba günü ilk defa ata bindi. Çok sevmiş ata binmeyi sadece sıra beklemek istememiş hep bana hep bana diyip huzursuzluk çıkarmış.Akşam koştura koştura eve gittim sordum

-Oğlum bugün nereye gittiniz, ne yaptınız
-ata bindim
-nasıl bindin(evet evet sorunun saçmalığının bende farkındayım heyecanıma verin)
-dıgıdık dıgıdık (ne desin bu soruya çocuk bundan başka)
-peki korktun mu?
-Hayırrrr anneeee( mimikler, bakışlar, seste ki vurgu şu :Neden korkmalıyım anne)
-di mi yani neden korkacaksın ki,

*Tontalak 15/12/2011 Perşembe ilk defa Tutum-yatırım haftasını kutladı okulunda.Geçen hafta Cuma haftalık karnesinde yazıyordu tutum -yatırım haftasını kutlayacağız demişler.O ne be öyle bir hafta mı var demiştim, sonra cümleyi okumaya devam ettim .Eraycım istersen o gün meyve getirebilirsin.Heeee dedim meyveyi okuyunca.Öğretmeni ile konuştuğum bir gün şey cehaletimi mazur görün sizin tutum –yatırım haftası dediğiniz şey bizim hani küçükken kutladığımız Yerli malı haftası mı?Kadın kahkahayı patlattı Evet Ayla hanım o dedi.İyi ki meyve getirebilirsiniz diye yazmışsınız zira ben sadece oradan yakaladım.Zaten resmi adı da Tutum,Yatırım ve Türk Malları Haftası....Oyy küçükken ben kandırılmışım. Akşam yine koştura koştura eve gittim oğluma sordum
-Oğlum okulda bugün kutlama, eğlence var mıydı?
-he heeeee
-Peki eğlendin mi?
-Ebetttt
-Peki neler yaptın
-habur haburrr armut yedim
-Peki Eray yerli malı ne demekmiş:)
-Pastaaaaaaaa(iki kolunu yanlara açıp coşkuyla)

3,5 yaşına daha gelmemiş bir çocuktan bu haftanın anlam ve önemine ait bir konuşma beklemediniz di mi?Bana sorarsanız yerli malı haftası da kuruyemişşş.Bak canım çekti şimdi.


*Bu hafta bir arkadaş tontalak deme artık şu çocuğa dedi..Artık tontalak değil ki? O da bilmiyor ki canım oğlum, güzel oğlum dediğimiz de anne meni öyle sevme, tontonnnn oğlum diye sev meni dediğini.

*Tontalak bu hafta annanesine sanane demiş.Duyunca bu laf hiç hoşuma gitmedi tabii

*Tontalak ile dün akşam evdeki(arabada da oynarız)kareleri,yuvarlakları ve üçgenleri bul oyunu oynuyoruz.Elime dikdörtgen bir şey geçti
-Bak oğlum kare(aman şimdi dikdörtgeni nasıl bilecek dedim)
-cık cık cık o kıre(kare) diiilll anne o didötgen(dikdörtgen) nanam mı?

Yok tamam ben hakettim de sadece cık cıkkk yapması pek fena koydu yani

*Tontalak birkaç haftadır garip yani karanlık çökünce bir telaş alıyormuş oğlumu, annanesinin peşinde sürekli ay geldi anne baba gelmedi annane diyormuş.Arabayı görünce sevinç çığlıkları atıyor oğlum pencerenin arkasından sesini duymuyorum ama arabandan inince görüyorum ne kadar sevindiğini.Lakin kapıyı açınca ı ıhhh diyor neden geldiniz diye üzerimize kapıyı çarpıyor,hızlıca odaya gidip en kuytu köşede gözlerini yere indirmiş kollarını bağlıyor.Oğlum diyoruz ı ıhh diyor.Peki o zaman gideyim ben ne yapayım ki diyorum anneeee gitme gel anne diyip koşarak sarılıyor.Canım acıyor.Bu sahne canımı çok acıtıyor.Dakikada 30 kere beni öpüyor neredeyse hiç nefes almadan anne seni bitirdim ben diyor.Peki diyorum kalkmak için doğrulmaya çalışıyorum luklukklukkkk bak anne teni yine doldurdum diyip yine öpücüklere boğuyor...

Acaba benim oğlum ayı neden bu kadar çok seviyor


*Dün akşam Eray köpek balığı,öncüncek(örümcek),küçük böcek olup annesini korkutuyor.
-Anneeee mennn böceğimmm
-Ayyyyy Eray ben böcekten korkarım
-Ama anne men çücük böceğim
-Olsun oğlum ben küçük böceklerden de korkarım(artık nasıl rol kestiysem, artık çocuğu nasıl etkilediğiysem oskarlık oyunumla)
-Aaaa anne korkma Eray men Erayy( bir yandan da sarılıyor,sırtımı sıvazlıyor)

Çocuğu korkuyla büyütmeyeyim dedim de ne bilim oyun oynuyoruz diye düşünemedim

*Bu hafta Eray’ın annesi evet evet marketteki kız da beni öyle tanımlamıştı.Siz Eray’ın annesiydiniz di mi? Bu tanımlama o akşam tüm kimliklerimi sildi götürdü.Evet dedim güldüm çevresi geniş oğluma kavuşmak için elimdeki poşetler ile eve doğru yol aldım.Bu hafta Eray’ın annesi çok üzgün.Hani birisi dokunsa ağlayacak.Bu sabah telefonda annanesi dokundu yüreğine, seni anlıyorum kızım dedi. Bu hafta tontalak 06,30 da kalkmamak için çok ağladı menim oğlum çok yorgun.

Not:Fotoğraflar bebeliğinde.Hoş Eray'a sorarsanız Erayım bebek olmamış.Küçük bir bebek gördük televizyonda babası bak Eray sende böyle küçüçük bebektin dedi. Babasına çok kızdı, Eray babasına gerçekten çok kızdı.Baba men bebek diildimmmm

Çarşamba, Aralık 14, 2011

Farklı düşüncelerin adamı


Farklı düşüncelerin adamı.....Hani şöyle bir resim vardır kahramanımız yatmıştır iki elini kafasının altına koymuştur gözlerini tavana dikmiştir.Uzun uzun seyretmiştir tavanı bu arada yoğun düşüncelere dalmıştır, hah işte gece uyku tutmayınca bende tam bu resimde ki gibiydim.

Farklı düşüncelerin adamı.... Dün Eray’ın öğretmeni Eray için kullandı bu sözü Eray ‘farklı düşüncelerin adamı’ dedi.Artık Eray’ı sindirmişe benziyordu ya da şöyle diyeyim anlamaya çabalıyordu,ön yargılarını yıkmaya çalışıyordu oğlum hakkında

İki gün önce faaliyetine katılmadı diye bir not geldi merak ettim aradım dün faaliyetlere katılmadığı zaman o ara ne yapıyordu?Başka oyun oynadı dedi,gruptan ayrı olarak.Eğer faaliyet,ders her ne ise işte ona hitap etmezse istemediğini çok net bir biçimde ifade ediyormuş.Beğenmedim men...Müfredat denilen şey Eray için vız gelip tırıs gidiyor anladığım.Özgürlüğüne inanılmaz düşkün dedi, kısıtlanmaya,yönlendirmeye asla gelmiyor,kendi alanına müdahale edilmesine ise tahammül edemiyor diye de devam etti. Bir ördek resmi var herkesle anlaşıyoruz ördeği sarı renge boyamaya karar veriyoruz Eray hayır ben maviye boyayacağım diyor mesela. Cumartesi bir seminer vardı,semineri veren üniversitede ki hocam idi onunla sohbet etme imkanı buldum konuştuk biraz dedi.Bu örneği anlattım o da uyardı çocuklarınızın yaratıcılığını kısıtlamayın bırakın neyi hangi renge boyamak istiyorlar boyasınlar dedi konuşmaya bir süre daha devam etti.Uzun uzun anlattı...

Bu arada Ayla hanım Eray’ın benim gibi bir öğretmen ya da bilindik bir meslek seçmeyeceğine ben çok eminim ve dedi ki siz de buna emin olun.Eray daha çok yaratıcılık isteyen bir meslek sahibi olacak o kadar eminim ki çünkü Eray farklı düşüncelerin adamı....

Ne garip sustum şu ana kadar Eray ile her türlü hayali kurdum ama meslek ile ilgili hiçbir şey düşünmemişim. Öyle bir dileğim de yoktu benim yani farklı bir meslek seçsin,enteresan olsun şöyle olsun böyle olsun diye. Sadece gününün yarısını geçireceği mesleğinde mutlu olsun ilk dileğim.Karizmatik,entresan,sıradan, cool hiçbir önemi yok yeter ki hayatını idame edecek kadar kazanıp lanet okuyarak işine gitmesin.Zaten hiçbir şeyin fazlasını cebimize alıp götüremiyoruz ya gerçek dünyaya...

Biz bu huyunu inat olarak değerlendirdik yada uyumsuzluk.10 gün önce eve ödev verdiler 1 yazması konusunda rehberlik edin.Cümle bu.Evin işlerini birinin döndürmesi gerek babası sen rehberlik et bende gardımı alıp ev işlerine gününü göstereyim dedim..Bir süre sonra sesler geldi salondan Erol sinirlenmiş.Efendim 1 tötü imiş o yüzden kokuz (dokuz) yapacakmış. Erol sürekli önce 1 yazalım sonra 9 yazarız diyor .Yoooo diyor bizim küçük bey men kokuz yapacağım babacimmm.İşin garip yanı bize o kadar saçma geliyor ki hem saçma geliyor hem çocuğu ikna etmeye çalışıyoruz.Çocuğum yani 3 yıl 4 aylık çocuğum kokuz yapmak istiyor hayy bu sisteme diye içten içe söyleniliyor....Babası attı kendini dışarıya ,markete gitti ben oturdum başına anne kokuz yapacağım men,tamam yap oğlum dokuzlar bitince 1 yaparız o zaman .Hayır anne 1 tötü yehii(yedi) yaparız:) Yapılamadı o gün mini mini birler.Ha birde o günden bu güne 1 sayısına takmış vaziyette.O kadar ki babası biricik oğlum, bir tanecik oğlum diye sevdiğinde babacimmm bir tötü döt(dört)tanecik oğlum de diyor.

Hep bir önerisi var, hep bir fikri,sürekli sorgulamaları.Dün akşama arabada fonda içli içli bir şarkı çalıyor .Ortam sessiz ıııhhhh diye seslice içimi çektim.Eray’ın sesiyle kendime geldim.Anne neden ıhhhh yaptın dedi.Hiç oğlum öylesine dedim.Neden anne ıhhhh yaptın.Çocukta haklı durduk yere niye.Oğlum şarkı çalışıyor ya şarkıyı sevdim.Ama sevmedin ı ıhh yaptın niye......

Eray’ın en sık kullandığı kelime ımmm buldum öncesinde parmağını şıklatıyor.Ben bir şey söylüyorum ya hemen bir şey düşünüp ımm buldum şöyle yaparız diyor,yani beni o yönlendirmeye çalışıyor,bu beni bazen çok yoruyor.Peki biz onu yönlendirmeye çalışırken o yani can suyum yorulmuyor mu?

Ben kuzu gibi birşeydim öğretmenim ,annem ne derse onu yapardım,kendi düşüncelerimi kendime saklardım kimsenin kırılmasına üzülmesine dayanamazdım isteklerini kabul ederdim.Ablam öyle değildi o yönlendirmeye asla gelemezdi,özgürlüğüne inanılmaz düşkündü,önce onun düşünceleri idi.Bir yanıyla zordur bu insanlar,çok zordur çoğu zaman anlaşılamazlar hem ben annemin neler çektiğini iyi bilirim:)Siz ister kabul edin ister kabul etmeyin Ayla bu çocuk bana her geçen gün daha çok benziyor dedi teyzesi.Tövbe de kız kalbime mi indireceksin dedim herkes kahkaha attı.

Farklı düşüncelerin adamı dün gece ellerim başımın altında gözlerim tavanda kendimle ilgili de birçok düşüncelere saldı.Bazen nerede hata yaptım ben diye sordum ya zamanında dün gece bir noktada ama sadece bir noktada hatamı da buldum aslında......

Not:Hata derken kendimle ilgili bir hatadan sözetmek istedim .Hatam koyun gibi olmaktı:))

Salı, Aralık 13, 2011

Bir de Tontalaktan dinleyin

Bir gün anne dedi sonra başladı Allahümme salli ala demeye o kadar çok şaşırdım ki...Dua bilmiyor Eray şimdilik dua niyetine her akşam yatmadan Salavat getiriyor çaktırmayın onu dua zannediyor hem niyet önemli di mi?Pijama giyiliyor, süt içiliyor sonrada dua ediliyor:)Buyrun dinleyin

video

Aslında daha güzel okuyor lakin videoya çekildiği için şekilden şekile giriyor:)))

Cuma, Aralık 09, 2011

Keçelerden gelen mutluluk


Blogda yazı yazmaya başladığımda hiç böyle olacağını düşünmemiştim.Yani yazımı yayınlayacak çıkacak, kayıtlarda bulunacaktı.Birileri ses vermeye başladıkça şaşırdım, kimileri ile mailleştik, telefonlaştık, görüştük bu süreçte çok güzel insanlar tanıdım.Ha bazen canım hiç sıkılmadı mı evet sıkıldı lakin güzelliklerin yanında bahsi bile geçmemeli.

Bu güzel insanlardan bir tanesi de yakışıklı Kerem’in annesi Bahriye.Enerjisini bir kere çok seviyorum.Bazı insanlar huzur verir ya insana işte Bahriye benim için o insanlardan.Geçen hafta bir çekiliş yaptı bildiğiniz üzere bende katıldım ve çekiliş bana çıktı ya çok şaşırdım.Çünkü gerçekten benim için ilktir:) Allahım bende de şans varmış demek ki diyip pek bir sevindim.Aslıda bizim santraldeki kız paket gelince benden daha çok sevinmişe benziyordu zannedersin ki paket ona gelmiş.Yooo yooo çarşambadan beri bana bir paket gelecekti gelmedi mi diye günde bilmem kaç kere arayıp rahatsız etmemim bu konuyla hiçbir alakası yok.Perşembe öğlen hediyem gelince kızın yüzünde bir rahatlama ifadesi vardı ya neyse.İşte bazı insanlar birilerini mutlu gördükçe mutlu olabiliyormuş demek :)dedim yanında ayrıldım

Bahriyeciğim çerçeveyi çok ama çok beğendim.Ellerine,emeğine ve güzel yüreğine sağlık.Senin de dediğin gibi içinde çok güzel bir hatıra sakladım.(tontalağımda yakışmış dimi)

Çekiliş demişken zevkle,hayranlıkla izlediğim bir blog var.Nihan’ın blogu.Nihan'ın blogunu izledikçe her seferinde Allahım ne yetenekler var diyorum.Hikayeleri,çizimlerde ki ince düşünülmüş ayrıntıları,renkleri herşeyi ama herşeyi çok seviyorum.Çekilişe bende katıldım.Allah'ın bildiğini kuldan ne saklayayım hediyelerin hepsi güzelde yastıkları ayrı bir sevdim.Pazartesi belli olacak bakalım o yastıklar kime gidecek eğer katılmak isterseniz bir tık

Ben bu haftamı çok mutlu geçirdim,herkese mutlu ama çok mutlu haftasonları....

Not:Çerçevem bu hafta işyerinde sergilenecek daha sonra tontalağımın odasında yerini alacak.Aslında işyerinde daha çok ihtiyacım var ona lakin götüreyim ben onu eve götüreyim:)))Tontalağımda az değil kardan adama nasıl da mayosuyla nispet yapıyor ama....

Perşembe, Aralık 08, 2011

Bu aşkın ömrü hiç bitmez


Dün mutluydum ben.Mutlu olmak için çok büyük nedenlere ihtiyaç duymam.Mesela dün oğlum çok büyümüştü .Tamam yarın oğlum sen ne zaman büyüyeceksin diye başlıklar atacak olabilirim ama dün benim oğlum kocaman adam olmuştu.Terapistin odasına girerken doktora nünaydın(günaydın) dedi herzaman ki gibi, sonra gitti biz söylemeden oturması gereken yere oturdu.Hiç sorun çıkarmadı, doktora oyuncaklarım nerede benim dedi,sürekli sohbet etti yerinden hiç kalkmadı.Doktor önce bir afalladı siz bu çocuğa bir hafta da ne yaptınız dedi.Biliyor musun sizin gibi ailelere bayılıyorum ben diye devam etti. Her söylediğimi yapmaya çalışan,çabalayan......

Bıraktı herşeyi bugün sadece Eray ile sohbet edelim dedi. Ettikçe şaşırdı ,bir hafta da çok hızlanmış lakin çok da hızlanmasın dedi .Devrelerinin karışmaması (bilgi yüklenmesi)adına çok hızlı gitmek de anladığım kadarıyla iyi bir şey değil.Doktor sordu,Eray cevaplandırdı gerçekten huzur dolu bir terapi oldu.Geçen haftayı hatırladım da bu şekilde terapi işe yaramaz ara verelim demişti.Çocuk komut almıyor dediğinde ne yalan söyleyeyim biraz bozulmuştum,sonra ne demek istediğini anlattı,anladım,çok haklıydı.Çünkü bizde roller gerçekten değişmişti.Dün de ara vermeyelim dedi ,bu şekilde ara vermek olmaz bizden daha çok heyecanlıydı ,öyle görünüyordu.Onbeş günde bire indirelim terapiyi dedi.Aslında Eray’ın artık konuşma terapisine ihtiyacı yok gidiyoruz çünkü o kadından çok şey öğreniyorum. Bakalım henüz karar vermedik tabii.

Sonra arabaya oturduk,diğer araba koltuğunu taktığımız için henüz bunu açmaya alışamadı lakin yakındır huzur dolu bir yolculuk yaptık.Babasından istek bir şarkıda bulundu Eray .Sıla dan borç vere şarkısı. Aaaa siz onu boş yere diye biliyorsunuz dimi , doğrusu aslında borç vere...Babası radyodan aradı ama rastlamadı bizde ana oğul borç vere borç vere şarkısını söyleye söyleye geldik yol boyu.Oğlum bize  bu devirde kim borç verir ki dedik güldük hatta.

Akşam Eray’ı almaya anneme gittik herzaman ki gibi.Annanem sanki çeyizi yarın serilecek gibi harıl harıl oyayı yetiştirme derdinde ha bu arada kendisi 80 merdiven dayadı.Bir ara Eray annanemin elindeki bobin mi derler hani kısaca ip işte onu aldı fırlattı.Annanem boşta bulundu sesini yükseltti.Alışık değil kuzum. Bizim, dedelerin evet alışık ama büyük annanesinin ona sesini yükseltmesine hiç alışık değil.Hüngür hüngür ağlamaya başladı ama ne ağlamak nedense içine sindirmedi.Sonra bana geldi iki kollarını açtı sarıldı ve dedi ki

-men çok tötü oldum anne

Bir şey diyemedim ki ben sadece sarıldım.Düşündüm ah bilse ileride daha neler yaşayacak tek derdi keşke büyük annesinin sesini yükseltmesi olsa.Kırık not alacak mesela kendisini başarısız hissedecek,badisiyle kavga edecek, ilk aşkı ilk kalp ağrısını yaşayacak,belki ihaneti görecek ,insanı insan yapan özelliklerden mahrum olanlarla karşılaşacak.İnşallah o zaman da yanında olabilirim tontalağımın ,büyük büyük laflar etmeden sadece yanında olup sarılsam da yeter.

 NoT :Bir oyun oynuyorduk Eray’la bildi bende nereden geldiyse aklıma çak george dedim.Güldü benimle çok dalga geçti.Anne men corç değilim Eray men Eray dediBen bu küçük adama aşığım hiç söyledim mi?Hani aşkın ömrü üç yıldı. 3 yıl 3 ay geçti hala kalbim deli gibi....

Fotoğraf 15 gün önce saç kesiminden,aslında uzun saçı çok yakıştırıyorum oğluma lakin okulda çok terliyor kuzum

Nakış gibi bir faaliyet



O kadar emindim ki o yüzden çocuğumu bile alet ettim. Koca koca harflerle yazacaktım bu faaliyetimiz FENERBAHÇE ye adanmıştır diye, zaten son zamanda çok ihmal etmiştim takımımı bir nevi teşekkürde etmek istedim.Bir plan böyle mi ince işlenir tabii ufakcık bir ayrıntıyı atlamışım sadece YENİLMEK.

Pazar günü düşündük okula faaliyet ne yapalım diye.Artık Eray’ın faaliyetlerine pek yardımcı olmak istemiyoruz ,yanında oturarak ufak tefek şeylere destek verelim dedik.Çiçeği internetten indirdim. Kesme işlemini tontalağım çok sevdiği için kes- yapıştır yapabiliriz dedim.Asil renklerimiz olan sarı-laciverti kullanabiliriz dedim de evde lacivert fon kağıdı yok mavi ile idare ederiz kimseciklerde kusurumuza bakmaz dedim.

Başlamadan önce de tontalağımı kenara çektim bak oğlum yarın babanın çok önemli bir denetimi var,çok sinirli baban ne derse desin kafa sallayıp he diyeceksin tamam mı dedim.Nanam anne dedi. Bugünlük idare edeceğiz oğlum o bizim babamız böyle günlerde birbirimize destek olmalıyız oğlum biz bir aileyiz dedim.Nanam anne dedi. Başladı kesmeye tontalak da verdiği sözü tutmadı sinir küpü olan babasını iyice deli etti.

Neyse kestik ben gösterdim bir sıra sarı bir sıra mavi yapıştıracaksın dedim.Sonra yapıştırma işlemi bitince çiçeğin suratını da kırmızı boyayıp suratını da Galatasaray’a ithaf  edecektik arkasından da kırmızı sana çok yakışıyor şarkısını raks ede ede söyleyecektik .Yani resmen nakış işler gibi planı da faaliyeti de işledik.Başta da dediğim gibi sadece bir ayrıntıyı atlamışım canım o kadar kusur bütün nakışlarda olurJ

Liderliği kaptırdık lakin yine lider olur benim Fenerbahçem ben umutluyum ,tontalığımın bu emeğini maaile olarak yine de biz takımımıza adıyoruz.Sonuçta biz pazara kadar değil mezara kadar Fenerbahçeliyiz.

80 yaşındaki annanem Galatasaraylı aslında ana-baba tarafım,tüm sülalem Galatasaraylı .Neyseki tüm sülalede mantıklı düşünen iki kişi çıkmış(ablam ve ben) da doğru olan Fenerbahçenin yolunu bulmuşuz.Neyse annanem akşam tontalağı sıkıştırıyor en büyük Galatasaray de bakayım dedirtmeye çalışıyor.Artık dünya öyle bir hal aldık ki mirim insan en sevdiklerine  bile arkasını dönemiyor :)

 Bir daha ki faaliyetimizde görüşmek ümidiyle esen kalın.


Çarşamba, Aralık 07, 2011

Gerçekler nerde hüzünler çoğalmış-Mim yazısı

Kural1; Ödülü veren kişiye teşekkür ediyoruz ve bloğun linkini veriyoruz.

Beni mimleyerek bazı gerçekleri burada anlatmama vesile olan ve ortada sır- mır bıraktırmayan sevgili babaya öncelikle teşekkür ederim.Bakalım neler varmış:)

*Bu zamana kadar hep yanlış bildiğim bir gerçeği paylaşmak istedim öncelikle. Yıllar yılı o lacivert vazoyu sen kırdın dedi ablam.İnandım.Ablamdı sonuçta.İnsan ablasına güvenmezde kime güvenir.O kadar güvendim ki anneciğime bile sorma ihtiyacı hissetmedim.Ben daha küçüktüm o kadar net hatırlamıyordum ablamın hafızası fil gibidir ya olayı deşmedim.Maaile güle oynaya yenen bir akşam yemeğinde(geçen hafta) vitrinin en nadide vazosuna konu nasıl geldiyse geldi ,kırmışım işte dedim.Annem ne kırması sen kırmadın ki o vazoyu ablan kırdı dayak yememek için senin üstüne atmaya çalıştı lakin tüm deliller ablanı gösteriyordu dedi. Ablam pişmiş kelle gibi sırıtıyordu.Bu zamana kadar kandırılmışım.Yıkıldım.

*İtiraf ediyorum evet gelin kimliğimi aldığımdan beri bayramlardan hoşlanmıyorum.Arife günü hatta çok geriliyorum.Bekarken çok severdim,çok eğlenirdim.Annem börek yapardı ben yerdim annem baklava açardı ben göbek atardım, annem dolma sarardı ben hayal kurardım. Siz oturun ben herşeyi yaparım derdi, akrabalarla hoşsohbet bayram geçirirdik.Şimdi en büyük kardeşin gelini olunca sıralama değişti ben bir, köle İsaura 2.

*Orta karar,orta denge,eh işte gibi kavramlar bende yoktur.Ya iyiyimdir ya çok kötü, ya çok mutluyumdur ya çok mutsuz ya çok siyahım ya çok beyaz.Sevdim mi tam severim sildim mi bir kalem de gibi yani. Damar yolu bir türlü açılamayan hastanede ki oğlum için deli gibi bahçede koşabilirim höykürü höyküre ağlayabilirim kimseyi tınlamam.Mutluysam küçük bir çocukla herkesin içinde sek sek oynayıp ip atlayabilirim tamam tamam yakar top bile oynarım ayyyy tutmayın beni...

*Dünya dönüyor sonuçta, şartlar değişiyor,hayat şartlara göre şekilleniyor, ee hanimiğnesi de durduğu yerde durmuyor .Dün ile bugünüme baktığımda çok değişmiş olduğumu görüyorum..Değişimim beni korkutuyor. Karşılaştığım ben den hoşlanacak mıyım hoşlanmayacak mıyım düşüncesi ürkütüyor

*Bazı insanların dilinin kemiği yoktur hani ki o insan profilinden hiç hazetmem.İnsanları kırmaktan inanılmaz çekinirim.Bazı insanları kırmak istemediğimden bazı insanlarla ise ne uğraşacağım bea diyip direkt Allah’a havale ettiğimden lafları ile rahatsız ettiklerinde genelde susarım.Ben bir melek değilim ya sonuçta benimde düşüncelerimin kemiği yoktur ha bu da herkesçe biline kısaca sadece düşünürüm..Geçen gün öğretmeni aradı Eray’ın

-Ayla hanım Eray’a bir şey mi içiriyorsunuz iki gündür çok enerjik
-Yok anam babam ne içirmesi direkt damardan veriyoruz,

*Kendimi durduramıyorum.Nasıl yani demeyin nasıl yazıldıysa öyle durduramıyorum.Uzun bir süre önce farkettim bunu.Dinlenemiyorum diye sürekli konuşuyorum lakin kendimin dinlenmesine izin vermiyorum. Oğlumla ödevler bittiyse iş yaparım iş bittiyse yemek.Az biraz vakit kaldıysa dur televizyonun karşısına geçip ayaklarımı uzatayım derim lakin iki saniyemi almaz ay dur kurabiye yapayım der ayağa kalkarım bu durum geceye kadar devam eder.Ha birde aklıma yapılacak bir şey düştüyse asla onun düşüncelerimde gezmesine izin vermem ,yorar beni tıpkı bu mim gibi:)

*Çok hassas ve kırılgan görünürüm de aslında çok güçlü ve dayanıklıyımdır.Sadece bunu yazdığıma inanamıyorum bazı geceler Eray’ı seyrederim .Bazen bir anne olarak kendimi çok yetersiz ve eksik hissettiğim için başında ağlarım.

Bende bu mimi;Nilhan(kesin mimlemişlerdir seni),Abide,Sibel,Bahriye,Sevgi ve Filiz'e paslıyorum.Eğer tabii cevaplamak isterlerse....

Not:Benim için bir klasiktir. Mimlendiğim zaman Erol’a sorarım.Benim hakkımdaki gerçekler sence neler dedim. Immm dedi seni E.Ö ve E.S olarak iki döneme ayırmamız lazım bu soruyu cevaplandırmam için dedi. E.Ö ve E.S nasıl yani dedim.Eraydan Önce ve Eraydan Sonra demek dedi ve devam etti. Eraydan önce kafa dengiydin şuraya gidelim derdim giderdik şunu yapalım derdim yapardık ama artık öyle değilsin dedi.Öylece baktım. Şimdi ben çocukla Tophaneye nargile içmeye gece vakti nasıl gideyim ya da hadi balık çekti canımız diyerek çocuğun uykusunu bölüp Eminönüne balık ekmek yemeğe....Ama yine ben kafa dengiyim demek istedim demedim sadece şartlarımız değişti Erol bey şartlarımız...

*Gerçekler nerde hüzünler çoğalmış bir şarkı sözü

Pazartesi, Aralık 05, 2011

Eray'ın objektifinden


Biz doğduğu günden beri söylediğimiz laflara çok dikkat edelim,lafları seçerken acaba darılır mı, kendini başarısız mı hisseder diye eğilip bükülelim peki o ne yapsın

Avm gezimiz sırasında bir dondurmacıya girilir bir güzel dondurma yenir babası da bir yandan Eray’ın yarım bıraktığı bardaktaki mısırı yemektedir .Adamcağız bir mısır tanesini sadece bir mısır tanesi yere düşürür.Tontalak

-Yavaş ye baba yavaş yere döktün diye dondurmacı da avaz avaz bağırıp babasını rezil etti

Hep kendi fikri olsun istedim lakin kendi fikirlerini söylerden de üslubuna özen göstersin diye de örnek davranışlarda bulunduk yani bulunduğumuzu düşünmekle ne kadar yanılmışım:)

Babaannesi hasta olan gelinine iki kap yemek pişirmiş geçmiş olsuna gelmiştir. O ara saçlarını açıp bak hint kınası ile boyadım ama pişman oldum beğenmedim demiş gelini şok geçirmiştir.Pamuk gibi olan saçları ki o rengi çok severim garip bir renge bürünmüştür. Eee kırmak da istememektedir. Tamam tamam kayınvalidesinin gazabına uğramaktan korkmaktadır:)Anne fena olmamış üzülme hem bilirsin ben beyaz saçı daha çok severim ama bu da fena değil ,değişiklik olmuş senin için derken daha lafını bitirmeden tontalak odaya girmiştir

Ayyy bebe çokkkkk tötü olmuş.Bebe çokkkkkk tötü olmuş(nasıl kaşlar çatık baş iki yana sallanıyor)Beyaz saçı goy  yerine bebe beyaz saç güzel .Bebe bu çokkk tötü olmuş.(20 kere vardır söyledi kadının yüzüne bam bamm bam diye)

Eskiden her türlü severdim tontalağım hiç itiraz etmezdi.Şimdi herşeye bir kulp takıyor beyefendi

-Tontalağım seni yerim ben yerrrrr
-Anne ben mama değilim

Herşeyin farkında ve bazı şeyleri lehine çevirmek için sürekli bir uğraş halinde
Annesi ortalığı toplamaktadır, baba tontalağın pijamasını giydirmektedir.Kimsenin çıt ettiği yoktur lakin tontalak  bu hareketliliğin ne anlama geldiğini  iyi bilmektedir.

-Anne uyku saati geldi AMA benim çok uykum yok
-Olan kadar uyuruz Eray bizde
-offf anne

Haftasonu faaliyet yaparken fotoğraf çekecektim.Fotoğraf makinesi Eray'a yasak,ellemez.Yanıma geldi bende çekeceğim dedi.Hayır biraz daha büyüdüğünde dedim.Normalde giderdi bende boşta bulundum birden elimden çekti.Bende elinden almadım biliyorum kriz çıkacak sadece bak bu düğmeye basacaksın dedim o kadar.Şimdi fotoğraflar Eray'ın objektifinden



Babası her zaman ki gibi huysuz ödev yapıyor diye:)Evin dağınıklığına bakmayın sonuçta faaliyet yapıyoruz biz birazdan oda pırıl pırıl olacak:)

Eray'ın objektifinden bisikleti

Eray'ın objektifinden çalışma masası



Eray'ın bakışıyla salon kapısı:)Çocuk olmak gerçekten çok zor

Not:Okuldan öğrenmiş galiba herşeyin bir saati var.Elimde süt görürse eğer şimdi süt saati anne diyor.Sofra kurduğumuz görürse şimdi yemek saati,banyo ettirirken şimdi bıcı bıcı saati, çalışma masasının ortaya geldiğini görürse şimdi ders saati, dersten sıkılırsa eğer diyor ki evet şimdi oyun saati.....

Cuma, Aralık 02, 2011

Kokteyl

Her Çarşamba saat 06,15 gibi kalkıyor Eray tabii biz daha önce.06,30 da kahvaltımızı da alıyoruz çıkıyoruz yollara.Eray uykusunu alamamasından ötürü her çarşamba çok huysuz oluyor.60 km gittikten sonra varıyoruz gideceğimiz terapistin odasına.Randevuyu 08,00 alıyoruz ki 11,00 gibi işte olalım.İki terapidir kadına kök söktürdü.

Doktor çocuğun algısı çok ileri de lakin komut almıyor dedi.Almamasının sebebi de her istenilen yapılması, hayır denilen şeye sonradan evet denilmesi gibi bir sürü sebebi var.Eğer bir soruyu cevaplamak istemiyorsa zinhar cevaplamıyor başka konu açıyor da açıyor lakin o soruyu asla cevaplamıyor, terapisti bile yönlendirmeye çalışıyor.Haftaya bir kere daha yapalım sonra 1 ay mola verelim ,siz evde bu komut alma işini halledin dedi. Hı hı dedik de o süre sonunda büyük ihtimalle devam etmeyeceğiz zaten yaşıtları kadar olmasa da herkesin anlayacağını kadar konuşmaya başladı tontalağım.Birde çok yorulduk biz ailecek.O saate olması sebebiyle Eray hep huysuz gidiyor terapiye,yollarda da çok yoruluyor.Bakalım bir ay geçsinde.

Çarşamba sabahı kötü kalktım gece reflüm azdı yine mide asidi ses tellerime de vurdu sesim kısık kalktım.Nerdeyse 1 haftadır çok az uykuyla işe geldim bu sebepten ötürü.Kimseye de diyemiyorum midem çok kötü diye.Tedaviyi yarıda kestim ya ilaçları içmedim diye lafları ile beni dövüyorlar tüm sevdiklerim eee haklılar ki ben ne diyeyim.

Midem de yok yok doktorum da aynen böyle demişti.O gün birde mide bulantısı eşlik etti ses kısıklığına ha birde öksürük.Terapi dönüşü araba koltuğunu açmayı beceren oğluma yalvarıyorum lüften dur diye.En son arkadan babasının gözlerini bağlıyordu elleriyle.Çok uykusuzum,ağrım çok, her yanım kırılıyor,huysuzum sadece ağlamaya başladım ama öyle böyle değil dolu dolu.Eray yaramazlık yapmayı bıraktı Ne oldu anne  dedi. Yok oğlum sadece yorgunum dedim. Geldi kolumu sıvazladı HADİ ANLAT dedi. Güldüm.Anlatacak bir şey yok ki ben çok yoruldum bir de sen araba da böyle yapınca daha çok yoruluyorum dedim. Nanam dedi yine kolumu sıvazladı GEÇTİ dedi.Birbirimize sarıldık azcık nefes aldık.

İşe geldim galiba tüm hafta gece uyumamam, sabah işe gel sonra akşam ki tempo vücut yorgun düştü, hastalandım.Çarşamba izin aldım 13,00 de gidiş o gidiş bu sabah gelebildim daha ben bu yaşıma geldim böyle hastalık bilmedim.En son sezeryan olduğumda serum yemiştim zaten o da ilkti.Sonra dün yedim.Kokteyl gibi bir şey hazırladılar.Mide bulantısı için bir ilaç, ağrı kesici, vitamin, bir şey daha vardı bak unuttum saldılar serumun içine.Nasıl bir şeyse bir saat sonra zınk diye kalktım. Ahh o karışımın formülü bende olacaktı ki dedim.Sadece boğazım kötü, ses hala kısık bugün işe gelmeliydim genel durumum iyi sonuçta dedim ayağa kalktım

Tontalak gece yanımıza gelmek için bin numara çeviriyor en sonra evde kurt var baba dedi birde üstelik uludu.Aman dedim kurt bile böyle güzel ulumuş mu?Babamız ben kurtun ellerini bağladım hadi yat oğlum dedi.Immm dedi bu sefer anne gölge var gölge.Gölgeyi halletsek Pepee aç diyor, Pepeeyi halletsek çişi geliyor, çiş mevzunu halletsek gecenin köründe annaneye gidelim diyor.Bu saatte anneye gidilir mi oğlum desek peki o ne diyor.

O zaman babaanneye gideriz diyor.

Not:Sabah gelir gelmez birkaç bloga baktım.İki gündür okumadım ya özlemişim.Herkesi maalesef ziyaret edemedim çok iş var bugün.Bahriyeciğim elleriyle hazırladığı hediye bize gelecekmiş.Çok mutlu oldum.Şimdiden çok teşekkür ederim,